Bakara Süresi Meali ve TefsiriTefsir

Bakara Süresi 34 ve 35. Ayetin Meali ve Tefsiri

Bakara Süresi 34 Ayet Meali: Hani biz meleklere (ve cinlere) Adem’e secde edin demiştik de İblis dışında hepsi hemen secde etmişlerdi. O yüz çevirmiş, büyüklük taslamış ve kafirlerden olmuştu.

Bakara Süresi 34 Ayetin Tefsiri & İbn Kesir

İblis Allah’a (c.c) isyan arabasına binmeden önce Azazil adında bir melekti ve yeryüzünde yaşayanlardandı. Meleklerin ibadette en çalışkanı ve en bilgilisiydi. Zaten onu kibre götüren de bunlar oldu. Meleklerin cin adındaki bir kabilesindendi.

Katade; Allah’ın (c.c) ‘İblis dışında meleklerin hepsi hemen secde etmişlerdi. O yüz çevirmiş, büyüklük taslamış ve kafirlerden olmuştu’ ayeti hakkında şöyle demiştir: Allah’ın (c.c) düşmanı İblis, yaptığı izzet ve ikramdan dolayı Adem’i (a.s) kıskandı ve ‘Ben ateşten o ise topraktan yaratılmış varlık’ dedi ve ilk işlenen günah kibir oldu. Allah düşmanı böbürlenerek Adem’e secde etmeye yanaşmadı

Resulüllah (s.a.v): Allah (c.c) Adem’e kendisine secde etmesini emretti, o da secde etti. Bunun üzerine Allah (c.c) Sana ve evlatlarından secde edenlere cennet mükafatı vardır buyurdu. İblis’e de, kendisine secde etmesini emretti, o ise secde etmeyi reddetti. Allah (c.c) da ona: Sana ve evlatlarından secde etmeyenlere cehennem vardır buyurdu

Bakara Süresi 35 Ayetin Meali: Biz:Ey Adem! Sen ve eşin (Havva) beraberce cennete yerleşin; orada kolaylıkla istediğiniz zaman her yerde cennet nimetlerinden yeyin; yalnız şu ağaca yaklaşmayın. Eğer bu ağaçtan yerseniz her ikiniz de kendine kötülük eden zalimlerden olursunuz dedi

Bakara Süresi 35 Ayetin Tefsiri

Allah (c.c) Adem’e (a.s), meleklere ona secde etmelerini emretmesi ve İblis dışında tümünün secde etmesi ikramından sonra yaptığı ikramını haber vermektedir. Ona cenneti serbest yapmış, dilediği yerde bulunmasını, oradaki bol ve hoş nimetlerden dilediği kadar yemesini emretmiştir. ‘rağaf’; rahatça, geniş ve bol manalarına gelmektedir.

Ve biz demiştik ki ey Adem! Sen ve eşin) hayat arkadaşın olan Havva (şu cennette oturun) orası sizin ikametgâhınız olsun. (Dilediğiniz yerlerde onun yemişlerinden bol bol yiyin) onlardan istifade edin. (Ancak şu ağaca yaklaşmayın) onun meyvesinden yemeyin, (yoksa ikiniz de zalimlerden olursunuz.)

Bunun üzerine gelecek cezadan dolayı nefsinize zulm ve gadr etmiş, böyle güzel, pek hoş bir cennetten çıkarılmış bulunursunuz.

Meyvesinden yenilmesi yasaklanan ağaçtan maksat, rivayetlere göre buğday veya üzüm veya incir veya kafur ağacıdır. Fakat kesin veya açık bir delil bulunmadıkça bunu tayin etmemek en iyisidir. Nitekim Kur’an’ı Kerim’de de bu açıklanmamaktadır. Yasağa uyma hususunda hepsi de eşittir, belirlemeye ihtiyaç yoktur. Binaenaleyh biz bunu da Allah’ın ilmine havale ederiz.

İmam ve büyük alim Taberi (rh.a) şöyle demektedir: Bu hususta en isabetlisi şöyle demektir: Allah (c.c) Adem ile eşini cennet ağaçlarının sadece birinden nehyetmiş, onlar da ondan yemişlerdir. Bunun hangi ağaç olduğuna dair ise hiçbir bilgimiz bulunmamaktadır. Çünkü Allah (c.c) ne Kur’an’da ne sahih Sünnette kulları için buna alamet olacak hiçbir şey koymamıştır. Onun buğday bitkisi olduğu, üzüm asması olduğu, incir ağacı olduğu… söylenmiştir. Onun bunlardan birisi olması muhtemeldir. Ancak bu, bilene bilmesi hiçbir fayda vermeyen, bilmeyene de bilmemesi hiçbir zarar getirmeyen bir bilgidir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

Secde: Lügatte son derece tevazu ile, tezellül ile baş eğmektir. Buna “serf üm” denir.

Şeriat lisanında ise ibadet kasti ile baş eğip alnı yere koymaktır. Bu secde yalnız Allah Tealaya yapılır.

Meleklerin Hz. Adem’e yaptıkları secde ise bunun ya lüğavi manası kast olunmuştur. Bunun manai şerifi kast olunduğu takdirde ise, bu Adem’in kadrini, şanını yüceltmek meleklerin ilaji emre ne kadar itaatli olduklarını göstermek için Hz. Adem’in bir kıblegahı makamında bulunmasından ibarettir.

Cennet: Bağlık, bahçelik yer demektir. Ahiret aleminde müminlere vaat edilen nimet ve saadet alemine de cennet denilmiştir ki, çoğulu Cennat ve cinandır. Bu otuz beşinci ayetteki cennetten maksat nedir? Biz bunu da Allah’ın ilmine havale ederiz. Bir rivayete göre bu, yer yüzünde bulunan ve ağaçlar ile kuşatılmış olan bir bostandan, bir mesireden İbarettir. Fakat, alimlerin çoğuna göre bundan maksat, asıl cennettir. Bugün mevcut olup ahirette müminlerin nail olacakları bir sevap yurdundan, bir ebedi saadet aleminden ibarettir. Şüphe yok, Yüce Yaratıcı her şeye kadirdir. Dilediği mübâaek kulunu daha dünyada iken de cennetine kaldırıp orada yerleştirebilir. Bunu uzak göremeye asla mahal yoktur.

Hz. Adem: Peygamberler tarihine ait kitaplarda genişçe yazılmış olduğu üzere bütün insanların İlk babası ve İlk peygamberidir. Cenab-ı Hak onu yer yüzünde bir hilkat harikası olmak üzere müstakillen topraktan yaratmış, kendisine ruh ile ilim ve irfan ihsan buyurmuş ve ona eş olarak ta “Havva” adındaki muhterem validemizi yaratmıştır. Hz. Adem ile Havva bir müddet cennette kalmışlar, bilahara yine yer yüzüne indirilmişlerdir. Adem (a.s) Hindistana, Havva da Cidde’ye indirilmiştir. Adem (a.s) bilahara aldığı emre binaen Mekke-i Mükerreme tarafına gitmiş, orada Hz. Havva ile buluşmuştur. Rivayete göre Hz. Adem, bin veya dokuzyüzotuz sene yaşamış, vefatında Serendip dağında veya Mekke’de “Ebu Kubeys” dağında defnolunmuştur.

İblis: Şeytan demektir. Bu cin taifesinden bir ferttir. Küfre kabiliyetli bulunmuş, Adem’e secde etmekten kaçınmış bu husustaki ilahi emri doğru görmemiş, bu sebeple Allah’ın kahrına uğrayarak ebediyyen küfr içinde kalmıştır. Kendisi ve soyu öteden beri insanlığı saptırmaya çalışmaktadırlar. Bunların bu gizli, ruhi saptırma aldatmalarından kaçınmak, her akıllı mükellef insanın en mühim bir vazifesidir.

Turan Yazılım / Mürşit 5 / Kur’an / Tefsir / Bilmen
İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri -Tefsiru’l Kur’an’il Azim- / C:1 / bkz: 298-305

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı