Kürsüden Gönüllere Vaazlar

Ahmak Herif: Cehennemde Yanar Yanar Çıkarım Diye Diye Ebedi Cehennemlik Oldu

sponsor

Bazı şahsiyetlerin, görüşü kıt ve dar olan kişilerin, basiret gözü kapandığı için kafadaki gözüyle de gerçekleri göremeyen, görecek olsa bile sadece dünyevi şahsi çıkarları olan hususiyetlere meyleden kişilerin dedikleri gibi günah işleyip işleyip de sonradan tövbe ederim demeleri, daha önümde seneler var deyip de meşru olmayan-gayri meşru ilişkilerin ve işlerin arkasında koşturan kişilerin, nefsine yenik düştüğü için ve nefsini terbiye ve tezkiye yoluna gitmediği için arkasından sürüklendiği şehevi arzularının ve diğer söylediği abuık subuk sözlerin hiçbir geçerliliği olmadığı gibi hepsi şeytanın ekmeğine bal kaymak sürmekten başka bir şey değildir. Sonra tövbe ederim derler ancak bilmiyorlar mı ki yarın yaparım dedikleri şey aslında mazeretlerin arkasına gizlenmekten başka bir şey değildir.

Çünkü bugün dünün yarınıydı… Ne değiştirebildik veya neyi değiştirebildiniz. Gençliğinin tadını çıkar yaşa yaşa ihtiyarladığın zaman ibadetini yaparsın tövbeni yaparsın sözü ise bir nevi -haşa- Allah’a karşı muhalefet etmektir isyan etmektir, Resulüne karşı muhalefet etmektir. Nitekim Peygamber Efendimiz Hz Muhammed (s.a.v) gençliğinde yapılan ibadetin, gençliğinde yapılan ameldir, ilimdir, güzel ahlaktır vs diğer güzel fiillerin, ihtiyarlığa oranla daha fazla olacağı hadislerde mevcuttur.

Bir hadis-i şeriflerinde ise kişi gençliğini nerede yıprattığının hesabını vermeden Allah’ın huzurundan ayrılamaz hadis-i mevcuttur. Çünkü ihtiyarladığın zaman birçok şeyden sen istesen de istemesen de hepsinden teker teker el çekiyorsun güç yetiremez duruma geliyorsun. Gerçi nice ihtiyarlar görüyoruz ki hayvanların bile yapmadığını yapıyorlar ya neyse. Nasıl olsa onlarda elden ayaktan düşecekler düşmeseler de ölecekler ve Allah’a hesap verecekler herkesin vereceği gibi.

Bu yarın yaparım, yarın kılarım, yarın giderim, yarın ederim diyenlere Allah Teala şöyle soruyor

Allah tarafından kuşatıcı bir felaket gelmesi veya farkında olmadan kıyametin ansızın kopması karşısında kendilerini emin mi gördüler? (1)”.

Nice yarın namaz kılarım diyenler olmuştur ki yarın cenaze namazı kılınmıştır. Onlar gibi olmak sizi (bizi) korkutmuyor mu?

Nitekim Hak Teala buyuruyor ki; “Siz farkında olmadan, ansızın başınıza azap gelmezden önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline (Kur’an’a) tabi olun. (2)”.

Aksine tabi olduğun konu indirilen en yüce kitap Kur’an-ı Kerim değil de kendi nefsi arzuların olacak olursa o zaman “Ve her kim kötülük ile gelirse artık onların yüzleri ateşe sürtülür (3)” ve bunun sebebi de “Bu, dünyada iken kendi ellerinizle yapmış olduğunuzun karşılığıdır (4)”

Yukarıda belirtildiği üzere yarın yaparım yarın yaparım diyenlerin bir dayanağı da herkesin günahını çektikten sonra cehennemden çıkıp cennete gireceğine dair var olan hadis-i şeriflerdir. Zahiri olarak böyle görebilirsiniz ancak batini saklı yönden düşünecek olursanız eğer bu biraz sıkıntılı. Çünkü herkesin cehenneme gireceğine dair bir haber var ama herkesin oradan çıkacağına dair kesin bir delil bulunmaktadır.

İslam alimleri ve İslam büyükleri bile cehenneme düşüp de orada ebedi kalmaktan korkuyorsa eğer, birilerinin yanar yanar çıkarım demesi -haşa- Allah’ın işine karışmak mahiyetinde bir hareket tezahür edecektir. Zaten boylu boyunca cehennemi göze almak başlı başına bir isyan…

“Abdülvahid b.Zeyd şöyle derdi:

Cehenneme girmeyeceğini zanneden hiç bir korku sahibinin korkusu sıhhatli değildir Aynı şekilde cehenneme gireceğini ama ondan çıkacağını zanneden kimsenin korkusu da samimi değildir. Buna göre korkunun aslı: cehenneme girmeyi ve orada ebedi kalmayı düşünmek olmalıdır.

Benzer bir söz Hasan el-Basri’den (r.a) nakledilmiştir: Bir defasında Hasan’a cehennem de bin yıl kaldıktan sonra çıkacak adamın durumu zikredilmişti. Bunun üzerine ağladı ve şöyle dedi: Keşke ben de onun gibi olabilsem (5)”

Hasan el-Basri gibi bir Allah dostu eğer cehennemden çıkamama korkusuyla endişesiyle ağlıyorsa ve bin sene kaldıktan sonra o çıkan kişinin kendisi olmasını arzuluyorsa eğer, birilerinin yanar yanar çıkarım cümlesini kullanırken attığı kahkahaları yapmak yerine oturup da halimize ağlamak lazım. Yok bu dünyada düşünmezsen eğer, orada düşünmeye vaktin olmayacak çünkü orada pişmanlıklar içinde boğulacaksın.

Diğer bir mevzu da bazı şahsiyetlerin Allah’ın verdiği nimetleri Allah’a karşı kullanmak, meşru değil de gayri meşru yollarda kullanmaları. Allah bu nimeti bana verdiyse kullanırım-haşa (sübhanallah). Nedir bu patavatsızlık, boş boğazlık umursamazlık. Nereden alıyorsunuz bu uçuk kaçık, saçma sapan bilgileri. Durun söyleyelim en basitinden:

İnsanları eğlendirmek için kullananlar

Nefsine ağır gelen bir husustan dolayı gerçekleri göz ardı edenler

Bu tip insanların dayandıkları husus ise Allah-u Tealanın “Dünyadan nasibini unutma (6)” ayeti. Ancak İmam Gazali bu ayeti tefsir ederken dünyada ahiretin için ayrılan payını unutma şeklindedir özetle. Daha detaylı bir şekilde ise:

“Bu ayetin manası, dünyadaki günlerinin amellerle geçirerek ahirette seni bekleyen nasibi bu dünyada kazanmayı ihmal etme şeklindedir. Çünkü ahiret nasibinin kazanılma yeri dünyadır. Allah Teala bunun hemen arkasından “Allah’ın sana ihsan da bulunduğu gibi sen de ihsan da bulun (Kasas Süresi 77)” buyurarak üstteki hükmünü teyit etmiştir. İhsanda bulunmak, kulun kendi nefsine ve fakir kardeşlerine iyilikte bulunması manasındadır. Çünkü Allah Teala servet ve zenginlik vererek dünyadaki nasibini kazanma imkanını ona ihsan etmiştir.(7)

“Allah Teala, bundan sonra bütün insanlığa haber vererek onları uyarmış ve şöyle buyurmuştur:

Nihayet kendilerine kıyamet ansızın geliverince “Eyvah, orada kaybettiklerimize” derler -En!am Süresi 31)”.

Yani dünyada kaybettiklerimiz ve bu yüzden ahirette kaçırdıklarımız için öyle pişmanız ki derler. Bu babda rivayet edilen bir hadis-i şerif de şöyle denilmektedir:

“Kötülük yapan kimse, neden iyilikte bulunmadığını düşünerek pişmanlık ve hasretle ölür. İyilik yapan kimse de niçin daha fazla iyilikte bulunmadığını düşünerek pişmanlık duyar”.

Çünkü Allah Teala selamet ve necat ehlini biri diğerinin üstünde olan iki tabakaya taksim etmiştir. Helak ehli ise, tek bir tabakada kılınmıştır. Bu tabakada yer alan kötülük sahipleri birbirlerinin daha altında olarak sıralanırlar. Amel defteri soldan verilen kimseler, Allah Tealanın “Her nefis kazandığına karşı rehindir (Müddessir Süresi 38)” buyruğu gereği defterleri sağdan verilenlerden olamadıkları için pişmanlığa boğulurlar (8)”.

Kaynak: İsmail Ekinci

(1-Yusuf Süresi 107) (2-Zümer Süresi 55) (3-Neml Süresi 90) (4-Al’i İmran Süresi 182) (5-Ebu Talib el-Mekki / Kalplerin Azığı / C:1 / Sayfa: 345) (6-Kasas Süresi 77) (7-Ebu Talib el-Mekki / Kalplerin Azığı / C:1 / Sayfa: 364) (8-Ebu Talib el-Mekki / Kalplerin Azığı / C:1 / Sayfa: 364-365)

Aşağıdaki konulara bakmak ister misiniz?

sponsor
Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı