Bilgi Kütüphanesi

Günümüz Alimlerinin Aldanması

sponsor

Bunlar zamanımızdaki vaizlerdir ki, gerekli olan vazetme yolundan tamamen çıkmışlardır. Yalnız sağda, solda Allah’tan korunmuş olduğu kimselerin kalmış olması mümkündür. Onların kim olduğunu bilemiyoruz. Diğer vaizlerin bir bölümü, mantık ve dinin kabul etmediği yalan ve uydurma sözlerle milleti oyalar ve halkın vakitlerini kendilerini dinlemekle geçirmelerini sağlar.

Vaizlerden başka bir fırkada, muğlak, ince, nükteli ve kafiyeli cümleler ve sözlerle edebi konuşma tutkusuna kapalıdır.

Gayeleri şiire benzer, vezinli cümleler dizerek konuşmasına, ayrılık ve kavuşma şiirlerini katar ve böylece halkı heyecanlandırmaya çalışır ve bozuk hedefler için bile olsa,onları galeyana getirmek isterler. İşte bunlar, cümlelerden, şeytanlardan daha kötü olan insan şeytanlarıdır.

İsa Peygamber diyor ki; ‘Bunlar suyun aktığı yöreyi tıkayan taş gibidirler. Suyu kendileri içmediği gibi başkalarına da içirmezler’

Zamanımızda ilim ehlinin aklandıkları noktalar o kadar çok ki, saymakla bitmez.

İşte bunların kendi sapıklıkları yetmiyormuş gibi, başkalarını da saptırırlar. Bunlar kendileri hak yoldan saptıkları gibi başkalarını da yaptıkları vazlarla saptırmaya çalışırlar. Bunlar insanları ahiret yerine dünyaya meylettirir, ahireti unuttururlar. Özellikle kendileri güzel elbise giyerler, değerli bineklere binerler. Bu halleri ile gelip kürsüye çıktıkları zaman insanları dünyalık peşinde koşturur, başka bir işe de yaramazlar. Çünkü kendileri de dünyalık peşindedirler. Bozdukları düzene, koyduklarından çok daha fazladır. Yaptıkları iş halkı yoldan çıkarmaktır. Bu gibilerin aklanmış oldukları görünen bir gerçektir.

Bu vaizlerin diğer bir bölümü de, dünyanın kötülenmesi konusunda öğrendikleri şey yalnızca zahitlerin sözleridir. Onların ne manaya geldiğini araştırma lüzumunu duymamış olduğu gibi, halka aktarmışlardır. Bu ezberlediklerini camilerin minber, mihrab, kürsülerinde ve dostları ile karşılaştıkları zamanlarda konuşmuş durmuşlardır. Bu vaizlerden her biri bu anlattıkları şeylerle Allah katında kendilerine ayrıcalık tanır ve affa uğrayacaklarını, böylece gayelerine ulaşmış olduğunu zannederler. Artık görünüşlerini ve güzelliklerini ıslah etmeden, bunun yeterli olacağına inanırlar. Bu vaizlerin aldanması diğerlerinden çok daha şiddetlidir.

Vaizlerin bir başka bölümü de, devamlı olarak hadis dinlemekle vakit geçirir ve birçok rivayetleri, senetleri ile beraber ezberlerler.

Vaizleri aldandığı noktayı dört maddede toplayabiliriz

1-► Altının taşımasını yapan hammal gibi, sadece hadisin nakliyle uğraşır, manasını araştırmaz ve nakledilmesinin yeterli olacağını zannederler.

2-► Manalarını anlamadılar ve gereğini yerine getirmediler, manalarını anladıkları hadislerin gereğini bile yapmadı ve yanılgıya düştüler.

3-► (Kalbin tedavisi, bütün insanlar üzerine farz olmuşken, onlar hadislerin senetlerini çoğaltmakla uğraşır ve onun peşine koşarlar.

4-► Duymanın şartına uymadıkları, işitme, yalnız başına bir fayda temin etmezse de, hadisin ispatı için çok önemlidir. Çünkü anlama ispattan sonra, amel de anlamadan sonra gelir. Yani hadis önce duyulur, sonra manası anlaşılır, sonra ezberlenir, sonra korunur, sonra onunla amel edilir, daha sonra da etrafa yayılır. Fakat o vaizler bunlara riayet etmemiş, yalnızca duymakla yetinmiş ve duymanın hakikatinden uzaklaşmışlardır.

Hadisin korunmasında izlenecek iki yol vardır

1-► Hiç eksiksiz olarak onu ezberler ve zaman zamanda okuyarak unutmamaya çalışırsın

2-► Dinlediğin hadisi hiç eksiksiz olarak yazar ve yazdıklarını muhafaza edersin.

Esasen hadisin gayesi ahirete hazırlıktır. Bazen bunun için bir hadis bile yeterli olabilir.

Kaynak: İmam Gazali / İhyau Ulumi’d-Din / C:3 / bkz: 1080-1082

sponsor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı