Dünya Hayatı ve GerçeğiKürsüden Gönüllere Vaazlar
Trend

Dünya Hayatının Değersizliği – Vaaz

Hasenü’l-Basri, halife Ömer b. Abdülaziz’e şu mektubu göndermiştir:

Şüphesiz ki dünya göçme yeridir, kalma yeri değil. Adem, dünyaya cezasını çekmek üzere indirildi. Ey müminlerin emiri, dünyadan uzak dur. Dünyanın erzağı onu terk etmek, zenginliği ise fakir kalmaktır.

Dünya her an birini öldürür, aziz kıldığını zelil hale getirir, dünyalık toplayanı fakir eder. Dünya, onu tanımayanın yiyip öldüğü bir zehir gibidir. Dünyada, yarasını tedavi edip belanın uzun sürmesinden korktuğu için bir süre orada korunan kişi gibi ol. Bu aldatıcı, hilekar ve dolandırıcı yurttan uzak dur. O yurt ki, hilesiyle süslenmiş, aldatmasıyla insanları fitneye düşürmüş ve hayalleriyle onları dolandırmıştır.

Dünya, ona talip olanların yolunu gözleyen duvaklı bir gelindir. Gözler ona bakmakta, kalpler onun için yanıp tutuşmakta ve canlar ona aşık olmakta, oysa o bütün kocalarını öldürmektedir. Ne geriye kalan kocası geçmişten ibret alıyor, ne sonra gelen öncekine bakıp onunla evlenmekten vazgeçiyor, ne de Allah’ı tanıyan bir arif dünyanın hilelerini anlattığında öğüt alıyor.

Dünyaya aşık olan kişi ondan istediğini almış, aldanmış, haddini aşıp ahireti unutmuş, aklını onunla meşgul etmiş ve sonunda ayakları dünyadan kayıp gitmiştir. Gerçeği görünce çok pişman olmuş ve üzülmüştür. Ölüm sarhoşluğu ve acısı üzerine çullanmış, kaçırdığı şeyleri telafi edemeyecek olmasının kederi her yanını sarmış, dünyadan ne istediğini anlayamamış ve bir süreliğine bile yorgunluk atıp dinlenemeden azıksız bir halde dünyadan ayrılarak istirahat yeri olmayan bir yurda gelmiştir.

O halde ey müminlerim emiri! Dünyadan sakın. Dünya hakkında çok temkinli ve uyanık ol. Çünkü dünyalık sahibi olan kişi ne zaman bir şeye sevinse dünya başına bir kötülük verir. Bugün dünyada seni sevindiren, yarın üzer. Orada bolluk ve rahatlığın hemen yanı başında bela ve darlık vardır. Orada kalmanın sonunda yok olma vardır. Dünyanın sevinci kederle bulanmıştır. Orada elden giden, bir daha asla geri dönmez. İleride meydana gelecek şeyler bilinmez ki beklensin. Dünyanın umutları yalancıdır, emelleri asılsızdır, saflığı bulanır, yaşamı dert ve çiledir.

Yaratıcı dünya hakkında bir haber vermemiş ve darbımesel söylememiş olsaydı bile, dünya uykudakini uyandırır ve gafili uyarırdı. Oysa yüce Allah tarafından dünyadan sakınmamızı söyleyen nice söz söylenmiş ve öğüt verilmiştir. Allah katında dünyanın hiçbir değeri ve ağırlığı yoktur. Dünyayı yaratan ona bakmamıştır.

Dünyanın bütün anahtarları ve hazineleriyle peygamber efendimize arz edilmiş, o ise kabul etmemiş ve kendisini yaratanın sevmediğini sevmekten veya sahibinin alçalttığını yüceltmekten hoşlanmamıştır. Böylece yüce Allah dünyayı salihlerden kendi tercihleriyle saklayıp gizlemiş, düşmanlarına ise alabildiğince dünyalık vererek onları aldatmıştır. Dünya ile aldanmış ve orada iktidar sahibi olmuş kişi, dünyalıkla onurlandırılmış olduğunu zanneder. Oysa yüce Allah’ın, karnına taş başladığında Hz Muhammed (s.a.v)’in ne yapmış olduğunu unutur

Hasenü’l-Basri şöyle söylemiştir: Vallahi kendisine alabildiğine dünya nimeti verilmiş olup da dünyada bu nimetler sebebiyle tuzağa düşürülmüş olmaktan endişe etmeyen kişinin aklı kısa ve görüşü kıttır. Allah bir kula çok kısıtlı bir nimet verdiği halde bunun kendisi için hayır olabileceğini zannetmezse aklı kısa ve görüşü kıt olur.

Ey İnsanoğlu!

Kalbini dünyaya bağlama. Böyle yaparsan onu bağlanılan en kötü şeye bağlamış olursun. Kalbinin iplerini kes ve kapılarını kapat.

Ey kişi, seni istediğin yere ulaştıracak kadar dünyalık sana yeter. Heyhat, heyhat, dünya onun kapısında duranları götürdü ve geriye boyunlara asılı duran ameller kaldı

Birtakım insanlar dünyaya değer verdiler, o da onları darağaçlarında sallanırdı. O halde dünyaya değer vermeyin. Ona değer vermediğiniz zaman mutlu ve rahat olursunuz.

O halde unutmayın ki:

Dünya için ne kadar üzülürsen ahiret düşüncesi o kadar kalbinden çıkar. Ahiret için ne kadar üzülürsen dünya düşüncesi o kadar kalbinden çıkar

Kaynak: İbnü’l-Cevzi / Minhacü’l-Kasıdin Ve Müfidü’s-Sadıkin / C: 2 / bkz: 8-9

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı