Nefis Muhasebesi

Büyüklük Taslamak

sponsor

Bil ki, insanoğlu çok zalim ve çok bilgisiz olarak yaratılmıştır. Bazen yaratılanlara, bazen de yaratıcıya karşı kibirlenir. Yaratıcıya karşı kibirlenmek kibir çeşitlerinin en çirkini olup sebebi, Firavun’un “Ben sizin en yüce Rabbinizim” (Naziat, 79/24) sözünde olduğu gibi sadece katışıksız cahillik ve azgınlıktır. Nemrud’un, göklerin Rabbi ile savaşmak (haşa) için yüksek kuleler yapmasının sebebi de bu cehalet ve azgınlıktır. İşte bundan dolayı yüce Allah Mümin Süresi 60. ayette şöyle buyurmaktadır:

Bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir.

“O’na kulluk etmekten çekinip büyüklenenlerin hepsini pek yakında huzuruna toplayacaktır.” (Nisa, 4/172) “Onlara, Rahman’a secde edin, denildiği zaman, Rahman da neymiş, bize emrettiğin şeye secde eder miyiz hiç, derler.” (Furkan, 25/60)

Yaratılmışlara karşı kibirlenmek ise iki kısma ayrılır.

Birincisi nefsin kendisini şerefli görüp diğer insanlar gibi bir beşere boyun eğmeye ve ona uymaya tenezzül etmemesi yönüyle peygamberlere karşı kibirlenmektir. Bu bazen davetin başlarında meydana gelir ve kişiyi peygamberin işi hakkında düşünmekten alıkoyar. Böylece kişiyi cehaletin karanlığında bırakarak bu husus haklı olduğu zannına kaptırıp peygambere uymasına engel olur. Bazen de kibir sahibi, Allah elçisinin doğru söylediğini bildiği halde nefsi hakka uyma hususunda kişiye itaat etmez. Yüce Allah böyleleri hakkında şöyle buyurmaktadır: “Kendileri de bunlara yakınen inandıkları halde, zulüm ve kibirlerinden ötürü onları inkar ettiler.” (Neml, 27/14) “Dediler ki, kavimleri bize kölelik ederken bizim gibi olan bu iki adama inanır mıyız?” (Mü’minin, 23/47) “Dediler ki, siz de bizim gibi bir insansınız.” (İbrahim, 14/10) “Bizimle karşılaşmayı ummayanlar dediler ki, bize ya melekler indirilmeliydi ya da Rabbimizi görmeliydik. Andolsun ki onlar kendileri hakkında kibre kapılmışlar ve azgınlıkta pek ileri gitmişlerdir.” (Furkan, 25/21) “(Firavun dedi ki) Yanında ona yardımcı melekler gelmeli değil miydi?” (Zuhruf, 43/53) “O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar.” (Kasas, 28/39)

Bu şekilde davrananlar hem Allah, hem de elçisi karşısında büyüklenmişlerdir. Vehb b. Münebbih şöyle söylüyor: “Musa (a.s) Firavun’a dedi ki iman et, elindeki mülkün sende kalsın. Firavun dedi ki, Haman’a bir danışayım Firavun Haman’a danıştıktan sonra dedi ki, sen kendisine tapılan bir rabken şimdi başka bir rabbe tapan bir kul oldun. Böylece Firavun Allah’a tapmaya ve Hz. Musa’ya uymaya tenezzül etmedi.”

Yüce Allah müşriklerin şöyle söylediklerini bizlere anlatmaktadır: “Dediler ki bu Kur’an iki şehirden bir büyük adama indirilse olmaz mıydı?” (Zuhruf, 43/31) Müşrikler bu sözleriyle, dünyada Resulüllah (s.a.v)’den daha üst konumda bulunan birilerinin peygamber olmasını talep ettiler ve şöyle dediler: “Aramızdan Allah’ın kendilerine lütuf ve ihsanda bulunduğu kimseler de bunlar mı?” (En’am, 6/53) Bu söz de bir alt derecede olsa bile Allah’a karşı büyüklenme anlamına gelir. Çünkü Allah’ın emrinikabul etme ve elçisi karşısında mütevazı olma konusunda büyüklenmektir.

Yaratılmışlara karşı kibirlenmenin ikinci kısmına gelince, kişinin kendisini büyük görerek kulları küçümsemekle onlara karşı kibirlenmesidir ki bu kibir çeşidi de iki yönden büyük bir günahtır:

a-► Kibir ve azamet sahibi olan aciz bir kula değil, her şeyin sahibi olan ve her şeye gücü yeten Allah’a layık bir sıfattır. Kibirlenen kişi, sadece yüce Allah’a layık olan bir sıfatta O’nunla rekabete girmiş demektir. Bu durumdaki kişi, kralın tacını alıp başına koyan ve onun tahtına oturan köleye benzer. Böyle yapan kişi krala çok büyük bir saygısızlık etmiş ve onu hafife almıştır. İşte bundan dolayı yüce Allah daha önce zikrettiğimiz gibi şöyle buyurmuştur: “İzzet izarım ve kibriya ridamdır. Kim bunlardan birinde benimle rekabete girerse ona azap ederim.” Kulları karşısında büyüklenmek ancak Allah’a layık bir sıfat olduğuna göre kullar karşısında büyüklenen kişi Allah’a karşı suç işlemiş olmaktadır. Çünkü sultanın yakın adamlarını hakir gören ve onlar karşısında kendini yüce gören kişi, sadece sultanın hakkı olan bir şeyi tekeline almış demektir. Bu durumda sultanla rekabete girmiş olur.

b-► Kibir insanı yüce Allah’ın emirlerine muhalefet etmeye çağırır. Çünkü kibirlenen kişi, yüce Allah’ın kullarından birinden hak sözü işittiğinde onu kabul etmeye tenezzül etmez ve onu inkar etmek üzere parçaları sıvar. İşte bundan dolayı tartışmacıların çoğunun aralarından birinin diliyle ortaya çıkan hakkı kabul etmeye tenezzül etmeyip onu inkar etmek üzere parçaları sıvadıklarını görürsün. Bu, şu sözleri söyleyen kafirlerin huylarından biridir:

“Bu Kur’an’ı dinlemeyin! Okunurken gürültü yapın, umulur ki bastırırsınız!” (Fussılet, 41/26)

Hakkı ortaya koymak için değil de karşı tarafı bastırmak ve ağzını açtırmamak için tartışma yapan herkes bu huyda kafirlere ortak olmuş demektir. Gurur ve büyüklenme bazılarını öğüt kabul etmemeye sevk eder. Tıpkı yüce Allah’ın buyurduğu gibi: “Ona, Allah’tan kork, denildiği zaman gururu kendisini günah işlemeye sürükler.” (Bakara, 2/206)

Kullara karşı büyüklenmek, kişiyi yüce Allah’ın emirlerine karşı büyüklenmeye sevk eder. Tıpkı İblisin Adem (a.s)’a karşı büyüklenmesinin, yüce Allah’ın ona secde etme emrini yerine getirmesine engel olduğu gibi… İşte bundan dolayı Resulüllah (s.a.v) kibri bu iki afetle açıklayarak şöyle buyurmuştur: “Kibir; hak karşısında gurura kapılmak ve insanları küçümsemektir.”

Kaynak: İbnü’l-Cevzi / Minhacü’l-Kasıdin Ve Müfidü’s-Sadıkin / C: 2 / bkz: 125-127

sponsor
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı