Nefis Muhasebesi

Güzü Haramdan Korumak

sponsor

Gözü Haram Olan Şeye Bakmaktan Korumanın Faydaları

Birinci Fayda: Gözün haramdan korunması Allah’ın emrinin uygulanması demektir ki kulun hem bu dünyadaki hem de ahiretinde ki mutluluğunun sebebi budur. Kul için hem dünyada hem de ahirette Rab Teala’ın emirlerine uymaktan daha yararlı bir şey yoktur.

Dünyada da, ahirette de bahtiyar olan kimse, ancak Allah Tealanın emirlerine sarıldığı için bahtiyar olmuş; bedbaht olan da aynı emirleri zayi ettiği için bedbaht olmuştur.

İkinci Fayda: Gözün haramdan sakınılması, zehirli okun – ki belki de insanın helakine bu ok sebeptir- kalbine ulaşmasına mani olur.

Üçüncü Fayda: Gözü haramdan korumak, kalpte Allah’a için bir sıcaklık meydana getirir, O’nun huzurunda kişinin dikkatini toplamasını sağlar. Gözün neye baktığına dikkat etmeden serbest hareket ettirilmesi kalbi dağıtır, parçalar ve Allah’tan uzak düşürür. Kalp için, bakışların gelişigüzel/serbest bırakılmasından daha zararlı bir şey yoktur. Bu tür bakışlar kul ile Allah arasında soğukluk meydana getirir.

Dördüncü Fayda: Gözlerin haramdan korunması kalbi güçlendirip sevinç katar. Bakışlara sahip çıkılmayıp gelişigüzel bırakılması ise kalbi zayıflatır, hüzün verir.

Beşinci Fayda: Bakışlara dikkat etmemek nasıl ki kalbi karartıyorsa, gözleri haramdan korumak da nur kazanılmasını sağlar. Bu nedenle Allah Teala gözleri haramdan koruma emrinin akabinde nur ayetini zikretmiştir:

Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar…”(Nur,30)

Bu ayetin ardından gelen ayetlerin birinde şöyle buyurmuştur: “Allah, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir kristal fanus içinde…” (Nur,35) Yani; emirlerine uyan ve yasaklarından kaçınan müminin kalbinde Allah’ın nurunun temsili işte budur.

Kalp aydınlandığı takdirde tüm iyiliklerin ve hayırların elçileri her taraftan kalbe doğru yönelirler. Bunun mukabilinde kalp karanlığa büründüğü zaman da her türlü bela ve kötülük bulutları kalbe akın ederler.

Bidat, dalalet, hevaya tabi olma, hidayetten kaçınma, saadet sebeplerinden yüz çevirme, bedbahtlığa götüren sebeplerle meşgul olma vb. oluşturduğu karanlığı gideren, ancak ve ancak kalpteki nurdur. Bu nur yitirildiği zaman o kalbin sahibi zifiri karanlıklar içinde, nereye gideceğini bilemez vaziyetteki bir ama gibi kalakalır.

Altıncı Fayda: Gözü haramdan sakınmak hakkı batıldan, doğruyu yalandan ayırt etmeyi sağlayan feraseti temin eder. (Şah b.) Şuca’ el- Kirmanı şöyle derdi:

Kim dış dünyasını sünnete ittiba etmek, iç dünyasını da daima murakabe etmek suretiyle imar ederse, gözünü harama bakmaktan korur, nefsini şüpheli şeylere bulaşmaktan sakındırırsa ve helalle beslenirse ferasetinde hedefi ıskalamaz, hata etmez.”

Adı geçen bu (İbn) Şuca’ ferasetinde hiç hata etmezdi.

Allah teala kulun amelini, o amellin cinsinden olan şeyle mükafatlandırır. Kim bir şeyi Allah için terk ederse, Allah onun yerini daha hayırlısıyla doldurur.

Kul gözlerini harama bakmaktan sakındığı takdirde, yüce Allah, kula basiret nuru bahşederek Allah için muhafaza ettiği bakışlarının yerini doldurur ve ilim, iman, marifet ve isabetli feraset kapılarını -ki bu feraset ancak kalbin basireti sayesinde elde edilebilir- kulun önüne açar.

Bunun zıddı, Allah azze ve celle’nin homoseksüelleri nitelemiş olduğu ve basiretin aksi olan ameh (bocalama) halidir: “Senin hayatına and olsun ki, onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı.” (Hicr,72)

Yüce Allah onları aklın bozukluğu demek olan sarhoşluk (sekr) hali ve basiretin bozukluğu demek olan bocalama (ameh) haliyle nitelemiştir.

Suretlere bağlanıp kalmak akılda bozulmayı, basiretin körelmesini ve kalbin sarhoş olmasını gerektirir. Nitekim şair, bir şiirinde şöyle söylemiştir:

∟ Hem içki sarhoş etmiş, hem de arzular,

∟ Bu sarhoşluklardan insan ne zaman ayılır?”

Bir diğer şair de şunları söylemiştir:

∟ Aşkın mecnuna çevirmiş seni, ‘ dediler bana,

∟ Aşk delilerinkinden de tehlikelidir, ‘ dedim onlara.

∟ Aşık insan kendine gelmez tüm zamanlar boyu,

∟ Delilik hali ise sadece bir an için etkiler mecnunu.”

Yedinci Fayda: Gözlerin haramdan korunması kalbe sebat, cesaret ve kuvvet verir. Allah teala zafer ve hüccet otoritesiyle kudret ve kuvvet otoritesini böyle bir kalpte bir araya toplar. Nitekim bir rivayette şöyle geçer:

Nefsi arzularına muhalefet eden kimsenin gölgesinden şeytan kaçar.”

Bunun zıddını ise, yani Allah’ın, Kendisine isyan eden kimselere yerleştirmiş olduğu nefsin zilleti, aşağılık olması, değersizliği, hasisliği ve hakirliği gibi halleri nefsi arzularına tabi olanlarda görürsünüz.

Hasan-ı Basri şöyle demiştir: “Katırlar toynaklarıyla ses çıkararak onları taşısalar da, binek hayvanları uysal bir şekilde onlara boyun eğseler de günahın getirdiği alçaklıklık onların (günahkarların) kalplarinden ayrılmaz. Yüce Allah, Kendisine isyan eden kimsenin alçaklık ve zillet içinde olmasından başka bir şeye hoşnutluk göstermemiştir.”

Yüce Allah izzeti Zatına itaatin; zilleti de Zatına isyanın ayrılmaz sonucu kılmış ve şöyle buyurmuştur:

“Halbuki asıl izzet (üstünlük), ancak Allah’ın, Peygamberinin ve müminlerindir.”(Münafikun 8); ” Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer mümin iseniz, üstün gelecek olan sizsiniz.”(Al-i İmran, 139) İman; söz ve amel, zahir ve batındır.

Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki, şan ve şeref, bütünüyle Allah’a aittir. Güzel sözler ancak O’na yükselir…”(Fatır, 10)

Yani; kim izzeti, onuru, üstünlüğü istiyorsa, bunları Allah’a itaat etmek, tertemiz sözlerle O’nu zikretmek ve salih amel işlemekle istesin.

Kunut duasında şöyle yer almaktadır:

Gerçek şu ki Senin dost olduğun kimse zelil olmaz; Senin düşman olduğun kimse de aziz olmaz.”

Yüce Allah’a itaat eden kimse, itaat ettiği konuda Allah’a dostluk göstermiş ve itaatine göre izzet kazanmış olur. Allah’a isyan etmiş olan kimse ise, isyan konusu olan şeyle ilgili olarak Allah’a düşmanlık sergilemiş ve işlediği masiyete göre zilleti hak etmiş olur.

Sekizinci Fayda: Gözleri haramdan sakınmak, şeytanın kalbe girmesine mani olur. Çünkü şeytan, insanın bakışlarıyla birlikte girer; bakışlarla birlikte şeytanın kalbe nüfuz etmesi havanın boş bir mekana nüfuz etmesinden daha süratlidir. Kalbe nüfuz eden şeytan, baktığı şeyin görüntüsünü insanın içinde canlandırır, allayıp pullayarak süsler, kalbin sürekli bağlı kaldığı bir put haline getirir, sonra insana vaatlerde bulunur, türlü istek ve arzular uyandırır. Kalpte şehvet ateşinin tutuşmasını sağlar.

Söz konusu görüntü olmadan ulaşılması mümkün olmayan masiyetler yoluyla kalpte yanan şehvet ateşini, adete odun taşıyarak besler. Sonunda kalp alevler içinde kalır. Ateşin kavurucu sıcaklığını ihtiva eden o nefesler de işte bu alevlerden kaynaklanır. Hararetli hararetli alınıp verilen soluklarla bedendeki sıcaklık da bu alevlerdendir. Çünkü kalp her yönden ateşlerle kuşatılmış durumdadır. Tandırın ortasındaki koyun gibi kalp de bu ateşlerin ortasında kalmıştır.

Bu yüzden haram içerikli görünümlere şehvet ve arzu duyan kimselerin cezası, berzahta kendileri için ateşten bir tandır konulması ve bedenlerinin haşr edileceği güne dek ruhlarının bu tandırın içinde bırakılması şeklindedir.

Dokuzuncu Fayda: Gözleri haramdan korumak, kalbi, kendi maslahatına olan hususlar üzerinde kendini vererek düşünmeye ve bunlarla ilgilenmeye yöneltir. Bakışlara sahip çıkmamak, bakışları gelişi güzel, serbestçe etrafa savurmak ise bunlara engel olup unutturur. Bu durumdaki insan darmadağınık bir hal alır, nefsani arzularına tabi olur ve Allah’ı zikretmek konusunda gaflete düşer. Nitekim Allah teala şöyle buyurmuştur:

Kalbini Bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme.” (Kehf,28)

İnsanın bakışlarına dikkat etmemesi, (ayetten geçen bu) üç hususu gerektirir.

Onuncu Fayda: Göz ile kalp arasında, birinin diğerinden etkilenmesini sağlayan bir menfez/ yol bulunması, birinin salahı sebebiyle diğerinin de salih; birinin fesadı sebebiyle diğerinin de fasid olması…

Yani kalp bozuk olursa bakışlar da bozulur; bakışlar bozuk olursa kalp de bozulur. Salih bir halde olmalarında da aynı husus geçerlidir.

Göz harap olmuş ve bozulmuşsa, kalp de harap olup bozulur. Türlü pisliklerin, kirlerin ve pasakların bulunduğu mezbelelik halini alır. Marifetullahın, muhabbetullahın, Allah’a içten bir şekilde yönelmenin, O’nunla ünsiyet bulmanın, O’na yakın olma sevincinin yerleşmesi için elverişsiz bir durumda olur. Bu sayılanların tam zıddı olan şeyler kalbi mesken tutarlar.

Gözün haramdan sakınılması ile sağlanacak olan bazı faydalar bunlardan ibadettir, bunlar yoluyla başka faydalara da muttali olunabilir.

Kaynak: İbnu’l Kayyım el-Cevziyye / ed-Dua ve’d Deva (Kalbin İlacı) / bkz: 368-373

Aşağıdaki konulara bakmak ister misiniz?

sponsor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı