Namaz Gusül Kur'an Allah Tövbe Vesvese
DOLAR
8,6367
EURO
10,1730
ALTIN
487,27
BIST
1.419
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa
Parçalı Bulutlu
29°C
Bursa
29°C
Parçalı Bulutlu
Pazartesi Parçalı Bulutlu
35°C
Salı Gök Gürültülü
28°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
28°C
Perşembe Sağanak Yağışlı
19°C
SON DAKİKA

Allah Yolunda Önümüzdeki Engeller

21.04.2020
0
A+
A-

Allah’a Ulaşmak İsteyen Birisinin Karşılaşacağı Engeller

Hayır (hakikat öyle değil); bilakis, onların kazanmakta oldukları (irtikab edegeldikleri masiyetler) kalplerini paslandırmıştır (Mutaffifin 14). İbn Abbas (r.a) ve başkaları rame ala kulübihim ifadesini şöyle tefsir ederler:

Günah üstüne günahtır ki kalbi örter, kaplar. Nihayet bir şeye yapışan pas gibi olur

Perdeler (Engeller) On Çeşittir

Birincisi: Ta’til ile isim ve sıfatların hakikatlerini inkar perdesi. Bu, perdelerin en kalınıdır. Bu perdeye duçar olan, Allah’ı tanımaya ve O’na ulaşmaya asla hazır değildir. Hatta bir taş yukarı çıkmaya ne kadar hazırsa o kadar hazırdır

İkincisi: Şirk perdesidir. Kulun kalbinin Allah’tan başkasına ibadet etmesidir

Üçüncüsü: Kavli bid’at perdesidir. Heva ve heves kurbanları ile her çeşitten fasid söz erbabının sözlü bid’atlerinin perdesidir.

Dördüncüsü: Ameli bid’atlerin perdesidir.Tarik ve süluklarında, bid’atçi ehli sülukun hicabları böyledir.

Beşincisi: Batıni günah-ı kebairleri işleyenlerin hicabı. Kebair, ucub (kendini beğenme), riya, hased, övünme vb günah-ı kebair erbabının hicabları böyledir.

Altıncısı: Zahiri günah-ı kebair ehlinin hicabı. Bunların hicabları, benzerleri olan batıni günah-ı kebair erbabının hicablarından -ibadetlerinin zühd ve mücahedelerinin çokluğuna rağmen- daha incedir. Bunların büyük günahları onlarınkinden tevbeye daha yakındır. Çünkü batıni kebair ehlinin o günahları, kendilerinde makam haline gelmiştir. Onları marifet ve ibadet kalıbına sokarak izhar etmekten çekinmezler. O halde zahiri kebairleri işleyenler, onlara göre selamete daha yakın ve kalpleri onlarınkinden daha hayırlıdır

Yedincisi: Küçük günah işleyenlerin hicabı

Sekizincisi: Fuzuli işlerde aşırı gidenler ile mubahlarda genişlikten yana olanların hicabı

Dokuzuncusu: Gaflet ehlinin, kendisi için yaratıldıkları şeyi ve kendilerinden işlenilenleri yerine getirmekten Allah’ın üzerlerindeki hakkı olan zikir, şükür ve kulluktan gafil olanların hicabı

Onuncusu: Süluk eden mücahede ehlinin, maksuda koşanların hicabı O halde bu hicabların kalpte asli unsuru dururken açılıp dağılması asla mümkün değildir.

Bu dört unsur baskın gelmesine veya azlığına göre sözü, ameli, kastı ve yolu ifsad eder. Böylece sözün, amelin ve kastın (yönelme) kalbe ulaşmaması için yolunu keser. Kavl (söz) ile amelin, kalp ile arasında mesafe vardır. Kul o mesafeyi kalbine doğru, orada olan acaib şeyleri görmek için kateder. İşte bu mesafede, söz ettiğimiz yol kesiciler vardır. Kul, bu yol kesicilerle savaşır ve ameller kalbine ulaşırsa kalbinde döner ve oradan Allah’a ulaşmayı talep eder. Allah’a ulaşamadıkça katiyyen istikrar bulmaz, durmaz.

Amel Ve İbadetiniz Allah’a Ulaşırsa Ne Olur

Şüphesiz ki en son gidiş Rabbinedir (Necm 42)

Amel Allah’a ulaştığı zaman, imanını, yakinin, marifetini ve aklını artırmak için Allah (c.c) ona karşılığını verir. Onun zahirini ve batınını o amel sebebi ile güzelleştirir, ona en güzel ahlak ile amelin yolunu gösterir. Yine o amel sebebi ile, kötü amel ve ahlakı ondan savar. Allah Teala bu amelden kalbine, kendine ulaşmayı engelleyen yol kesicilerle savaşan asker diker. Böylece o asker dünyadan zühd ederek, dünyayı onun kalbinden atarak, dünya ile savaşır.

Dünyanın elinde ve emrinde olması ona zarar vermez. Bu, ahirete dair yakininin (kesin bilgisinin) kuvvetine mani olmaz. Yine kalbindeki o asker, heva ve hevesin sesine kulak vermeyi terk ederek şeytanla da savaşır. Çünkü şeytan heva ve hevesle birlikte olur, ondan ayrılmaz. Yine o asker, mutlak emri hakem kılmak,onun yanında yer alma suretiyle, -yaptığı ve yapmadığı şeylerde heva ve hevesten eser kalmayacak şekilde- heva ve heveslerle mücadele eder.

İhlas kuvvetiyle de nefisle mücadele eder. Bu dediklerimizin hepsi, amel kalpten Rabbine bir geçir yeri bulursa böyledir. Kalpte döner döner de menfez bulamazsa, o zaman nefs o amelin üzerine çullanır, onu yakalar ve kendine asker yapar. Böylece nefs ona hücum eder, ona baskın gelir ve azar. Bir de bakarsın o kişi, alabildiğince zahid, olabildiğince çok ibadet eden ve çok mücahede eden kişi gibi görünür. Halbuki Allah’tan en uzaktır. Kebair (büyük günah) işleyenler Allah’a ihlas ve halasa kalp bakımından ondan daha yakındırlar. Buradan ortaya çıkan netice şudur:

Günahların sapıklığı, itaatlerin sapıklığından akıbet itibari ile kurtuluşa daha yakındır

Kaynak : İbn Kayyım el-Cevziyye / Medaricu Salikın / bkz : 1126-1128

Aşağıdaki konular ilginizi çekebilir. Bakmak ister misiniz?

    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    %d blogcu bunu beğendi: