Namaz Gusül Kur'an Allah Tövbe Vesvese
DOLAR
8,5295
EURO
10,0725
ALTIN
480,67
BIST
1.418
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa
Az Bulutlu
29°C
Bursa
29°C
Az Bulutlu
Cumartesi Parçalı Bulutlu
33°C
Pazar Parçalı Bulutlu
29°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
35°C
Salı Parçalı Bulutlu
33°C
SON DAKİKA

Dünya Peşinde Koşup Allah’ı Unuturcasına Çalışan Kimse

20.04.2020
0
A+
A-

Hz İsa (a.s) havarileriyle birlikte bir köye uğramıştı. Köy halkının tamamı sokak aralarında ve kapı önlerinde yatmaktaydılar ve hepsi de ölmüştü.

Malum Hz İsa (a.s) ölüleri diriltme mucizesine sahipti. Hz İsa havarilerine;

Bunlar tabii şekilde ölselerdi birbirlerini defnederlerdi. Bunlar bir bela veya kaza ile ölmüş olmalılar ki, kimse defnedilmemiş dedi.

Havariler: Ey Allah’ın peygamberi! Bunların günahlarının ne olduğunu bilmeyi can-ı gönülden isteriz. Başlarına ne geldi acaba?

Sen Allah’a dua ette bizi bundan haberdar eyle dediler.

Hz İsa (a.s) Allah’a dua etti ve Allah Teala ona vahyetti;

Ya İsa, karanlık bastırınca sen onlara sor. Kendileri sana cevap versinler! Hz İsa (a.s) gece olmasını bekledi ve gece olunca tepeye çıkarak köy halkına hitap etti;

Ey köy halkı, nedir bu başınıza gelen? Allah’ın mucizesi ile içlerinden biri dirildi ve kudret-i ilahiyye ile dillere gelerek konuşmaya başladı;

Esenlik içinde akşamladık, ancak cehennemde sabahladık Niçin böyle oldu? Dünya sevgisine daldık, günahkarlara itaat ettik, asilerle beraber olduk.

Dünyayı nasıl sevdiniz?

Bir çocuğun annesini sevdiği gibi sevdik ki, dünya nimetlerine erişince sevindik, üzerimizden o nimet gidince üzüldük.

İsa (a.s) sordu;  Neden arkadaşların konuşmuyor da yalnız sen konuşuyorsun? Nasıl konuşsunlar ya Nebiyallah!

Onlar ateşten zincirlere vurulmuş, dehşet saçan azap meleklerinin elinde kalmışlar.

Hz İsa; Peki nasıl oluyor da sen cevap verebiliyorsun deyince

Konuşan kişi; Ben onların arasında değildim. Onlara azap gelince hüküm umumi olduğu için beni de azap içine aldı. Kurtulup kurtulamayacağımız henüz bilmiyorum

Bunun üzerine Hz İsa (a.s) dünyaya dalan kimseni şöyle bir örnekle anlatmaktadır:

Dünya peşinde koşup Allah’ı unuturcasına çalışan kimse; Deniz suyunu içene benzetiyor. O suyu içenin harareti artar. Sonunda suya kanmadan helak olur diye tanımadı.

Bu yüzden Hz İsa (a.s) dünyaya meyletmeme özelliğiyle insanlara rehber oldu. Elbisem yün, ayağım bineğim oldu. Yokluk içinde yaşarım dedi. Bu şartlar altında benden daha zengini var mı? Hiç kimseye de minnetim olamaz.

Hz İsa (a.s)’a havarileri sordu; Ey Allah’ın Nebisi. Biz seninle seyahat ederken, sen suyun üstünden yürüyüp geçiyorsun. Oysa biz batıyoruz. Bunun sebebi nedir ? deyince;

Hz İsa (a.s); Sizce dünyanın mücevherleri, altın ve gümüşü değerli mi? diye sordu

Havarileri; Bunlar çok güzel şeylerdir deyince;

Hz İsa (a.s); Fakat bunların benim nazarımda topraktan farkı yoktur. Sizde dünya nimetini toprak gibi kabul ederseniz, siz de pek çok keramet görürsünüz.

Anlatıldığına göre havariler, peygamberleri Hz İsa (a.s)’ı bir gün kaybetmişler. Havarileri bazı insanlara sormuşlar ve onlar da Hz İsa’nın denize doğru gittiğini söylemişler. Havariler de denize doğru yürümeye başlamışlar. Denize yaklaştıklarında bir de bakmışlar ki İsa peygamber suların üzerinde, dalgalar arasında bir yükseliyor, bir alçalıyor. Üzerinde de yarısını giyip, yarısını da peştamal gibi doladığı elbisesi varmış. Havariler Hz İsa’nın yakınına kadar yaklaşmışlar ve havarilerden birisi demiş ki; Ey Allah’ın peygamberi, yanınıza biz de gelemez miyiz? Bunu söyledikten hemen sonra da suya girmeye başlamış. Ancak bir de bakmış ki boğulacak hemen nida etmiş; Ey Allah’ın nebisi boğuluyorum!

Hz İsa (a.s) arkasından denize girmek isteyip de boğulmak üzere olana hitap etmiş; Ey insan! Elini uzat, eğer ademoğlunun arpa miktarı yakini olmuş olsaydı, su üzerinde yürüyebilirdi.

Evliyanın büyüklerinden Beyazid-ı Bistami Hazretlerine sormuşlar; Filan kişi bir gecede Mekke’ye gidip geliyor. Ne dersin deyince

O da; Şeytan da Allah’ın lanetine uğramış bir varlık olduğu halde, bir anda doğudan batıya ulaşabiliyor. Bundan şaşılacak ne var?

Tekrar sormuşlar; Filanca da suyun üzerinde yürüyor! Balık da su da yüzüyor, kuşlar da havada uçuyor. Bir adam suyun üzerinde seccade serse, gökyüzünde bağdaş kurup otursa, şeriatın emir ve yasaklarına riayet etmedikçe ona aldanmayın.

Kaynak: Mehmet Ildırar / Tasavvuf Ve Nefis Terbiyesi / bkz: 128-130

Aşağıdaki konular ilginizi çekebilir. Bakmak ister misiniz?

    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.