Bakara Süresi Meali ve TefsiriTefsir

Bakara Süresi 4-5-6 ve 7. Ayetin Meali ve Tefsiri

sponsor

Bakara Süresi 4. Ayet Türkçe Meali: Sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler ve ahirete kesinkes inanırlar

Bakara Süresi 4. Ayet Meali Tefsiri: Allah’ın bir olduğuna, din de Allah’ın gönderdiği, kendisiyle kulları arasında bir bağ, kulları için bir irşat, bir hayat düzeni olduğuna göre gerçek bir peygamberin aracılığı ile Allah’ı tanıyan ve O’na iman edenlerin diğer peygamberlere ve hak dinlere de iman etmesi kaçınılmazdır. Ancak böyle bir imanla tevhide ulaşılır. Allah birdir ve bütün insanlar bir tek, eşi ve benzeri olmayan Allah’ın kullarıdır, bütün peygamberler bir Allah’ın elçileridir, bütün dinler bir Allah’tan gelmiş ve aynı esasları getirmiştir. Kültür ve medeniyet geliştikçe insanlar bu bakımdan değiştikçe Allah Teala yeni peygamberler ve dinler göndererek nihai dini tamamlamış, eskiyen kısımları (önceki ümmetlerin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik ameli hükümleri, öğretileri) yenilemiştir. Hak dinin adı İslam’dır, bütün semavi dinler ard arda gelerek İslam binasını tamamlamıştır. Son peygamber Hz Muhammed’den sonra yeni bir peygamber ve din gelmeyeceği bildirilmiştir. Son kitabın ışığı altında işletilecek olan insan aklı, yeni ihtiyaçları karşılamak için yeterli hale gelmiştir. Müslümanlar tarihe ve dünyaya bu iman, düşünce ve duyguyla bakıp böyle değerlendirirler. İnsanları tek Allah’ın ve tek dinin sevgi, rahmet ve kardeşlik bayrağı altında toplayabilecek başka bir iman ve düşünce de mevcut değildir.

Bütün hak dinlerde ahirete şeksiz ve şüphesiz inanma esası vardır. Ahirete iman unsuru bulunmadan ne din olur ne de sağlıklı bir dünya düzeni kurulabilir. Dünya gelip geçicidir, ahiret ise ezeli ve ebedidir. Dünyada kesintisiz mutluluk ve ölümsüzlük arayanlar hüsrana uğramış, asıl mutluluk ve sonsuzluğu da kaybetmişlerdir. Bütün dinlerin ahiret inancı üzerinde ısrar etmesinin hikmeti bu ziyanı ve hüsranı önlemektir.

Bakara Süresi 5.Ayet Türkçe Meali: İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır.

Bakara Süresi 5.Ayet Tefsiri: Felah; başarı, nihai mutluluk, kurtuluş gibi anlamlara gelen zafer, halas ve fevz kelimeleriyle eş anlamlıdır; engelleri teker teker aşıp insanın kendisini kurtarması, arzu ettiği şeye kavuşması ve zafer elde etmesi demektir. İki kısıma ayrılır:

Dünyevi felah, uhrevi felah. Dünyevi felah; dünya hayatında istikrar, zenginlik şeref gibi nefse hoş gelen saadet ve mutluluğa erişmektir. Uhrevi felah dört kısımdır: Beka ile fena; yani hiç yokluk yaşamaksızın varlık, ğına ile fakr; yani fakirlik görmeksizin zenginlik, ızz bila züll; yani zillete düşmeksizin izzet, şeref, ilim bila cehl; yani cehalet yaşamaksızın ilim anlamındadır.

(İşte onlar) öyle güzel bir iman sahibi olan o takva sahibi kimseler, (keremi bol Rableri tarafından bir hidayet) ve mutluluk (üzeredirler.)  Onların güzelce sakınmaları kendilerinin böyle büyük bir nimete ulaşmalarına sebep olmuştur. (Kurtuluşa erenler de ancak onlardır.) Her türlü korkudan, ahirete ait sorumluluktan emin olacak olanlar, onlardan başkası değildir.

Binaenaleyh bu ilahi sözler, bütün insanlığa hidayet, selamet ve mutluluk yollarını gösteriyor ve insanlığı yüce bir gayeye eriştirecek şeyleri açıkça bildiriyor. Artık bütün insanlık alemi uyanmalı, bu yüksek ve ilahî irşattan istifade etmeye çalışmalı değil midir?

Bakara Süresi 6.Ayet: Gerçek şu ki, kafir olanları (azap ile) korkutsan da korkutmasan da onlar için birdir; iman etmezler.

Bakara Süresi 6.Ayet Tefsiri: Allah’ın ayetlerini bile bile inkar eden, Peygamber’in çağrısına kulak vermeyen; aksine onlardan sırt çevirip senin söylediklerine ‘Kalplerimiz kılıflıdır (1)” diyen; hatta kulak verip dinledikten sonra “Tamam, işittik; eğer istersek biz de bunun bir benzerini vücuda getiririz; bu da öncekilerin masallarından başka bir şey değildir (2)”, küstahlaşan körleri uyarmak hiçbir fayda vermeyecektir. Onlar “Biz insanlardan ve cinlerden çoğunu cehennem için yaratmaktayız. Çünkü onların kalpleri var anlamıyorlar, kulakları var işitmiyorlar, gözleri var görmüyorlar; onlar tıpkı hayvan gibidirler; belki de onlardan daha da aşağıdadırlar (3)”

Allah (c.c) burada şöyle buyurmaktadır: “Gerçek şu ki, kafir olanları; yani hakkı örtenleri ve perdeleyenleri, Allah (c.c) onlara ebedi kafirliği yazmışsa, senin onları uyarmaman ile uyarman arasında bir fark olmayacaktır. Çünkü onlar senin getirdiklerine iman etmezler. Nitekim Allah (c.c) başka bir ayette; “Gerçekten haklarında Rabbinin sözü (hükmü) sabit olanlar, inanmazlar. Kendilerine (istedikleri) bütün mucizeler gelmiş olsa bile, elem verici azabı görünceye kadar inanmayacaklardır (4)” buyurur.

“Yemin olsun ki (habibim!) sen ehl-i kitaba her türlü ayeti (mucizeyi) getirsen, yine de onlar senin kıblene dönmezler (5)”.

Ayetin manası şöyledir: Allah her kime bahtsızlık yazmışsa onu bahtlı yapacak, her kimi saptırmışsa ona hidayet edecek hiçbir güç yoktur. Dolayısıyla onlar için kendini üzüp tüketme. Onlara sen Allah’ın mesajını ulaştır, o kadar. Artık kim senin çağrına uyarsa büyük bir nasiple nasiplenir. Kim de yüz çevirirse onun için üzülme. Bu seni kesinlikle tasalandırmasın. Zira “Sana düşen ancak (Allah’ın emirlerini) tebliğ etmektir. Hesap da yalnız bize aittir (6)”. “(İyi bil ki) sen ancak bir uayarıcısn, Allah ise her şeye vekildir (7)”.

Ali b. Ebi Talha, “Gerçek şu ki, kafir olanları (azap ile) korkutsan da korkutmasan da onlar için birdir; iman etmezler” ayeti hakkında İbn Abbas’dan (r.a) şöyle nakletmiştir: Allah Resulü (s.a.v) tüm insanların inanmasını ve hidayete tabi olmalarını çok arzuluyordu. Onun için Allah (c.c) ona, kendisine ancak Allah’ın ezelde bahtlılardan olacaklarını yazdığı kimselerin iman edeceklerini, doğru yoldan da yalnızca ezelde bahtsızlık yazılanların sapacaklarını haber verdi.

“korkutsan da korkutmasan da onlar için birdir; iman etmezler”. Yani onlar ellerindeki senden bahsedilen bilgileri örtmüşler, kendilerinden alınan ahit ve sözü inkar etmişlerdir. Böylece hem sana indirileni, hem de onlara senden başkalarının getirdiklerini inkar ve reddetmişlerdir. Kendilerinde seninle ilgili bilgileri inkar etmiş ve örtmüşken senin ihtar ve uyarılarına nasıl kulak verecekler (A’raf/179)”

Haricen Not: Ayet açık olsa da yapılan tefsir kapalıdır. Bu yüzdendir ki Allah’ın senin hakkında ezeli olarak ne takdir buyurduğunu bilmediğin ve bilemeyeceğin içindir ki ona göre hareket edemeyeceksin. Sana düşen Allah’ın sana hangi emir ve yasakları varsa onları uygulamak ve onlardan sakınmak. Yoksa -haşa- Allah beni cehennemlik yaratmış deyip de,kendi ahmaklığını Allah böyle buyurmuş diyerekten kurtulamazsın. Kaderle ilgili konularda, muhkem ve müteşabih ayetler hakkında açıklanacak yazıda detaylı bilgi gelecektir inşallah. Kaderle İlgili Meselelere Göz Atınız

Bakara Süresi 7.Ayet: Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Onların gözlerine de bir perde gerilmiştir ve onlar için (dünya ve ahirette) büyük bir azap vardır.

Bakara Süresi 7.Ayet TefsiriDünya ve ahiret hayatlarının yaratılış amacı ve Allah’ın adalet ilkesi sebebiyle iman ve küfür; başka bir ifade ile hidayet ve dalalet; kulun kendi tercihinin, iradesinin ve kararlılıkla gerçekleştirdiği eylemlerinin bir sonucudur.

Allah bütün insanların iyiliğini ve hidayetini istemiş, onları fıtri din, akıl, peygamber ve vahiy gibi emsalsiz dört mükemmel ışık ile aydınlatmıştır. İstediğini tercih etmeyi de kulun kendi arzu ve iradesine bırakmıştır.

Bakara Süresi 4-5 ve 6. Ayetin Meali ve Tefsiri

 

Kur’an-ı Kerim Üzerinde Tefekkür Etmek

sponsor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı