Namaz Gusül Kur'an Allah Tövbe Vesvese
DOLAR
8,2963
EURO
10,0198
ALTIN
484,11
BIST
1.428
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa
Mevzi Sağanak
24°C
Bursa
24°C
Mevzi Sağanak
Cuma Az Bulutlu
27°C
Cumartesi Gök Gürültülü
29°C
Pazar Gök Gürültülü
22°C
Pazartesi Açık
23°C
SON DAKİKA
Farz ve Nafile İbadetlerin Önemi
Ben Sana Emretmişken Seni Secde Etmekten Alıkoyan Nedir?
Ezan-ı Muhammediye
Allah Var Diyorsun Ondan Sonra Yok Gibi Davranıyorsun
Hiç Ölmeyecekmiş Gibi Yaşıyorsunuz
Oğlum! Nasihat İstiyordun Al Sana Nasihat
Yetiş Ey Allah’ın Resulü Yıkılıyoruz
Allah Var Diyorsun Ama Yok Gibi Davranıyorsun
Ey İnsanlar…!
Verilen Sözü Yerine Getirmek
Kanaatkar Olmak yada İyilik Yaparım adına Dünya malı Toplamak. Sonuç mu?
Hz Ali’nin oğlu Hz Hasan’a Nasihatleri
Hz Ali’nin Güzel Bir Vaazı
Taharetsiz Namaz Kabul Olur mu?
Secdede Ayakların Yerden Kesilmesi Namaza Zarar Verir mi?
Vakti İyi Değerlendirmek
Çocuğun Anne Baba Üzerindeki Hakkı – Diyanet
Her Nefesin Kıymetini Bilmek
Sahi Ya Ne Oldu Bize?
Namaz Belirli Vakitlerde Müminlere Farz Kılınmıştır
Namaz Dinin Direğidir
Cinsel İlişki Hakkında Bilmeniz Gereken Hususlar
Cinsel İlişkiye Girmenin Amacı ve Gayesi
Namazda Allah’tan Habersiz Olmak
Kerahat Vaktinde Neden Namaz Kılınmaz?
Vakit Namazlarının Geciktirilmesi
Namazın Vacipleri Nelerdir?
Namazlardaki Rekat Sayıları Neden Farklı?
İşçi ve İşveren için Namaz Meselesi
Sahibini Kötülükten Alıkoymayan Namaz Hakkında; Bir Ayet Bir hadis İnceleme
Sorumluluk İsteyen Bir İbadet: Namaz
Kıldığın Namaz Sende Değişikliğe Sebep Olmuyorsa O Namaza Yeniden Başla
Seferi iken Kılınamayan Namazın Kazası Nasıl Yapılır?
Kaç Yaşına Kadar ve Namaz Kılmayan Çocuğun Günahı Kimedir?
Cemaatle Namaz Kılmak
Helal Haram Duyarlılığı Hakkında Vaaz & Diyanet
Kısaca Namazı Bozan Davranışlar & Diyanet
Hangi Vakitlerde Namaz Kılınmaz ve Sebepleri
Namaz Kılarken Her Rekatta Aynı Süreyi Okumak Caiz midir?
Namaz Kılarken Aklımıza Başka Şeyler Geliyorsa
Namaz Neye Benzer?
Namazı Vaktinde Kılmanın Önemi ve Gerekliliği
Uyuma ve Unutma Sebebiyle Kaçırılan Namazın Hükmü Nedir?
Namazı Dosdoğru Kılın Ayeti ve Tefsiri
Namazı Bozan Şeyler Nelerdir?
Namaz Kılan Birisini Güldürmek Günah Mıdır?
Namazın Sünnetleri Nelerdir?
İş Yerinde Namaz Kılamıyorum. Ne Yapmalıyım?
Namazda Tadil-i Erkanın Hükmü Nedir?
Namazı Huşu İçinde Kılmak
Fe Eyne Tezhebun (Bu Gidiş Nereye?)
Namaza Hazırlık Yapmak ve Şartları
Covid-19 Sayesinde İnsanın Kendisi ile Yüzleşmesi
Namaz Kılarken Nelere Dikkat Etmeliyiz?
Namazda Şeytandan Gelen Vesvese
Namaz Kılmanın ve Cemaatin Fazileti
Gözümün Nuru, Dinin Direği Namaz
Namaz Konusunda Gevşeklik ve Tembellik Göstermenin Bazı Sonuçları
Salih Bir Amel: Namaz
Hasta Olanlar Nasıl Namaz Kılınır?

Dinde Zorlama Yoktur

27.11.2020
0
A+
A-

Dinde Zorlama Yoktur Ayeti


Dinde zorlama yoktur. Çünkü hak batıldan ayrılomıştır. Artık kim tağutu inkar edip Allah’a iman ederse o, kopması olmayan sağlam bir kulpa sarılmıştır. Allah işitendir, bilendir (Bakara Süresi 256. ayet)”

Bu ayetin birkaç manası;

1-► Dinde zorlama yoktur, yani dine girme konusunda, insanların bu dine girmeleri konusunda zor kullanmak yoktur.

2-► Dinden çıkma konusunda zorlama yoktur. Zor kullanarak bu dine girmiş insanları dinden çıkarmak, mürted yapmak da yoktur. Ehl-i kitap ve kafir dünyada şu anda insanlar dinlerinden çıkarılmak için zorlanmaktadırlar. Allah bu ayetiyle onların bundan vazgeçmelerini, insanları din eğitiminden mahrum bırakarak, ya da İslam’ı yanlış tanıtarak, ya da İslam’la insanların arasına barikatlar koyarak insanların bu dinle tanışmasını engellemekten vaz­geçmelerini emretmektedir.

3-► Dinde, dinin ruhunda zorlama yoktur. Yani sadece dine girme çıkma konusunda değil bu dinin esasında hiç bir zorlama yoktur. Zira bu dinin konusu zorunlu fiiller değil gönle ve isteğe bağlı fiiller ve davranışlardır. İslam dininde zorlamanın sonucunda yapılan amellere sevap verilmez.

Ameller niyetlere göredir hadisi bunu anlatır. Zorlama ile iman da, itikat da caiz değildir. Zorlamanın sonucunda gerçekleşecek imana iman denmez. Zorlamanın sonucu kabul edilen bir iman, Allah’ın istediği bir iman değildir.

Aynen bunun gibi zoraki kılınan namaz, namaz değildir, zoraki tutulan oruç, oruç değildir. Çünkü zorlanma bir kişinin hoşlanmadığı halde, kalben inanmadığı halde bir şeyi tehditle ve zorla yaptırmaktır. Ha­buki bu din hoşlanılmayacak bir din değildir.

Bu din insanlara anlatıldığı zaman herkesin gönül rahatlığıyla kabullenebileceği bir dindir. Bu konuda insanları zorlama hakkı sadece Allah’a aittir. Yani yaratıklarını, kullarını bu konuda zorlama hakkı sadece Allah’a aittir. Zorlamış da nitekim Bakın semavat, arz, ay, güneş, yıldızlar, bitkiler, hayvanlar, melekler hepsinin boyunlarındaki ipin ucu doğuştan Allah’ın elindedir. Zoraki kulluk yapmaktadırlar, Allah’a karşı asla isyan etme imkanları yoktur. Allah’a kafa tutma imkanları yoktur.

Ama insanlar için Allah bunu murat etmemiştir. İnsanların imanlarını zorunlu kılmamıştır Rabbimiz. İrade vermiş, seçme özgürlüğü vermiş ve seçiminden de kendisini sorumlu tutmuştur.

Bakınız bu hususu yüce Allah şöyle anlatır: “Eğer Rabbin dileseydi yeryüzünde kim varsa hepsi toptan iman ederdi. O halde sen mümin olsunlar diye insanları zorlayacak mısın? (Yunus Süresi 99)”

O halde din konusunda dine girme konusunda hiç kimse zorlanmamalıdır. Çünkü zorlanan bir kimsenin açığa vuracağı iman Allah katında makbul bir iman değildir. Ama şurası da unutulmamalıdır ki, böyle bir zorlamanın sonucu da olsa ben iman ettim diyen kişiye; sen bunu korktuğun için söylüyorsun! Sen aslında kafirsin demek de caiz değildir. Böyle bir iman iddia­sında bulunan kişi için şüphe ortadan kalkacak kadar beklenir, ona kafir muamelesi yapılmaz, o imanını açığa vurup amellerle ıs­patlayacak kadar beklenir. Eğer bu süre içinde amellerle imanını ispatlarsa mümin, değilse kafir kabul edilir.

Dinde Zorlama Var mıdır? Yok mudur?


Dinde zorlama yoktur. Bu ayet günümüzde kimileri tarafından çok farklı anlamlara çekilmiş bir ayet-i kerimedir. Onun için bu ayet üzerinde biraz daha duracağız. Alimlerimizden kimileri bu ayetin mensuh olduğunu söylemişler. Tevbe süresinin 5. ve 73. ayetleriyle bu ayetin nesih edildiğini söylemişler.

“Müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün! (Tevbe Süresi 5)”

“Ey peygamberim! Kafirlere ve münafıklara karşı cihat et! Onlara karşı sert davran! (Tevbe Süresi 73)” ayetleriyle bu ayetin nesh edildiğini söylemişler. Çünkü Allah’ın Resulü Arap müşriklerini İslam’a girmeye zorlamıştır. Hatta bu sebeple onlara karşı savaş açmış ve onlarla bizzat savaşmıştır. Onları sadece Müslüman olma seçeneğiyle karşı karşıya bırakmış cizye bile kabul etmemiştir.

Allah Resulü bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur: “Bana insanlar, la İlahe illallah deyinceye kadar onlarla savaşmak emredildi”

Alimlerden bazıları da bu ayetin mensuh olmadığını iddia etmişlerdir. Ayetin yalnız Ehl-i kitabı kapsadığını, Ehl-i kitap olanlar cizyeye razı oldukları sürece İslam’a girmeleri konusunda zorlanamazlar. Ancak Ehl-i kitabın dışında olanlar zorlanırlar demişlerdir.

İbni Abbas’dan şöyle bir rivayet var. Bu ayet Ensar hakkında, Ensar kadınları hakkında nazil olmuştur. Ensar kadınları İslam’dan z önce doğurdukları çocukların yaşadıklarını görünce kendi kendilerine şöyle bir adakta bulunmuşlar:

“Eğer şu doğacak çocuğum yaşarsa söz veriyorum onu Yahudi yapacağım” diye söz vermişler. Sonradan Ensar kadınları ve kocaları biz çocuklarımızı kesinlikle Yahudi olarak bırakmayacağız diyerek onları Müslüman yapmaya zorlayınca bunun üzerine “Dinde zorlama yoktur ayeti indi demiştir

Hz. Ömer’in bir Hristiyanı İslam’a girmeye ve böylece kurtuluşa ermeye davet ettiği ve o Hristiyanın da: “Ben artık yaşlandım ve İslam’a girmeye de içim razı değil” demesi üzerine Hz. Ömer’in: Allah’ım! Benim ona tebliğ ettiğime sen şa­hit ol! Ne yapayım daha fazlasını yapamam! Çünkü dinde zorlama yoktur ayetini oku­duğu rivayet edilir.

Gerek Resul-i Ekrem döneminde, gerekse halifeler dönemin de Yahudi ve Hristiyanların İslam’a girmeleri konusunda zorlanmadıkları, cizye verdikleri sürece kendi dinlerinde kalabilme imkanı tanındığını biliyoruz.

Ancak bu ayet savaşa engel değildir. Ve de kılıçtan korktuğu için Müslüman olmuş birine zorlanmış da denilemez. Çünkü bir insanın iyiliği için yapılan zorlama kötü bir zorlama değildir. Aksine bu o kimsenin iyiliğini istemektir.

Ebu Hureyre’nin rivayet ettiği bir hadiste Allah Resulü şöyle buyurur: “Allah zincirlerle bağlı olarak getirilen bir topluluğun cennete girmesinden çok hoşlandı”

Bu zincirlerle bağlı olarak gelen topluluk Müslümanlarla savaşa tutuşup, Müslümanların eline zincirler içinde esir düşüp, daha sonra da İslam’la tanışarak Müslüman olan ve cennete giden insanlar demektir. Allah bundan razı olduğuna göre onların iyiliği için onlara bu şekilde yapılan zorlama, zorlama sayılmamaktadır.

İslam Savaş Dini midir?


Batı hayranı, Hristiyan hayranı bazı kimseler, batıya karşı duydukları iç yenilgisinden ve kalbi komplekslerinden, iman zaaflarından dolayı “İslam savaş dinidir” sözüne karşı çıkarak; efendim “dinde zorlama yoktur” ayetini sürekli gündemde tutmaya çalışırlar.

Kimileri de “İslam savaş dinidir” sözünü sürekli gündeme getirerek İslam’ı kötülemeyi çalışırlar. Aslında İslam’ın cihadının gayesi insanların İslam’ı anlamalarına, İslam’ı tanımalarına engel olan tüm engelleri kaldırmaktır.

İslam’la insanlar arasına barikatlar koyarak, İslam eğitimini engelleyerek, insanları fitneye düşüren tüm zalimleri bertaraf etmek, tüm engelleri kaldırarak insanları hür iradeleriyle İslam’la karşı karşıya getirmektir.

İslam açık ve net bir biçimde insanlara açıklanmadıkça hiçbir kimse İslam’a zorlanamaz. Gönüller ikna edilmeden insanların bilmedikleri, tanımadıkları bir dine girmeleri istenemez. Hak ve batıl, dalalet ve hidayet, iman ve küfür, cennet ve cehennem, Allah ve tağut, Al­lah’a kulluk ve tağutlara kulluk, Allah’a kulluğun sonucu ve tâğutlara kulluğun neticeleri bütün delilleriyle açıklanmadan hiç kimse İslam’a girmeye zorlanamaz.

Ancak günümüzde kimileri bu ayetleri yanlış anlayarak Müslümanları da bu ayetin kapsamı içinde tutmaya çalışmaktadırlar. Efendim nasıl ki Müslüman olmayanlar İslam’a girmeleri konusunda zorlanamazsa, Müslüman olanlar da İslam’ı uygulama konusunda zorlanamazlar. Bir adamın ben Müslümanım demesi yeterlidir. Bunu söyledikten sonra bu adam İslam’ın hiçbir kuralını da uygulamasa, namaz da kılmasa, oruç da tutmasa, başını da örtmese, içki de içse, zina da etse herkes serbesttir. Kimse bu ko­nu da zorlanamaz. Kimse kimseye; şunu yap! Bunu yapma! diyemez çünkü dinde zorlama yoktur, demeye çalışıyorlar.

Bu, İslam’ı tanımayan ya da hainliğine tanımazlıktan gelen insanların fikridir. Bu, şeytanın düşüncesidir. Bu, kendilerine göre din koymaya çalışan dinsizlerin anlayışıdır. Bir adam kendi gönlüyle İs­lam’ı kabul etmişse artık o, İslam’ın bütün hükümlerini peşinen kabul etmiş demektir ki bunların tümünü uygulamak zorundadır.

Ben Müslümanım diyenler, eğer bunu inanmadıkları halde insanları kandırmak için münafıkça dememişlerse, kabul ettikleri İslam’ın hükümlerinden bir tanesini uygulamadıkları zaman onlara cezai müeyyide uygulanır. Öyle olmasaydı İslam’da ki cezalar kime uygulanacaktı?

Kafirleri zorlamayacaksın, Müslümanım diyenlere de dokunmayacaksın, eh o zaman bu cezalar kime ait? Hırsızlık edene el kesme cezası, içki içene had cezası, zina edene recm ya da celde cezası kime uygulanacak?

Bakın burada bu konunun anlaşılabilmesi için bir örnek verelim:

Mesela Hristiyan bir İtalyan, biz onu zorla da Türk vatandaşı olacaksın diye zorlayamayız. Ama bu İtalyan günün birinde kendi arzusuyla gelip ben Türk vatandaşı olmak istiyorum diye bir dilekçe ile müracaat etse. Türkiye makamları da onun bu isteğini inceleyip Türk vatandaşlığına kabul etse. Ve bu İtalyan Türk vatandaşı olarak Türkiye de ikamet ederken bir adam öldürse, Türk makamları ona Türk ceza kanunlarını tatbik etmeye teşebbüs ettiği zaman bu İtalyan arkadaş; ben İtalyan’ım, beni Türk ceza kanunları bağlamaz, diyebilir mi? Elbette diyemez değil mi? Çünkü İtalyan vatandaşı isen İtalya da kalsaydın! Seni Türk vatandaşı olmaya biz zorlamadık kendi isteğinle gelip Türk vatandaşı oldun demezler mi? İşte aynen bunun gibi bir adam kafirse kafirliğinde kal­sın! Kimse onu illa da Müslüman olacaksın diye zorlamaz.

Ama adam günün birinde kendi gönlüyle Müslüman olmaya karar vermişse ve Müslüman olarak da birtakım suçlar işlemişse el­bette ben Müslüman değilim! Beni İslam’ın cezaları bağlamaz demesinin bir anlamı olmayacaktır.

Evet dinde zorlama yoktur çünkü:

Hak batıldan ayrılmıştır

Hakla batıl birbirinden ayrılmıştır. Hak da bellidir batıl da bellidir. Rabbimiz hakkı da batılı da, imanı da küfrü de, hidayeti de dalaleti de, cenneti de cehennemi de, menfaatlerinizi de zararlarınızı da ayrı ayrı tafsilatlı bir biçimde açıklamış, beyan buyurmuştur. Bu kadar açıklamalardan sonra artık aklı başında olan, hayrını, menfaatini zararını bilen birisi elbette bilerek, gönül rahatlığı içinde İslam’ı kabul edecektir. Onu bu konuda zorlamaya gerek yoktur. Ama İslam bu şekilde kendisine açık ve net bir biçimde açıklandıktan sonra hayrını, menfaatini, mutluluğunu, cennetini tepip de İslam’a girmeyen kimse, menfaatini ve zararını ayırt edemeyen heva ve hevesine göre hareket eden sefihlere ve çocuklara benzer.

Ya da böyle kimseler velilerinin kontrolü altında bulunan çocuklara veya doktorlarının kontrolü altında bulunan hastalara benzerler ki, veli ya da doktor, kontrolü altında ki çocuklar istemese de bazı konularda onları zorlayabilirler. Bu zorlama pek tabiidir ki onların zararı için değil, menfaati içindir. Kontrolü altındaki hastası onu içmeme konusunda diretse de kendisine şifa verecek ilacı içmesi konusunda onu zorlayabilir.

Bir de bu ayetten anlıyoruz ki Rabbimiz kitabında hak ve batılı, hidayet ve dalaleti, çok açık ve net bir biçimde açıklamıştır. Hak ve batılı, doğruyla yanlışı ortaya koyan Kitap ve Sünnet hayattadır. O halde Kitap ve Sünnete dayanmadan yani kitap ve sünnetten her hangi bir delile dayanmadan taklitçilik yaparak yanlışa düşen bir kişinin Allah katında mazur sayılması mümkün değildir. Zira bir kişinin Allah katında mazur sayılması ancak o ko­nu da delillerin açıklanmadığı, veya o kişinin bütün gücünü kullandığı halde hakka ulaşma imkanının olmadığı zaman geçerlidir.

Kaynak: Ali Küçük / Besairu’l Kur’an

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.