Namaz Gusül Kur'an Allah Tövbe Vesvese
DOLAR
7,4389
EURO
9,0186
ALTIN
443,08
BIST
1.561
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa
Parçalı Bulutlu
5°C
Bursa
5°C
Parçalı Bulutlu
Perşembe Parçalı Bulutlu
12°C
Cuma Çok Bulutlu
15°C
Cumartesi Çok Bulutlu
17°C
Pazar Çok Bulutlu
18°C
SON DAKİKA
Allah Var Diyorsun Ondan Sonra Yok Gibi Davranıyorsun
Hiç Ölmeyecekmiş Gibi Yaşıyorsunuz
Oğlum! Nasihat İstiyordun Al Sana Nasihat
Yetiş Ey Allah’ın Resulü Yıkılıyoruz
Allah Var Diyorsun Ama Yok Gibi Davranıyorsun
Ey İnsanlar…!
Verilen Sözü Yerine Getirmek
Kanaatkar Olmak yada İyilik Yaparım adına Dünya malı Toplamak. Sonuç mu?
Hz Ali’nin oğlu Hz Hasan’a Nasihatleri
Hz Ali’nin Güzel Bir Vaazı
Taharetsiz Namaz Kabul Olur mu?
Secdede Ayakların Yerden Kesilmesi Namaza Zarar Verir mi?
Vakti İyi Değerlendirmek
Çocuğun Anne Baba Üzerindeki Hakkı – Diyanet
Her Nefesin Kıymetini Bilmek
Sahi Ya Ne Oldu Bize?
Namaz Belirli Vakitlerde Müminlere Farz Kılınmıştır
Namaz Dinin Direğidir
Cinsel İlişki Hakkında Bilmeniz Gereken Hususlar
Cinsel İlişkiye Girmenin Amacı ve Gayesi
Namazda Allah’tan Habersiz Olmak
Kerahat Vaktinde Neden Namaz Kılınmaz?
Vakit Namazlarının Geciktirilmesi
Namazın Vacipleri Nelerdir?
Namazlardaki Rekat Sayıları Neden Farklı?
İşçi ve İşveren için Namaz Meselesi
Sahibini Kötülükten Alıkoymayan Namaz Hakkında; Bir Ayet Bir hadis İnceleme
Sorumluluk İsteyen Bir İbadet: Namaz
Kıldığın Namaz Sende Değişikliğe Sebep Olmuyorsa O Namaza Yeniden Başla
Seferi iken Kılınamayan Namazın Kazası Nasıl Yapılır?
Kaç Yaşına Kadar ve Namaz Kılmayan Çocuğun Günahı Kimedir?
Ters İlişkinin Zararları
Cemaatle Namaz Kılmak
Helal Haram Duyarlılığı Hakkında Vaaz & Diyanet
Kısaca Namazı Bozan Davranışlar & Diyanet
Hangi Vakitlerde Namaz Kılınmaz ve Sebepleri
Namaz Kılarken Her Rekatta Aynı Süreyi Okumak Caiz midir?
Namaz Kılarken Aklımıza Başka Şeyler Geliyorsa
Namaz Neye Benzer?
Namazı Vaktinde Kılmanın Önemi ve Gerekliliği
Uyuma ve Unutma Sebebiyle Kaçırılan Namazın Hükmü Nedir?
Namazı Dosdoğru Kılın Ayeti ve Tefsiri
Namazı Bozan Şeyler Nelerdir?
Namaz Kılan Birisini Güldürmek Günah Mıdır?
Namazın Sünnetleri Nelerdir?
İş Yerinde Namaz Kılamıyorum. Ne Yapmalıyım?
Namazda Tadil-i Erkanın Hükmü Nedir?
Namazı Huşu İçinde Kılmak
Fe Eyne Tezhebun (Bu Gidiş Nereye?)
Namaza Hazırlık Yapmak ve Şartları
Covid-19 Sayesinde İnsanın Kendisi ile Yüzleşmesi
Namaz Kılarken Nelere Dikkat Etmeliyiz?
Namazda Şeytandan Gelen Vesvese
Namaz Kılmanın ve Cemaatin Fazileti
Gözümün Nuru, Dinin Direği Namaz
Namaz Konusunda Gevşeklik ve Tembellik Göstermenin Bazı Sonuçları
Salih Bir Amel: Namaz
Hasta Olanlar Nasıl Namaz Kılınır?
Namazda Secdelerden Birisini Unutan Birisi Ne Yapmalı?
Namazda Huşu

Her Nefesin Kıymetini Bilmek

02.01.2021
0
A+
A-

Salgın hastalıkla haftalar süren ölüm kalım mücadelesinden sağ salim kurtulan doktor, En önemli şeyin nefes almak olduğunu anladım diyordu gazeteye verdiği beyanatında

Salgına yakalananların nefes almakta çektikleri sıkıntıya şahitlik edince her nefesin ne kadar kıymetli olduğunu daha iyi anlayabiliyoruz. Esasında alıp verdiğimiz her nefes, ömür sermayemizden kopup giden ve bir daha geri gelmeyecek olan anlarımızdır.

Nefeslerimizin sayılı olduğu ve her nefesin bizi ölüme bir adım daha yaklaştırdığı gerçeğiyle yüzleşmenin ise tam zamanıdır. Hesap günü gelmeden kendimizi hesaba çekmemiz gerektiğini bizlere hatırlatan Efendimiz’in (s.a.v) buyruğunu bu salgın günlerinde daha iyi idrak edeceğimizi düşünüyorum.

İnsan alışkanlıklarının esiridir: Her gün yaptığı işler, geçtiği yollar, gördüğü insanlar zamanla bir rutine dönüşür. Hayat, üzerinde fazla düşünmeden yaşanan alışkanlıklardan, rutin yapılan işlerden ibaret hale gelir. Alışkanlıklarıyla kuşatılan insanın iç dünyasında bir muhasebeye girmesi zorlaşır. Çoğu hayat, neden burada olduğunun ve öldükten sonra nereye gideceğinin muhasebesini yapmadan yitip gider

Halbuki insan için hayat, dünya işlerini yetiştirmekten ve rutinin içine dalıp gitmekten daha büyük anlamlar taşır. Bazen kaybettiğimiz bir yakınımız, düçar olduğumuz bir hastalık ya da bozulan işlerimiz, bizi hayat muhasebesine götürür. Bunlar rutini bozan, düzeni tersine çeviren ve bizi kendimizle yüzleşmeye götüren amiller olabilir

Esasında Hak Tealanın bizi içsel muhasebeye götüren ayetlerini her yerde görmek mümkün. Kainatın düzeni içinde, düzenimizin bozulmasını beklemeden onları idrak edebiliriz.

Hz. Mevlana buz hikayesiyle eğer basiret gözüyle bakarsak çevremizdeki uyarıcıları fark edebileceğimizi işaret ediyor

Sıcak bir yaz günü pazarda buz satan satıcı, Sermayesi tükenen adama yardım edin diye bağırarak buzlarını erimeden satmak için çabalıyordu. Pazardan talebeleriyle geçen Cüneyd-i Bağdadi adamın sözleriyle sarsıldı ve olduğu yere çöktü kaldı. Talebeleri telaşlandı ve ne olduğunu sordular. Büyük veli şöyle dedi:

Bu sözler beni sarstı. Eriyenin sadece buzlar değil ömrüm olduğunu fark ettim. Sıcak adamın sermayesi olan buzlarını eritip tüketen zaman asıl sermayemiz olan ömrümüzü de tüketip bitiriyor Hak Teala sonsuz rahmetiyle bizlere en büyük uyarıcılar olarak peygamberler ve kitaplar göndermiştir: “Gerçekten ben, apaçık bir uyarıcıyım (Hicr 89)” diyen peygamberler insanı varoluş hakikatine çağırır. 

Dünyalık meşguliyetlerden çok daha önemli ve büyük amaçlar için yaratıldığını insana hatırlatan hak elçileridir onlar. Efendimiz’in (s.a.v) de ifade buyurdukları üzere insanların çoğu uykudadır ve ancak ölünce uyanırlar. Uyarıcıların görevi hakikate bigane kalan insanı bu gaflet uykusundan uyandırmaktır. Bu dünyada uyanamayan ölünce uyanacak ve hakikat ayan beyan ortaya çıkacak. O zaman Rabbine şöyle yalvaracak:

“Rabbim! Beni dünyaya geri gönder ki terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım (Müminun 99)” Ancak bunun için artık çok geçtir.

Şöyle buyuracak Rabbimiz: “Sizi, düşünüp öğüt alacak kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti… (Fatır 37)”

İnsana tüm hayatı boyunca doğruyu bulması için rehberlik eden yüce kitabımız daha nice uyarıcı sahnelerle doludur. Bu sahneyi tersine çevirecek hayat dersinin ne olduğunu da yine kitabımız bize haber veriyor:

“Herhangi birinize ölüm gelip de Ey Rabbim! Beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden ol-am! demeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayın. Allah, eceli geldiğinde hiçbir kimseyi asla ertelemez. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır (Münafikun 10-11)”

Nefeslerimiz sayılı ve gelen eceli ne bir nefes önce ne bir nefes sonraya almak mümkün değil. Her bi nefes bize verilen ne büyük fırsat ne büyük lütuf!

İnsan için ölüm de bir uyarıcıdır. Zira her gün nice insanların aramızdan ayrılıp ebedi aleme göçüşlerine şahitlik ediyoruz. Bazen en yakınlarımız bazen tanıdıklarımız birer birer dünya hayatındaki nefeslerini tamamlayıp Rablerine dönüyorlar

“Şüphesiz biz Allah’a aidiz ve O’na döneceğiz (Bakara 156)” buyuran kitabımız her insanı olduğu gibi bizi de bekleyen sonu haber veriyor. Hazları yok eden ölümü çokça anmamızı ifade buyuran Sevgili Peygamberimiz (s.a.v), ölüm üzerine muhasebenin lüzumunu hatırlatıyor bize. Zira hiç bitmeyecek sandığımız bu hayat, nihayetinde ebedî aleme taşıyan bir durak değil mi?

Oyalanıp durduğumuz hayat aslında ölüm öncesi konakladığımız bir handan ibaret. Ölmeden önce ölünüz buyruğu da mukadder olan ölüme hazırlanıp misafir olduğumuz hanı ev edinmememizi öğütlüyor.

Zira dünya Gazali’nin ifadesiyle zehirli bir baldır. Onun tadı güzel olsa da sonucu acıdır. İnsan ise unutur, aldanır ve dalar ona. O da farkındadır bunun ve halife olduktan sonra kendisine ölümü hatırlatması için ücretle birini tutar. Adam her sabah gelir, Hz. Ömer’in kapısını çalar: Ölüm var Ya Ömer! der ve gider. Bu durum uzun bir süre devam eder. Bir gün Hz. Ömer adama artık kapısına gelmemesini söyler. Zira saçlarına düşen aklar halife için ölümü hatırlamaya yeterlidir

Ölüm üzerine muhasebe etmek alışkanlıklarımızın esiri olmaktan kurtardığı gibi hayatı daha anlamlı yaşama noktasında bizi gafletten kurtarır

Zira bir gün öleceğimizi ve o günün de aslında çok yakında belki de bir nefes sonrasında olduğunu düşündüğümüzde pek çok alışkanlığımızı değiştirme veya terk etme lüzumu hissedeceğiz. Faydasız işleri bir kenara bırakıp hayatımızı Yaratanın rızası üzere yaşama arzusu duyacağız

İşte bu istek ve arzu insanı öte dünya için güzel işler yapmaya sevk eder. Yanlış ve hata yapmaktan alıkoyar. Dünyanın geçici hazları uğruna hayatı heba etmek yerine baki olana yönelir. Öyleyse yine Efendimiz’in buyruğunu kendimize düstur edinelim de ölüm gelmeden hazırlığımızı yapalım:

Ölümü en çok hatırlayanlar ve ölümden sonrası için en güzel şekilde hazırlananlar en akıllı olanlardır

Kaynak: Lamia Levent Abul / Diyanet Dergisi Mayıs 2020 / bkz: 50-51

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.