Namaz Gusül Kur'an Allah Tövbe Vesvese
DOLAR
8,5295
EURO
10,0725
ALTIN
480,67
BIST
1.418
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa
Sağanak Yağışlı
27°C
Bursa
27°C
Sağanak Yağışlı
Cuma Az Bulutlu
29°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
33°C
Pazar Parçalı Bulutlu
29°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
35°C
SON DAKİKA

Dünya ve Ahiret Hayatı Arasındaki İlişki

07.04.2020
0
A+
A-
Dünya ve Ahiret Hayatı Arasındaki İlişki

Dünya Hayatında Rahat Bir Yaşam Sürdün Peki Ya Ahiretin Ne Olacak: İlk İnsan Hz Adem (a.s) babamız ile Hz Havva annemizden sonra insanlar çoğalarak, üreyerek çoğaldıkça çoğalmış, arttıkça artmıştır. Ancak herkes tek bir din üzereydi ve herkesin ibadet ettiği taptığı, secde ettiği bir tek ilah vardı. O da yüceler yücesi, alemlerin sahibi ve yaratıcısı olan Yüce Allah idi.

Ancak insanların nefsani arzularına yenik düşmesi, dini inançlarının zayıflaması, dini bilgisi olan olmayan herkesin konuşmasından dolayı insanlar arasında çatlaklar oluşması sebebiyle, şeytan da o çatlaklardan sinsice sızdı ve orasını kocaman kapanmaz bir delik haline getirdi.

İnsanların ortak bağı olan La İlahe İllallah tevhidi yerine birbirine kin, nefret, garez, öfke vs vs beslemesi yüzündendir ki şeytanda bunları fırsat bilerek insanları birbirine düşürdü, hak yoldan, tevhid inancından saptırdı ve durum ortada. Kimisi bu şeytani fısıldamalara , kışkırtmalara, vesveselere kulak verdi hak yoldan saptı, kimisi puta, ağaca yada kendi elleriyle yaptıkları şeyleri ilah edindiler ve kendi elleriyle kendi akıbetlerini kendi sonlarını kendileri hazırladı, oturdukları dalı kendileri kesti.

Sizlerde takdir edersiniz ki, bizim yaşadığımız Müslümanlık, müminlik (Allah’ın salih kulları müstesna), bizden önceki asırlarda devirde yaşamış insanların yaşadığı Müslümanlık ile pek de bağdaşmıyor. Kanla başla, ezayla,cefayla kazanılan ve yeryüzüne yayılan ve Tek din olma özelliğini taşıyan İslam dinine sahip çıkamadık ve çıkamıyoruz. Din aynı din, farzlar, sünnetler aynı ancak zamanla beraber değişen insanlar, kendi sonlarına doğru koşa koşa gidiyor ya da gidiyoruz. Kendi sonumuzu kendimiz hazırlıyoruz.

Yüce Allah Hz Kur’an da buyuruyor ki;

“Onlardan sonra hayırsız bir nesil geldi ki bunlar kitaba (Tevrat’a) varis oldular, ama ayetleri tahrif etme karşılığında şu değersiz dünya metaını alıp “Nasılsa affa nail oluruz!” düşüncesiyle hareket ettiler. Af umarken bile, öbür yandan yine gayr-ı meşru bir metâ, bir rüşvet zuhur etse, onu da alırlar. Peki onlardan, Allah hakkında gerçek olandan başka bir şey söylemeyeceklerine dair kitapta mevcut hükümler uyarınca söz alınmamış mıydı? Ve kitabın içindekileri ders edinip okumamışlar mıydı? Halbuki ebedi ahiret yurdu, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için elbette daha hayırlıdır. Hala aklınızı başınıza almayacak mısınız? (1)”

Nasılsa affa nail oluruz umuduyla, şeytan sakın sizi Allah’ın rahmetine, affına güvendirmesin. Affa nail oluruz umudu ile sakın amelden geri kalmayın, amelinizde eksik göstermeyin. Benim niyetim temiz deyip de”… çok hilekar şeytan da sizi Allah ile aldatmasın, Allah’ın affına güvendirmesin! (2)”

En doğrusunu tabi ki Allah bilir, ancak belki de bu hayırsız nesil geçmiş zamanda yaşayan insanlar olacağı gibi zamanımız da olma ihtimali mümkün müdür, değil midir? orasını ancak Allah bilir.

Tevrat, İncil ve Zebur bunların hepsi hak kitaptır ve birisine inanıp da diğerine inanmamazlık ya da üçünü kabul edip birini kabul etmemek olmaz. Çünkü o zaman dinden çıkmış olursun.. Fakat Kur’an-ı Kerim hariç diğerleri değişikliğe uğradığı için içindeki bilgiler ne yazık ki güvenilirliğini kaybetmiştir.

Aslında hepsi Hak din İslam dini idi. Ancak o zamanın insanlarının anlayabileceği bir şekilde indirilmiştir.İman konusunda bütün kitaplara iman etmek zorundayız ancak amel konusunda şüphesiz bu Kur’an-ı Kerim’dir.

Hiçbir insan, hiçbir varlık Kur’an-ı Kerim’de bir tutarsızlık, bir eksiklik, bir hata bir yanlışlık göremez. Hata ancak O’nu okuyanın anlamasındadır.

Ancak ne yazıktır ki, insanların bir çoğu ya da bir kısmı Hz Allah (c.c)’ın Hz Kur’an’ın dediklerini değil de kendi bildikleri okuması, sonradan yerde sürüneceği halde kendi burnunun dikine gitmesi, Allah’ın emir ve yasaklarını  dikkate almaması, kendi akıbetini kendi eliyle,yada kendi yanacağı ateşe kendi eliyle odun toplamasına benzer. İşte insanların şuan ki durumu da budur.

Oysa yüzümüzü Rahman’a dönseydik Hz Kur’an’ın dediklerini yapsaydık o zaman her şey daha farklı daha düzenli daha güzel ve dünya daha yaşanılabilir olurdu. Ancak herkes kendi doğrultusuna gittiği için ne huzur kaldı, ne refah kaldı nede mutluluk kaldı. Dünyamızı kaybettiğimiz gibi ahiretimizi de kaybettik ya da kaybetmeye yüz tuttuk .

Hz Kur’an da yazan her bir ayet-i celile ya gerçekleşmiştir yada gerçekleşmektedir yada zamanı geldiği zaman gerçekleşecektir. Bunda en ufak bir şüpheye yer yoktur.

Hz Allah mealen Kur’an da buyuruyor ki;

Gerçekten onlar, kendilerine Hak geldiğinde onu yalanlamışlardı. Fakat yakında onlara alay ettikleri şeyin haberleri gelecektir (3)

İşte kaçmakta durduğunuz Ya da durduğumuz Ya da durdukları kıyamet geldiği gün artık ah vah etmenin zamanı geçmiş,yaptıklarınla yüzleşmenin vakti gelmiştir. Zaten imtihandan maksat da; varlığını bildiğin ancak göremediğin halde ona inanmaktır.

Hz Allah’ı bu fani dünyada hiç kimsenin görmeye gücü yetmez zaten görmeye ne göz dayanır nede dağlar. İnsanlar diyor ki en azından bazı inanmayan kesimler gözle görmediğim şeye inanmam diyor.

Oysa şöyle bir rivayet vardır ki yerinde yerinde olacaktır;

Bir inkarcı ,alimin birine şu üç soruyu sorar;

Allah varsa bana göster

Her işi Allah yaratıyor da neden suçlu ceza görüyor?

Şeytan ateşten yaratıldığı halde,ona cehennem ateşi nasıl etki yapabilir?

Alim bu soruları soğukkanlılıkla dinler. Sonra da yerden bir kerpiç parçası alıp, inkarcının başına vurur. Başı yarılan inkarcı soluğu mahkemede alır.Hakim alime sorar;

Bunun başına kerpiç vurmuşsun öyle mi?

Bana üç soru sormuştu, ben sorularına karşılık cevap niteliğinde kerpiçi vurdum.

Nasıl ?

Anlatayım.

Allah varsa bana göster demişti. Başının ağırdığını iddia ediyorsa göstersin. İkinci olarak da her şeyi Allah yaratıyorsa suçlu neden ceza görsün diye sormuştu, o zaman beni neden mahkemeye veriyor. Üçüncü olarak da ateşten yaratılan şeytana cehennem nasıl etki yapar diye sordu. Cevabını aldı. Topraktan yaratılan kendisine,yine topraktan olan kerpiç nasıl etki yapıyor ? Bu cevaptan sonra alim beraat eder.

Dünyada bulunan hiç bir şey sizin değildir ve hiçbiride size kalmayacaktır.

Elinizde bulunan her şey de mutlaka sizden önce başkalarının elindeydi. İşte sizden sonrada başkalarının eline geçeceğine göre bu koşturmaca neden? Bu dünyaya olan bağlılık neden?.Başkaları için bütün hayatını heder etmeye değer mi? Acısını sen çekeceksin, cefasını başkaları sürecek misali.

Bu dünyaya, dünya nimetlerine tapanlar; kendi gölgesini yakalamaya çalışan ancak bir türlü yakalayamayan ve yakalamayacak olan kişinin durumuna benzer. Bütün ömrünü buna harcarsa bu yolda ölür ancak eline geçen koca bir sıfır olur. Bu sadece bir oyun,bir aldanma bir vakit öldürüp zamanını boşa harcayıp kendine yazık etmekten başka bir şey değildir. İşte gereksiz işler peşinden koşanlar da,gereksiz şeyler uğraşanlar da kendi gölgesini yakalamaya çalışan kişiye benzer.

Hz Allah mealen buyuruyor ki;

Rabbinizden size indirilene (Kur’an’a) uyun. O’nu bırakıp da başka dostların peşlerinden gitmeyin. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz (4)

Zamanımız öyle bir hale geldi ki; namaz kılarsın, yüzünü Allah’a dönersin, dinini yaşamaya en azından bu uğurda mücadele etmeye uğraşırsın ya sen sıyırmışsın derler ya da çarpılmışsın derler ya da yobaz ve geri kalmış vs vs saçma sapan kelimelerle itham ederler.

Ancak yarın Allah’ın huzurunda kimin ne olduğu, kimin ne ile karşılaşacağı, kimin kaçmakta durduğu şeyle yüz yüze geleceği, kimin Rahmet’e kimin azaba düşeceğini ancak Allah bilir, ancak gökten altın yağmasını beklemeyin.

“Şeytan sakın sizi Allah’ın rahmetine güvendirmesin (5)”. Şeytan bu vesile ile sizleri bizleri ibadetimizi yapmaktan, ‘O’nun yolunda gitmekten alıkoymasın.

Hz Allah mealen buyuruyor ki;

Bizim ayetlerimizi yalanlayıp da onlara karşı kibirlenmek isteyenler var ya, işte onlara gök kapıları açılmayacak ve onlar, deve iğne deliğine girinceye kadar cennete giremeyeceklerdir! Suçluları işte böyle cezalandırırız! (6)

Ayetin tefsirinde

Devenin iğne deliğinden geçmesi, imkansızlık bildirir. Buna göre ayetin manası: imkansız veya Çok zor girerler demektir.

Peygamberimiz Hz Muhammed (s.a.v) buyuruyor ki;

Size iki şey bıraktım, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece asla sapıtmazsınız:

Allah’ın Kitab’ı ve Allah Resûlu (s.a.v)’in sünneti.

Başka bir hadis de ise şöyle buyuruyor;

Şüphesiz ben size kendisine sarıldıkça asla sapmayacağınız (iki) şey bırakıyorum: Biri ötekinden daha büyük ve gökyüzünden yeryüzüne uzanan bir ip niteliğinde olan Allah’ın Kitab’ı. (Diğeri) Ehl-i beytim olan yakınlarım.

Şimdilik bu konuyu burada noktalıyorum. İnşallah dünyanın zemmedilmesi, kötülenmesi başlığı altında teferruatlı bir şekilde ele alınacaktır.

Kaynak: İsmail Ekinci

(1-A’raf Süresi 169) (2-Lokman Süresi 33) (3-En’am Süresi 5) (4-A’raf Süresi 3) (5-Lokman Süresi 33) (6-A’raf Süresi 40)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.