Güzel Ahlak, Edep ve Haya

Güzel Ahlak Nasıl Kazanılır

sponsor

Güzel ahlakın akıl kuvvetinin itidaline, hikmetin kemaline, öfke ve şehvetin mütedil olup din ve şeriatın gereklerinin bilinmesine bağlıdır.

İtidal iki cihetten hasıl olur;

1-► Yüce Allah’ın bir lütfu olan yaratılıştaki kemal ile elde edilir. İnsanın aklı, kamil olduğu halde yaratılır. Şehvetin akıl ve şeriata uyacak şekilde mutedil olarak yaratılmıştır.

Böyle bir kimse, Mürşide ihtiyaç duymadan terbiyeli, okumadan da alim olur.İ sa b.Meryem, Yahya b.Zekeriyya ve diğer peygamberler böyledir.

Ahlakı güzel olan kişilerden ahlaki bilgi edinmekle güzel ahlaka erişilebileceği gibi, doğuştan da güzel huylu olunabilir. Doğuştan doğru sözlü, cömert ve cesur olarak yaratılan ahlaklı olarak doğup da sonradan aldığı terbiye ve öğrenmekle ahlakını düzeltenler de yok değildir

2-► Cihad ve nefsi terbiye etmekle güzel ahlaka ulaşılabilir. Nefis, ahlakın gerektirdiği amellere sevk edilir. Mesela cimri olup da cömert olmak isteyen bir kimse için tek çare, kendisini mal harcamaya zorlamalıdır. Zorlaya zorlaya bu durum kendisinde doğal bir hale gelir. Ve sonunda o kimse cömert bir insan olur. Aynı şekil de mütevazi olmak isteyen bir kimse bu huy kendisinde doğal hale gelinceye kadar, tevazu hareketlerine kendisini zorlaması gerekir. Bu zorlama sonunda mütevazi bir insan olur çıkar.

Bir hadis-i şerif de peygamberimiz (s.a.v);

Allah’a gönül hoşnutluğu ve şuuru içinde ibadet et. Eğer bu şekilde ibadet etmeye gücün yetmiyorsa, hoşlanmadığın kötü şeyleri terk etmeye karşı sabret. Çünkü böyle hareket etmen, senin için çok hayırlı olur

Güzel ahlak için vaat edilen mükafat ve saadete kavuşmak için, ibadetlerden bazı zamanda zevk almak yeterli değildir. Bunun yanında günahın bütün çeşitlerinin çirkin, bunları terk etmeyi kendisi için en büyük ibadet olduğunu bilmeli ve Allah’ın bütün emirlerini yerine getirmenin ibadet olduğuna inanmalıdır. Ömrü boyunca böyle hareket bir kimsenin ömrü uzadıkça, sevabı da çoğalır.

Sevgili Peygamberimiz Hz Muhammed (s.a.v) buyuruyor ki;

Uzun ömrünü ibadet ve (Allah’a) itaatle geçiren bir kimsenin ömrü, uzun ve faydalı olur

Bu yüzden bütün peygamberler, evliyalar ve şuurlu müminler, kendileri için ölümü çirkin, başka günah işleyenler için güzel görmüşlerdir. Çünkü dünya ahiretin tarlası, ibadetlerin bahçesidir.

İbadetlerden maksat; kalbe, ruha tesir edip düzeltmektir. Bu düzelme ancak çok ibadetle olur. Ahlakın amacı ise, kalbi dünya sevgisine kaptırmadan ilgisini kesip, onun yerine Allah sevgisini yerleştirmektir.

Allah sevgisini kalbe yerleştirdikten sonra, öfke ve şehvet kuvvetleri, aklın hakimiyeti altına girer ve mutedil hale gelir. Bu öfke ve şehvet kuvvetlerini kullanırken, akıl ve şeriat nizamına aykırı kullanmamaya dikkat etmek, Allah’ın ve dinin gösterdiği şekilde kullanmak gerekir.

Bir mümin’in nefsi, her ne kadar ibadetten hoşlanmıyorsa da, kendisini alıştırdıktan sonra ibadeti sevmeye başlar, öyle ki ondan ayrılmayı düşünmek bile istemez. Çünkü ibadette ne iflas, ne tehlike ne de üzüntü vardır. Nitekim konuya bir misal verecek olursak eğer;

Kuş oynatanlar da böyledir. Saatlerce güneş altında duruş kuşun gökyüzünde yalpa vurup çırpınmasından ve diğer hareketlerinden zevk aldığından, ayakta durduğuna ve bu suretle de yorulduğunun dahi farkında olamaz.

Bir insan bir şeye uzun zaman devam edip onu benimsedi mi, ona alışır ve ondan zevk almaya başlar. İnsan bünyesinin gıdaya ihtiyacı olduğu gibi, insan ruhunun da Allah’a ve O’nun sevgisine ihtiyacı vardır. Nitekim bir kişinin midesine bir hastalık geldiğinde, o kişi yemeden ve içmeden kesilir. Allah’tan başka bir şeye ilgi gösteren kalp, ilgisi nispetinde hasta olur. Diğer tarafta yalnız Allah sevgisi ve dinine yardımcı olduğundan dolayı bir şeyi seven insan, hiç bir hastalığa delalet etmez, bütün kötülüklerden uzak kalır.

Yaptığımız uzun açıklamalardan sonra elde edilen sonuç şudur;

Bir insan aşırı şehvet arzularına karşı nefsi terbiye etmekle açtığı savaş neticesinde güzel ahlakı elde etmek mümkündür.

Riyazet Nedir?

Nefsi terbiye etme (Riyazet): Bu meziyet alışılıncaya kadar iyi işleri yapmakta kişinin kendisini zorlaması demektir. Bu ise, kalp ile uzuvların arasındaki garip görünen münasebetin bir neticesidir.

Yani kalp dediğimiz, ruh ile beden arasındaki münasebetten meydana gelir. Çünkü kalp de düşünülen her düşüncenin eserini uzuvlarda görmek mümkündür ve ona uygun bir şekilde harekete geçer. Uzuvların yaptığı her iş, kalpde tesirini gösterir. Yani kalbin karar verdiklerini uzuvlara, uzuvların da yaptıklarının etkisini kalbe devreder.

Örneğin:

Bilgin olmak isteyen bir kimse, bilgin olabilmek için bilginlerin yaptığını tekrar etmesi gerekir. Böylece kalbinde bilgin sıfatı yerleşecek ve bilgin olacaktır.

Bilgin olmak isteyen bir kimse ise, bir gece çalışmakla bilgin olamaz. Ancak bunun için ümidini de kesmemelidir. Fakat bir gecede ümidini kesip tembelleşen kişinin, bu tembelliği yavaş yavaş alışkanlık haline gelir. Küçük günahlar da böyledir. Biri diğerini çeker ve birbirine eklenerek büyür.

Sonunda da iman seti yıkılarak kişi sonu hüsran olan bir sonu kendisi için hazırlamış olur. Buna rağmen, ibadetin azına da değer vermemek doğru değildir. Evet ibadetin tümünü yapan kişiler kuşkusuz daha makbuldür. Ancak azını yapanlar da makbuldur.

Her ibadetin karşısında sevap, her isyan karşısında ise ceza vardır.

Nice bilginler vardır ki zamana kıymet vermezler. İleri de yaparım düşüncesiyle,günlerini geçirip dururlar. Derken gün gelir, bilgi öğrenmekten sıkılır ve soğur. Bunu da kendisinde bir alışkanlık haline getirir. Sonunda da cahil kalır tabi ki.

Küçük günahlara aldırış etmeyenler de böyledir. İleri de tevbe ederim düşüncesiyle küçük günahlarına devam ederler. Derken ani bir ölüm bastırır ve o kişi istese de artık tövbe edemez hale gelir. Bu sefer de isyan eder. Böylece az çoğu davet eder ve en sonunda da kalp şehvet zincirine kapılır ve kendisini kurtaramaz hale gelir.

Kaynak: İmam Gazali / el-ihya / C:3 / Sayfa: 171-175

Aşağıdaki konulara bakmak ister misiniz?

sponsor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı