Nefis Muhasebesi

İbadet Ederek Riyakarlık Yapmak

sponsor

Bu da ibadetlerin kendileri ile riya ve ibadetlerin vasıflarıyla riya olmak üzere iki kısma ayrılır.

Birinci kısım: İbadetlerin kendileriyle riyadır ki en ağırıdır. Bu da kendi arasında üç derecedir:

1-► İmanın kendisiyle riyadır ki bu riya türlerinin en ağırı ve kötüsü olup faili kafirdir ve cehennemde ebedi olarak kalacaktır. Böyle birisi kelime-i şehadeti diliyle söylemekle birlikte içinden söylediklerini tamamen yalanlamakta, dışarıdan Müslüman görünmektedir. Bu, münafıkların sıfatıdır. Yüce Allah onları şöyle nitelendirmektedir: “İnsanlara gösteriş yaparlar, Allah’ı pek az hatıra getirirler.” (Nisa, 4/142)

Bu sıfat zamanımızda çok az kalmıştır. Ancak içinden dinden tamamen sıyrılmış olan olan ve dinsizlerin görüşüne meylederek cenneti, cehennemi ve ahiret yurdunu inkar edenlerin veya ibaha ehlinin görüşüne kapılıp şeriat ve hükümler kitabının artık kapandığına inananların veya içinden kafir ve bidatçi olduğu halde bunun tam aksini gösterenlerin nifakları çoktur. Bütün bu sayılanlar cehennemde ebedi kalacak olan riyakar münafıklardır. Bu riyanın ötesinde riya yoktur! Bunların içinde bulundukları hal, açıktan küfürlerini belli edenlerin halinden daha beterdir. Çünkü onlar içlerindeki küfür ile dışlarındaki nifakı bir araya getirmişlerdir.

2-► Dinin aslını tasdik etmekle birlikte ibadetlerin kendileriyle riyadır. Bu tür riya da Allah katında çok büyük günahtır. Ancak birinciden çok daha ehvendir. Buna şu örneği verebiliriz:

Adamın malı bir başkasının elindedir ve kınamasından korkarak ona malının zekatını vermesini emreder. Oysa Allah, malı kendi elinde olsa zekatını vermesini emreder. Oysa Allah, malı kendi elinde olsa zekatını vermeyeceğini bilmektedir.Veya yalnızken namaz kılmadığı halde bir topluluk arasındayken vakti girince namaz kılmaya başlayan kişiyi de bu duruma örnek verebiliriz. Ramazan orucunu tuttuğu halde insanların bulunmadığı bir yerde bulunup da orucunu bozmuş olmayı temenni eden kişi de buna örnektir.

Bir başka örnek de insanların kınamasından korktuğu için cuma namazına giden kişidir. Bir diğer örnek ise insanlardan korktuğu için akrabalarını ziyaret eden, anne babasına iyilikte bulunan, savaşa çıkan veya hacca giden kişidir. Bunların yapan kişi Allah’a iman etmekte, O’ndan başka tapılacak varlık olmadığına inanmaktadır ve Allah’tan başkasına ibadet veya secde etmesi istense bunu yapmayacaktır. Fakat tembel olduğu için ibadetleri yapmamakta, insanların gözleri önünde bulunduğundan ise hemen harekete geçmektedir. Bu durumda halkın gözündeki mertebesi ona Allah katındaki mertebesinden daha sevimli gelmektedir. Böylesinin insanların kınamasından duyduğu korku Allah’ın azabından duyduğu korkudan daha büyüktür. Onun insanların övgüsüne duyduğu rağbet de Allah’ın vereceği sevaba duyduğu rağbetten daha şiddetlidir. Bu durum cahilliğin zirvesidir ve böyle yapan gazaba ne kadar layıktır!

3-► Ameller ve farz ibadetlerle riya yapmamakla birlikte terk etmiş olsa isyankar olmayacağı sünnetlerle ve nafile ibadetlerle riya yapmaktır. Fakat sevabına duyduğu rağbetin zayıf olması ve umulan ecir yerine tembelliğin lezzetini yeğlemesinden dolayı yalnızken söz konusu nafile ibadetleri yapmaz. Sonra insanlara gösteriş yapmak amacıyla bu nafileleri yerine getirmek için harekete geçer. Buna örnek olarak şunları verebiliriz:

Cemaatle namaz kılmak, hasta ziyaretine gitmek, cenazelere katılmak, ölü yıkamak, gece teheccüd namazı kılmak, arefe, aşure, pazartesi ve perşembe günlerinde oruç tutmak. Riyakar, bazen bütün bunları kınanmaktan korktuğu veya övülmek istediği için yapar. Fakat yüce Allah onun yalnız başına olduğunda farzlardan başkasını yerine getirmeyeceğini bilir. Bu da ağır bir riya şekli olmakla birlikte bir öncekinden daha alt derecededir. Çünkü önceki riya örneğinde kişi halkın övgüsünü Allah’ın övgüsüne yeğlemektedir.

Allah’ın değil, halkın kınamasından çekinmiş ve halkın kınamasını Allah’ın vereceği cezadan daha önemli saymıştır. Buradaki ise böyle yapmamıştır. Çünkü terk etmiş olduğu takdirde nafileyi terk etmesinin cezasından korkmamıştır. Bunun cezasının birinci derecede olanınkinin yarısı olması muhtemeldir. Buraya kadar saydıklarımız ibadetlerin kendileriyle yapılan riyadır.

İkinci kısım: İbadetlerin kendileriyle değil, vasıflarıyla yapılan riya olup bu da üç dereceye ayrılır:

1-► Yapılmaması halinde ibadetin eksik kalmayacağı bir fiille riya yapmaktır. Niyeti rüku ve secdeleri kısa tutmak ve kıraati uzatmamak olan birinin insanları görünce rüku ve secdeleri güzel yaparak öteye beriye bakmaması ve iki secde arasındaki beklemeleri tam olarak yerine getirmesini buna örnek verebiliriz. Bu riya de Allah’tan daha çok halkı önemsemeyi ihtiva etmektedir.

Tıpkı bir insanın yanında yastığa yaslanmış olarak yatarken hizmetkarı veya kölesi içeriye girdiğinde hemen doğrulan adam örneğinde olduğu gibi.. Kuşkusuz burada efendi yerine köleye öncelik verilmiştir. Aynı şekilde zekatını adi altınla ve adi hububatla vermeyi adet haline getirmiş olan birinin başkası tarafından görüldüğünde kınanmaktan korkup zekatını altının ve hububatın iyisinden vermesi de böyledir. Kınanmaktan korkup orucunu gıybetten ve müstehcen sözler söylemekten koruyarak tutan kişinin durumu da budur. Bu tür riya da haramdır. Çünkü yaratan yerine yaratılana öncelik verilmiştir. Fakat bu tür riya, nafile ibadetlerin kendileriyle yapılan riyadan bir derece aşağıdadır.

Riyakar “Bunu, onların benim gıybetimi yapmalarına engel olmak için yaptım, çünkü rüku ve secdeleri kısa tuttuğumu ve öteye beriye çok baktığımı gördükleri zaman beni kınayıp gıybetimi yapacaklardı.” derse ona şöyle denilir:

Bu düşünce şeytanın bir aldatmacasıdır. Çünkü namazının eksik olması sebebiyel göreceğin zarar, başlasının gıybetiyle göreceğin zarardan daha büyüktür. Eğer burada dini düşünerek hareket etmişsen nefsine olan şefkatin daha fazla olmalıydı. Çünkü hükümdarın kölesinin tarafını gözeten birinin hükümdarı daha çok kollaması gerekir. Ancak riyakarın burada iki hali vardır:

a-► Bunu yapmakla insanların gözünde derece kazanmak ve onlar tarafından övülmek istemesi ki bu haramdır.

b-► Riyakarın “Rüku ve secdeleri güzel bir şekilde yerine getirirken ihlaslı olamıyorum. Bunları hızlı olarak yapsam bu kez Allah katında namazım eksik olacak ve insanlar kınayıp gıybetimi yapmak suretiyle bana eziyet verecekler. Ben onların yanında namazı güzelce kılmakla onların kınamalarını engellemiş oluyorum ve buna karşılık bir sevap beklemiyorum. Böyle yapmak, namazı terk etmemden ve böylece sevabı elden kaçırıp kınanmaktan daha hayırlıdır.” demesi halinde ona şöyle denilir:

Senin üzerine düşen, ibadeti güzel bir şekilde ve ihlasla yapmandır. Halkın kınamasını riyakarlık yaparak engellemen caiz değildir.

2-► Rüku ve secdeleri uzun tutmak, kıyamı uzatmak, elleri kaldırırken güzel bir şekilde kaldırmak, ilk tekbirde acele etmek, rükudan kalkarken tam olarak doğrulmak, kıraat esnasında mutat surelerden daha fazlasını okumak, oruç tutarken uzun süre susup konuşmamak, zekat verirken malın en iyisini vermek ve pahalı olan köleyi azat etmek gibi, yapılmaması halinde ibadetin eksik kalmayacağı ancak yapılmasının ibadet için ilave bir unsur sayılacağı fiille riya yapmaktır. Bütün bunlar, kişi kendi başına kaldığında yapmayacağı şeylerdir.

Bişru’l-Hafi şöyle söylemiştir: “Halid Tahan’ı şöyle derken duydum: Gizli şirkten sakının. Dedim ki, nedir o? Dedi ki, namaz kılarken halkın sana bakması halinde secdeleri uzun tutmandır.”

3-► Cemaatten önce camiye gitmek, birinci safa geçmek, imanın sağ tarafına oturmak gibi, nafile ibadetlerin dışındaki birtakım fazladan fiillerle yapılan riyadır. Bütün bunları yaparken Allah onun kendi başına kalmış olsa namazda nerede duracağına ve ne zaman tekbir alacağına aldırmayacağını bilmektedir. Buraya kadar anlattıklarımız, riya konusu olan şeyler ile birlikte riyanın dereceleriydi. Söz konusu derecelerin bir kısmı diğerlerinden daha ağır ve tehlikeli olmakla beraber hepsi de kınanmıştır.

Kaynak: İbnü’l-Cevzi / Minhacü’l-Kasıdin Ve Müfidü’s-Sadıkin / C: 2 / bkz: 86-89

sponsor
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı