Kürsüden Gönüllere Vaazlar

Alevilik Bir Mezhep Midir?

sponsor

Alevilik Mezhebi ve Dini İnancı

Bizim herkesin görüşüne, inançlarına vermiş olduğu değerlere saygımız vardır. Bunu içimizden ama severiz ama buğzederiz. Ama sonuç olarak görünüş itibariyle saygı duyarız. Anlayana anlatırız, gerçekler neyse onları dile getiririz anlamayana ise diyecek hiçbir sözümüz yoktur. Onlar oldukları yerde patinaj edip dursunlar. Ne bir adım ileri gidebilirler ne de bir adım geri kalabilirler. Oldukları yerde döner dururlar. Hatta geri gitme ihtimalleri var ancak akıllarını kullanmayacak olursalar ileri gitme ihtimalleri %0 ‘dır.

Çünkü adet haline getirdikleri ve ebeveynlerinden öğrendikleri ve gördükleri ve sürdüregeldikleri yaptıkları için taklit yolu ile onları takip ederler. Kaldı ki taklit yolu ile iman etmek gerekiyorsa her ne kadar nefsani arzular içinde bulunulacak olsa da Peygamber Efendimizin (s.a.v), ashabının, ehli beytinin ve mezhep imamlarının yolunu takip etmek gerekiyor.Buna göre;

Eğer gerçekten Hz Ali’yi, Hz Hasan’ı, Hz Hüseyin’i sevmek alevilik ise sanırım memlekette alevi olmayan kimse yoktur.

Çünkü Allah kendilerinden razı olsun bunları sevmeyen ve sevmeyecek bir insan şu an itibari ile bulamazsın. Varsa da kayda değer değiller

Hz Ali (r.a) diyor ki: Benden dolayı iki grup helak olacak: Biri sevginin haktan uzaklaştırdığı aşırı sevenler, diğerleri de nefretin haktan uzaklaştırdığı aşırı nefret edenler. Davranış hakkında insanların benim hakkımdaki en hayırlıları orta yolu benimseyenlerdir.

Nefret edenler zamanımız itibari ile -istisnalar olsa da- olmasa da geriye kaldı aşırı sevgilerinden dolayı kendilerini Hak’tan uzaklaştıranlar. Nitekim Hz Ali’yi sevmediklerinden ve nefretlerinden dolayı ;

“Şeytan nasıl Haricilere oyun oynayıp onları saptırdıysa ve işi Hz Ali ile savaşmaya kadar götürdüyse, bazılarını da Hz Ali’yi (r.a) sevmede aşırılığa götürdü. Aşırılıkta o kadar ileri gittiler ki, hatta bazıları onun ilah olduğunu, bazıları peygamberden daha üstün olduğunu, kimisini de Hz Ali’ye olan sevgilerinden dolayı onları Hz Ebu Bekir ve Hz Ömer’e sövmeye kadar sevketti (İbn’ul Cevzi / Teibis’u İblis –Şeytanın Hileleri– / bkz:143)”

Mezhep Taraftarlığı ve Sonuçları

Oysa unutmamak gerekiyor ki;

Şeytanı kalbe götüren en geniş yollardan biri de mezhep taraftarlığıdır.  Şehvetin meşru olmayan istekleriyle düşmanlara kin beslemek onları küçük görmek de buna dahildir. Bu durum günahkarlar gibi, halis kulları da felakete sürükler. Çünkü insanlarda daima kusur arayıp, onlara türlü hakaretlerde bulunmak çirkin bir huydur. Bu yaratılışta olan insanın kafasına şeytan bunun güzel bir davranış olduğunu yerleştirir.  Adam da bunu gerçek sanıp bütün çalışmasını o yolda harcar. Böyle yapmakla kişi kendisini, din adına davrandığına inandırarak sevinç ve neşe içinde bulundurur. Halbuki o, tam şeytanın yolu üzerindedir. Buna bir örnek verecek olursak eğer;

“Adamın biri kalkıp Hz Ebu Bekir ‘e (r.a) aşırı bir sevgi gösterir, onu bütün ashabın üzerinde tutar ve hepsinden çok onu sevdiğini söyler. Diğer taraftan aynı adam, haram yemekten kaçınmaz, yalan söylemekten çekinmez ve türlü bozgunculuklar da bulunurken, yalnız Hz Ebu Bekir (r.a) sevgisini öne sürerek bununla Müslümanlık yaptığını sanır. Eğer Ebu Bekir bu adamı görseydi kendisine ilk düşman o olurdu. Gerçek anlamda Ebu Bekir’in dostu olmak, onun gibi yaşamakla, gereksiz ve boş şeyler konuşmamakla mümkündür (İmam-ı Gazali / el-İhya / C:3 / bkz: 98)”

İşte Hz Ali’yi sevdiğini iddia edenlerin ve bu sevgi karşılığında yaptıklarının üstte anlatılandan hiçbir farkı yoktur. Her ne kadar Hz Ali’yi sevmek güzel bir davranış olsa da, asıl güzel olan davranış sevdiğinin yolunu ve izini takip etmendir. Eğer sanıyorsanız ki ‘Kişi sevdiği ile beraberdir‘ hadisi var ve buna güveniyorsanız o zaman ‘Hristiyanların hepsinin Hz İsa ile beraber cennete girmesi gerek‘ ama bu da mümkün değil.

Alevilik ne biz mezheptir, ne de başka bir inanç şeklidir. Tamamen birilerinin uydurduğu ve büyüttüğü bir inanış şeklidir. Ancak her ne hikmetse bizim avam tabakası buna o kadar değer verdi -ki verdiklerin değerin hiçbir geçerliliği yoktur- neredeyse aleviliği yeni bir din, yeni bir inanç haline getirdiler. Oysa yüce Allah “sizin dininizi kemale erdirdim ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım. Sizin için din olarak İslamı beğendim (Maide 3)” buyurmaktadır.

Bu alevilik değerlerine sahip çıkanların yaptığı şuna benzer

Gece teheccüt namazını kılar, sabah namazını kılmaz, kuşluk namazını kılar öğle namazını kılmaz, tevbe namazını kılar akşam namazını kılmaz, senenin bazı günlerinde aç susuz kalır, yemek yemez ama Ramazan orucunu tutmaz. İşte tüm bunlar ne kadar yanlış bir davranışsa alevilik inancı da o şekilde yanlış bir inanma şeklidir.

Ancak şurası da acı bir gerçektir ki; Alevilerin ibadet şeklini geçtim, yahudiler bile kendilerince inandıkları değerlere sahip çıkıyorlar, aksatmadan yerine getiriyorlar ama bizim Müslüman geçinen beynamazlar namaz kılmazlar, oruç tutmazlar ondan sonra da Müslüman diye geçinirler.

Sonuç ne olur biliyor musunuz; İşte alevilik gibi ortaya yanlış değerler ve inanışlar çıkar. Bunun sonu da elem verici bir azaptır. Nitekim bizim Müslüman geçinen şahıslar Ramazan orucunu tutmazken alevilik yanlış bir ekol olmasına rağmen Muharrem ayında oruç tutarlar. Acaba gerçekten Hz Ali ve ailesi de nafile ibadetleri kılıp da farz ibadetleri yerine getirmiyor muydu? ya da Muharrem ayı orucunu tutup da Ramazan ayı orucunu terk mi ediyordu? Hiç mi düşünmüyorsunuz ve idrak etmiyorsunuz? (Yanlış anlaşılmasın; Muharrem ayı orucu yanlış demiyorum alevilik yanlış diyorum, Ramazan orucunu tutmayıp da Muhrarrem ayı orucunu tutmak yanlış diyorum)

Oysa Hz Ali (r.a): Eğer nafile ibadetler farz ibadetlere zarar veriyorsa o nafileleri terk edin buyurmaktadır.

Sizin Hz Ali’ye olan sevginiz o kadar aşırıya gitti ki bu sevginiz sizi tamamen Allah’ın ve Resulünün emrettiklerinden ve yasakladığı fiil ve eylemlerden tamamen uzaklaştırdı

Aşırı Sevgi Göstermek ve Sonuçları

Nitekim aşırı sevginin getirdiği felaketleri Kur’an-ı Kerim ışığında değerlendirecek olursak eğer;

Hristiyanlık alemi Hz İsa’nın (a.s) peygamberliğine inanır ancak ona hürmet ediyoruz derken de onlarca hataya ve isyana girer. Buna mukabil İslam dininin mensubu olan Müslümanlar, ilahi hükümler gereği en güzel şekilde İsa Peygamber‘e (a.s) tazim eden en gözde tek cemaattir. Yahudiler bile gerek Meryem validemize, gerekse Hz İsa’ya (a.s) akla hayale gelmedik iftiralarda bulunmuşlardır (Mehmet Ildırar / Tasavvuf Ve Nefis Terbiyesi / bkz: 196)”

Evet Hristiyanlar Hz İsa‘yı ilahlaştırdıkları ve üçün üçüncüsü yerine koydukları için helak oldular. Yahudiler de Üzeyir’in -haşa- Allah’ın oğludur dedikleri ve Hz İsa’yı inkar ettikleri için helak oldular.Buna Kur’an-ı Kerim şu şekilde işaret etmektedir;

“Ey ehli kitap! Dininizde haddi aşmayınız ve Allah Teala’ya karşı haktan başkasını söylemeyiniz. Şüphe yok ki, Meryem’in oğlu ise Allah Teala’nın ancak bir Peygamberidir ve onun tarafından bir kelimedir, onu Meryem’e ulaştırmıştır ve onun tarafından bir ruhtur. Artık Allah Teala’ya ve onun Peygamberlerine iman ediniz ve üç demeyiniz, vazgeçiniz, sizin için hayırlı olur. Muhakkak ki, Allah Teala bir tek ilahtır, kendisi için bir çocuk bulunmaktan yücedir. Göklerde ne varsa ve yerde ne varsa hepsi de onundur. Vekil olmak için de Allah Teala kafidir (Nisa 171)”, Ve Yahudiler dedi ki: Üzeyr Allah’ın oğludur. Hıristiyanlar da dedi ki: Mesih, Allah’ın oğludur. Bu onların ağızlarıyla söyledikleri lakırdılarıdır. Evvelc1e kafir olanların lakırdılarına benzetiyorlar. Allah Teala kendilerini kahretsin! Nasıl Haktan çevriliyorlar (Tevbe 30)”

İşte bu aşırı sevgilerinden dolayı “Onlar bilginlerini, rahiplerini ve Meryem’in oğlu Mesih‘i de Allah Teala’dan başka tanrılar edindiler. Halbuki: Allah Teala’dan başkasına ibadet etmekle emir olunmamışlardır. Ondan başka ilah yoktur. Onların ortak koştukları şeylerden yücedir (Tevbe 31)”

Evet siz de Hz Ali’yi severken Hz Ali size Hak’tan uzaklaşın yada benim yaptıklarımın tersini yaparak mı beni sevin ve bana yaklaşın dedi. Haşa yüz bin kere haşa. Bu tamamen sizin ve sizlerin çarpık düşüncelerinden oluşan yanlış değerleriniz ve inançlarınızdır.

Nitekim Adamın birisi Hz Ali’ye kendisinin haksızlık edildiğini söyleyince Hz Ali kim olduğunu sorunca adam sırasıyla Hz Ebu  Bekir, Hz Ömer ve Hz Osman isimlerini zikredince Hz Ali daha sonra kim sana haksızlık etti diye sorup üzerine yürüyünce adam topukları üzerine olduğu yerden kaçtı.

Kaldı ki sırasıyla halifeler Hz Ebu Bekir, Hz Ömer, Hz Osman ve Hz Ali‘dir. Allah hepsinden razı olsun

Peygamber Efendimiz (s.a.v) bile kendisinin aşırı derecede övülmemesi gerektiğini söylemiştir. Gelen rivayetlerin birisinde;

“Bir adam Ey Muhammed! Ey efendimiz ve efendimizin oğlu, ey en faziletlimiz ve en faziletlimizin oğlu’ dedi. Bunun üzerine Allah Resulü (s.a.v): Ey insanlar! Sözlerinize sahip çıkın ve şeytan sizi aldatmasın. Ben Abdullah’ın oğlu Muhamed’im. Allah’ın kulu ve elçisiyim. Vallahi sizin, Allah’ın beni koyduğu makamdan daha yükseğe çıkarmanızı istemem buyurdu (İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim -İbn Kesir Tefsir- / C:3 / bkz: 396)”

Sanırım anlayana anlamak isteyene bu kadar açıklama ve izah yeterlidir

‘Selam hak edenlerin üzerine olsun vesselam (Hz Ali)’

Kendinizi ve Ailenizi Yakıtı Taşlar ve İnsanlar Olan Cehennem Ateşinden Koruyun

 

Bakara Süresi 240. Ayet Tefsiri Abdülkadir Geylani

Kaynak: İsmail Ekinci

sponsor
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı