Kitaplara İman Etmek

Hz Ali’nin Kur’an-ı Kerim’in Önemi ve İçeriği Hakkında Verdiği Vaaz (Sermon)

sponsor

Kur’an, emreden, engelleyen ve susan konuşandır (1). O Allah’ın mahlukatı üzerindeki delilidir.

Allah onlardan misakını, ona karşılık da nefislerini rehin almıştır. Onun nurunu tamamlamış, onunla dinini ikmal etmiş, Peygamberini (s.a.v) yanına almıştır. Hidayet ahkamını insanlarla onunla tamamlamıştır. Müminler, Kur’an vasıtasıyla Münezzeh olan Allah’ı kendini yücelttiği gibi yücelttiler. O sizden, dininden bir şey gizlemez. Ondan engelleyen ya da ona davet eden, aşikar bir iz ve muhkem bir ayet ortaya koymadan razı olduğu ya da kerih gördüğü hiç bir şey bırakmamıştır. Kalan şeyde rızası da kızgınlığı da birdir.

Biliniz ki sizden öncekilerden hoşlanmadığı bir şeyi yapmanıza razı olmaz. Sizden öncekilerden razı olduğu bir şeyden dolayı da sizden asla hoşlanmamazlık etmez. Açık bir izde yürüyorsunuz ve sizden önceki insanların söyledikleri bir sözün yansımasıyla konuşuyorsunuz. Dünyanızın azığını sizin için yeterli kılmış, size şükre teşvik etmiş, dillerinize anmayı farz kılmış, takvayı emretmiş ve onu rızasına ve mahlukatının ihtiyacının sonu yapmıştır. Gözünün önünde olduğunuz, perçemleriniz elinde, debelenmeniz avucunda olan Allah’tan sakının. Gizlerseniz bilir, açıklarsanız onu yazar. Bu amaçla koruyucu seçkinler (2) görevlendirilmiştir. Ne bir hakkı düşürürler, nede bir batılı ortaya koyarlar.

Biliniz ki kim Allah’tan sakınırsa Allah onun için fitnelerden bir çıkış yolu ve karanlıklardan bir nur meydana getirir

Onu nefsinin arzuladığın da ebedi bırakır. Oranın ziyaretçileri Melekleri, oranın arkadaşları peygamberlerdir. Ahireti hatırlayın, ecellere kadar yarışın. Emel, insanlar için kesilmek, ecel onları zorlamak ve onlar için tevbe kapısını kapanmak üzeredir. Sizden öncekilerden dünyaya tekrar dönmek isteyenler gibi olursunuz.yurdunuz olmayan bir yerde, seferde olan yolcularsınız. Oradan gitmek üzere size izin verilmiş, oradan azığınız almanız emredilmiştir.

Biliniz ki, bu ince derinin ateşe karşı sabrı yoktur. Kendi nefislerinize merhamet edin. Onları dünya musibetlerinde denediniz. Sizden birinizin kendisine batan bir dikenden, kanatan tökezlemeden ve yakan yanmış topraktan nasıl kaygılandığını gördünüz mü? Acaba onun ateşten iki büyük tuğla arasında olması, taşın yatak arkadaşı ve şeytanın dostu olması nasıldır? Ateşe kızdığında, gazabından dolayı bir bölümünü diğerinin üzerine yıkan; ateşi engellediğinde tahammülsüzlük nedeniyle kapılarının arasında ateşin sıçramasına neden olan bir görevli biliyor musunuz?

Ey yaşlı, üzerine ihtiyarlığın çöktüğü kişi! Ateşin halkaları boyunların kemiklerine yapıştığında ve ön kolun etlerini yeyinceye kadar kelepçeler takıldığında nasıl olursun?

Ey kullar topluluğu!

Hastalıktan önce sağlığınız yerindeyken ve darlıktan önce bolluktayken Allah’tan sakının, Allah’tan! Rehinelerine geri verilmemek üzere el konulmasından önce boyunlarınızı serbest bırakmak için çabalayın, gözlerinizi uyanık tutun; karınlarınızı zayıflatarak hazırlayın; ayaklarınızı kullanın, mallarınızı infak edin; vücutlarınızdan alarak onunla nefislerinize karşı cömert olun; onlara karşı cimrilik yapmayın.

Münezzeh olan Allah ‘Eğer Allah’a yardım ederseniz O da size yardım eder; ayaklarınızı kaydırmaz (3)’ buyurmaktadır. Yüce Allah ‘Kim Allah’a güzel bir ödünç verecek olursa Allah’da onun karşılığını kat kat verir ve ayrıca onun çok değerli bir mükafatı da vardır (4)’ buyurur. Allah, zilletten dolayı sizin yardımınız istemez, ihtiyaçtan dolayı sizden ödünç talep etmez. ‘Göklerin ve yerin orduları Allah’ın (5)’ olduğu halde sizden yardım istiyor. ‘Göklerin ve yerin hazineleri Allah’ın (6)’ olduğu ve ‘Gani ve övülmeye layık (7)’ olduğu halden sizden ödünç talep ediyor. ‘O hanginizin amelinin daha güzel olacağı hususunda sizi imtihan etmek (8)’ istiyor. Allah’ın yurdundaki komşularıyla beraber olmanız için amellerinizle acele davranın. Allah, onlara elçilerini arkadaş, meleklerini ziyaretçi olarak göndermektedir. Kulaklarını, cehennem’in uğultusunu ebediyen duymamakla şereflendirdi (9) ve vücutlarını yorgunluktan muhafaza etti.’ Bu Allah’ın lütfudur, onu dilediğine verir, Allah büyük lütuf sahibidir (10)’. İşittiklerinizi söylüyorum. Nefsime ve nefislerinize karşı yardımcı olan Allah’tır. O, bana yeter. Ne güzel vekildir.

Kaynak: Hz Ali – Nehcü’l Belağa – bkz: 195-197

(1-Kur’an, hem emreden, hem meneden, hem susan, hem de konuşandır) (2-Yazıcı Melekler Kastediliyor) (3-Muhammed 7) (4-Hadid 11) (5-Fetih 9) (6-Münafikun 7) (7-Lokman 26) (8-Lokman 26) (9-Hud 7) (10-Enbiya 102)

sponsor
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı