Abdülkadir Geylani Vaazları

Abdülkadir Geylani Vaazları ve Sohbetleri-41

Yazık sana !

Yaratılanla Yaratan bir arada durmaz. Dünya ve ahiret bir kalpte birleşmez, böyle bir şey düşünülemez ve doğru olmaz. Bu beraberlikten hiçbir şey ortaya çıkmaz. Ya yaratılanı seçeceksin ya da Yaratanı. Ya dünyayı seçeceksin ya da ahireti. Zahirinde yaratılanları, batınında Yaratanı, elinde dünyayı kalbinde ahireti tutabilirsin. Ama bunlar ikisi bir kalpte birleşmez.

Sen kendin için neyin faydalı olduğuna karar ve onu seç. Dünyayı istiyorsan kalbinden ahireti çıkar. Ahireti istiyorsan dünyayı çıkar. Mevlayı istiyorsan, kalbinden dünyayı, ahireti ve Mevla dışındaki her şeyi çıkar. Çünkü kalbinde Allah’ın dışında bir şey bulunduğu sürece Allah’ın sana yakınlığını göremezsin, onunla aranda sıcaklık ve yakınlık gerçekleşmez. Kalbinde az da olsa dünya varsa ahireti göremezsin. Kalbinde az da olsa ahiret varsa Allah seni kendine yaklaştırmaz. Akıllı ol. Sen Onun kapısına ancak doğruluk ayaklarıyla gelebilirsin. Çünkü nakit (parayı sayan), işini iyi bilen biridir.

Kendini ilgilendiren konular, ilgilendirmeyen konularla oyalanmayacak kadar çoktur. Arzularını kalbinden çıkar ki sana hayır gelsin. Çünkü nefsin arzuları bulanıktır, kalbi de bulandırır. O çıktıktan sonra kalp durulur ve değişir. Allah (c.c): ‘İnsanlar kendilerini değiştirmedikçe Allah insanların başındaki sıkıntıları (Ra’d 11) buyuruyor

Ey Gafil ! Seni gidi rezil! Uyan artık, sen dünya için değil, ahiret için yaratıldın.

Ey kendine gerekeni bilmeyen! Tek kaygın nefsinin arzularını yerine getirmek ve para biriktirmek. Organların oyun ve eğlence peşinde. Birisi sana ahireti ve ölümü hatırlattığı zaman ona ‘Tadımı kaçırdın’ diyorsun ve başını bir oraya bir buraya çeviriyorsun. Sana ölüm habercisi geldi, saçına ak düştü, ama sen ak saçlarını ya koparıyorsun ya da siyaha boyuyorsun.

Peki ecelin gelip çattığında ne yapacaksın? Ölüm meleği yardımcılarıyla başına dikilince onu nasıl geri çevireceksin? Rızıkını bitirip hayatın sona erince hangi çareye başvuracaksın? Şu hevesini bırak. Dünya amel üzerine kuruludur. Dünyada çalışırsan ücretini alırsın, çalışmazsan hiçbir şey alamazsın. Dünya çalışma ve sıkıntılara sabretme yurdudur. Dünya yorgunluk, ahiret ise dinlenme yurdudur. İnançlı kimse dünyada kendini yorar ama bu yorgunluğun sonu rahata ermektir. Sen ise dinlenmeyi çok çabuk istiyorsun, tövbeyi geciktiriyor ‘yarın tövbe ederim, gelecek ay tövbe ederim, gelecek yıl tövbe ederim’ diye durmadan erteliyorsun ve böylece sana verilen süre bitiyor. Pek yakında pişman olacak ‘edilen nasihatleri nasıl kabul etmedim, nasıl oldu da uyanıp bana söylenenleri doğrulamadım’ diye dizini döveceksin.

A Gafil !

Sen seni isteyeni iste, seni seveni sev. Seni görme özlemi çekenle meşgul ol. Allah’ın ‘Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler (Maide’54)’ buyruğunu ve bir kudsi hadiste buyurduğu ‘Elbette Ben sizinle buluşmaya sizden daha çok istekliyim’ buyruğunu hiç duymadın mı? Allah seni kendine kulluk etmen için yaratmıştır. Bu nedenle oyun oynama. Allah senin kendisiyle birlikte olmanı istemiştir. Bundan dolayı Ondan başkasıyla uğraşma. Onunla birlikte kimseyi sevme. Ondan başkasını ancak acıma duygusuyla sevebilirsin. Nefislerin sevgisi olabilir, ama kalplerin sevgisi, sırrın sevgilisi olmaz

vesselam… !

Abdülkadir Geylani Vaazlarından ve Sohbetlerinden Kesitler

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı