DOLAR
32,5004
EURO
34,6901
ALTIN
2.496,45
BIST
9.693,46
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Az Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
22°C
Salı Az Bulutlu
24°C
Çarşamba Az Bulutlu
22°C
Perşembe Açık
21°C

7. Süre: A’raf Süresi Toplam 206 Ayet Meali

7. Süre: A’raf Süresi Toplam 206 Ayet Meali

A’raf Süresi toplam 206 ayettir ve Kur’an’da 7. süredir

A’raf Süresi 1. Ayet Meali: Elif, Lam, Mim, Sad.

A’raf Süresi 2. Ayet Meali: (Bu), kendisiyle insanları uyarman, inananlara öğüt vermen için sana indirilen bir kitaptır. Artık bu hususta kalbinde bir darlık olmasın.

A’raf Süresi 3. Ayet Meali: Rabbinizden size indirilene uyun. O’nu bırakıp da başka dostların peşlerinden gitmeyin. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!

A’raf Süresi 4. Ayet Meali: Nice memleketler var ki biz onları helak ettik. Azabımız onlara geceleyin yahut gündüz istirahat ederlerken geldi.

A’raf Süresi 5. Ayet Meali: Azabımız onlara geldiğinde çağırışları “Biz gerçekten zalim kişilermişiz” demelerinden başka birşey olmadı.

A’raf Süresi 6. Ayet Meali: Elbette kendilerine Peygamber gönderilen kimseleri de, gönderilen Peygamberleri de mutlaka sorguya çekeceğiz!

A’raf Süresi 7. Ayet Meali: Ve onlara, tam bir bilgi ile mutlaka anlatacağız. Biz, onlardan uzak değiliz.

A’raf Süresi 8. Ayet Meali: O gün tartı haktır. Kimin tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

A’raf Süresi 9. Ayet Meali: Kimin de tartıları hafif gelirse, işte onlar, ayetlerimize karşı haksızlık ettiklerinden dolayı kendilerini ziyana sokanlardır.

A’raf Süresi 10. Ayet Meali: Sizi yeryüzüne Biz yerleştirdik, orada size geçim vasıtaları yarattık; öyleyken ne de az şükrediyorsunuz

A’raf Süresi 11. Ayet Meali: Andolsun sizi yarattık, sonra size şekil verdik, sonra da meleklere, Adem’e secde edin diye emrettik. İblisin dışındakiler secde ettiler. O secde edenlerden olmadı.

A’raf Süresi 12. Ayet Meali: Allah buyurdu: Ben sana emretmişken secde etmekten seni alıkoyan nedir? İblis: Ben ondan daha üstünüm. Çünkü beni ateşten yarattın, onu da çamurdan yarattın dedi.

A’raf Süresi 13. Ayet Meali: Allah: Öyle ise, in oradan. Orada büyüklük taslamaya hakkın yoktur. Çık! Sen aşağılıklardansın buyurdu.

A’raf Süresi 14. Ayet Meali: İblis; Bana insanların tekrar dirilecekleri güne kadar mühlet ver dedi.

A’raf Süresi 15. Ayet Meali: Allah; Haydi, sen mühlet verilenlerdensin buyurdu.

A’raf Süresi 16. Ayet Meali: İblis dedi ki: Öyle ise beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım.

A’raf Süresi 17. Ayet Meali: Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen, onların çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın dedi.

A’raf Süresi 18. Ayet Meali: Allah buyurdu: Haydi, yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık. Andolsun ki, onlardan kim sana uyarsa, sizin hepinizi Cehenneme dolduracağım

A’raf Süresi 19. Ayet Meali: Ey Adem! Sen ve eşin Cennette yerleşip, dilediğiniz yerden yiyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın! Sonra zalimlerden olursunuz.

A’raf Süresi 20. Ayet Meali: Derken Şeytan birbirine kapalı ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara vesvese verdi ve Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya ebedi kalanlardan olursunuz diye yasakladı dedi.

A’raf Süresi 21. Ayet Meali: Ve onlara; Ben gerçekten size öğüt verenlerdenim diye yemin etti.

A’raf Süresi 22. Ayet Meali: Böylece onları hile ile aldattı. Ağacın meyvesini tattıklarında ayıp yerleri kendilerine göründü ve Cennet yapraklarından üzerlerini örtmeye başladılar. Rableri onlara: Ben size o ağacı yasaklamadım mı ve Şeytan size apaçık bir düşmandır demedim mi? diye nida etti.

A’raf Süresi 23. Ayet Meali: Adem’le eşi dediler ki: Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.

A’raf Süresi 24. Ayet Meali: Allah: Birbirinize düşman olarak inin, sizin için yeryüzünde bir süreye kadar yerleşme ve faydalanma vardır buyurdu.

A’raf Süresi 25. Ayet Meali: Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan çıkarılacaksınız dedi.

A’raf Süresi 26. Ayet Meali: Ey Ademoğulları! Size ayıp yerlerinizi Örtecek kıyafet, süslenecek elbise yarattık. Takva elbisesi işte o, daha hayırlıdır. İşte bunlar, Allah’ın ayetlerindendir. Belki düşünüp öğüt alırlar.

A’raf Süresi 27. Ayet Meali: Ey Ademoğullan! Şeytan, ana-babanızın, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak, Cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatmasın. Çünkü o ve kabilesi, sizin kendilerini göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz Şeytanları, inanmayanların dostları kıldık.

A’raf Süresi 28. Ayet Meali: Onlar bir kötülük yaptıkları zaman; Babalarımızı bu yolda bulduk. Allah da bize bunu emretti derler. De ki: Allah kötülüğü emretmez. Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?

A’raf Süresi 29. Ayet Meali: De ki: Rabbim adaleti emretti. Her secde ettiğinizde yüzlerinizi O’na çevirin ve dini yalnız Allah’a has kılarak O’na yalvarın. İlkin sizi yarattığı gibi yine O’na döneceksiniz

A’raf Süresi 30. Ayet Meali: O, bir grubu doğru yola iletti, bir gruba da sapıklık müstahak oldu. Şüphesiz onlar, Allah’ı bırakıp Şeytanları kendilerine dost edindiler. Böyle iken kendilerinin doğru yolda olduklarını sanıyorlar.

A’raf Süresi 31. Ayet Meali: Ey Ademoğullan! Her secde edişinizde güzel elbiselerinizi giyin, yiyin, için, fakat israf etmeyin, şüphesiz Allah israf edenleri sevmez

A’raf Süresi 32. Ayet Meali: De ki: Allah’ın kulları için yarattığı süsü ve temiz rızıkları kim haram kıldı? De ki: Onlar, dünya hayatında, özellikle kıyamet gününde müminlerindir. İşte, bilen bir topluluk için ayetleri böyle açıklıyoruz

A’raf Süresi 33. Ayet Meali: De ki: Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri; günahı ve haksız yere tecavüzü, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi Allah’a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.

A’raf Süresi 34. Ayet Meali: Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar, ne de bir an ileri gidebilirler.

A’raf Süresi 35. Ayet Meali: Ey Ademoğulları! Size kendi içinizden ayetlerimi anlatacak Peygamberler gelir de kim sakınır ve kendini ıslah ederse, onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

A’raf Süresi 36. Ayet Meali: Ayetlerimizi yalanlayanlar ve büyüklenip onlardan yüz çevirenler var ya, işte onlar Cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

A’raf Süresi 37. Ayet Meali: Allah’a iftira eden, ya da O’nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Onların kitaptaki nasipleri kendilerine erişecektir. Sonunda elçilerimiz gelip canlarını alırken: Allah’ı bırakıp da tapmakta olduğunuz ilahlar nerede? derler. Onlar da; Bizden kaybolup gittiler derler ve kafir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederler.

A’raf Süresi 38. Ayet Meali: Allah buyuracak ki: Sizden önce geçmiş cin ve insan toplulukları arasında siz de ateşe girin. Her ümmet girdikçe yoldaşlarına lanet edecekler. Hepsi birbiri ardından orada toplanınca, sonrakiler öncekiler için: Ey Rabbimiz! Bizi işte bunlar saptırdılar! Onun için onlara Cehennem ateşinden kat kat azap ver diyecekler. Allah da; Zaten her biri için kat kat azap vardır, fakat siz bilmezsiniz diyecektir.

A’raf Süresi 39. Ayet Meali: Öncekiler de sonrakilere derler ki: Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. O halde siz de yaptıklarınıza karşılık azabı tadın!

A’raf Süresi 40. Ayet Meali: Bizim ayetlerimizi yalanlayıp da onlara karşı kibirlenmek isteyenler var ya, işte onlara gök kapıları açılmayacak ve onlar, deve iğne deliğine girinceye kadar Cennete giremeyeceklerdir. Suçluları işte böyle cezalandırırız.

A’raf Süresi 41. Ayet Meali: Onlar için Cehennem ateşinden döşekler, üstlerine de örtüler vardır. İşte zalimleri böyle cezalandırırız.

A’raf Süresi 42. Ayet Meali: İnanıp da iyi işler yapanlara gelince -ki hiç kimseye gücünün üstünde bir vazife yüklemeyiz- işte onlar Cennet ehlidir. Orada ebedi kalacaklar.

A’raf Süresi 43. Ayet Meali: Onların altlarından ırmaklar akarken, kalplerinde kinden ne varsa hepsini çıkarıp atarız. Ve onlar derler ki: Bizi bu nimete kavuşturan Allah’a hamdolsun, Allah bizi doğru yola iletmeseydi kendiliğimizden doğru yolu bulacak değildik. Hakikaten Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişler. Onlara: İşte size Cennet; yapmış olduğunuz iyi amellere karşılık ona varis kılındınız diye seslenilir.

A’raf Süresi 44. Ayet Meali: Cennet ehli, Cehennem ehline: Biz Rabbimizin bize vaad ettiğini gerçek bulduk, size de Rabbinizin size vaad ettiğini geçek buldunuz mu? diye seslenir. Evet derler. Ve aralarından bir tellal; Allah’ın laneti zalimlerin üzerine olsun diye bağırır.

A’raf Süresi 45. Ayet Meali: Onlar, Allah yolundan alıkoyan ve o yolun eğri olmasını isteyen zalimlerdir. Onlar ahireti de inkar edenlerdir.

A’raf Süresi 46. Ayet Meali: İki taraf arasında bir sur ve A’raf üzerinde de herkesi simalarından tanıyan adamlar vardır. Bunlar henüz Cennet’e giremedikleri halde girmeyi umarak, Cennet ehline: Selam size diye seslenirler.

A’raf Süresi 47. Ayet Meali: Gözleri Cehennem ehli tarafına döndürülünce de: Ey Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğu ile beraber bulundurma derler.

A’raf Süresi 48. Ayet Meali: (Yine) A’raf ehli simalarından tanıdıkları birtakım adamlara seslenerek derler ki: Ne çokluğunuz ne de taslamakta olduğunuz büyüklük size hiçbir yarar sağlamadı.

A’raf Süresi 49. Ayet Meali: Allah’ın, kendilerini hiçbir rahmete erdirmeyeceğine dair yemin ettiğiniz kimseler bunlar mı?” (ve Cennet ehline dönerek): Girin Cennete; artık size korku yoktur ve siz üzülecek de değilsiniz (derler).

A’raf Süresi 50. Ayet Meali: Cehennem ehli, Cennet ehline: Suyunuzdan veya Allah’ın size verdiği rızktan biraz da bize verin! diye seslenirler. Onlar ise Allah bunları kafirlere haram kılmıştır, derler.

A’raf Süresi 51. Ayet Meali: O kafirler ki, dinlerini bir eğlence ve oyun edindiler de dünya hayatı onlan aldattı. Onlar, bu günler ile karşılaşacaklarını unuttukları ve ayetlerimizi bile bile inkar ettikleri gibi biz de bugün onları unuturuz

A’raf Süresi 52. Ayet Meali: Andolsun biz onlara bir kitap indirdik. Onu inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olarak bilgi üzere uzun uzun açıkladık.

A’raf Süresi 53. Ayet Meali: Onlar onun tevilinden başka bir şeyi mi bekliyorlar? Tevili geldiği gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: Doğrusu Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişler. Şimdi bizim şefaatçilerimiz var mı ki bize şefaat etsinler veya (dünyaya) geri döndürülmemiz mümkün mü ki yapmış olduğumuz amellerden başkasını yapalım? Onlar gerçekten kendilerine yazık ettiler ve uydurdukları şeyler (putlar) de kendilerinden uzaklaşıp kayboldular.

A’raf Süresi 54. Ayet Meali: Şüphesiz sizin Rabbiniz gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş’a istiva eden Allah’tır. Geceyi, durmadan kendisini kovalayan gündüze bürüyüp örter. Güneşi, ayı ve yıldızları emrine boyun eğmiş durumda yaratan Allah’tır. Bilesiniz ki, yaratmak da emretmek de O’na mahsustur. Alemlerin Rabbi Allah ne yücedir.

A’raf Süresi 55. Ayet Meali: Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilesiniz ki O, haddi aşanları sevmez.

A’raf Süresi 56. Ayet Meali: Islah edilmesinden sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah’a korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Muhakkak ki iyilik edenlere Allah’ın rahmeti çok yakındır.

A’raf Süresi 57. Ayet Meali: Rüzgarları rahmetinin önünde müüdeci olarak gönderen O’dur. Sonunda rüzgarlar ağır bulutları yüklenince onları ölü bir memlekete sevk ederiz. Orada su indirir ve onunla türlü türlü meyveler çıkarırız. İşte ölüleri de böyle çıkaracağız. Her halde bundan ibret alırsınız.

A’raf Süresi 58. Ayet Meali: Rabbinin izniyle güzel memleketin bitkisi, güzel çıkar, kötü olandan ise faydasız bitkiden başka bir şey çıkmaz. İşte biz, şükreden bir kavim için ayetleri böyle açıklıyoruz.

A’raf Süresi 59. Ayet Meali: Andolsun ki Nuh’u elçi olarak kavmine gönderdik de dedi ki: Ey kavmim! Allah’a kulluk edin, sizin ondan başka ilahınız yoktur. Doğrusu ben, üstünüze gelecek büyük bir günün azabından korkuyorum.

A’raf Süresi 60. Ayet Meali: Kavminden ileri gelenler dediler ki: Biz gerçekten seni apaçık sapıklık içinde görüyoruz.

A’raf Süresi 61. Ayet Meali: Dedi ki: Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yoktur. Ben ancak alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim.

A’raf Süresi 62. Ayet Meali: Size Rabbimin vahyettiklerini duyuruyorum, size öğüt veriyorum ve ben sizin bilmediklerinizi Allah’tan gelen vahiy ile biliyorum.

A’raf Süresi 63. Ayet Meali: Sakınıp da rahmete nail olmanız ümidiyle, içinizden sin uyaracak bir adam vasıtasıyla Rabbinizden size bir zikir gelmesine şaştınız mı?

A’raf Süresi 64. Ayet Meali: Onu yalanladılar, biz onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk! Şüphesiz onlar kör bir millettiler.

A’raf Süresi 65. Ayet Meali: Ad kavmine de kardeşleri Hud’u gönderdik. O, dedi ki: Ey kavmim! Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. Hala sakınmayacak mısınız?

A’raf Süresi 66. Ayet Meali: Kavminden ileri gelen kafirler dediler ki: Gerçekten biz seni bir beyinsizlik içinde görüyoruz, ve gerçekten seni yalancılardan sanıyoruz.

A’raf Süresi 68. Ayet Meali: Ey kavmim! dedi, ben de herhangi bir beyinsizlik yoktur; fakat ben alemlerin Rabbinin gönderdiği bir elçiyim.

A’raf Süresi 68. Ayet Meali: Size Rabbimin vahyettiklerini, gönderdiği gerçekleri duyuruyorum ve ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm.

A’raf Süresi 69. Ayet Meali: Sizi uyarmak için içinizden bir adam vasıtasıyla Rabbinizden size bir zikir gelmesine şaştınız mı? Düşünün ki O sizi, Nuh kavminden sonra onların yerine getirdi ve yaratılışta sizi onlardan üstün kıldı. O halde Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz.

A’raf Süresi 70. Ayet Meali: Dediler ki: Sen bize tek Allah’a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakmamız için mi geldin? Eğer doğrulardan isen, bizi tehdit ettiğin azabı bize getir.

A’raf Süresi 71. Ayet Meali: Hud dedi ki: Üzerinize Rabbinizden bir öfke ve gazap inmiştir. Haklarında Allah’ın hiçbir delil indirmediği, sadece sizin ve atalarınızın taktığı isimler hususunda benimle tartışıyor musunuz? Bekleyin öyleyse, şüphesiz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!

A’raf Süresi 72. Ayet Meali: Onu ve onunla beraber olanları rahmetimizle kurtardık ve ayetlerimizi yalanlayıp da iman etmeyenlerin kökünü kestik.

A’raf Süresi 73. Ayet Meali: Semud kavmine de kardeşleri Salih’i gönderdik. Dedi ki: Ey kavmim! Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir delil gelmiştir. İşte o da, size bir mucize olarak Allah’ın şu devesidir. Onu bırakın, Allah’ın arzında yesin, ona kötülük etmeyin, sonra sizi acıklı bir azap yakalar.

A’raf Süresi 74. Ayet Meali: Düşünün ki, Allah Ad kavminden sonra, yerlerine sizi getirdi. Ve yeryüzünde sizi yerleştirdi: Onun düzlüklerinde saraylar yapıyorsunuz, dağlarında evler yontuyorsunuz. Artık Allah’ın nimetlerini hatırlayın da yeryüzünde fesatçılar olarak karışıklık çıkarmayın.

A’raf Süresi 75. Ayet Meali: Kavminin ileri gelenlerinden büyüklük taslayanlar, içlerinden zayıf görülen inananlara dediler ki: Siz Salih’in, Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz? Onlar da; Şüphesiz biz O’nunla ne gönderilmişse ona inananlarız dediler

A’raf Süresi 76. Ayet Meali: Büyüklük taslayanlar da dediler ki: Biz de sizin inandığınızı inkar edenleriz.

A’raf Süresi 77. Ayet Meali: Derken o dişi deveyi, ayaklarını keserek öldürdüler ve Rablerinin emrinden dışarı çıktılar da: Ey Salih! Eğer sen gerçekten Peygamberlerdensen bizi tehdit ettiğin azabı getir dediler.

A’raf Süresi 78. Ayet Meali: Bunun üzerine onları o sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü donakaldılar

A’raf Süresi 79. Ayet Meali: Salih; Ey kavmim! Ben size Rabbimin mesajlarını tebliğ etmiş ve gereken öğüdü vermiştim. Ne yazık ki siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz dedi ve onlardan uzaklaşıp gitti.

A’raf Süresi 80. Ayet Meali: Lut’u da (Peygamber gönderdik). Hani kavmine dedi ki: Sizden önceki milletlerden hiç birinin yapmadığı bu fuhşu mu yapıyorsunuz?

A’raf Süresi 81. Ayet Meali: Çünkü siz kadınları bırakıp da şehvetle erkeklere yanaşıyorsunuz. Doğrusu siz, taşkın bir milletsiniz.

A’raf Süresi 82. Ayet Meali: Kavminin cevabı: Onları memleketinizden çıkarın, Çünkü onlar fazla temizlenen insanlarmış demelerinden başka bir şey olmadı.

A’raf Süresi 83. Ayet Meali: Bizde Onu ve karısından başka aile efradını kurtardık. Ancak karısı hariç, o geride kalıp helak olanlardan oldu.

A’raf Süresi 84. Ayet Meali: Ve üzerlerine taş yağdırdık. Bak ki günahkarların sonu nasıl oldu

A’raf Süresi 85. Ayet Meali: Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı gönderdik. Dedi ki: Ey kavmim! Allah’a kulluk edin, sizin ondan başka İlahınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir delil gelmiştir, artık ölçüyü, tartıyı tam yapın, insanların eşyalarını eksik vermeyin. Düzeltilmesinden sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Eğer inananlar iseniz, bunlar sizin için daha hayırlıdır

A’raf Süresi 86. Ayet Meali: Tehdit ederek, inananları Allah yolundan alıkoyarak ve o yolu eğip bükmek isteyerek öyle her yolun başında oturmayın. Düşünün ki siz az idiniz de O sizi çoğalttı. Bakın ki, bozguncuların sonu nasıl olmuştur.

A’raf Süresi 87. Ayet Meali: Eğer içinizden bir gurup benimle gönderilene inanır, bir gurup da inanmamışsa, Allah aramızda hükmedinceye kadar bekleyin. O hüküm verenlerin en iyisidir

A’raf Süresi 88. Ayet Meali: Kavminden ileri gelen kibirliler dediler ki: Ey Şuayb! Seni ve seninle beraber inananları memleketimizden kesinlikle çıkaracağız. Veya dinimize döneceksiniz. Şuayb dedi ki: Biz istemesek de mi?

A’raf Süresi 89. Ayet Meali: Doğrusu Allah bizi ondan kurtardıktan sonra tekrar sizin dininize dönersek, Allah’a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimiz Allah dilemiş başka, yoksa geri dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz sadece Allah’a dayanırız. Rabbimiz! bizimle kavmimiz arasında adaletle hükmet. Sen hüküm verenlerin en hayırlısısın.

A’raf Süresi 90. Ayet Meali: Kavminden ileri gelen kafirler dediler ki: Eğer Şuayb’a uyarsanız o takdirde siz mutlaka ziyana uğrarsınız.

A’raf Süresi 91. Ayet Meali: Derken o şiddetli deprem onları yakalayıverdi de yurtlarında diz üstü donakaldılar.

A’raf Süresi 92. Ayet Meali: Şuayb’ı yalanlayanlar sanki yurtlarında hiç oturmamış gibiydiler. Asıl ziyana uğrayanlar Şuayb’ı yalanlayanların kendileridir.

A’raf Süresi 93. Ayet Meali: Şuayb, onlardan yüz çevirdi ve dedi ki: Ey kavmim! Ben size Rabbimin gönderdiği gerçekleri duyurdum ve size öğüt verdim. Artık kafir bir kavme nasıl acırım!

A’raf Süresi 94. Ayet Meali: Biz hangi ülkeye bir Peygamber gönderdiysek, ora halkını, yalvarıp yakarsınlar diye mutlaka yoksulluk ve darlıkla sıkmışızdır.

A’raf Süresi 95. Ayet Meali: Sonra kötülüğü değiştirip yerine iyilik getirdik, nihayet çoğaldılar ve: Atalarımız da böyle sıkıntı ve sevinç yaşamışlardı dediler. Biz de onları, kendileri farkına varmadan ansızın yakaladık

A’raf Süresi 96. Ayet Meali: O ülkelerin halkı inansalardı ve korunsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereket kapıları açardık, fakat yalanladılar, biz de ettikleri yüzünden onları yakalayıverdik.

A’raf Süresi 97. Ayet Meali: Yoksa o ülkelerin halkı, geceleyin uyurlarken kendilerine azabımızın gelmeyeceğinden emin mi oldular?

A’raf Süresi 98. Ayet Meali: Ya da o ülkelerin halkı, kuşluk vakti eğlenirlerken kendilerine azabımızın gelmeyeceğinden emin mi oldular?

A’raf Süresi 99. Ayet Meali: Allah’ın azabından emin mi oldular? Fakat ziyana uğrayan topluluktan başkası, Allah’ın azap vermesinden emin olamaz.

A’raf Süresi 100. Ayet Meali: Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara hala şu gerçek belli olmadı mı: Eğer biz dileseydik onları da günahlarından dolayı musibetlere uğratırdık! Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar işitmezler.

A’raf Süresi 101. Ayet Meali: İşte o kasabaların haberlerinin bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun ki, Peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişlerdi. Fakat önceden yalanladıklarından dolayı iman etmediler. İşte kafirlerin kalplerini Allah böyle mühürler

A’raf Süresi 102. Ayet Meali: Onların çoğunda, sözde durma diye bir şey bulamadık. Gerçek şu ki, onların çoğunu yoldan çıkmış bulduk.

A’raf Süresi 103. Ayet Meali: Onlardan sonra Musa’yı mucizelerimizle Fir’avun ve kavmine gönderdik de o mucizelere haksızlık ettiler, ama, bak ki, fesatçıların sonu ne oldu

A’raf Süresi 104. Ayet Meali: Musa dedi ki: Ey Firavun! Ben alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir Peygamberim.

A’raf Süresi 105. Ayet Meali: Allah’a karşı, haktan başkasını söylememek benim üzerime borçtur. Size Rabbinizden açık bir delil getirdim, artık İsrail oğullarını benimle bırak!

A’raf Süresi 106. Ayet Meali: Firavun dedi ki: Eğer bir mucize getirdiysen ve gerçekten doğru söylüyorsan onu göster bakalım.

A’raf Süresi 107. Ayet Meali: Bunun üzerine Musa asasını yere attı. O hemen apaçık bir ejderha oluverdi!

A’raf Süresi 108. Ayet Meali: Ve elini (cebinden) çıkardı. Birdenbire O da seyredenlere bembeyaz görünüverdi.

A’raf Süresi 109. Ayet Meali: Firavun’un kavminden ileri gelenler dediler ki: Bu çok bilgili bir sihirbazdır.

A’raf Süresi 110. Ayet Meali: O, sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Ne buyurursunuz?

A’raf Süresi 1111. Ayet Meali: Dediler ki: Onu da kardeşini de beklet; şehirlere toplayıcılar yolla.

A’raf Süresi 112. Ayet Meali: Bütün bilgili sihirbazları sana getirsinler.

A’raf Süresi 1113. Ayet Meali: Sihirbazlar Firavun’a geldi ve: Eğer üstün gelen biz olursak, bize mutlaka büyük bir mükafat var mı dediler.

A’raf Süresi 114. Ayet Meali: Firavun; Evet hem de siz mutlaka yakınlarımdan olacaksınız dedi.

A’raf Süresi 115. Ayet Meali: Ey Musa sen mi önce atacaksın, yoksa atanlar biz mi olalım? dediler.

A’raf Süresi 116. Ayet Meali: Siz atın dedi. Onlar atınca, insanların gözlerini büyülediler, onları korkuttular ve büyük bir sihir getirdiler.

A’raf Süresi 117. Ayet Meali: Biz de Musa’ya; Asanı at diye vahyettik. Bir de baktılar ki bu, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor.

A’raf Süresi 118. Ayet Meali: Böylece gerçek ortaya çıktı ve onların yapmakta oldukları yok olup gitti.

A’raf Süresi 119. Ayet Meali: İşte Firavun ve kavmi, orada yenildi ve küçük düşerek geri döndüler.

A’raf Süresi 120. Ayet Meali: Sihirbazlar ise secdeye kapandılar.

A’raf Süresi 121. Ayet Meali: Alemlerin Rabbine iman ettik dediler.

A’raf Süresi 122. Ayet Meali: Musa’nın ve Harun’un Rabbine dediler.

A’raf Süresi 123. Ayet Meali: Firavun dedi ki: Ben size izin vermeden ona iman mı ettiniz? Bu, hiç şüphesiz şehirde, halkını oradan çıkarmak için kurduğunuz bir tuzaktır. Ama yakında bileceksiniz!

A’raf Süresi 124. Ayet Meali: Mutlaka ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sonra da hepinizi asacağım!

A’raf Süresi 125. Ayet Meali: Dediler ki: Biz mutlaka Rabbimize döneceğiz.

A’raf Süresi 126. Ayet Meali: Sen sırf, Rabbimizin ayetleri bize geldiğinde iman ettiğimiz için bize hınç duyuyorsun. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak bizim canımızı al.

A’raf Süresi 127. Ayet Meali: Firavun’un kavminden ileri gelenler dediler ki: Musa’yı ve kavmini, seni ve tanrılarını bırakıp yeryüzünde bozgunculuk çıkarsınlar diye mi bırakacaksınız? (Firavun): Biz onların oğullarını öldürüp, kadınlarını sağ bırakacağız. Elbette biz onları ezecek üstünlükteyiz dedi.

A’raf Süresi 128. Ayet Meali: Musa kavmine dedi ki: Allah’tan yardım isteyin ve sabredin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah’ındır. Kullarından dilediğini ona varis kılar. Sonuç (Allah’tan korkup günahtan) sakınanlarındır.

A’raf Süresi 129. Ayet Meali: Onlar da, sen bize (Peygamber olarak) gelmeden önce de geldikten sonra da bize işkence edildi, dediler. (Musa); Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak eder ve onların yerine sizi yer yüzüne hakim kılar da nasıl hareket edeceğinize bakar dedi.

A’raf Süresi 130. Ayet Meali: And olsun ki, biz de Firavun’a uyanları ders alsınlar diye, yıllarca kuraklık ve mahsül kıtlığı ile yakaladık.

A’raf Süresi 131. Ayet Meali: Onlara bir iyilik gelince, Bu bizim hakkımızdır derler, eğer kendilerine bir fenalık gelirse, Musa ve Onunla beraber olanları uğursuz sayarlardı. Bilesiniz ki, onlara gelen uğursuzluk Allah katındandır, fakat onların çoğu bunu bilmezler

A’raf Süresi 132. Ayet Meali: Ve dediler ki: Bizi büyülemek için ne mucize getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz.

A’raf Süresi 133. Ayet Meali: Biz de ayrı ayrı mucizeler olarak onların üzerine tufan, çekirge, bit, kurbağalar ve kan gönderdik; yine de büyüklük tasladılar ve günahkar bir kavim oldular.

A’raf Süresi 134. Ayet Meali: Azap üzerlerine çökünce; Ey Masa! Sana verdiği söz hürmetine, bizim için Rabbine dua et, eğer bizden azabı kaldırırsan, mutlaka sana inanacağız ve muhakkak İsrailoğullarını seninle göndereceğiz dediler.

A’raf Süresi 135. Ayet Meali: Biz, ulaşacakları bir müddete kadar onlardan azabı kaldırınca, hemen sözlerinden dönüverdiler.

A’raf Süresi 136. Ayet Meali: Biz de, ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil kalmaları sebebiyle kendilerinden intikam aldık ve onları denizde boğduk

A’raf Süresi 137. Ayet Meali: Hor görülüp ezilmekte olan o kavmi de, içini bereketle doldurduğumuz yerin doğu taraflarına ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Sabırlarına karşılık Rabbinin İsrail oğullarına verdiği güzel söz yerine geldi. Firavun ve kavminin yapmakta ve yükseltmekte olduklarını helak ettik.

A’raf Süresi 138. Ayet Meali: İsrailoğullarını denizden geçirdik, orada kendilerine mahsus birtakım putlara tapan bir kavme rastladılar. Bunun üzerine; Ey Musa! Onların ilahları olduğu gibi, sen de bizim için bir ilah yap dediler. Musa; Gerçekten siz cahil bir toplumsunuz dedi

A’raf Süresi 139. Ayet Meali: Şüphesiz bunların içinde bulundukları din yıkılmıştır ve yapmakta oldukları da batıldır.

A’raf Süresi 140. Ayet Meali: Musa dedi ki: Allah sizi alemlere üstün kılmışken, ben size Allah’tan başka bir ilah mı arayayım?

A’raf Süresi 141. Ayet Meali: Hatırlayın ki, size azabın en kötüsünü tattıran Firavun’un adamlarından sizi kurtardık. Onlar oğullarınızı öldürüyorlar, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. İşte bunda, size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardır.

A’raf Süresi 142. Ayet Meali: Musa ile otuz gece sözleştik ve ona on gece daha ilave ettik; böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceyi buldu. Musa, kardeşi Harun’a dedi ki: Kavminin içinde benim yerime geç, onları ıslah et, bozguncuların yoluna uyma.

A’raf Süresi 143. Ayet Meali: Musa tayin ettiğimiz vakitte gelip de Rabbi onunla konuşunca: Rabbim! Bana göster de seni göreyim dedi. Rabbi; Sen beni asla göremezsin. Fakat şu dağa bak, eğer o yerinde durabilirse sen de beni göreceksin buyurdu. Rabbi o dağa tecelli edince onu param- parça etti, Musa da baygın düştü. Ayılınca: Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim, sana tevbe ettim. Ben inananların ilkiyim dedi.

A’raf Süresi 144. Ayet Meali: Ey Musa dedi! Ben risaletlerimle ve sözlerimle seni insanların başına seçtim. Sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol.

A’raf Süresi 145. Ayet Meali: Nasihate ve her şeyin açıklanmasına dair ne varsa hepsini Musa için levhalarda yazdık. Ve dedik ki: “Bunları kuvvetle tut, kavmine de onun en güzelini almalarını emret. Yakında size, yoldan çıkmışların yurdunu göstereceğim

A’raf Süresi 146. Ayet Meali: Yeryüzünde haksız yere böbürlenenleri, ayetlerimden uzaklaştıracağım. Ona bütün mucizeleri görseler yine de iman etmezler. Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. Azgınlık yolunu görürlerse, hemen ona saparlar. Bu durum, onların ayetlerimizi yalanlamalarından ve onlardan gafil olmalarından ileri gelmektedir

A’raf Süresi 147. Ayet Meali: Ayetlerimizi ve ahirete kavuşturmayı yalanlayanların amelleri boşa çıkmıştır. Onlar, işlediklerinden başka bir şeyle mi cezalandırılıyorlar?

A’raf Süresi 148. Ayet Meali: Musa’nın arkasından, kavmi, zinet takımlarından böğürtüsü olan bir buzağı heykelini ilah edindiler. Görmediler mi ki O, onlarla ne konuşuyor ne de onlara yol gösteriyor? Onu benimsediler ve zalimlerden oldular.

A’raf Süresi 149. Ayet Meali: Kendilerinin gerçekten sapmış olduklarını görüp pişman olduklarında dediler ki: Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa mutlaka ziyana uğrayanlardan olacağız.

A’raf Süresi 150. Ayet Meali: Musa, kızgın ve üzgün bir halde kavmine dönünce; Benden sonra arkamdan ne kötü işler yapmışsınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz? dedi. Tevrat levhalarını yere attı ve kardeşinin başını tutup kendine doğru çekmeye başladı. Kardeşi: Anam oğlu! Bu kavim beni cidden zayıf gördüler ve nerede ise beni öldüreceklerdi. Sen de düşmanları bana güldürme ve beni bu zalim kavimle beraber tutma dedi.

A’raf Süresi 151. Ayet Meali: Musa da; Ey Rabbim, beni ve kardeşimi bağışla, bizi rahmetine kabul et. Zira sen merhametlilerin en merhametlisisin dedi.

A’raf Süresi 152. Ayet Meali: Buzağıyı ilah edinenler var ya, işte onlara mutlaka Rablerinden bir gazap ve dünya hayatında bir alçaklık erişecektir. Biz iftiracıları böyle cezalandırırız.

A’raf Süresi 153. Ayet Meali: Kötülükler yaptıktan sonra ardından tevbe ve iman edenlere gelince, şüphesiz ki Rabbin ondan sonra elbette bağışlayan ve merhamet edendir

A’raf Süresi 154. Ayet Meali: Musa’nın öfkesi dinince, levhaları aldı. Levhalardaki yazıda Rablerinden korkanlar için hidayet ve rahmet vardı.

A’raf Süresi 155. Ayet Meali: Musa tayin ettiğimiz vakitte kavminden yetmiş adam seçti. Onları o müthiş deprem yakalayınca, Musa dedi ki: Ey Rabbim, dileseydin onları da beni de daha önce helak ederdin. İçimizden birtakım beyinsizlerin işlediği yüzünden hepimizi helak edecek misin? Bu iş, senin imtihanından başka bir şey değildir. Onunla dilediğini saptırırsın, dilediğini de doğru yola iletirsin. Sen bizim dostumuzsun, bizi bağışla ve bize acı, sen bağışlayanların en iyisisin!

A’raf Süresi 156. Ayet Meali: Bize, bu dünyada da iyilik yaz ahirette de. Şüphesiz biz sana döndük. Allah buyurdu ki: Kimi dilersem onu azabıma uğratırım; rahmetim ise her şeyi kaplamıştır. Onu, sakınanlara, zekatı verenlere ve ayetlerimize inananlara yazacağım.

A’raf Süresi 157. Ayet Meali: Yanlarındaki Tevrat ve İncil’de yazıı buldukları o elçiye, o ümmi Peygamber’e uyanlar (var ya), işte o Peygamber onlara iyiliği emreder, onları kötülükten meneder, onlara temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar. Ağırlıklarını ve üzerlerindeki zincirleri indirir. O Peygamber’e inanıp ona saygı gösteren, ona yardım eden ve onunla birlikte gönderilen nur’a (Kur’an’a) uyanlar var ya, işte kurtuluşa erenler onlardır.

A’raf Süresi 158. Ayet Meali: De ki: Ey insanlar! Gerçekten ben sizin hepinize, göklerin ve yerin sahibi olan Allah’ın elçisiyim. Ondan başka ilah yoktur, O diriltir ve öldürür. Öyle ise Allah’a ve ümmi Peygamber olan Resulüne -ki o, Allah’a ve onun sözlerine inanır iman edin ve O’na uyun ki doğru yolu bulasınız.

A’raf Süresi 159. Ayet Meali: Musa’nın kavminden hak ile doğru yolu bulan ve onun sayesinde adil davranan bir topluluk vardır

A’raf Süresi 160. Ayet Meali: Biz İsrailoğullarını oymaklar halinde on iki kabileye ayırdık. Kavmi kendisinden su isteyince, Musa’ya; Asanı taşa vur diye vahyettik. Derhal ondan on iki pınar fışkırdı. Her kabile içeceği yeri belledi. Sonra üzerlerine bulutla gölge yaptık, onlara kudret helvası ve bıldırcın eti indirdik. (Onlara dedik ki): Size verdiğimiz rızkların temizlerinden yiyin. Ama onlar (emirlerimizi dinlememekle) bize değil kendilerine zulmediyorlardı.

A’raf Süresi 161. Ayet Meali: Onlara denildi ki: Şu şehirde (Kudüs’te) yerleşin, ondan (nimetlerinden) dilediğiniz gibi yiyin, bağışlanmak istiyoruz deyin ve kapıdan eğilerek girin ki hatalarınızı bağışlayalım. İyilik yapanlara ileride ihsanımızı daha da artıracağız.

A’raf Süresi 162. Ayet Meali: Fakat onlardan zalim olanlar, sözü, kendilerine söylenenden başkasıyla değiştirdiler. Biz de zulmetmelerinden ötürü üzerlerine gökten bir azap gönderdik.

A’raf Süresi 163. Ayet Meali: Onlara, deniz kıyısında bulunan şehir halkının durumunu sor. Hani onlar cumartesi gününe saygısızlık gösterip haddi aşıyorlardı. Çünkü cumartesi tatili yaptıkları gün, balıklar meydana çıkarak akın akın onlara gelirdi, cumartesi tatili yapmadıkları gün de gelmezlerdi. İşte böylece biz, yoldan çıkmalarından dolayı onları imtihan ediyorduk.

A’raf Süresi 164. Ayet Meali: İçlerinden bir topluluk; Allah’ın helak edeceği, yahut şiddetli bir şekilde azap edeceği bir kavme ne diye öğüt veriyorsunuz? dedi. dediler ki: Rabbinize mazeret beyan edelim diye bir de sakınırlar ümidiyle….

A’raf Süresi 165. Ayet Meali: Onlar kendilerine yapılan uyarıları unutunca, biz de kötülükten men edenleri kurtardık, zulmedenleri de yapmakta oldukları kötülüklerden ötürü şiddetli bir azap ile yakaladık.

A’raf Süresi 166. Ayet Meali: Kibirlerinden dolayı kendilerine yasak edilen şeylerden vaz geçmeyince onlara; Aşağılık maymunlar olun dedik.

A’raf Süresi 167. Ayet Meali: Rabbin, elbette Kıyamet gününe kadar onlara en kötü eziyeti edecek kimseler göndereceğini ilan etti. Şüphesiz Rabbin cezayı çabuk verendir. Ve O, çok bağışlayan, merhamet edendir.

A’raf Süresi 168. Ayet Meali: Onları grup grup yeryüzüne dağıttık. Onlardan iyi kimseler vardır, yine onlardan bundan aşağıda olanları da vardır. Belki döner diye, onları iyilik ve kötülüklerle imtihan ettik.

A’raf Süresi 169. Ayet Meali: Onların ardından da şu değersiz dünya malını alıp; Nasıl olsa bağışlanacağız diyerek Kitab’a varis olan bir takım kötü kimseler geldi. Onlara, ona benzer bir menfaat daha gelse onu da alırlar. Peki, kitapta Allah hakkında gerçekten başka bir şey söylemeyeceklerine dair söz almamışlar mıydı ve onlar Kitap’takini okumamışlar mıydı? Ahiret yurdu, sakınanlar için daha hayırlıdır. Hala aklınız ermiyor mu?

A’raf Süresi 170. Ayet Meali: Kitab’a sımsıkı sarılıp namazı dosdoğru kılanlar var ya, işte biz böyle salih kişilerin ecrini zayi etmeyiz.

A’raf Süresi 171. Ayet Meali: Hani biz, dağı üzerlerine bir gölgelik (ya da bulut) gibi çekip kaldırmıştık da, onu üstlerine düşecek sanmışlardı (size verdiğimizi kuvvetle alın. Onda olanı düşünün ki sakınırsınız) demiştik.

A’raf Süresi 172. Ayet Meali: Rabbin Ademoğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şahit tuttu ve dedi ki: Ben sizin Rabbiniz değil miyim? Onlar da: Evet şahit olduk dediler. Bunu kıyamet gününde; Biz bundan habersizdik dememeniz için yaptık

A’raf Süresi 173. Ayet Meali: Yahut; Daha önce babalarımız Allah’a ortak koştu, biz de onlardan sonra gelen bir nesildik (onların izinden gittik). Batıl işleyenlerin yüzünden bizi helak edecek misin? dememeniz için böyle yaptık.

A’raf Süresi 174. Ayet Meali: Belki inkardan dönerler diye işte ayetleri böyle açıklıyoruz.

A’raf Süresi 175. Ayet Meali: Onlara, kendisine ayetlerimizi verdiğimiz ve fakat onlardan sıyrılıp çıkan, o yüzden de şeytanın takibine uğrayan ve sonunda azgınlardan olan kimsenin haberini oku.

A’raf Süresi 176. Ayet Meali: Dileseydik elbette onu ayetlerle yükseltirdik. Fakat o yere saplandı ve hevesinin peşine düştü. Onun durumu tıpkı köpeğin durumuna benzer: Üstüne varsan da, dilini çıkarıp solur, bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte ayetlerimizi yalanlayan kavmin durumu böyledir. Kıssayı anlat, belki düşünürler.

A’raf Süresi 177. Ayet Meali: Ayetlerimizi yalanlayan ve kendilerine zulmetmiş olan kav min durumu ne kötüdür!

A’raf Süresi 178. Ayet Meali: Allah kimi hidayete erdirirse, doğru yolu bulan odur. Kimi de şaşırtırsa, işte asıl ziyana uğrayanlar onlardır.

A’raf Süresi 179. Ayet Meali: Andolsun, biz cin ve insandan birçoğunu Cehennem için yaratmışızdır. Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar, gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir, hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır

A’raf Süresi 180. Ayet Meali: En güzel isimler Allah’ındır. O halde O’na o güzel isimlerle dua edin. Onun isimleri hakkında eğri yola gidenleri bırakın. Onlar yapmakta olduklarının cezasına çarptırılacaklardır

A’raf Süresi 181. Ayet Meali: Yarattıklarımızdan, daima hakka ileten ve adaleti hak ile yerine getiren bir millet vardır.

A’raf Süresi 182. Ayet Meali: Ayetlerimizi yalanlayanları, hiç bilmeyecekleri yerden helake götüreceğiz

A’raf Süresi 183. Ayet Meali: Onlara mühlet veriyorum. Kuşkusuz benim cezam çetindir.

A’raf Süresi 184. Ayet Meali: Düşünmediler mi ki, arkadaşlarında hiç bir delilik yoktur? O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.

A’raf Süresi 185. Ayet Meali: Göklerin ve yerin hükümranlığına Allah’ın yarattığı her şeye ve ecellerinin yaklaşmış olabileceğine bakmadılar mı? O halde Kur’an’dan sonra artık hangi söze inanacaklar?

A’raf Süresi 186. Ayet Meali: Allah kimi şaşırtırsa, artık onun için yol gösteren yoktur. Ve onları azgınlıkları içinde şaşkın olarak bırakır.

A’raf Süresi 187. Ayet Meali: Sana kıyameti, ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. De ki: Onun ilmi ancak Rabbimin katındadır. Onun vaktini O’ndan başkası açıklayamaz. O göklere de yere de ağır gelmiştir. O size ansızın gelecektir. Sanki sen onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: Onun bilgisi ancak Allah’ın katındadır; ama insanların çoğu bilmezler.

A’raf Süresi 188. Ayet Meali: De ki: Ben, Allah’ın dilediğinden başka kendime herhangi bir fayda veya zarar verecek güce sahip değilim. Eğer ben gaybı bilseydim elbette daha çok faydalar edinirdim ve bana hiçbir fenalık dokunmazdı. Ben sadece inanan bir kavim için bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.

A’raf Süresi 189. Ayet Meali: Sizi bir tek candan yaratan, O’ndan da gönlü ısınsın diye eşini yaratan O’dur. Eşini sarıp örtünce, eşi hafif bir yük yüklendi. Onu bir müddet taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca, Rableri Allah’a: Andolsun bize kusursuz bir çocuk verirsen muhakkak şükredenlerden olacağız diye dua ettiler.

A’raf Süresi 190. Ayet Meali: Fakat Allah onlara kusursuz bir çocuk verince, kendilerine verdiği bu çocuk hakkında Allah’a ortak koştular. Allah ise onların ortak koştuğu şeyden yücedir.

A’raf Süresi 191. Ayet Meali: Hiçbir şeyi yaratamayan, kendileri yaratılan şeyleri Allah’a ortak mı koşuyorlar?

A’raf Süresi 192. Ayet Meali: Halbuki onlar (edindikleri ilahlar) ne onlara yardım edebilirler, ne de kendilerine yardım edebilirler.

A’raf Süresi 193. Ayet Meali: Onları doğru yola çağırırsanız size uymazlar, onları çağırsanız da, sussanız da sizin için birdir.

A’raf Süresi 194. Ayet Meali: Allah’ı bırakıp da taptıklarınız, sizler gibi kullardır. Doğru iseniz, onları çağırın da size cevap versinler.

A’raf Süresi 195. Ayet Meali: Onların yürüyecekleri ayakları mı var, yoksa tutacakları elleri mi var, veya görecekleri gözleri mi var, yahut işitecekleri kulakları mı var? De ki: Ortaklarınızı çağırın, sonra bana tuzağı kurun ve bana göz bile açtırmayın!

A’raf Süresi 196. Ayet Meali: Şüphesiz ki, benim velim Kitab’ı indiren Allah’tır, Ve O, bütün salihlere de velilik eder.

A’raf Süresi 197. Ayet Meali: Allah’ın dışında taptıklarınızın ne size yardıma güçleri yeter ne de kendilerine yardım edebilirler.

A’raf Süresi 198. Ayet Meali: Onları doğru yola çağırmış olsanız işitmezler. Ve onları sana bakar görürsün, oysa onlar görmezler.

A’raf Süresi 199. Ayet Meali: Sen af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.

A’raf Süresi 200. Ayet Meali: Eğer şeytanın fitlemesi seni dürterse hemen Allah’a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir.

A’raf Süresi 201. Ayet Meali: Takvaya erenler var ya onlara şeytan tarafından bir vesvese dokunduğunda hatırlayıp hemen gerçeği görürler.

A’raf Süresi 202. Ayet Meali: Şeytanların dostlarına gelince, şeytanlar onları, azgınlığa sürüklerler. Sonra da yakalarını bırakmazlar.

A’raf Süresi 203. Ayet Meali: Onlara bir mucize getirmediğin zaman, onu da düzüp koşsaydın ya derler. De ki: Ben ancak Rabbimden bana vahyolunana uyarım. Bunlar, Rabbinizden gelen gözleri açacak delillerdir, inanan bir kavim için hidayet ve rahmettir.

A’raf Süresi 204. Ayet Meali: Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.

A’raf Süresi 2005 Ayet Meali: Kendi kendine, yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam Rabbini an. Gafillerden olma.

A’raf Süresi 206. Ayet Meali: Kuşkusuz Rabbin katındakiler O’na kulluk etmekten kibirlenmezler, O’nu tesbih eder ve yalnız O’na secde ederler.

Kaynak: İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri / C: II / bkz: 353-590

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.