Evlilik ve Aile Hayatı
Trend

Eş Seçiminde Peygamberimizin Tavsiyeleri

sponsor

Evlilik, son derece ve önemli bir olaydır. Aile hayatının iyi bir şekilde devam edebilmesinin temel şartlarından biri, öncelikle eş seçiminin doğru ve isabetli yapılmış olmasıdır. İnsanın, müstakbel eşini seçerken, doğacak çocuklarının annesini (ya da babasını) belirlerken elbette birtakım ölçü ve ilkeleri olmalıdır. Bunların kişilere göre bazı farklılıklar göstermesi çok doğaldır.

Ancak İslam’i değerleri benimsememiş kimselerin birtakım ortak noktalarda buluşması da kaçınılmazdır. Özellikle Hz Peygamber (s.a.v)’in bu konudaki söylediklerine kulak verildiği takdirde, genel bir ölçü belirlemek kolaylaşır.

Peygamberimiz bir erkeğin kadını dört özelliğinden dolayı tercih edebileceğini söyler.

1-► Malı (Zenginliği)

2-► Asaleti

3-► Güzelliği

4-► Dindarlığı

Ve sonra ekler: Eli bereketlenesi, sen dindarını (ve ahlakı güzel olanı) tercih et.

Elbetteki bu durum kadınlar için de aynen geçerlidir. Dış görünüş, yakışıklılık, zenginlik gibi nitelikler ne kadar çekici gelirse gelsin, Müslüman bir hanımın evlenirken seçeceği eşinin dini ve ahlaki yönüne önem ve öncelik vermesi, hem dünya hem de ahiret mutluluğuna ulaşabilmesinde belirleyici bir etkendir.

Maddi zenginlik, asalet ve güzellik / yakışıklılık da elbette önemli niteliklerdir, ama bunlara sahip olan bir hanımda ya da erkekte eğer dindarlık ve ahlak güzelliği yoksa, bu artılar kolaylıkla eksiye, başa kakmaya ya da küçümsemeye dönüşebilir. O zaman da ortada aile huzuru denen bir şey kalmaz.

Ayrıca bu üç nitelik, gelip geçici olan özelliklerdir. Oysa huy ve ahlak güzelliği hiçbir zaman tükenmeyecek, ömrümüz boyunca işimize yarayacak, huzur ve mutluluğumuzun kaynağı olacak sonsuz bir hazinedir. Bunun için Peygamberimiz ısrarla bir tembih ile ‘Sen dindarını (ve ahlakı güzel olanı) tercih et’ buyurmuştur.

Evlilikte Denklik

Evlilikte tarafların birbirine denk olması da geçimi kolaylaştıran başka bir unsurdur. Denklik deyince tarafların servet, asalet, kültür düzeyi, din-ahlak anlayışları ve toplumsal yaşantıları bakımından denk olmaları akla gelir. Toplumumuzda belli bir anlayış düzeyine ulaşmış olan aileler, evlilik söz konusu olduğunda bu anlamda denkliği de dikkat ederler.

Geleneklerimize göre evlenecek çağda iki genç birbirine gönül verdiklerinde (ya da görücü usulü ile görüşüp) anlaşabileceklerine kanaat getirdikten sonra, ailelerin büyükleri konudan haberdar edilip kız istenir. Kız verilince nişan yapılarak tarafların sevinci ifade edilir. Dinimize göre, bir erkek bir kıza talip olduğunda o sonuçlanmadan o kıza başka talip olması doğru değildir.

Nişan ve düğün törenleri, şekil olarak yöreden yöreye,ulustan ulusa değişebilir. Önemli olan, dinin özüne aykırı düşecek uygulamalardan kaçınmaktır. Nişanlılık, tarafların birbirini daha iyi tanımalarına yönelik, evliliğe hazırlık dönemidir. Bu dönemde nişanlılar, evli gibi yaşayamazlar. Aralarında dini nikah kıyılması da doğru değildir. Nişanlı iken ayrılmaları durumunda bu nikah, dini ve ahlaki problemlere neden olur. Doğrusu, dini nikahın resmi nikahtan sonra yapılmasıdır. Ülkemizde de uygulama bu yöndedir.

Evlilik, nikah ya da düğün ile herkese ilan edilir, sevinç akraba ve dostlarla paylaşılır. Peygamberimiz, düğünde sevinç gösterisi olarak tef çalınmasını, şarkı söylenmesini tavsiye etmiştir. Ancak bu, özellikle bazı yörelerde yaygın olduğu gibi beraberinde dinin yasakladığı içki vb bazı haram davranışlara yol açmamalıdır. Düğün eğlencesi, dinimizin hoş gördüğü bir uygulamadır yeter ki İslam’i değerler ve kurallar çiğnenmesin ve delinmesin. Düğünlerin cenazeden farklı olması, sevinç ve coşku gösterilerine yer vermesi uygun olur. Ancak yukarıda belirttiğimiz gibi İslam’i kurallar dahilinde

Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı / İslam’a Giriş Gençliğin İslam Bilgisi / bkz: 348-350

sponsor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı