Meleklerin Varlığına İman

Fizik Ötesi Varlıklar (Cin ve Şeytan)

Melekler gibi cinler ve şeytanlar da beşere ait zahiri duyu organlarıyla algılanamayan, varlığı gerek Kur’an da gerekse hadisler de açık bir içimde haber verilen varlıklardır. Bu itibarla onların varlığını inkar etmek, anlamları gayet açık olan ayet ve hadisleri inkar anlamına gelir.

Cinlerin Özellikleri, Yaratılışı ve Sorumlulukları

Madde ve fizik ötesi varlıklardan birisi de cinlerdir. Cin kelime olarak örtülü ve kapalı anlamlarını ifade ederIstılahi manası ise şöyledir: Muhtelif şekillere girebilen, kendilerinden acayip (insanlar açısından olağanüstü bulunan) fiillerin zuhur ettiği, ateşten yaratılmış latif cisimlerdir. Onların insanlar gibi hem mümin olanı hem de kafir olanı vardır.

Kur’an-ı Kerim de yaratılışlarının söz konusu edildiği yerde cinler ve insanlar birlikte ele alınmıştır. Mesela bir ayette şöyle denir: “Allah insanı pişmiş bir çamurdan yarattı. Cini de halis bir ateşten (maric bir nardan) yarattı. (Rahman Süresi 14-15)”.

Sorumlulukları açısından insanlarla olan benzerliklerine gelince Cinler de aynen insanlar gibi kulluk için yaratılmışlardır. Nitekim bir ayette: “Ben cinleri ve insanları bana kulluk etsinler diye yarattım (Zariyat Süresi 56)” buyrulmaktadır ve yine cinler de insanlar gibi Allah’a muhatap olan iradeli varlıklardır. Cinler tıpkı insanlar gibi yerler, içerler, evlenir ve çoğalırlar, erkeklik ve dişilikleri vardır, doğar büyür ve ölürler. Ancak cinlerin ömrü, insanlarınkine göre epeyce uzundur.

Cinlerin Gaybı Bilmesi ve İnsanlara Zarar Vermesi

Cinler gaybı bilmezler. Onların gaybı bilmediklerini Kur’an, emri altında çalıştıkları Hz Süleyman (a.s)’ın vefatından söz açtığı bir ayetinde şöyle beyan eder: “Süleyman’ın ölüm fermanını çıkarmamızdan sonra, cinler ve çevresindekiler onun öldüğünü, ancak dayandığı asasını bir ağaç kurdunun yemesi sonucunda, kendisinin yere yıkılmasından sonra anlayabildiler. O, yere düşünce cinler kesin olarak anladılar ki şayet gaybı bilmiş olsalardı kendilerini küçük düşüren bir azap içinde kalmaya devam etmezlerdi (Sebe Süresi 14)” .

Bazı durumlarda cinlerin insanlara zarar vermesi söz konusu olabilirse de, Müslüman bir kimsenin cinlerden korkmaması ve Allah’ın izni olmadan, bir varlığın başka bir varlığa zarar veremeyeceğine gönülden inanması gerekir. Diğer varlıklardan gelebilecek zararlara karşı Allah’a sığınmak gerektiği gibi, cinlerden gelebilecek zararlar hususunda da aynı tutum gösterilmelidir. Nitekim Peygamber Efendimiz Hz Muhammed (s.a.v) ‘in de cinlerin insanları etkilemesine karşı; Ayetü’l-Kürsi’yi, Felak ve Nas sürelerini okuduğu bilinmektedir. Müslümanlar, cinlerden zarar gördüklerini sandıkları durumlarda Hz Peygamber’den öğrendiği tedbirle yetinmeli, cahil cinci ve üfürükçülerin tuzağına düşmekten sakınmalıdırlar.

Cinlerle ilgili son olarak vurgulanması gereken bir husus da şudur; Cinler bizim görüş alanımızda bulunan varlıklar değillerdir. Şu halde bizim onları asıl mahiyetleriyle görmemiz mümkün değildir. Bizler tarafından görülen, onların temessül etmiş (yani bizim algılayabileceğimiz bir boyuta girmiş) şekilleridir. Cinler insanlar suretinde görünebildikleri gibi diğer canlılar şeklinde de temessül etme kabiliyetine sahiptirler. Nitekim Peygamber Efendimiz Hz Muhammed (s.a.v) muhtelif hadislerinde “evlerde görülen yılanlara işaretle ilk önce ‘Cin isen dışarı çık!’ denilmesini tavsiye etmesi, eğer çıkmazsa bunun üzerine öldürülmelerini emretmesi bu gerçeğe ışık tutan bir delildir.

ŞEYTANLAR

Allah’ın gösterdiği dosdoğru yoldan uzaklaşmak, yasakları çiğnemek, şeytana imkan ve fırsat vermek demektir. Sapıklık ve azgınlıkta devam edenler, şeytanın kendilerini çepeçevre kuşatmasına, kendilerinin de şeytanın esiri olmalarına sebep olurlar. Yüce Allah insanları şeytanın düşmanlığına, hile ve aldatmacalarına karşı uyarmıştır. “Çünkü şeytan sizin düşmanınızdır. Siz de onu düşman sayın. O, kendi, taraftarlarını ancak ateş ehlinden olmaya çağırır (Fatır Süresi 6)”

Kur’an da ilk olarak şeytandan ‘iblis’ diye söz edilir ve ‘….iblis cinlerdendi, rabbinin emrinden dışarı çıktı (Kehf Süresi 50)’ denilerek onun aslında bir cin olduğu belirtilir. İblisin cin olduğunu ortaya koyan diğer bir delil de onun da diğer cinler gibi ateşten yaratıldığını belirtmesidir

Bir zamanlar kendisine melekler arasında yer verilen bu ilk ve en büyük şeytan olan İblis, sonradan kibrine yenilerek Allah’a muhalefet eden bir varlık konumuna düşmüştür.

“Meleklere Adem’e secde edin demiştik. (O gün içlerinde bulunan) İblis hariç, hepsi secdeye vardılar, o ise bunu kabul etmedi, büyüklendi ve kafirlerden oldu (Bakara Süresi 34)”.

Şeytan;”mantıksızlık mantığı” diyebileceğimiz bir diyaliktik ile,Cenab-ı Hakk’ın “Sana emrettiğim halde seni secdeden alıkoyan neydi ? sualini ‘ Ben ondan daha üstünüm, beni ateşten, onu çamurdan yarattın (A’raf Süresi 12)” şeklinde cevaplandırmıştır .Şu halde, İblisin yaratılışı cebri olmasına karşılık, onun şeytanlaşması kendi irade ve hatasıyla olmuştur.

Şahsına ait yanları itibariyle hiçbir zati değer ve kıymeti olmayan bu lanetlenmiş varlığın, birçok hikmete binaen yaratılmış olduğuna şüphe yoktur. Hiç kuşkusuz bu hikmetlerden biri, belki de en birinci onun cin ve insin yükselmeleri ve alçalmaları adına oynadığı roldür.

Yüce Yaratıcı, şeytanın insanın manen yükselip terakki etmesine ve kemaline sebepler dünyasında bir vesile kılmıştır. İnsan fıtratındaki birçok duygunun inkişafını, şeytan ile mücadele etmeye bağlamıştır. Şurası bir gerçek ki, mücadelenin olmadığı bir yerde ilerleme de olmaz. Nitekim: kendilerine şeytanın musallat kılınmadığı melekler için manevi bir terakki/yükseliş söz konusu değildir.

Her şeye musallat olan atmaca kuşu nasıl serçenin uçma kabiliyetini geliştirmesine ister istemez sebep oluyorsa, şeytanlar da istemeksizin, insanların manevi yükselişine sebep olmaktadırlar.

İmtihan dünyasında insanın, bir kısım istidat ve kabiliyetleri, şeytana karşı verdikleri mücadelelerinde ki muvaffakiyetleri neticesinde inkişaf edip Cennet’e layık/ehil hale gelirler. Allah’ın kendilerine verdiği istidadı onun (şeytanın) telkin ve istekleri doğrultusunda işletenler ise Cehennem’e müstahak hale gelirler.

Ne inkar edenlerin nede inananların ‘Niye şeytan yaratıldı?’ veya ‘olmasaydı daha iyi olmaz mıydı?’ şeklinde bir itiraza hakları yoktur.

İblis gibi, insanları saptırmaya çalışan diğer inkarcı cinlere de şeytan adı verilir.

Hatta Kur’an-ı Kerim, insanlara inkarı ve inkarın ihtiva ettiği her batıl düşünceyi telkin etme ortak paydası altında, şeytanları insi ve cinni olmak üzere iki kısımda mütalaa eder. Mesela bir ayet de; “….Böylece her peygamber için ins ve cin şeytanlardan düşmanlar var ettik (En’am Süresi 112)”.

Şu kadar ki, insanları Allah’tan ve O’nun koymuş olduğu esas ve değerlerden uzaklaştırmaya çalışan insi şeytanlar bunu yüz yüze yaparlarken, cinni şeytanlar bu vesvese ve telkinleri bizim onları göremeyeceğimiz bir konumdan yaparlar. Nitekim İblis, hem cinsi olan şeytanlarla beraber bir ayette şöyle ele alınır:

“Çünkü o ve tayfası/kabilesi, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz Biz (bu) şeytanları inanmayanların dostları yaptık (A’raf Süresi 27)

Dünyada insanları hak ve hakikatten uzaklaştıran şeytan, ahirette de onları işledikleri ile baş başa bırakacak, bu konuda kendisini suçlamamalarını söyleyecektir.

Şeytanlar, her peygambere düşman kılındığı gibi, her insanı yoldan çıkarmaya çalışacak ve kötü şeyleri süslü gösterip,yasakları çiğnemeye teşvik edecek bir şeytanın bulunacağı Hz Peygamber tarafından bildirilmiştir.

Allah (c.c) cümlemizi, insi ve cinni şeytanların kötülüklerinden kötü planlarından, düşüncelerinden,tuzaklarından korusun.

İstek ve irade kuldan,muvaffakiyet (sonuç) Allah’tandır

a-) Akademi Araştırma Heyeti / Bir Müslüman’ın Yol Haritası / Sayfa: 99-103 derleme
b-) Türkiye Diyanet Vakfı / İlmihal / C:1 / Sayfa: 96-98 derleme

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı