Allah'ın Varlığına İnanmak

Allah’ın Varlığını İspatlayan Deliller

sponsor

Siz Allah’ı nasıl inkar edebilirsiniz ki. Göklerin ve yerin hakimiyeti Allah’ındır. Dirilten ve öldüren O’dur. Ancak madem inkar etmeye yelteniyorsunuz ve diyorsunuz ki Artık anladık! Biliyoruz! Dilesek bunun benzerini biz de söyleyebiliriz.

Bu, önceden geçmiş insanların masallarından başka bir şey değildir diyorsunuz o zaman; indirdiğimiz Kur’an’ın Allah’ın sözü olduğu hakkında şüpheniz varsa, haydi onun sürelerinden birine benzer bir süre meydana getirin ve Allah’tan başka güvendiklerinizin hepsini çağırın, iddianızda tutarlı iseniz!, Bunu yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız

“İnsanları uyar! Müminlere, Rab’lerinin üstün sadakat makamı vereceğini müjdele!” diye içlerinden bir insana vahyetmemiz insanların çok mu tuhafına gitti? Onun için mi kafirler: “Besbelli ki bu, sihirbazın teki!” dediler (1)”

“Kur’an’ı gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer Kur’an Allah’tan başkasına ait olsaydı, elbette içinde birçok tutarsızlıklar bulurlardı (2)”. Oysa bu mümkün değil, aksi düşünülemez, iddia edilemez, varsayılamaz. Varsayacak olsanız bile ey aklı kıt dar görüşlü, nefsinin arzu ve isteklerine uyarak gaflete düşmüş dalalet denizinde çırpınıp da hiçbir şeyden haberi olmayanlar.

Bilin ki “Bu Kur’an’ın Allah tarafından gelmeyip başkası tarafından uydurulmuş olması asla mümkün değildir. Lakin daha önce indirilen kitapları tasdik eder ve farz edilen hüküm ve hakikatleri açıklar. Onda şüphe edilecek hiçbir taraf yoktur. Rabbülalemin tarafından gönderilmiştir (3)”.

“Hayır! Onlar, hakkında etraflı bir bilgi edinmeden ve henüz yorumuna tam vakıf olmadan, bu Kur’an’ı, çarçabuk yalanladılar. Kendilerinden öncekiler de böyle yalan saymışlardı. Bak ve zalimlerin sonunun nasıl olduğunu anla! (4)”

“Allah’a kavuşmayı yalan sayanlar (5)” unutmayın ki “Rabbinin Adem evlatlarından, misak aldığını da düşünün: Rabbin onların bellerinden zürriyetlerini almış ve onların kendileri hakkında şahitliklerini isteyerek “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” buyurunca onlar da “Elbette!” diye ikrar etmişlerdi. Kıyamet günü “Bizim bundan haberimiz yoktu!” dememeniz Yahut: “Ne yapalım, daha önce babalarımız Allah’a şirk koştular, biz de onlardan sonra gelen bir nesil idik, şimdi o batılı başlatanların yaptıkları sebebiyle bizi imha mı edeceksin?” gibi bahaneler ileri sürmeyesiniz diye Allah bu ikrarı aldı (6)”.

Her ne kadar zahiren dilinizle Allah’ı inkar etmeseniz, etmeyecek olsanız da, bedeninizle, yapmış olduğunuz hal ve hareketlerle Allah’ı yok sayıyor, yokmuş gibi davranmanıza rağmen, her şeyi bir tesadüfe, doğa olaylarına ve benzeri olaylara dayanarak evrim teorisine inananlar ve savunanlar, her şeyin Allah’ın iradesi ve dilemesi sonucunda değil de tesadüfe yada daha farklı yollara başvurarak savunanların ekmeğine bal-kaymak sürüyorsunuz.

Hem evrim teorisine inanarak her şeyi tesadüfe yada farklı olaylara bağlayanlar, evrime inanmadıkları halde Allah’ın emir ve yasaklarına riayet etmeyenler, düşünmeniz, anlamanız için Kur’an-ı Kerim’deki tabir ile soruyorum;

“Siz ‘Allah’ı nasıl inkar edebilirsiniz ki… (7)”,

“Göklerin ve yerin hakimiyeti Allah’ındır. Dirilten ve öldüren O’dur (8)”. Ancak madem inkar etmeye yelteniyorsunuz ve diyorsunuz ki “Artık anladık! Biliyoruz! Dilesek bunun benzerini biz de söyleyebiliriz. Bu, önceden geçmiş insanların masallarından başka bir şey değildir (9)” diyorsunuz o zaman; “…indirdiğimiz Kur’anın Allah’ın sözü olduğu hakkında şüpheniz varsa, haydi onun sürelerinden birine benzer bir süre meydana getirin ve Allah’tan başka güvendiklerinizin hepsini çağırın, iddianızda tutarlı iseniz!, Bunu yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız (10)”. Zaten bu inkarınız belkide Allah’ın sözü olduğuna inanmadığınız için değilde “Allah’a karşı kibir ve muhalefet taşıdıkları için inkar ediyorlar (11)”

“Haber veriniz, eğer Allah Teala sizin kulaklarınızı ve gözlerinizi alıverse ve kalplerinizin üzerini mühürlese Allah Teala’dan başka onu size getirecek hangi bir ilah vardır? (12)”.

“O’dur ki, rahmeti olan (yağmurun) önünden müjdeci olarak rüzgarlar gönderir. Nihayet bu rüzgarlar o ağır bulutları hafif bir şeymiş gibi kaldırıp yüklendiklerinde, bakarsın Biz onları, ekinleri ölmüş bir ülkeye sevkeder, derken oraya su indiririz de orada her türlüsünden meyveler, ürünler çıkarırız. İşte ölüleri de böyle çıkaracağız. Toprağı verimli, güzel bir diyarın bitkisi, Rabbinin izniyle yeşerip çıkar. Çorak, verimsiz olan bir yerin bitkisi ise çıkmaz, çıkan da bir şeye yaramaz. (13)”,

“Rabbiniz o Allah’tır ki gökleri ve yeri altı günde yarattı. Sonra da arşa istiva buyurdu. O Allah ki geceyi, durmadan onu kovalayan gündüze bürür. Güneş, ay ve bütün yıldızlar hep O’nun buyruğu ile hareket ederler. İyi bilesiniz ki yaratmak da, emretmek yetkisi de O’na mahsustur (14),”

Söyleyin bakalım, eğer size Allah’ın azabı gelir yahut kıyamet gelip çatarsa Allah’tan başkasına mı yalvarırsınız? Doğru kimseler iseniz haydi söyleyin gerçeği! (15)”. “Hiç düşünmezler mi göklerin ve yerin hükümranlığını, o muazzam saltanatı? Düşünmezler mi Allah’ın yarattığı herhangi bir mahlüktaki ilahi düzenlemeyi? Onu da düşünmezlerse bari ecellerinin yaklaşmış olabileceği ihtimalini? (16)”.

O Allah ki; “gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra da Arşı üzerinde hükümran olan, her işi yerli yerince çekip çeviren (17)” dir ve bilmezler mi ki “ayların sayısı. Allah Tealanın katında. Cenab’ı Hak’kın kitabında gökleri ve yeri yarattığı günden beri on ikidir (18)”.

O Allah ki güneşi sizin için bir ışık yaparak, Ay’ı da bir nur kılıp, ona bir takım konaklar tayin ederek, yılların sayısını ve vakitlerini bilmeniz ve hesaplamanız için sizin hizmetinize sundu, Allah Teala tüm bunları yaparken bunların hiçbirisini boş yere ve keyfiyeten değil, hikmetinin bir sırrı olaraktan, sabit bir gerçek olarak yaratmışken, bilip anlayacak, aklını çalıştıracak kimselere Allah Teala ayetlerini böyle açıklıyor (19).

“Gece ve gündüzün sürelerinin değişerek peşpeşe gelmesinde, Allah’ın göklerde ve yerde yarattığı bunca varlıklarda, elbette Allah’ı sayıp kötülüklerden sakınacak kimseler için nice deliller vardır (20)”

“Dinlenip sükunet bulmanız için geceyi karanlık, çalışıp iş yapmanız için de gündüzü aydınlık kılan O’dur. Elbette bunda, işitip dinlemesini bilen kimseler için nice deliller ve ibretler vardır (21)”. Göklerde ve yerde Allah’ın varlığına işaret eden, sıfatlarının bir yansıması olan yüzlerce delil ve işaret varken,bunları göremeeycek kadar kör, anlamayacak kadar da aklı kıtsanız eğer bu Allah’ın yok olduğundan değil, sizin bunu anlamayacak kadar ahmak olmanızdan kaynaklanmaktadır.

İster fasık, ister kafir, ister münafık birisine, velhasıl kelam kime soracak olursan sor ve deki sizi gökten su indirerek ve yerden nemalanacağınız nimetler çıkartarak sizi rızıklandıran.hiçbirşey iken ve kayda değer birşey değilken bir damla sudan kulaklarınızı ve gözlerinizi yaratan, diriden ölüyü, ölüden diriyi çıkartan, kainatı çekip çeviren ve muntazam bir şekilde kusursuz olarak yaratan kimdir diye soracak olsan hiç duraksamadan ve tereddüt etmeden, ikileme düşmeden Allah’dır diyecekler (22).

O halde Allah’ı nasıl inkar edebilirsiniz, emir ve yasaklarına nasıl muhalefet edebilirsiniz ?

O’nun cezalandırmasından, el-kahhar ismine mutabık olabileceğinizi hiç düşünmez misiniz, korkmaz mısınız?. O zaman “Şimdi söyleyin bakalım; gerçeğe ulaştıran mı tabi olunmaya layıktır, yoksa elinden tutulup doğru yola götürülmedikçe kendisi yol bulamayan mı? Ne oluyor size! Nasıl böyle yanlış hükmediyorsunuz? (23)”

“Ne kadar da az şükrediyor (24)” “ve Ne kadar da az düşünüyorsunuz! (25)”.

“İyi bilesiniz ki göklerde ve yerde kim varsa hepsi Allah’ın kuludur, O’nun hükmü altındadır (26)”, “İyi bilin ki göklerde ne var, yerde ne varsa Allah’ındır. İyi bilin ki Allah’ın vadi gerçektir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler, Hayatı veren de, öldürüp geri alan da O’dur. Ve sonunda hepiniz O’nun huzuruna götürüleceksiniz. (27).

O zaman “Ey insanlar! İşte size, Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdeki dertlere bir şifa, müminlere doğru yolu gösteren bir hidâyet ve rahmet geldi (Yunus’57)”. O zaman “Allah’ın lütfuyla, rahmetiyle, evet sadece bununla ferahlanın! Çünkü bu, insanların dünya malı olarak topladıkları bütün şeylerden daha hayırlıdır (28)”

“Eğer Allah sana bir sıkıntı, bir zarar dokundurursa, onu yine O’ndan başka giderecek yoktur. Şayet sana hayır dilerse, o durumda O’nun bu lütfunu engelleyebilecek de yoktur. O, lütfunu ihsanını kullarından dilediğine eriştirir. O, öyle gafur, öyle rahimdir! (affı, merhamet ve ihsanı boldur), Ey insanlar! İşte Rabbiniz tarafından, hakikat size gelmiş bulunuyor. Artık kim bu gerçeği kabul eder de doğru yolu tutarsa, bunun faydası sadece kendisinedir. Her kim de yoldan saparsa, o da kendi aleyhine olarak sapar (29)”

Kaynak: İsmail Ekinci

(1-Yunus 2) (2-Nisa 82) (3-Yunus 37) (4-Yunus 39) (5-En’am 31) (6-A’raf 172-173) (7-Bakara 28) (8-Tevbe 116) (9-Enfal’31) (10-Bakara 23-24) (11-Sad 2) (12-En’am 46) (13-A’raf 57-58) (14-A’raf 54) (15-En’am 40) (16-A’raf 185) (17-Yunus 3) (18-Tevbe 36) (19-bkz:Yunus 5) (20-Yunus 6) (21-Yunus 67) (22-bkz:Yunus 31) (23-Yunus 35) (24-A’raf 10) (25-A’raf 3) (26-Yunus 66) (27-Yunus 55-56) (28-Yunus 58) (29-Yunus 107-108)

sponsor
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı