Namaz Gusül Kur'an Allah Tövbe Vesvese
DOLAR
8,5345
EURO
10,0631
ALTIN
481,34
BIST
1.418
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa
Sağanak Yağışlı
27°C
Bursa
27°C
Sağanak Yağışlı
Cuma Az Bulutlu
29°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
33°C
Pazar Parçalı Bulutlu
29°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
35°C
SON DAKİKA

Günah İşleyip Tövbe Eden mi yoksa Hiç Günah İşlemeyen mi Üstündür?

09.04.2020
0
A+
A-

Bu, gayet değerli bir meseleyle açığa çıkmaktadır ki o da, isyan etmemiş itaatkar bir kulun, günah işledikten sonra samimi bir kalple Allah’a tÖvbe eden birinden üstün olup olmadığıdır. Bu konuda ihtilaf edilmiştir;

Bir grup günah işlememiş olan olanı, işlemiş olup tövbe edenden üstün görmektedir. Bunlar değişik delillere dayanmışlardır.

1- Mahlükatın en kemale ermiş olanı ve üstünü, Allah’a en fazla itaat edendir. Dolayısıyla, isyan etmemiş kişi, daha itaatkardır ve diğerine göre üstün olur.

2- Ma’siyet sahibi günah işlerken, itaatkar olan kişi, onu geçerek daha yukarı derecelere ulaşır ve onun makamı diğerinden üstün olur. Sonuçta, günah işleyen kişi, tÖvbe ettikten sonra bu itaatkara yetişmeye koyulur. Ona yetişmesi ise çok zor görünmektedir.

Bu ikisinin durumu, kazanç sahibi iki kişinin durumuna benzer ki bunlardan biri her seferinde diğerinin iki mislini kazanmaktadır. Az kazanan, diğerinin kazancına göz koyar ve elindekini yitirerek sürekli kazancından kazancından olur. Diğeri ise kazancında daha ileri gider. Az kazanan ise bir müddet sonra, öbürüyle rekabete girdiğinde görür ki, o bu süre zarfında çok fazla kazanmıştır. O da ancak arkadaşının kazandığının benzerini kazanmaktadır. Bu ikisi nasıl eşit olabilir.

3- Tövbenin gayesi, günahkarın seyyiatının silinmesi ve onları hiç işlememiş gibi olmasıdır. Günah işleme esnasındaki çabası ne lehine ne de aleyhinedir. Onun bu kazancı, sürekli kar eden birinin kazancına nereden ulaşacaktır?

4- Yüce Allah kendisine isyane dilmesine ve emirlerine aykırı davranılmasına kızar.

Günahkar ile Allah’a itaat eden iki kişinin durumu

Allah, devamlı olarak ondan hoşnuttur. Kuşkusuz böyle biri, Allah’ın önce razı olduğu, sonra kızdığı, bilahare yine hoşnut olduğu birinden daha hayırlıdır; yine sürekli hoşnutluk, ara sıra ihlal edilen hoşnutluktan daha makbuldür.

5- Günah, zehir içmek mesabesindedir. Tövbe ise onun panzehiri ve ilacıdır. İtaat ise,sağlık ve afiyettir. Sürekli olan bir sağlık ve afiyet durumudur.Bu ise, bazı zamanlarda bozulan bir sağlıktan daha hayırlıdır. Zira bu bozulma durumları ebedi hastalığa veya ölüme yol açabilir.

6- İsyankar kimse, büyük bir tehlike içerisindedir. O, şu üç şey arasında dönüp durmaktadır

► Zehir içmek suretiyle ölüm ve helak

► Güç ve kuvvet bakımından eksiklik

► Gücünün eski haline veya daha yüksek bir hale dönme ihtimalinin uzaklığı

Bu üç durumdan ilk ikisi çoğunlukla görülür. Üçüncüsü ise hayli nadirdir. İsyankar kişi, zehrin zararını gayet iyi bilmekte ve sıhhat ummaktadır. Oysa onu hiç içmemiş birinin durumu böyle değildir.

7- İtaatkar kimse, itaat bahçesinin etrafına sağlam bir duvar örmüştür. Düşmanlarının bu duvarı aşıp ona yol bulmaları hayli zordur. Bu bahçenin meyveleri, yeşillikleri ve görkemi giderek ve sürekli artmaktadır.

Asi kimse ise kendi bahçesindeki duvarda bir delik açmış ve hırsızlarla düşmanlarına imkan sağlamıştır. Onlar da bu delikten içeri dalıp, bahçenin sağını solunu talan edip, dalları kırmış, duvarları yıkmışlardır. Meyveleri koparmış, bahçeyi yakmış, suyunu kesmişlerdir. Bu bahçe, eski haline ne zaman dönebilecektir?

Sahibi onu derleyip toparlayacak, bozulanları ıslah ederek, su yollarını açarak, tahrip olan yerleri tamir edecektir. Bu bahçe, belki eski haline dönecek, belki eskisinden daha az görkemli olacak, belki de daha iyi olacaktır. Ama o, asla arkadaşının bahçesinin görkemine kavuşamayacaktır. Zira onun bahçesi, sürekli gelişmekte, meyveleri artmakta, ağaç sayısı fazlalaşmaktadır.

8- Düşmanın bu asi kimseyi elde etme umudu, onun bilgisinin zayıflığına, iradesindeki zaafına dayanmaktadır. Bu nedenden dolayıdır ki, o cahil olarak adlandırılmaktadır.

Azimeti güçlü olana, ilmi kemale erene ve imanı güç bulana gelince, düşmanı ondan bir şey ummaz. Öyleyse o daha üstündür.

9- Ma’siyetin kötü bir iz bırakması mutlaktır. Bu ya külli helak olur veya kaybediş ve ceza olur; bunu ise af ve cennete giriş izler.Veya derecesi eksilir ya da iman lambası söner. Tövbe eden kimse, bu izleri ve inkarı silmeye çalışır. İtaatkar kimse ise daha fazlası ve derecesinin yükselmesi için çalışır.

İşte bu yüzdendir ki, gece namazı sadece Allah Resulü’ne has bi nafile olarak konmuştur. O, bununla derecesini yükseltmeye çalışır. Diğerleri ise günahlarını affettirmeye çalışmaktadır. Hiç onlar bir tutulabilirler mi?

10- Allah’a itaatle yönelen, bütün amelleriyle O’na doğru yürür. İbadetleri ve amelleri arttıkça, kazancı da artar ve büyür. O,tıpkı sefere çıkıp da sermayesinin on mislini kazanan kimse gibidir. İkinci defa yine aynı sermayesiyle sefere çıkar da yine kazanır. Üçüncü defasında ise bütün malıyla sefere çıkar yine kazanır. İşte onun karı böyle artar. Sonunda bir defa dahi olsun yola çıkmasa, daha önceki kazandıklarının tümünü,hatta fazlasını kaybetmiş olur.

Bu,Cüneyd’in şu sözünün manasına tekabül eder:

Sadık bir kul Allah’a bin yıl yönelse de,bir an O’ndan yüz çevirse,kaybettiği kazandığından fazladır

Bu gerçekten doğrudur. O, bu yüz çevirmesi esnasında tüm kazandıklarını yitirir ki,bu kazancı daha öncekinden daha fazla olacaktır. Bir anlık yüz çevirip ihmal edenin durumu bu olursa, isyan edip günah işleyenin durumu ne olmaz ki?

Kaynak: İbn Kayyım El-Cevziyye / Medaricu’s Salikin / bkz: 272-274

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.