Dünya Hayatı ve Gerçeği

Dünyanın Bilinmeyen Gerçek Yüzü

sponsor

Dünyanın Gerçek Yüzü

İslam büyüklerinden bazıları diyor ki; Ölünceye kadar amel edin. Allah’tan korkun da, uzun kuruntulara kapılmayın. İnsanları, hilecilğyi ve sahtekarlığıyla kandıran dünyaya bağlanmayın .Dünya bazen kendini süsleyerek şaşaalı bir şekilde karşınıza çıkar. Size ümitler verir. Gönülleri kendisine kul köle yapar. Kendini bilmeyen gafilleri de kendine aşık eder. Ona aşık olan nice insanlar onun yolunda can vermiş, ona güvenen nice insanlar da perişan olmuştur. Dünyayı onun yaratıcısı bile kötülemiştir.

O, musibet ve belaları çok olan bir yerdir. Onun görünen kısmını değil, gerçek yüzünü görmek için uğraş. Onun yenisi eskir, olanı yok olur, çok olanı azalır, izzet-i aşağılık ve adiliğe dönüşür. İyiliği gider, sevgisi silinir. ‘Filanca hastalandı ve zayıf düştü’ denmeden gaflet uykusundan uyanın. Allah’a dönün ki; Allah size acısın. Hastalık bütün vücudu kapladıktan sonra doktor bulmak veya hastalığı tedavi etmek gayet zordur.

Son Nefesini Vermek (Ölmek) Üzere Olan İnsanın durumu Nasıldır?

Tabip bulunsa bile, hastalığa deva bulunmaz. Sonra senin için derler ki; ‘Falanca vasiyetini verdi, malının dökümünü yaptı, dili ağırlaştı, konuşamıyor, dostlarını bile tanıyamıyor’. Bu sıralarda alnından terler akmaya başlar, devamlı inler, ümidi kaybolur, gözlerinin görme hissi gider, dili sürçmeye başlar; dostları ve yakınları ağlamaya, ahu figan etmeye başlar.

Dil bağlanır, açılmaz,sonra son nefesi gelir çatar. Ruh bedenden ayrılır. Göklere yükselir. O zaman bir kısım akrabası, dostları toplanır, kefenini biçer, suyunu ısıtır, yıkar ve kefenlerler.

Ziyaretçiler kesilir, çekemeyenler huzuru bulur. Onu mezarına defneder ve çok geçemeden mirasçılar malını taksime koyulurlar. O da dünyada iken yaptığı, önceden ahirete gönderdiği ameliyle baş başa kalır.

Bir adam hükümdarlardan birine dedi ki;

Dünyaya en çok kızması ve hor bakması gerekenler, zenginlerdir. Çünkü onlar, devamlı olarak, bir musibetin gelip mallarını yok edeceğini, topladıkları dünyalıkları dağıtacağını, malının başkasının eline geçeceğini, bedenine felç gelip hastalanacağını veya malının cimrilik yaptığı bir konuda kendi canını yakacağını beklerler. İşte dünyadan memnun olduğu zannedilen zengin bu durumdadır.

Rivayet edilir ki; (Resulüllah’tan); Allah ,Musa Peygambere buyurdu ki; Sana zenginlik geldiği zaman bil ki bu işlediğin bir günahın hemen verilen cezasıdır. Fakirlik geldiği zaman da de ki: En iyi kullara alamet olan fakirlik merhaba.

İstersen İsa Peygamber(a.s)’in yolunda git.O der ki: Giydiğim elbise yün, kışın gittiğim yer güney taraf, ışığım ay, bineğim ayaklarım, yemeğim yeryüzündeki bitkilerdir. Yokluk ve fakirlik içinde yatar ve hiç bir şeyim yokken sabaha çıkarım. Böyle olmasına rağmen, dünyada benden zengini yok.

Kaynak: İmam Gazali / el-İhya / C:3 / bkz: 613-615

sponsor
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı