Nisa Süresi MealiTefsir

Ehl-i Kitab’a İman Çağrısının Yinelenmesi

sponsor

Nisa Süresi 47. Ayet Meali: Ey kendilerine kitab verilenler! Biz, bir takım yüzleri silip dümdüz ederek arkalarına çevirmezden, yahut onları Cumartesi adamları gibi lanetlemezden önce, size gelenleri doğrulamak üzere indirdiğimize imane din. Allah’ın emri daima yerine getirilmiştir.

Nisa Süresi 48. Ayet Meali: Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz; fakat dilediği kimsenin bunun dışındaki günahlarını bağışlar. Çünkü Allah’a ortak koşan kimse, büyük bir günah işleyerek O’na iftira etmiştir.

Nisa Süresi 48-48. Ayetin Tefsiri

Resulüllah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: Amel defterleri (yani onlarda yazılı günahlar) Allah katında üç çeşittir:

Allah’ın önemsemeyeceği günahlar

Allah’ın hepsinin hesabını göreceği defter

Allah’ın (sahibini) bağışlamayacağı defter.. 

Allah’ın bağışlamayacağı defter Allah’a ortak koşmaktır. Yüce Allah “Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz” buyurmuştur. Yine “Her kim Allah’a ortak koşarsa muhakkak Allah cenneti ona haram kılar (1)” buyurmuştur. Allah’ın hiç önemsemeyeceği defter kulun tutmadığı bir oruç veya terk ettiği bir namaz gibi kendisi ile Rabbi arasında olan günahların bulunduğu defterdir. Allah (c.c) dilerse bunları bağışlar ve affeder. Allah’ın hiçbirini bırakmaksızın hepsinin hesabını göreceği divan ise kulların birbirlerine zuletmeleridir. Bunlarda kaçınılmaz olarak kısas vardır. (Namazı, oruç gibi ibadetleri yerine getirmediğiniz zaman affedebilir ama ya affetmezse. Tabi ki bu bir hadistir. Bu hadis-i şerif ne kadar sahihtir yada sahihliği tartışmaya açık mıdır bilmiyorum ama işi riske atmamak gerekir.  Ayrıca görüş ve yorumlara göre hareket etmek şöyle dursun Kur’an’a göre hareket etmek lazım ki, namaz, oruç gibi ibadetler farzdır ve yerine getirilmesi gerekir. Terki hakkında ağır tehditler var)

Resulüllah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: Allah (c.c), Ey kulum, bana kulluk etmemişken bir de benden ümitlendin. Ben kusurlarına rağmen seni bağışlıyorum. Ey kulum! Sen benimle huzuruma yer dolusu günahla ve bana hiçbir şeyi ortak koşmadan karşılaşırsan ben de seni yer dolusu bağışlamayla karşılarım.

İsrailoğullarından iki adam vardı. Bunlardan biri çok ibadet eden bir abid, diğeri ise nefsine zulmeden bir asiydi. Bunlar aralarında kardeşlik bağı kurmuşlardı. Çok ibadet eden kişi arkadaşını günahkar biri olarak görür ve Ey adam, günah işlmeyi bırak de, o da Beni Rabbimle baş başa bırak. Sen bana bekçi olarak mı gönderildin? derdi. Nihayet bir gün onu, çok büyük olduğuna inandığı bir günahı işlerken görünce Yazıklar olsun sana. Bırak şu günahları dedi. O da yine: Beni Rabbimle baş başa bırak. Sen bana bekçi olarak mı gönderildin dedi. O da yine, Beni Rabbimle baş başa bırak. Sen bana bekçi olarak mı gönderildin dedi. Abid, Allah’a yemin olsun ki, Allah seni bağışlamayacak veya seni ebediyyen cennete koymayacak dedi. Nihayet Allah (c.c) huzurunda toplandılar. Allah (c.c) günahkara, git ve rahmetimle cennete gir dedi. Diğerine ise Sen beni biliyor muydun? Kendim yetkili olduğum şeylerde senin hiçbir şey yapma gücün var mıydı? Bunu alıp cehenneme götürün dedi. Resulüllah (s.a.v) buyurdu ki: Ebu Kasım’ın (benim) canı elinde olan Allah’a yemin olsun ki, adamın dünya ve ahiretini mahveden şey söylediği tek bir sözdü.

Not: Yukarıda anlatılan kıssaya air bazı dikkatleri üzerinize çekmek istiyorum:

İsrailiyet kaynaklı bir bilgi. Ne kadar doğru olduğu tartışılır.

Allah adına karar vermeyin. Yukarıda ki abidin dediği gibi Allah seni affetmeyecek, seni cennetine koymayacak vs

İbadetlerinize güvenmeyin. Her ne kadar ibadet gerekli olsa da bu ibadetiniz sizi kibre götürmesin.

İbadetleriniz karşılığında bir şeylere ulaşabilmeyi düşünmek yerine bunun ancak Allah’ın yardımı ile mümkün olabileceğini unutmayın

Kim herhangi bir günahtan tövbe ederse, onu defalarca yapmış olsa bile Allah onun tevbesini kabul buyurur. O yüzden yüce Allah: “De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar’ buyurmuştur. Yani, Allah onları kendisine  tevbe etmeleri şartıyla bağışlar. Böyle olmasaydı şirk de bu günahlar kapsamına girerdi. Bu ise mümkün değildir. Çünkü Allah (c.c) burada şirki bağışlamayacağını, onun dışındaki her şeyi dilediği kimse için bağışlayacağına hükmetmiştir. Yani, Allah dilediği kimseyi de tevbe etmese bile bağışlar.

Kaynak: İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri (Tefsiru’l Kur’an’il Azim) / C: 3 / bkz: 171-181

(1- Maide Süresi 72)

sponsor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı