Namaz Gusül Kur'an Allah Tövbe Vesvese
DOLAR
7,5495
EURO
9,0295
ALTIN
411,97
BIST
1.538
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa
Az Bulutlu
20°C
Bursa
20°C
Az Bulutlu
Cumartesi Yağışlı
17°C
Pazar Çok Bulutlu
10°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
11°C
Salı Parçalı Bulutlu
14°C
SON DAKİKA
Farz ve Nafile İbadetlerin Önemi
Ben Sana Emretmişken Seni Secde Etmekten Alıkoyan Nedir?
Ezan-ı Muhammediye
Allah Var Diyorsun Ondan Sonra Yok Gibi Davranıyorsun
Hiç Ölmeyecekmiş Gibi Yaşıyorsunuz
Oğlum! Nasihat İstiyordun Al Sana Nasihat
Yetiş Ey Allah’ın Resulü Yıkılıyoruz
Allah Var Diyorsun Ama Yok Gibi Davranıyorsun
Ey İnsanlar…!
Verilen Sözü Yerine Getirmek
Kanaatkar Olmak yada İyilik Yaparım adına Dünya malı Toplamak. Sonuç mu?
Hz Ali’nin oğlu Hz Hasan’a Nasihatleri
Hz Ali’nin Güzel Bir Vaazı
Taharetsiz Namaz Kabul Olur mu?
Secdede Ayakların Yerden Kesilmesi Namaza Zarar Verir mi?
Vakti İyi Değerlendirmek
Çocuğun Anne Baba Üzerindeki Hakkı – Diyanet
Her Nefesin Kıymetini Bilmek
Sahi Ya Ne Oldu Bize?
Namaz Belirli Vakitlerde Müminlere Farz Kılınmıştır
Namaz Dinin Direğidir
Cinsel İlişki Hakkında Bilmeniz Gereken Hususlar
Cinsel İlişkiye Girmenin Amacı ve Gayesi
Namazda Allah’tan Habersiz Olmak
Kerahat Vaktinde Neden Namaz Kılınmaz?
Vakit Namazlarının Geciktirilmesi
Namazın Vacipleri Nelerdir?
Namazlardaki Rekat Sayıları Neden Farklı?
İşçi ve İşveren için Namaz Meselesi
Sahibini Kötülükten Alıkoymayan Namaz Hakkında; Bir Ayet Bir hadis İnceleme
Sorumluluk İsteyen Bir İbadet: Namaz
Kıldığın Namaz Sende Değişikliğe Sebep Olmuyorsa O Namaza Yeniden Başla
Seferi iken Kılınamayan Namazın Kazası Nasıl Yapılır?
Kaç Yaşına Kadar ve Namaz Kılmayan Çocuğun Günahı Kimedir?
Cemaatle Namaz Kılmak
Helal Haram Duyarlılığı Hakkında Vaaz & Diyanet
Kısaca Namazı Bozan Davranışlar & Diyanet
Hangi Vakitlerde Namaz Kılınmaz ve Sebepleri
Namaz Kılarken Her Rekatta Aynı Süreyi Okumak Caiz midir?
Namaz Kılarken Aklımıza Başka Şeyler Geliyorsa
Namaz Neye Benzer?
Namazı Vaktinde Kılmanın Önemi ve Gerekliliği
Uyuma ve Unutma Sebebiyle Kaçırılan Namazın Hükmü Nedir?
Namazı Dosdoğru Kılın Ayeti ve Tefsiri
Namazı Bozan Şeyler Nelerdir?
Namaz Kılan Birisini Güldürmek Günah Mıdır?
Namazın Sünnetleri Nelerdir?
İş Yerinde Namaz Kılamıyorum. Ne Yapmalıyım?
Namazda Tadil-i Erkanın Hükmü Nedir?
Namazı Huşu İçinde Kılmak
Fe Eyne Tezhebun (Bu Gidiş Nereye?)
Namaza Hazırlık Yapmak ve Şartları
Covid-19 Sayesinde İnsanın Kendisi ile Yüzleşmesi
Namaz Kılarken Nelere Dikkat Etmeliyiz?
Namazda Şeytandan Gelen Vesvese
Namaz Kılmanın ve Cemaatin Fazileti
Gözümün Nuru, Dinin Direği Namaz
Namaz Konusunda Gevşeklik ve Tembellik Göstermenin Bazı Sonuçları
Salih Bir Amel: Namaz
Hasta Olanlar Nasıl Namaz Kılınır?

Al-i İmran Süresi Kur’an-ı Kerim Meali

28.11.2020
0
A+
A-

Al-i İmran Süresi 200 Ayettir


1-► Elif Lam Mim

2-► Hayy ve Kayyum olan Allah’tan başka ilah yoktur

3-► (Resulüm!) O, sana Kitab’ı hak ve önceki kitapları tasdik edici olarak indirdi. Tevrat ile İncil’i indirmişti

4-► Daha önce de, insanlara doğru yolu göstermek üzere Furkan’ı indirmiştir. Kuşkusuz, Allah’ın ayetlerini inkar edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah, suçlunun hakkından gelen mutlak güç sahibidir.

5-► Şüphesiz, yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz

6-► Rahimlerde sizi dilediği gibi şekillendiren O’dur. O’ndan başka ilah yoktur. O mutlak güç ve hikmet sahibidir

7-► Sana Kitab’ı indiren O’dur. Onun (Kur’an’ın) bazı ayetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab’ın esasıdır. Diğerleri de müteşabihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşabih ayetlerin peşine düşerler. Halbuki onun tevilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek payeye erişenler ise ‘ona inandık, hepsi Rabbimiz tarafındandır’ derler. (Bu inceliği ancak akl-ı selim sahipleri düşünüp anlar.

8-► (Onlara şöyle dua ederler:) Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize tarafından rahmet bağışla. Lütfu en bol olan sensin.

9-► Rabbimiz! Gelmesinde şüphe edilmeyen bir günde, insanları mutlaka toplayacak olan sensin. Allah asla sözünden dönmez.

10-►Şüphesiz inkar edenlerin ne malları ne de evlatları Allah huzurunda kendilerine bir fayda sağlayacaktır. İşte onlar cehennemin yakıtıdır.

11-► (Onların yolu) Firavun hanedanının ve onlardan öncekilerin tuttuğu yola benzer. Onlar bizim ayetlerimizi yalanladılar. Allah’da kendilerini günahları yüzünden yakalayıverdi. Allah’ın cezası çok şiddetlidir.

12-► (Resulüm!) İnkar edenlere de ki: Yakında mağlup olacaksınız ve cehenneme sürüleceksiniz. Orası kalınacak ne kötü bir yerdir!

13-► (Bedir’de) karşı karşıya gelen şu iki grubun halinde sizin için büyük bir ibret vardır. Biri Allah yolunda çarpışan bir grup, diğeri ise bunları apaçık kendilerinin iki misli gören kafir bir grup. Allah dilediğini yardım ile destekler. Elbette bunda basiret sahipleri için büyük bir ibret vardır.

14-► Nefasni arzular, (özellikle) kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere karşı düşkünlük insanlara çekici kılındı. Bunlar, dünya hayatının geçici menfaatleridir. Halbuki varılacak güzel yer, Allah’ın katındadır.

15-► (Resulüm !) De ki: Size bunlardan daha iyisini bildireyim mi? Takva sahipleri için Rableri yanında, içinden ırmaklar akan, ebediyen kalacakları cennetler , tertemiz eşler ve (hepsinin üstünde) Allah’ın hoşnutluğu vardır. Allah kullarını çok iyi görür.

16-► (Bu nimetler) Ey Rabbimiz! İman ettik, bizim günahlarımızı bağışla, bizi ateş azabından koru diyen

17-► Sabreden, dürüst olan, huzurda boyun büken, infak eden ve seher vaktinde Allah’tan bağış dileyenler (içindir).

18-► Allah, adaleti ayakta tutarak kendisinden başka ilah olmadığına şahitlik etti. Melekler ve ilim sahipleri de bunu ikrar ettiler. (Evet) O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. Mutlak güç ve hikmet sahibi Allah’tır.

19-► Allah nezdinde hak din İslam’dır. Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonradır ki, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah’ın ayetlerini inkar edenler bilmelidirler ki Allah’ın hesabı çok çabuktur.

20-► Eğer seninle tartışmaya girerlerse de ki: Bana uyanlarla birlikte ben kendimi Allah’a teslim ettim. Ehl-i kitaba ve ümmilere de ki: Siz de Allah’a teslim oldunuz mu? de. Eğer teslim oldularsa, doğru yolu buldular demektir. Yok eğer yüz çevirdilerse sana düşen, yalnızca tebliğ etmektir. Allah kullarını çok iyi görmektedir.

21-► Allah’ın ayetlerini inkar edenler, haksız yere peygamberlerin canlarına kıyanlar ve adaleti emreden insanları öldürenler (yok mu), onları acı bir azapla müjdele!

22-► İşte bunlar dünyada da ahirette de çabaları boşa giden kimselerdir. Onların hiçbir yardımcısı da yoktur.

23-► (Resulüm!) Kendilerine Kitap’tan bir pay verilenler (Yahudileri) görmez misin ki, aralarında hükmetmesi için Allah’ın Kitab’ına çağrılıyorlar da, sonra içlerinden bir grup cayarak geri dönüyor.

24-► Onların bu tutumları, “Bize ateş, sadece sayılı günlerde dokunacaktır” demeleri yüzündendir. Onların vaktiyle uydurdukları şeyler de dinleri hakkında kendilerini yanıltmıştır.

25-► Fakat, onları gelmesinde şüphe edilmeyen bir gün için topladığımız ve hiçbir haksızlığa uğramaksızın herkesin kazandığı şeyler tastamam ödendiği zaman halleri nice olur?

26-► (Resulüm!) De ki: Mülkün gerçek sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin ve mülkü dilediğinden geri alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini de alçaltırsın. Her türlü iyilik senin elindedir. Gerçekten sen her şeye kadirsin.

27-► Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katarsın. Ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de sayısız rızık verirsin.

28-► Müminler, müminleri bırakıp da kafirleri dost edinmesin. Kim bunu yaparsa Allah’la bağını koparmış demektir. Ancak kafirlerden gelebilecek bir tehlikeden sakınmanız başkadır. Allah, kendisine karşı gelmekten sizi sakındırıyor. Dönüş yalnız Allah’adır.

29-► De ki: İçinizdekileri gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerde ve yerde olanları da bilir. Allah her şeye kadirdi.

30-► Herkesin, iyilik olarak yaptıklarını da kötülük olarak yaptıklarını da karşısında hazır bulduğu günde (insan) isteyecek ki kötülükleri ile kendisi arasında uzun bir mesafe bulunsun. Allah, kendisine karşı (gelmekten) sizi sakındırıyor. Allah kullarına çok şefkatlidir.

31-►(Resulüm!) De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

32-► De ki: Allah’a ve Resulü’ne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kafirleri sevmez.

33-► Allah Adem’i, Nuh’u, İbrahim ailesi ve İmran ailesini seçip alemlere üstün kıldı.

34-► Bunlar birbirinden gelme bir nesillerdir. Allah işiten ve bilendir.

35-► İmran’ın karısı şöyle demişti: Rabbim! Karnımdakini azatlı bir kul olarak sırf sana adadım. Adağımı kabul buyur. Şüphesiz (niyazımı) hakkıyla işiten ve (niyetimi) bilen sensin.

36-► Onu doğurunca, şöyle dedi: Rabbim! Ben onu kız doğurdum. Oysa erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Kovulmuş şeytana karşı onu ve soyunu senin korumanı diliyorum

37-► Bunun üzerine Rabbi Meryem’i güzel bir şekilde kabul etti. Onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriyya’yı da onun bakımı ile görevlendirdi. Zekeriyya, onun yanına, mabede her girişinde orada bir rızık bulur ve Ey Meryem, bu sana nereden geliyor? der; o da: Bu, Allah tarafındandır. Şüphesiz Allah, dilediğini sınırsız rızıklandırır derdi

38-► Orada Zekeriyya, Rabbine dua etti. Rabbim! Bana tarafından hayırlı bir nesil bağışla. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin dedi.

39-► Zekeriyya mabedde durmuş namaz kılarken melekler ona şöyle nida ettiler: Allah sana, kendisi tarafından gelen bir Klime’yi tasdik edici, efendi, iffetli ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler.

40-► Zekeriyya, Rabbim! bana ihtiyarlık gelip çattığına, üstelik karım da kısır olduğuna göre benim nasıl oğlum olabilir? dedi. O (melek) şöyle dedi: İşte böyledir. Allah dilediğini yapar

41-► Zekeriyya, Rabbim! (Oğlum olacağına dair) bana bir alamet göster dedi. Allah buyurdu ki: Senin için alamet, insanlara, üç gün işaretten başka söz söylememendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih et.

42-► Hani melekler demişlerdi: Ey Meryem! Allah seni seçti, seni tertemiz yarattı ve seni bütün dünya kadınlarına tercih etti.

43-► Ey Meryem! Rabbine huşuyla ibadet et, secdeye kapan, (O’nun huzurunda) eğilenlerle beraber sen de eğil

44-► (Resulüm!) Bunlar, bizim sana vahiy yoluyla bildirmekte olduğumuz gayb haberlerindendir. İçlerinden hangisi Meryem’i himayesine alacak diye kur’a çekmek üzere kalemlerini atarlarken sen onların yanında değildin, onlar (bu yüzden) çekişirken de yanlarında değildir.

45-► Melekler demişlerdi ki: Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir Kelime’yi müjdeliyor. Adı Meryem oğlu İsa‘dır. Mesih’tir, dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah’ın kendisine yakın kıldıklarındandır

46-► Salihlerden olarak beşikte iken ve yetişkinlik halinde insanlara (peygamber sözleri ile) konuşacak

47-► Meryem, Rabbim! Bana bir erkek eli değmediği halde nasıl çocuğum olur? dedi. Allah şöyle buyurdu: İşte böyledir. Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmedince ona sadece Ol der; o da oluverir.

48-► (Melekler, Meryem’ hitaben İsa hakkında sözlerine devam ettiler) Allah ona yazmayı, hikmeti, Tevrat’ı, İncil’i öğretecek

49-► İsrail oğullarına bir elçi olacak (ve onlara şöyle diyecek): Size Rabbinizden bir mucize getirdim. Size çamurdan bir kuş sureti yapar, ona üflerim ve Allah’ın izni ile o kuş oluverir. Yine Allah’ın izni ile körü ve alacalıyı iyileştirir, ölüleri diriltirim. Ayrıca evlerinizde ne yeyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer inanan kimseler iseniz, bunda sizin için bir delil vardır

50-► Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri de helal kılmam için gönderildim. Size Rabbinizden bir mucize getirdim. O halde Allah’tan korkun, bana da itaat edin

51-► Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyle ise O’na kulluk edin. İşte bu doğru yoldur.

52-► İsa, onlardaki inkarcılığı sezince, Allah yolunda bana yardımcı olaaklar kimlerdir dedi. Havariler: Biz Allah yolunun yardımcılarıyız, Allah’a inandık, şahit ol ki bizler Müslümanlarız cevabını verdi.

53-► (Havariler) Rabbimiz! İndirdiğine inandık ve Peygamber’e uyduk. Şimdi bizi (birliğini ve peygamberlerini tasdik eden) şahitlerden yaz dediler.

54-► (Yahudiler) tuzak kurdular, Allah da onların tuzaklarını bozdu. Allah, tuzak kuranların hayırlısıdır.

55-► Allah buyurmuştu ki: Ey İsa! Seni vefat ettireceğim, seni katıma yükselteceğim, seni inkar edenlerden arındıracağım ve sana uyanları kıyamete kadar kafirlerden üstün kılacağım. Sonra dönüşünüz bana olacak. İşte o zaman ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim.

56-► İnkar edenler var ya, onları dünya ve ahirette şiddetli bir azaba çarptıracağım, onların hiç yardımcıları da olmayacak.

57-► İman edip salih amel işleyenlere gelince, Allah onların mükafatlarını eksiksiz verecektir. Allah zalimleri sevmez

58-► (Resulüm!) Bu söylenenleri biz sana ayetlerden ve hikmet dolu Kur’an’dan okuyoruz.

59-► Allah nezdinde İsa’nın durumu, Adem’in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı. Sonra ona Ol dedi ve oluverdi

60-► Gerçek, Rabbinden gelendir. Öyle ise şüphecilerden olma

61-► Sana bu bilgi geldikten sonra seninle bu konuda çekişenlere de ki: Geliniz, sizler ve bizler de dail olmak üzere, siz kendi çocuklarınızı biz de kendi çocuklarımızı, siz kendi kadınlarınızı, biz de kendi kadınlarımızı çağıralım, sonra da dua edelim de Allah2tan yalancılar üzerine lanet dileyelim

62-► Şüphesiz bu (İsa hakkında söylenenler), doğru haberlerdir. Allah’tan başka ilah yoktur. Muhakkak ki Allah, evet O, mutlak güç ve hikmet sahibidir.

63-► Eğer yine yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah, fesat çıkaranları hakkıyla bilendir.

64-► (Resulüm!) De ki: Ey ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze geliniz. Allah’tan başkasına tapmayalım. O’na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilahlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, işte o zaman Şahit olun ki biz Müslümanlarız! deyiniz.

65-► Ey ehl-i kitap! İbrahim hakkında niçin çekişirsiniz? Halbuki Tevrat ve İncil, kesinlikle ondan sonra indirildi. Siz hiç düşünmez misiniz?

66-► İşte siz böyle kimselersiniz! Hadi hakkında bilgi sahibi olduğunuz konuda tartışınız; fakat bilgi sahibi olmadığınız konuda niçin tartışıyorsunuz! Oysa ki Allah, her şeyi bilir, siz ise bilemezsiniz.

67-► İbrahim, ne Yahudi, ne de Hristiyan idi; fakat o, Allah’ı bir tanıyan dosdoğru bir Müslüman idi; müşriklerden de değildi.

68-► İnsanların İbrahim’e en yakın olanı, ona uyanlar, şu Peygamber (Muhammed) ve (ona) iman edenlerdir. Allah müminlerin dostudur

69-► Ehl-i kitaptan bir kısmı istediler ki, ne yapıp edip sizi saptırabilsinler. Oysa onlar sadece kendilerini saptırırlar da farkına bile varmazlar

70-► Ey ehl-i kitap! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah’ın ayetlerini inkar edersiniz?

71-► Ey ehl-i kitap! Neden hakkı batıla karıştırıyor ve bile bile hakkı gizliyorsunuz?

72-► Ehl-i kitaptan bir grup şöyle dedi: Müminlere indirilmiş olana sabahleyin (görünüşte) inanıp akşamleyin inkar edin. Belki onlar (böylece dinlerinden) dönerler.

73-► Sizin dininize uyanlardan başka hiçbir kimseye inanmayın, dediler. (Resulüm!) De ki: Doğru yol ancak Allah’ın yoludur. Yine (onlar, kendi aralarında şöyle dediler): Size verilenin benzerinin başka herhangi bir kimseye verildiğine, yahut Rabbinizin huzurunda onların size karşı deliller getireceklerine de (inanmayın). De ki: Lütuf ve ihsan Allah’ın elindedir. Onu dilediğine verir. Allah’ın rahmeti geniştir ve O her şeyi hakkıyla bilir.

74-► Rahmetini dilediğine ayırır. Allah üstün lütuf sahibidir.

75-► Ehl-i kitaptan öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet bıraksan, onu sana noksansız teslim eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, tepesine dikilip durmazsan onu sana iade etmez. Bu da onların, “Ümmilere karşı yaptıklarımızdan dolayı bize vebal yoktur” demelerindendir. Allah adına bile bile yalan söylüyorlar.

76-► Hayır ! (Bilakis) her kim sözünü yerine getirir ve kötülükten sakınırsa, bilsin ki Allah muttakileri sever

77-► Allah’a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlere gelince; işte bunların ahirette bir payı yoktur. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acı bir azap vardır

78-► Ehl-i kitaptan bir grup, okuduklarını kitaptan sanasınız diye kitabı okurken dillerini eğip bükerler. Halbuki okudukları Kitap’tan değildir. Söyledikleri Allah katından olmadığı halde bu Allah katındadandır derler Onlar bile bile Allah’a iftira ediyorlar

79-► Hiçbir insanın, Allah’ın kendisine Kitap, hikmet ve peygamberlik vremesinden sonra (kalkıp) insanlar, Allah’ı bırakıp bana kul olun demesi mümkün değildir. Bilakis (şöyle demesi gerekir): Öğretmekte ve bellemekte olduğunuz Kitap uyarınca Rabbani kullar olunuz.

80-► Ve size, Melekleri ve peygamberleri ilahlar edinin diye de emretmez. Siz Müslüman olduktan sonra hiç size kafirliği emreder mi?

81-► Hani Allah, peygamberlerden, Ben size Kitap ve hikmet verdikten sonra nezdinizdekileri tasdik eden bir peygamber geldiğinde ona mutlaka inanıp yardım edeceksiniz diye söz almış; Kabul ettiniz ve bu ahdimi yüklendiniz mi? dediğimde, Kabul ettik cevabını vermişler, bunun üzerine Allah ; “O halde şahit olun, ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim buyurmuştu.

82-► Artık bundan sonra her kim dönerse işte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir.

83-► Göklerde ve yerdekiler, ister istemez O’na teslim olduğu halde onlar (ahl-i kitap), Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki O’na döndürüleceklerdir.

84-► De ki: Biz allah’a, bize indirilene, İrahim, İsmail, İshak, Ya’kub ve Ya’kub oğullarına indirilenlere, Musa, İsa ve (diğer) peygamberlere Rableri tarafından verilenlere iman ettik. Onları birbirinden ayırt etmeyiz. Biz ancak O’na teslim oluruz

85-► Kim, İslam’dan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır.

86-► İman etmelerinden, Resul’ün hak olduğuna şehadet getirmelerinden ve apaçık deliller gelmesinden sonra inkarcılığa sapan bir kavme Allah nasıl hidayet nasip eder? Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.

87-► İşte onların cezası, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanlığın lanetine uğramalarıdır.

88-► Bu lanetle ebedi gömülüp gidecekler. Onların azapları hafifletilmez, yüzlerine de bakılmaz.

89-► Ancak, bundan sonra tevbe edip ıslah olanlar başka. Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve merhametlidir.

90-► İnandıktan sonra kafirliğe sapıp sonra inkarcılıkta daha da ileri gidenlerin tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. Ve işte onlar, sapkınların ta kendileridir.

91-► Gerçekten, inkar edip kafir olarak ölenler var ya, onların hiçbirinden -fidye olarak dünya dolusu altın verecek olsa dahi- kabul edilmeyecektir. Onlar için acı bir azap vardır; hiç yardımcıları da yoktur.

92-► Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça birr’e (iyilik) eremezsiniz. Her ne harcarsanız, Allah onu hakkıyla bilir.

93-► Tevrat’ın indirilmesinden önce, İsrail’in (Ya’kub’un) kendisine haram kıldıkları dışında, yiyeceğin her türlüsü İsrail oğullarına helal idi. De ki: Eğer doğru sözlü iseniz o zaman Tevrat’ı getirip onu okuyun

94-► Artık bundan sonra her kim Allah’a karşı yalan uydurursa, işte bunlar, zalimlerin ta kendisidirler.

95-► De ki: Allah doğruyu söylemiştir. Öyle ise hakka yönelmiş olarak İbrahim’in dinine uyunuz. O, müşriklerden değildi..

96-► Şüphesiz, alemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak inananlar için kurulan ilk ev Mekke’deki (Kabe’dir

97-► Orada apaçık nişaneler, (mesela) İbrahim’in makamı vardır. Oraya kim girse emniyette olur. Yoluna gücü yetenlerin o evi haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkar ederse bilsin ki, Allah bütün alemlerden müstağnidir.

98-► De ki: Ey ehl-i kitap! Allah, yaptıklarınızı görüp dururken niçin Allah’ın ayetlerini inkar edersiniz?

99-► De ki: Ey ehl-i kitap! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah’ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek müminleri ondan çeviriyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.

100-► Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden bir gruba uyarsanız imanınızdan sonra sizi inkarcılığa geri çevirirler.

101-► Size Allah’ın ayetleri okunurken, Allah Resulü de aranızda iken nasıl inkarcılık edebilirsniz? Her kim Allah’a sımsıkı sarılrısa kesinlikle doğru yola iletilmiştir.

102-► Ey iman edenler! Allah’tan, O’na yaraşır şekilde korkun ve ancak Müslümanlar olarak ölün

103-► Hep birlikte Allah’ın ipine (İslam’a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman kişilerdiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O’nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.

104-► Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir

105-► Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlara büyük bir azap vardır.

106-► O gün, nice yüzler ağaırır, nice yüzler kararır. O zaman yüzleri kara olanlara İmanınızdan sonra küfettiniz ha! İşte o küfrünüzün cezası olarak tadın azabı denir.

107-► Yüzleri ağaranlar ise, onlar Allah’ın rahmeti içindedirler; orada ebedi kalacaklardır.

108-► İşte bunlar, Allah’ın sana hak olarak okuduğumuz ayetleridir. Allah hiçbir kimseye haksızlık etmek istemez.

109-► Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. İşler, dönüp dolaşıp Allah’a varır.

110-► Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder; kötülükten meneder ve Allah’a inanırsınız. Ehl-i kitap da inansaydı, elbet bu, kendileri için çok iyi olurdu. (Gerçi) içlerinde iman edenler var, (fakat) çoğu yoldan çıkmışlardır

111-► Onlar (ehl-i kitap) size, incitmeden başka bir zarar veremezler. Sizinle savaşa girecek olsalar, size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez.

112-► Onlar (Yahudiler) nerede bulunurlarsa bulunsunlar kendilerine zillet (damgası) vurulmuştur. Bundan ancak Allah’ın ipi ve insanların ipi sayesinde kurtulabileceklerdir. Allah’ın hışmına uğramışlar ve miskinliğe mahkum edilmişlerdir. Çünkü onlar, Allah’ın ayetlerini şnkar ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Bu da, onların isyan etmiş ve haddi aşmış bulunmalarındandır

113-► Hepsi bir değildir; ehl-i kitap içinde istikamet sahibi bir topluluk vardır ki, gece saatlerinde secdeye kapanarak Allah’ın ayetlerini okurlar

114-► Onlar, Allah’a ve ahiret gününe inanırlar; iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar; hayırlı işlere koşuşurlar. İşte bunlar iyi insanlardandır

115-► Onların yaptıkları hiçbir hayır karşılıksız bırakılmayacaktır. Allah, tkva sahiplerini çok iyi bilir.

116-► İnkar edenler var ya, onların malları da evlatları da Allah’a karşı kendilerine hiçbir fayda sağlamayacaktır. İşte onlar, cehennemliklerdir, onlar orada ebedi kalacaklardır.

117-► Onların, bu dünya hayatında yapmakta oldukları, harcamaların durumu, kendilerine zulmetmiş olan bir kavmin ekinlerini vurup da mahveden kavurucu bir rüzgarın durumu gibidir. Onlara Allah zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlar.

118-► Ey iman edenler! Sizden başkalarını sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri durmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların öfkeleri ağızlarından taşmaktadır. Kalplerinde sakladıkları (düşmanlıkları) ise daha büyüktür. Düşünüp anlıyorsanız, size ayetlerimizi açıkladık.

119-► İşte siz öyle kimselersiniz ki, onlar sizi sevmedikleri halde siz onları seversiniz. Siz, bütün kitaplara inanırsınız, onlar ise, sizinle karşılaştıklarında İnandık derler; kendi başlarına kaldıklarında da, size olan öfkelerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: Öfkenizden ölün! Şüphesiz Allah, kalplerin içindekini hakkıyla bilmektedir

120-► Size bir iyilik dokunsa, bu onları tasalandırır; başınıza bir musibet gelse, buna da sevinirler. Eğer sabreder ve sakınırsanız, onların hilesi size hiçbir zarar vermez. Şüphesiz Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.

121-► Hani sen, müminleri savaş mevzlerine yerleştirmek için sabah erkenden ailenden ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işiten ve bilendir

122-► O zaman sizden iki bölük Allah onların dostu olduğu halde bozulmaya yüz tutmuştu. Müminler yalnız Allah’a dayanıp güvensinler

123-► Andolsun, sizler güçsüz halde iken Allah, Bedir de de size yardım etmişti. Öyle ise, Allah’tan sakının ki O’na şükretmiş olasınız.

124-► O zaman sen, müminlere şöyle diyordun: İndirilen üç bin melekle Rabbinizin sizi takviye etmesi, sizin için yeterli değil midir?

125-► Evet, siz sabır gösterir ve Allah’tan sakınrısanız, onlar (düşmanlarınız) hemen şu anda üzerlerinize gelseler, nişanlı beş bin melekle sizi takviye eder.

126-► Allah, bunu sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bu sayede rahatlasın diye yaptı. Zafer, yalnızca mutlak güç ve hikmet sahibi Allah latındadır.

127-► Allah, kafirlerden bir kısmının, kökünü kesin veya onları perişan etsin; böylece bozulmuş bir halde dönüp gitsinler diye, size yardım eder.

128-► Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Allah, ya onlara tevbe naip eder veya zalim oldukları için azaplandırır.

129-► Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah, çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir.

130-► Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah’tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.

131-► Kafirler için hazırlanmış ateşten sakının!

132-► Allah’a ve Resulü’ne itaat edin ki rahmete erdirilesiniz.

133-► Rabbinizin bağışına ve takva sahipleri için hazırlanmış olup genişliği gökler ve yer kadar olan cennete koşun

134-► O takva sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar, öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları (Muhsinleri) sever.

135-► Onlar bir kötülük yaptıklarında, ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe istiğfar ederler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde, bile bile ısrar etmezler.

136-► İşte onların mükafatı, Rableri tarafından bağışlanma ve altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlerdir. Böyle amel edenlerin mükafatı ne güzeldir!

137-► Sizden önce nice (milletler hakkında) ilahi kanunlar gelip geçmiştir. Onun için, yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların akıbetinin ne olduğunu görün!

138-► Bu (Kur’an) bütün insanlığa bir açıklamadır; takva sahipleri için de bir hidayet ve öğüttür.

139-► Gevşeklik göstermeyin, üzülmeyin. Eğer inanmışsanız, en üstün olan sizsiniz.

140-► Eğer siz (Uhud’da) bir yara alsaydınız, o topluluk da benzer bir yara almıştı. O günleri biz insanlar arasında döndürür dururuz. Ta ki Allah, iman edenleri ortaya çıkarsın ve aranızdan şahitler edinsin. Allah zalimleri sevmez.

141-► Bir de (böylece) Allah, iman edenleri günahlardan temize çıkarmak, kafirleri de helak etmek ister.

142-► Yoksa Allah içinizden cihat edenleri belli etmeden sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete gireceğinizi mi sandınız?

143-► Andolsun ki siz, ölümle yüz yüze gelmezden önce onu temenni ederdiniz. İşte şimdi onu karşınızda görmektesiniz.

144-► Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür ya da öldürülürse, gerisin geriye (eski halinize) mi döneceksiniz? Kim (böyle) geri dönerse, Allah’a hiçbir şekilde zarar vermiş olmayacaktır. Allah, şükredenleri mükafatlandıracaktır.

145-► Hiçbir kimse yok ki, ölümü Allah’ın iznine bağlı olmasın. (ölüm), belli bir süreye göre yazılmıştır. Her kim, dünya nimetini isterse, kendisine ondan veririz; kimde ahiret sevabını isterse; ona da bundan veririz. Biz şükredenleri mükafatlandıracağız.

146-► Nice peygamberler vardı ki, beraberinde birçok Allah erleri bulunduğu halde savaştılar da, bunlar Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı gevşeklik ve zaaf göstermediler, boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever.

147-► Onların sözleri, sadece şöyle demekten ibarettir: Ey Rabbimiz! Günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlığımızı bağışla, ayaklarımızı (yolunda) sabit kıl, kafirler topluluğuna karşı bizi muzaffer kıl!

148-► Allah da onlara dünya mükafatını ve ahiret mükafatıın güzelliğini verdi. Allah, iyileri sever.

149-► Ey iman edenler! Eğer kafirlere uyarsanız, gerisin geriye (eski dininize) döndürürler de, hüsrana uğrayanların durumuna düşersiniz.

150-► Oysa sizin mevla’nız Allah’tır ve O, yardımcıların en hayırlısıdır

151-► Allah’ın, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri O’na ortak koşmaları sebebiyle, kafirlerin kalplerine yakında korku salacağız. Gidecekleri yer de cehennemdir. Zalimlerin varacağı yer ne kötüdür!

152-► Siz Allah’ın izni ile düşmanlarınızı öldürürken, Allah size olan vaadini yerine getirmişti. Nihayet, öyle bir an geldi ki, Allah arzuladığınız (galibiyeti) size gösterdikten sonra zaafa düştünüz. (Peygamberin verdiği) emir konusunda tartışmaya kalkıştınız ve emre aykırı hareket ettiniz. Kiminiz dünyayı istiyor, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra, Allah denemek için sizi onlardan (onları mağlup etmekten) alıkoydu. Ve andolsun sizi affetti. Zaten Allah, müminlere karşı çok lütufkardır

153-► O zaman Peygamber arkanızdan sizi çağırdığı halde siz, durmadn (savaş alanından) uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. (Allah) size keder üstüne keder verdi ki, bundan dolayı gerek elinizden gidene, gerekse başınıza gelenlere üzülmeyesiniz. Allah yaptıklarınzıdan haberdardır.

154-► Sonra o kederin arkasından Allah size bir güven indirdi ki, (bu güvenin yol açtığı) uyuklama hali bir kısmınızı kaplıyordu. Kendi canlarının kaygısına düşmüş bir grup da, Allah’a karşı haksız yere cahiliye devrindekine benzer düşüncelere kapılıyorlar, bu işten bize ne diyorlardı. De ki: İş (zafer, yardım, herşeyin karar ve buyruğu) tamamen Allah’a aittir. İçlerinde sana açmadıkları birşey gizliyorlar. Bu işten bize bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik diyorlar. Şöyle ki: Evlerinizde kalmış olsaydınız bile, öldürülmesi takdir edilmiş olanlar, öldürülüp düşecekleri yerlere kendiliklerinden çıkıp giderlerdi. Allah, içinizdekileri yoklamak ve kalplerinizdekileri temizlemek için (böyle yaptı). Allah içinizde ne varsa hepsini bilir.

155-► (Uhud’da) iki ordu karşılaştığı gün, sizi bırakıp gidenleri, sırf işledikleri bazı hatalar yüzünden şeytan (yerlerinden) kaydırmıştı. Yine de Allah onları affetti. Şüphesiz Allah, çok bağışlayıcıdır, halimdir.

156-► Ey iman edenler! Sizler, inkar edenler ve yeryüzünde sefere çıkan veya savaşan kareşleri hakkında; Eğer bizim yanımızda kalsalardı ölmezler, öldürülmezlerdi diyenler gibi olmayın. Allah bu kanaati onların kalplerine (kaybettikleri yakınları için onulmaz) bir hasret (yarası) olarak koydu. Can veren de alan da Allah’tır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görür.

157-► Eğer Allah yolunda öldürülür ya da ölürseniz, şunu bilin ki, Allah’ın mağfireti ve rahmeti onların topladıkları bütün şeylerden daha hayırlıdır.

158-► Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de Allah’ın huzurunda toplanacaksınız.

159-► O vakit Allah’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet, bağışlanmaları için dua et, iş hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah’a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever.

160-► Allah size yardım ederse, artık size üstün gelecek hiç kimse yoktur. Eğer sizi bırakıverirse, ondan sonra size kim yardım eder? Müminler ancak Allah’a güvenip dayanmalıdırlar.

161-► Bir peygambere, ganimet malında (ümmet malında) ihanet etmek yaraşmaz. Kim ganimet malında hıyanet ederse, kıyamet günü hainlik ettiği şeyin günahı boynuna asılı olarak gelir. Sonra herkese -asla haksızlığa uğratılmaksızın- kazandığı tastamam verilir.

162-► Allah’ın hoşnutluğunu gözetenle Allah’ın hışmına uğrayan bir olur mu hiç? Berikisinin yeri cehennemdir. Cehennem ise ne kötü bir varış noktasıdır.

163-► Onlar Allah katında derece derecedirler. Allah onların yaptıklarını görmektedir.

164-► Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah’ın ayetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkardan) kendilerini arındıran, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmştur. Halbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler.

165-► Onlar iki misline uğrattığınız bir musibete kendiniz uğrayınca, Bu nereden? ediniz. De ki: O, kendi kusurunuzdandır. Şüphesiz Allah’ın her şeye gücü yeter.

166-► İki ordu karşılaştığı gün sizin başınıza gelenler, ancak Allah’ın dilemesiyle olmuştur ki, bu da müminleri ayırt etmek içindi

167-► Bir de münafıkların ortaya çıkması için idi. Gelin allah yolunda çarpışın, ya da savunma yapın denildiği zaman: Bir savaş olacağını bilseydik, elbette sizin peşinizden gelirdik dediler. Onlar o gün, imandan çok kafirliğe yakın idiler. Ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Halbuki Allah, içlerinde gizlediklerini daha iyi bilir.

168-► (Evlerinde) oturup da kardeşleri hakkında: Bize uysalardı öldürülmezlerdi diyenlere de ki: Eğer doğru sözlü insanlar iseniz, canlarınızı ölümden kurtarın bakalım!

169-► Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler. Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar

170-► Allah’ın, lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar.

171-► Onlar, Allah’tan gelen nimet ve keremin, Allah’ın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceği müjdesinin sevinci içindedirler.

172-► Yara aldıktan sonra yine Allah’ın ve Peygamber’in çağrısına uyanlar (özellikle) bunların içlerinden iyilik yapanlar ve takva sahibi olanlar için pek büyük bir mükafat vardır.

173-► Bir kısım insanlar, müminlere Düşmanlarınız olan insanlar, size karşı asker topladılar, aman sakının onlardan dediklerinde, bu onların imanlarını bir kat daha artırdı ve Allah bize yeter. O ne güzel vekildir dediler.

174-► Bunun üzerine, kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan, Allah’ın nimet ve keremiyle geri geldiler. Böylece Allah’ın rızasına uymuş oldular. Allah büyük kerem sahibidir.

175-► İşte o şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur. Şu halde, eğer iman etmiş kimseler iseniz onlardan korkmayın, benden korkun

176-► İnkarcıların (refah içinde) diyar diyar dolaşması, sakın seni aldatmasın. Çünkü onlar, Allah’a hiçbir zarar veremezler. Allah onlara, ahiretten yana bir nasip vermemek istiyor. Onlar için çok büyük bir azap vardır

177-► Şurası muhakkak ki, imanı verip inkarı alanlar, Allah’a hiçbir zarar veremezler. Onlar için elim bir azap vardır.

178-► İnkar edenler sanmasınlar ki, kendilerine mühlet vermemiz onlar için daha hayırlıdır. Onlara ancak günahlarını arttırmaları için fırsat veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır

179-► Allah müminleri (şu) bulunduğunuz durumda bırakacak değildir; sonunda murdar temizden ayrılacaktır. Bununla beraber Allah, size gaybı da bildirecek değildir. Fakat Allah, elçilerinden dilediğini ayırdeder. O halde Allah’a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder, takva sahibi olursanız sizin için de çok büyük bir ecir vardır

180-► Allah’ın, kereminden kendilerine verdiklerini (infakta) cimrilik gösterenler, sanmasınlar ki o, kendileri için hayırdır; tersine bu onlar için fenadır. Cimrilik ettikleri şey de kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

181-► Gerçekten Allah fakir, biz ise zenginiz diyenlerin sözünü andolsun ki Allah işitmiştir. Onların (bu) dediklerini, haksız yere peygamberleri öldürmeleri ile birlikte yazacağız ve diyeceğiz ki: Tadın o yakıcı azabı!

182-► Bu, dünyada iken kendi ellerinizle yapmış olduğunuzun karşılığıdır. Yoksa Allah kullarına zulmetmez.

183-► Doğrusu Allah bize (gökten inen) ateşin yiyeceği (yakıp kor edeceği) bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti diyenlere şöyle de: Size, benden önce mucizelerle, (özellikle) dediğiniz (mucize) ile nice peygamberler geldi. Eğer doğru insanlar iseniz, ya onları niçin öldürdünüz?

184-► (Resulüm!) Eğer seni yalancılıkla itham ettilerse (yadırgama); gerçekten senden önce apaçık mucizeler, sahifeler ve aydınlatıcı kitap getiren nice peygamberler de yalancılıkla itham edildi.

185-► Her canlı ölümü tadacaktır. Ve ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Bu dünya hayatı ise aldatıcı geçimlikten başka bir şey değildir.

186-► Andolsun ki, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz; sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve müşriklerden birçok üzücü sözler işiteceksiniz. Eğer sabreder ve sakınırsanız, muhakkak ki bu, azme değer şeylerdendir.

187-► Allah, kendilerine kitap verilenlerden, Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz diyerek söz almıştı. Onlar ise, bunu kulak ardı ettiler, onu az bir dünyalığa değiştiler. Yaptıkları alış-veriş ne kadar kötü!

188-► Sanma ki ettiklerine sevinen, yapmadıkları ile övülmek isteyenler, evet, sanma ki onlar azaptan kurtulacaklardır. Onlar için elem verici bir azap vardır

189-► Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Alah’ın her şeye gücü yeter.

190-► Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde akıl sahipleri için gerçekten açık ibretler vardır

191-► Onlar ki, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler): Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tenzih ederim. Bizi cehennem azabından koru

192-► Ey Rabbimiz! Doğrusu sen, kimi cehenneme koyarsan, artık onu rüsvay etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur.

193-► Ey Rabbimiz! Gerçek şu ki biz Rabbinize inanın diye imana çağıran bir davetçiyi (Peygamberi, Kur’an’ı) işittik, hemen iman ettik. Artık biizm günahlarımızı bağışla, kötülüklerimiz ört, ruhumuzu iyilerle beraber al, ey Rabbimiz!

194-► Rabbimiz! Bize, peygamberlerin vasıtasıyla vaad ettiklerini de ikram et ve kıyamet gününde bizi rezil-rüsva etme; şüphesiz sen vaadinden caymazsın

195-► Bunun üzerine Rableri, onların dualarına karşılık verdi (dedi ki): ben, erkek olsun, kadın olsun -ki hep birbirinizdensiniz- içinizden, çalışan hiçbir kimsenin yaptığını boşa çıkarmayacağım. Onlar ki, hicret ettiler, yurtlarından çıkarıldılar, benim yolumda eziyete uğradılar, çarpıştılar ve öldürüldüler; andolsun ki, ben de onların kötülüklerini örteceğim ve onları altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Bu mükafat, Allah tarafındadandır. O Allah ki, karşılığın güzeli O’nun katındadır.

196-► İnkarcıların (refah içinde) diyar diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın!

197-► Azıcık bir menfaattir o. Sonra onların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü bir varış yeridir.

198-► Fakat Rablerine karşı gelmekten sakınanlar için,Allah tarafından bir ikram olarak, altlarından ırmaklar akan, ebedi olarak kalacakları cennetlerde vardır. İyi kişiler için Allah katındaki (nimetler) daha hayırlıdır.

199-► Ehl-i kitaptan öyleleri vardır ki, Allah’a, hem size indirilene, hem de kendilerine indirilene tam bir samimiyetle ve Allah’a boyun eğerek iman ederler. Allah’ın ayetlerini az bir pahaya satmazlar. İşte onlar için Rableri katında ecirler vardır. Şüphesiz Allah hesabı çabuk görendir

200-► Ey iman edenler! Sabredin, sebat gösterin, nöbette olun (ribat) ve Allah’tan korkun ki kurtuluşa erebilesiniz.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.