Günahlar ve Sonuçları

Günahların Bazı Olumsuz Neticelerine Dair İbret Numuneleri

sponsor

Allah Tealanın günah işlendiğinde ortaya çıkardığı bazı olumsuz neticeleri hatırda tutunuz! Bunların bir kısmının size de ulaştığını varsayın ve bu durumu söz konusu günahları terk etme hususunda nefsi motive eden bir etken hale getirin!

Günahların sözü edilen olumsuz sonuçlarının bir bölümünü burada  dikkatinize sunacağım ki aklı başında kimseye -bunların bir kısmını tasdik etmek için -bu kadarı da yeter:

Günah işlemenin olumsuz neticelerinde bazıları şunlardır:

Kalplerin ve kulakların mühürlenmesi, gözlerin perdelenmesi, kalplere kilit vurulması, kalplerin üzerine onları bürüyen örtüler salınması, kalplerin pas tutması, kalplerin ve gözlerin ters-yüz edilmesi, kişi ile kalbi arasına engel konulması, kalbin Rab Tealayı zikretmekten gafil kılınması, insana kendi nefsinin unutturulması, Allah’ın iradesinin kalbi arındırmayı terk etmesi, gönle sanki göğe çıkıyorken duyduğu sıkıntıya benzer bir darlık verilmesi, kalplerin haktan alıkonulması, kalplerin hastalığına hastalık katılması, ters dönmüş vaziyette kalacak şekilde kalplerin alt-üst edilmesi….

Kalpler dört çeşittir:

a-► İçinde Işıl Işıl Yanan Bir Kandilin Bulunduğu Tertemiz Kalp; Müminin kalbi.

b-► Kılıflara Sarılı Kalp; Kafirin kalbi

c-► Ters-Yüz olmuş Kalp; Münafığın kalbi

d-► İman Hammaddesi ile Münafıklık Hammeddesinden Destek alan Kalp; Bunlardan hangisi ağır basıyorsa o vasıfta olan kişinin kalbi.

Söz konusu olumsuz neticelerden birisi de itaatler konusunda gevşek davranmak, itaati işlememektir.

Olumsuz sonuçların bir kısmı ise kalbin, hakkı duymayan sağır; hakkı söylemeyen dilsiz; hakkı görmeyen kör hale getirilmesidir. Bunun neticesinde kalbin hakla olan ilişkisi, sağırın kulağı ile sesler arasındaki, amanın gözü ile renkler arasındaki, dilsizin diliyle sözler arasındaki ilişkiye benzer hale gelir.

Bilinmektedir ki körlük, sağırlık ve dilsizlik kalbin bizzat kendisine ait hakiki nitelikler iken organlar için arızıdir ve kalbin körlüğüne tabidir. “Çünkü gerçekte gözler değil, göğüslerde ki kalpler kör olur (1)”.

Bu ayete murad edilen, gözün duyusal anlamda kör olmaması değildir. Allah Teala ayet-i kerimeler de “Ama’ya güçlük (vebal) yoktur…. (2)”; “Kendisine o ama geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü (3)” buyurmuşken nasıl böyle bir mana kastedilebilir ki? Murad edilen anlam, hakikatte tam ve eksiksiz körlüğün, kalp körlüğü olduğu yönündedir. O  derece ki kalp körlüğüne nispetle gözün kör olması hiçbir şey değildir. Bu açıdan da tam ve güçlü bir körlüğe (kalp körlüğüne) nispetle maddi körlüğün nefyedilmesi (yok sayılması) doğru bir anlam olmuş olur. Peygamber (s.a.v)’in şu sözlerinde olduğu gibi: “Yiğit, önüne geleni deviren değildir. Asıl yiğit, öfke anında kendine sahip olandır”

“Miskin, kapı kapı dolaşıp bir iki lokmayla savılıp çevrilen kimse değildir Asıl miskin, kendisine sadaka verilmesi  için insanlardan dilenmeyen, içinde bulunduğu durum açıkça belli olmayan kimsedir”. Buna benzer hadis-i şerifler çoktur.

Kısacası günahların olumsuz neticelerinden biri de, kalbi kör, sağır ve dilsiz etmesidir.

Sözü edilen olumsuz neticelerden biri de, bir mekanın, üzerinde olanlarla birlikte yere batırılması gibi kalbin yerin dibine geçirilmesidir. Sahibi hiç fark etmeden kalp, esfel-i safiline doğru batırılır.

Yere batırılmanın alameti sufli ve pis işlerle rezilliklerin, çevresinde pervane gibi dönüp durmasıdır. Allah’ın yükselttiği, kendisine yakınlaştırdığı kalp ise, arşın çevresinde döner.

Kötü sonuçlardan biride iyilikten, hayırdan (yücelik vasfına sahip) amellerden, sözlerden ve ahlaktan uzaklaşmaktır. Nitekim Seleften biri şöyle söylemiştir: “Bu kalpler dolaşıp dururlar. Kimi arşı a’la etrafında, kimi de kenef-i sufla hela çevresinde dolaşır”

Bir olumsuz sonuçta kalbin meshedilmesidir / dönüştürülmesidir ki, insanın suretinin dönüştürülmesi gibi kalp de dönüştürülerek ahlak, amel ve karakter bakımından bir hayvanın kalbi haline gelebilir. Sahibinin hınzır gibi olmasından ötürü hınzır kalbine benzeyen kalpler olduğu gibi köpek, eşek, yılan, akrep vs hayvanların kalplerindeki ahlaka uygun olarak dönüştürülmüş kalpler de vardır.

Süfyan b Uyeyne’nin “Yerde yürüyen hayvanlar ve kanatlarıyla uçan kuşlar da ancak sizin gibi birer toplulukturlar…. (4)” ayeti hakkında ki tevili de bu yöndedir. Şunları söylemiştir: “İnsanların kimisi azgın yırtıcı hayvanların ahlakına, kimisi köpeklerin, domuzların ve eşeklerin ahlakına sahiptir. Kimi tavus kuşunun tüylerini açarak salınması gibi salınırken kimisi eşek gibi bön bön hareket eder. Kimi horoz gibi özverili, kimisi güvercin gibi sempatik ve sıcak kanlıdır. Kimi deve gibi kinci; kimi koyun gibi her şeyi ile iyi ve hayırlı, kimi de tilki gibi hileci ve kurnazdır”

Allah Teala cahil ve haddi aşan kimseleri zaman zaman eşeğe, zaman zaman köpeğe, zaman zaman da genel olarak hayvana benzetmiştir.

Bu benzeme, insanın iç dünyasında güçlenir ve ancak feraset sahibi kimselerin görebileceği şekilde gizli bir tarz da dış surette; herkesin görebileceği tarzda da amellerde görünür. Hayvanlarla olan bu benzerlik kişi de giderek daha da güçlenirse sonunda kişinin sureti çirkinleşir, -Allah’ın izniyle de- dönüşüme uğrar. İşte bu tam meshtir / hayvana dönüşmedir yani Allah Teala insanın dıştan görünen suretini o hayvanın suretine çevirir. Maymunlara ve hınzırlara çevirmek suretiyle geçmişte yahudilere ve benzerlerine yaptığı ve bu ümmetten bazı kimselere yapmakta olduğu gibi…

Subhanallah! Sahibinin farkında olmadığı ama ters-yüz edilmiş nice kalp vardır! Dönüştürülmüş, yerin dibin geçirilmiş nice kalp! İnsanların övgüyle anmalarına meftun, ayıplarının Allah tarafından örtülmesine aldanmış, mazhar olduğu nimetler ile istidraca saplanmış nice kalp!

Bütün bunlar birer ceza ve alçaltmadır. Ama cahil kimse keramet zanneder.

Allah Tealanın; Plan yapıp tuzak kurmaya çalışana tuzak kurması, aldatmaya çalışanı aldatılması, alay edenle alay etmesi ve zaten sapmış olan kalbi haktan saptırması da olumsuz neticeler arasındadır.

Bir olumsuz neticede kalbin ters-yüz olması ve bunun neticesinde batılı hak, hakkı batıl, iyiyi kötü, kötüyü iyi olarak görmesi; bozgunculuk yaptığı halde kendini ıslah edici, Allah yolundan alıkoyduğu halde kendini o yolun davetçisi, dalaleti hidayete karşılık satın aldığı halde kendini hidayet üzere ve hevasına tabi olduğu halde kendini Mevlasına itaatkar olarak görmesidir. Tüm bu sayılanlar günahların kalpler üzerinde geçerli olan olumsuz neticelerindendir

Bir diğer olumsuz neticede bu dünyadayken kalbin Allah Tealaya karşı perdelenmesidir. Perdenin en büyüğü, en tehlikelisi ise Allah Tealanın şu ayette buyurduğu gibi kıyamet günündedir: “Hayır, hayır! Doğrusu onların kazanmakta oldukları kalplerini paslandırmıştır. Hayır, şüphesiz onlar kıyamet günü Rablerini görmekten mahrum bırakılacklardır (5)”

Günahlar, onların kendileriyle kalpleri arasındaki mesafeyi geçerek kalplerine ulaşmalarına ve kalplerinin ıslahını sağlayacak, arındıracak şeylerle ifsad edecek, bedbaht  edecek etkenleri görmelerine mani olmuştur. Ayrıca kalpleri ile Rableri arasındaki mesafeyi katetmelerine, kalplerinin Rablerine vasıl olmasına, O’nun  yakınlığını ve ikramını kazanmasına, sevinç ve gönül hoşnutluğu hissetmesine de günahlar mani olmuştur. Yani günahlar onların hem kendileriyle kalpleri arasına hem de Rableri ile kendileri arasına engel / perde olmaktadır.

Dünyada ve Ahirette Kimlere Dar Bir Geçim Vardır?

Olumsuz neticelerden biri de dünyada ve berzah aleminde dar / sıkıntılı bir yaşama, ahirette de azaba maruz kalınmasıdır. Allah Teala şöyle buyurmuştur:

Her kim de benim zikrimden (Kur’an’dan) yüz çevirirse, mutlaka ona dar bir geçim vardır. Bir de onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz (6)”.

Ahirette ki “Dar geçim” kabir azabı olarak tefsir edilmiştir ki, kabir azabının dar geçim kapsamında olduğunda şüphe yoktur. Bu kelime olumlu ifade bağlamında nekra (belirtisiz) olarak gelmiş olmakla birlikte daha genel bir mana içermektedir. Ayetin genelliği, anlam açısındandır. Allah Teala dar geçimi, zikrinden yüz çevirmenin bir sonucu addetmiştir.

Zikrinden yüz çeviren kimse, dünyada iken türlü nimetler içinde yüzüyor olsa da yüz çevirmesi oranında dar geçime maruz kalır. Çünkü onun kalbinde yalnızlık, alçaklık, kalpleri lime lime eden hüzünler, kuruntular ve halihazırda içinde bulunduğu azap hali vardır. Bu azap halini hissetmesini şehvetlerin, nefsi arzuların, aşkın, dünya ve liderlik sevgisinin verdiği sarhoşluk perdelemektedir. Bu sayılanlara her ne kadar içki sarhoşluğu ilave edilmediyse de bunların vermiş olduğu sarhoşluk hali içkinin oluşturduğu sarhoşluktan daha önde gelir. Zira içki içip sarhoş olan kişi bir süre sonra ayılıp kendine gelebilir. Ama hevesler ve dünya aşkı yüzünden sarhoş olan kimse, ancak ölümün pençesine düştüğü zaman ayılır.

Buna göre dar geçim allah’ın, Resulü (s.a.v)’e indirdiği zikrinden yüz çeviren kimsenin dünya hayatında da, berzah hayatında da , tekrar diriltileceği günde de yakasını bırakmaz.

Gözün sevinci, kalbin dinginliği ve nefsin huzura ermesi, ancak hak olan ilahı ve mabudu sayesinde gerçekleşir. Onun dışında kalan her türlü mabud batıldır. Allah Teala sayesinde göz aydınlığı yaşayan kimse her türlü sevinci yaşar. Allah Teala ile sevinip göz aydınlığı yaşamayanın da nefsi dünyaya hissettiği hüzün ve hasretlerle lime lime olup parçalanır.

Allah Teala güzel ve hoş yaşamı, Kendisine iman eden ve salih amel işleyen kimselere has kılmıştır. Nitekim şöyle buyurmuştur: “Erkek veya kadın, mümin olarak kim salih amel işlerse, onu mutlaka güzel bir hayatla yaşatırız  ve mükafatlarını elbette yapmakta olduklarının en güzeli ile veririz (7)”. Yani Allah Teala, iman ve salih amel ehli olan kimselere dünyadayken güzel bir yaşam, kıyamet gününde de en güzel mükafatı vereceğini garanti etmiştir. Dolayısıyla iki hayatın da en güzeli o kimselere aittir, onlar iki cihanda da diridirler.

Bunun bir benzeri de şu ayet-i kerimedir: “Sakınan kimselere ‘Rabbiniz ne indirdi?’ denince, ‘iyilik’ derler. Bu dünyada iyi davrananlara iylik vardır. Ahiret yurdu ise daha iydir. Sakınanların yurdu ne güzeldir! (8)

Benzer bir ayette şöyledir: “Rabbinizden mağfiret dileyin ve ona tevbe edin ki, belli bir süreye kadar sizi güzelce geçindirsin ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin…. (9)”

Takva ve ihsan sahibi olan kimseler dünyanında, ahiretin de nimetlerini kazanmış, her iki cihanda da güzel, hoş bir yaşamı elde etmişlerdir.

Nefsin hoşnutluğu, kalbin neşesi, sevinci, lezzeti, mutluluğu, huzuru, ferahı, nuru, genişliği ve afıyeti; haram olan arzuları, şehvetleri ve aslı esası olmayan şüpheli şeyleri terk etmede saklıdır. Hakiki nimet budur. Bedenin nimetleri buna kıyas dahi edilemez.

Bu lezzeti tadanların bazıları şu sözleri söylemişlerdir: “Krallar ve prensler bizim içinde bulunduğumuz hali bir bilseler, bu hale sahip olmak için bize karşı kılıçlarıyla mücadele ederlerdi”.

Biri de şöyle söylemiştir: “Kalbe bazen öyle anlar gelir ki ‘cennetlikler böyle bir hal içindeyseler muhakkak ki güzel bir yaşam sürmektedirler’ derim.

Dünyada öyle bir cennet vardır ki, ahirette ki cennet gibidir. Bu cennete giren, o cennete de girer. Buna giremeyen ahiret cennetine de giremez.” 

Peygamber (s.a.v) bu cennete şu sözüyle işaret etmiştir: “Cennetin bahçelerine uğradığınız zaman tadını çıkarın!”. “Cennet bahçeleri nedir?” dediler. “Zikir halkalarıdır” buyurdu.

Bir hadise göre de “Evimle minberiimin arası, cennet bahçelerinden bir bahçedir” buyurmuştur.

Allah Tealanın “İyiler muhakkak ki cennettedirler; kötüler de cehennemdedirler (10)” ayetinin yalnızca tekrar diriliş gününe mahsus olduğunu sanma. Bilakis iyiler her üç diyarda da nimet içinde; kötüler her üç diyarda da azap içindedirler.

Temiz kalpten / gönül selametinden, Rab Tealayı tanımak ve sevmekten, Ona muvafık amel işlemekten daha hoş hangi lezzet, hangi nimet vardır şu dünyada?

Hakikatte kalbi selimin yaşamından öte bir yaşam var mıdır?

Kaynak: İbnu’l Kayyım el-Cevziyye / ed-Dua ve’d Deva (Kalbin İlacı) / bkz: 250-257

(1- Hac Süresi 46. ayet) (2- Nur Süresi 61. ayet) (3- Abese Süresi 1-2. ayet) (4- En’am Süresi 38. ayet) (5- Mutaffifin Süresi 14-15. ayet) (6- Ta’ha Süresi 6. ayet) (7- Nahl Süresi 97. ayet) (8- Nahl Süresi 30. ayet) (9- Hud Süresi 3. ayet) (10- İnfitar Süresi 13-14. ayet)

Aşağıdaki konular ilginizi çekebilir. Bakmak ister misiniz?

sponsor
Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı