Namaz Gusül Kur'an Allah Tövbe Vesvese
DOLAR
8,6367
EURO
10,1730
ALTIN
487,27
BIST
1.419
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa
Parçalı Bulutlu
29°C
Bursa
29°C
Parçalı Bulutlu
Pazartesi Parçalı Bulutlu
35°C
Salı Gök Gürültülü
28°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
28°C
Perşembe Sağanak Yağışlı
19°C
SON DAKİKA

Her Nefis Ölümü Tadacaktır

01.04.2020
0
A+
A-

En Güzel Nasihat Ölümü Düşünmektir

İsterseniz şöyle taaaa küçüklüğümüze kadar gidelim…

Bizleri ta küçüklüğümüzden beri ibret almamız gerektiğini ve eninde sonunda kendilerinin de bizimde onların yanına gideceğimiz gerçeğini bilmelerine rağmen; bizleri dirilerden değil de ölülerden sakınmayı, dirilerden değil de ölülerden korkmayı aşıladılar. Oysa belki anlayacağı dilden bize yada bizlere o gerçekler anlatılsaydı; ne Allah’a isyan noktasına varan sözler sarf ederdik, nede Allah’ın öfkelenmesine sebebiyet verecek günahları işlemeye cüret ederdik.

Aslında hatalar en baştan ve temelden başlıyor dersek de yanlış olmaz ki zaten bu konulara +18 Konular altında çocuk yetiştirme ilgili meselelerde detaylıca açıklamıştım. Merak edenlerin ilgili bölümlere başvurabilirler dedikten sonra asıl konumuza dönecek olursak eğer;

Öncekilerin başına gelenler, ama er ama geç seninde başına gelecek. Bundan kurtulma imkanın yoktur. Çünkü Hak Teala ‘Her nefis ölümü tadacaktır (1)’ buyurmuş ve başka bir ayette de vaadinden ve sözünden dönmeyeceğine dair “Bu Allah’ın vâdi. Allah vadinden dönmez. Ancak insanların çoğu bilmezler (2)” şeklinde buyurmaktadır.

Madem gerçek ve şüphe götürmez hakikat budur; bizden sonrakiler bizden ders alıp da bizleri ibret vesilesi olarak görmeden önce, bizler bizden önce gidenlerden ders alıp da bizden önce gidenleri ibret vesilesi olarak alalım.

Şöyle ki;

Madem bu dünya bana kalmayacak, eee dünya bana kalsa da ben dünyaya kalmayacağım; o zaman bana düşende bende önce gidenlerin;

Nasıl toprak altına girdiklerini, şan, şeref, makam, mevki gibi kendisine güzel görünen geçici metaların bir çırpıda elinden kaydığını, övündüğü ve belki de bakmaya kıyamadığı, insanlara karşı kibirlenip böbürlendiği boyunun posunun ve güzelliğini nasıl toprak altında çürüdüğünü, arkasında bıraktıkları eşlerinin bir sene geçmeden yeni biriyle evlenip de onun koynuna girdiğini, dün kendisine anne yada baba diyen çocuklarının bugün başkalarına anne-baba demelerini,

Allah zikretmesi gereken yerde elalemin gıybetini yapmaktan çekinmeyen ve başkalarının dedikodusunu yaparak o şöyle dedi, bu böyle dedi, o şunu yaptı bu bunu yaptı diyen dilinin böcekler tarafından yenildiğini, ölümü hiç beklemediği anda ölüm meleğinin kendisine emaneti geri alması için geldiğini ve pişmanlık çanlarının çaldığını ama bunun bir faydasının olmadığını gören ve bu gördüklerini düşünen insanın kendine çeki düzen vermesi farzdır. Çünkü bugün onun başına gelen şeylerin aynısı kendine çeki düzen vermezsen ama az ama çok seninde başına gelecek.

İşte bu beyanda Maneviyat Önderlerine kulak vermekte fayda olacaktır ki;

Ömer b. Abdülaziz diyor ki;

“Bu dünya ebedi karargahınız değildir. Dünya, Allah’ın kendisine yok olmayı yazdığı ve üzerindekilerin de ondan göç etmelerini takdir ettiği bir yurttur. Sağlam nice binalar vardır ki kısa bir zamanda harabeye dönecektir. O binalarda ikamet eden, kendilerine gıpta ile bakılan nice kimseler vardır ki kısa bir zaman sonra ahirete göçeceklerdir (3)”
ve yine

Hz Ebubekir diyor ki;

“Parlak yüzlüler, gençlikleriyle övünenler, şehirler imar edip etraflarını duvarlar örerek kaleler inşa eden hükümdarlar, harp meydanlarında düşmanlarını mağlup eden kahramanlar nerede? Zaman onların hepsini yere serdi. Hepsi kabirlerin karanlıklarına girdiler. Hayırlarda acele edin! Kurtulmaya bakın kurtulmaya (4)”

Nitekim Efendimiz (s.a.v) bir hadis-i şeriflerinde buyuruyor ki;

Ölüm size kesin olarak gelecek! Ya şekavetle ya saadetler.

İşte bu noktada İmam Gazali Hz’nin sözüne kulak veriyor ve diyoruz ki:

Ey dünyanın dışıyla aldanmış kişi! Ailen içinde dünyaya aldanan kimselerin toprak altına girdiklerini görüp onlardan ibret almadın mı?

Bu konuda da İbn Mesud (r.a) diyor ki;

Sizlerden sabaha çıkan her biriniz birer misafirdir. Malları ise bakması için ona verilmiş emanettir. Misafir yoluna devam eder, emanetler ise sahibine iade edilir

E madem bu can sende emanettir, sana ödünç olarak Hakk’ın rızasını gözeterek ve Hak yolunda kullanman için verilmiştir; o zaman bu emanete ihanet neyin nesidir? Hakk’ın dediği nerede, senin yaptığın nerede, Hakk’ın yapmanı istediği şey nerede, nefsinin arzu edip de gerçekleştirdiğin şey nerede?

Nitekim bu konuda “Ariflerden bir zat şöyle demiştir:

“Allah Teala’nın kuluna verdiği iki sır vardır ki bunları ilhamı ile ona buldurur. Bunlardan ilki, doğup annesinin karnından çıkarken verilir ve Allah Teala kuluna şöyle buyurur: Ey kulum, seni dünyaya temiz ve pak olarak çıkardım. Sana emanet ettiğim bir ömrü de sana tevdi ettim. Bu emaneti nasıl muhafaza edeceğine ve Bana şimdiki gibi nasıl temiz ve pak geleceğine bak. İkinci sır ise, ruha çıkarken verilir ve Allah Teala ona şöyle buyurur:

Ey kulum, emanetime nasıl davrandın? Bu karşılaşmamıza kadar onu iyi muhafaza ettin mi? Onu Benim emirlerime ve Bana verdiğin söze uygun olarak koruduysan Ben de sözümde durur ve mükafatını veririm. Eğer ona kötü davranıp heba ettiysen o vakit de hesaba çeker ve azap ederim. Bu hususu Allah Tealanın şu ayetlerinde görmekteyiz: ‘Onlar ki emanetlerine ve sözlerine riayet ederler (Müminun’8)’. ‘Benim ahdime vefa gösterin ki Ben de sizin ahdinize vefa göstereyim (a) (5)”

Madem bu hadiseler gerçekleşecek o zaman … ;

“Ey insan! Nefsine insaf edip de şu aldanış batağından bir kurtulsan, sabah akşam hiç durmadan şu geçici dünyanın boş zevkleri peşinden koştuğunu ve sürekli şu dünya için çalıştığını fark edeceksin. Bir de bu halinle Resulüllah’ın (s.a.v) ümmetinden ve ona tabi olanlardan olmayı ümit ediyorsun! Bu ne uzak bir düşünce ve ne kadar boş bir arzu! Bak yüce Allah ne buyuruyor: Öyle ya (Allah’a) teslimiyet gösterenleri, (o) günahkarlar gibi tutar mıyız hiç? Size ne oluyor? Ne biçim hüküm veriyorsunuz (b) (6)”

O zaman ;

“Ölüme kesin olarak inanan ve bir gün mutlaka öleceğini bilen bir kimsenin salih ameller işleyip, kötü amellerden kaçınmak suretiyle ölüme hazırlanmaktan başka çaresi yoktur. Çünkü ölümün ne zaman geleceğini hiç kimse bilemez (7)”

Kaynak: İsmail Ekinci

(1-Al’i İmran Süresi 185) (2-Rum Süresî 6) (3-İmam Gazali / Ahiret Hayatı / bkz: 40-41) (4-İmam Gazali / Ahiret Hayatı / bkz: 41) (a-Bakara 40) (5-Ebu Talib el-Mekki / Kalplerin Azığı / C:2 / bkz: 164-165) (b-Kalem 35-36) (6-İmam Gazali / Ahiret Hayatı / bkz: 204) (7-Ebu’l Leys Semerkandi / Tenbihü’l Gafilin / bkz: 29)

    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    %d blogcu bunu beğendi: