Kürsüden Gönüllere Vaazlar
Trend

Ameller Niyetlere Göre Değerlendirilir

sponsor

“Artık kim azdıysa, Ahireti unutup dünya zevkini tercih ettiyse, Onun varacağı yer, olsa olsa cehennemdir! Ama kim Rabbinin divanında durmaktan korkarsa, ve nefsini heva ve hevese uymaktan dizginlerse, Onun varacağı yer de olsa olsa cennettir! (1)”

İslamın şartları zahiri yönüyle her ne kadar görülüyor olsa da ve belkide makbul görülse de; Kişinin ameli doğru ancak niyeti bozuk olursa eğer bu amelinden vazgeçmek şöyle dursun, amelini bozacak olan niyetini düzeltmesi gerekir.

Ebu Talib el-Mekki’nin dediği gibi Amelden önce ameli bozan şeylerden vazgeçmek lazım‘. Dediğimiz gibi yapılan amel doğru ama bu amelle taşınan amaç yani niyet farklıysa eğer kişinin bu amelinden sevap kazanması şöyle dursun belkide o işlediği amel ile sevap kazanayım derken günaha giriyordur. İmam Gazalinin dediği gibi;

Kişinin gittiği yol doğru ama güttüğü dava yanlışsa buna ahmaklık derler.

Nitekim bu konudaki hadis-i şerifleri geçmiş bölümlerde zikretmiştik ki: Kişinin hicreti neye olursa eline geçecek olan da odur…

Yine üstadlarımızdan birisi olan Sadi Şirazi bu diliyle iman edip de dilinden öteye geçmeyen yada zahiri olarak yapılan ibadetlerle güttüğü amaç Allah rızası değilde farklı bir dava ve amaç olan kişilere istinaden şöyle buyurmaktadır;

Keramet; cömertliktedir, ekmek vermektedir. Manasız söz, işi boş davula benzer. Kıyamet günü cennette ancak mana isteğiyle davayı terk eden kimseleri görürsün. Sen davayı mana sayesinde sağlamlaştırabilirsin. Amelsiz söz, esnek duvar gibidir” ve bir hadis-i şeriflerinde Allah Resulü (s.a.v): Allah Teala amel olmadıkça hiçbir sözü kabul etmez. Hiçbir ameli de niyetsiz kabul etmez buyurmuştur.Anlayana…!!!

Ancak yine Ebu Talib el-Mekki’nin dediği gibi;

İslam büyüklerinden Huzeyfe (r.a)’ye Münafık kimdir diye sorulunca; İslamı diliyle kabul edip, onunla amel etmeyendir demiştir

Amele dönük kalpten yönelişi sağlıklı kılmak ve bunda uyanık bulunmak

Amelde Allah Teala’ya karşı ihlaslı olmak ve O’nun katındaki sevabı ummak.

Niyeti bu şekilde bilinerek eda edilen her amel, Allah Tealanın lütuf ve rahmetiyle salih ve makbul bir amel olur. Çünkü bu tür bir amelin sahibi, şirk, cehalet ve hevadan sakınmıştır. Onun ameli de Allah Teala’nın eşsiz hazinelerine yükseltilmiş ve onun için iyi bir birikim olmuştur. İhlasın hakikati, onun şu iki husustan beri olmasıyla mümkün olur:

Riya

Heva.

Bu ikisinden uzak olan ihlas, Yüce Allah’ın da benzettiği gibi süt misali halis ve pak olur (2)”

Nitekim Resulüllah (s.a.v): Kişinin niyeti amelinden daha hayırlıdır buyurarak yapılan amellerin heba olmaması ve yorgunluktan öteye gitmemesi için niyetlerin sağlam ve Allah rızası gözetilerek yapılması gerektiğini açıkça ve alenen belirtmektedir.

Niyet iki esastan ibarettir. Bunlar;

“Gözler kamaşıp karardığı, Ayın ışığının büsbütün gittiği, Güneş ile ay yan yana getirildiği zaman. İşte o gün insan der: “Var mı kaçacak mekan?” Hayır, sığınacak hiçbir yer yoktur. O gün varılacak yer ancak Rabbinin huzurudur!, O gün insana yaptığı her türlü iyilik ve fenalık ile; yapmadığı her türlü iyilik ve fenalık tek tek bildirilir. Ona göre karşılığını alır. Artık insan, kendisi hakkında şahit olur (3)” ve

“Şöyle deriz ona: “Defterini oku. Bugün muhasebeci olarak kendi işini görmeye kendin yetersin! (4)”. Çünkü biz “Her insanın vebalini, kendi nefsine bağladık (her insan yaptıklarına göre muamele görür (5)”. O zaman “Kim doğru yolu seçerse, kendisi için seçmiş olur; kim de doğru yoldan saparsa, kendi aleyhinde sapmış olur. Hiçbir kimse başkasının günah yükünü taşımaz (6)”.

İnsanları değerlendirirken diliyle telaffuz ettiklerine değil, bedeniyle dilinin uyuşup uyuşmadığına bakın. Yoksa dili ile ahkam kesip de bedeni ile pısırık olan birisinin cesareti ne kadar inandırıcı ise; dili ile iman edip de bedeni ile isyan eden kişinin durumu da aynı mahiyettedir. Kaldı ki insanları ancak zahiri amellerine, hal ve hareketlerine, Allah’ın emirlerine uyup, yasaklarından ne kadar sakındığı ile tanıyabilirsiniz ve değerlendirirken de bu şekilde bir değerlendirme yolunu tercih edin. Nitekim;

“Hz Ömer (r.a): Hz Peygamber zamanında bazı insanlar vahiyle azarlanır ve rezil edilirdi. Artık vahiy kesilmiştir. Gizli hallerinizi bilemeyeceğimiz için. sözlü amellerinizin zahirine göre değerlendiririz. Hayır tarafına gösteren kimseyi emin sayar ve ona inanırız. Onun iç alemini bilemeyeceğimiz için bundan sorumlu da değiliz. İç alemi hususunda onu hesaba çekecek olan Allah Teala’dır. Bize şer tarafını gösteren kimseyi, iç aleminin temiz olduğunu iddia etse bile emin saymayız ve kendisine de inanmayız (7)”

ve bir başka hutbesinde ise;

“Hz Ömer bir hutbesinde şunları söylemiştir: Ey İnsanlar! Hz Peygamber’in aramızda bulunduğu ve vahyin inmeye devam ettiği zamanlarda Allah Teala sizin halinizi bildiriyordu; böylece biz de sizleri tanımış oluyorduk. Ancak bugün Hz Peygamber gitti ve vahiy de kesildi. Bu yüzden sizi söylediklerinizle ve yaptıklarınızla tanıyoruz.

İçinizden kim açıkça hayır ve iyilikler yaparsa onu iyi birisi olarak tanır ve severiz. Kimin de kötülükler yaptığını görürsek onu da kötü olarak tanır ve kendisine buğzederiz. Biz ancak zahire göre hüküm veririz. İç aleminizse, sizinle Rabb’iniz arasındadır Ben daha önceleri her Kur’an okuyanın bunu Allah rızasını kazanabilmek için yaptığını zannediyordum. Ancak son zamanlarda görüyorum ki bazı kimseler insanlar arasında bir mevki edinmek ya da çıkar sağlamak için okumaktadır. Kur’an okurken Allah rızasını gözetiniz ve diğer amellerinizde de O’nun rızasını kazanmaya çalışınız.

Ey İnsanlar!

Şunu biliniz ki ben valilerinizi, idarecilerinizi sizi kamçılasınlar ve mallarınızı ellerinizden alsınlar diye değil, size dininizi ve sünneti öğretmek için gönderiyorum. Onlardan bunun aksini yapanları bana şikayet ediniz. Nefsimi kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki hiç vakit kaybetmeksizin ondan intikam alırım. Ey yöneticiler! Müslümanları dövmeyiniz; çünkü izzet-i nefislerini rencide etmiş olursunuz. Fitneye düşüp ahlaklarının bozulmaması için Müslüman askerleri hudutlarda fazla tutmayınız. Haklarını vermemezlik etmeyiniz ki sonra onları küfrana düşürmüş olursunuz. Zayi olmamaları için onları ormanlık bölgelerde konaklandırmayınız (8)”

Yazıyı noktalarken Hz Ali (r.a)’nın şu sözlerine yer vermek istiyorum ki;

Dünya sırtını döndü ve vedayı duyurdu, ahiret ise göründü. Bilmiş olun ki, bugün yarışa hazırlanma günü, yarın ise yarıştır. Cennet hedef, cehennem ise varılacak sondur. Ölümünden önce hatasından tövbe eden kimse yok mu? Şiddetli ihtiyaç günü gelmeden kendisi için çalışacak kimse yok mu? Bilmiş olun ki, siz arkasından ecelin olduğu ümit günlerindesiniz. Kim ümit günlerinde ecel gelmeden çalışırsa, ameli ona fayda verir; eceli ise ona zarar vermez ve unutmayın ki

Amelsiz dua eden,yaysız ok atan gibidir.

En Güzel Sözler ve Resimli Duvar Kağıtları-4

 

Para Zararlı mıdır?

Kaynak: İsmail Ekinci

(1-Naziat 37-41) (2-Ebu Talib el-Mekki / Kalplerin Azığı – Kutü’l Kulub – / C:4 / bkz: 44) (3-Kıyame 7-14) (4-İsra 14) (5-İsra 13) (6-İsra 15) (7-M. Yusuf Kandehlevi / Hayatü’s Sahabe / C:2 / bkz: 130-131) (8-M. Yusuf Kandehlevi / Hayatü’s Sahabe / C:4 / bkz: 186)

sponsor
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı