DOLAR
32,8221
EURO
35,1421
ALTIN
2.449,46
BIST
10.771,36
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
29°C
İstanbul
29°C
Açık
Pazar Parçalı Bulutlu
29°C
Pazartesi Az Bulutlu
30°C
Salı Az Bulutlu
29°C
Çarşamba Az Bulutlu
29°C

İbret Gözüyle Bakarak Tefekkür Etmek

27/05/2024
5
A+
A-
İbret Gözüyle Bakarak Tefekkür Etmek

İbret gözüyle bakmak ancak üç şeyle gerçekleşir ki bunlar;

  • Aklının canlılığı
  • Günleri bilmek
  • Süfli arzulardan kurtulmak

İbret almak ancak akılla mümkün olur ve gerçekleşir. Aslında ibret kelimesi, bir şeyin hükmünden, onun benzeri olan bir başka şeyin hükmüne geçmek, bir şeyin hükmünü onun aynısı olan başka bir şeye uygulamak esasına dayanır.

Kişi herhangi bir kimsenin işlediği bir fiil sebebiyle başına bir bela ve musibet geldiğini gördüğü zaman, onun aynı fiili işleyen herkes için söz konusu olduğunu anlar. İşte ibret de böyledir.

Aklın Canlılığı: Sıhhatli bir şekilde kavrama ve anlama gücü ve kalitesi, eşyanın yarar ve zararını ayırma melekesi demektir. Bu canlılık Allah’ın dilediği kuluna lütfettiği bir nurdur.

Bu nurun güçlük ve zayıflığındaki farklılıkları yada onun varlığı ve yokluğu durumlarındaki derecelerine göre insanlar anlama ve idrak konularında birbirlerinden farklılık arz ederler. Aklın kalple olan ilişkisi,  gören nurun gözle olan ilişkisi gibidir.

Maneviyat yolcularının, yararını gördükleri, tecrübelerine göre, devamlı surette Ya Hayy, Ya Kayyum, La ilahe illa ente diyen, akıl ve kalp sağlığına nail olur.

Günleri bilmek; Bunun manası, insanın sayılı günlerinin, yani ne eksik ne fazla olan hayatının değerini bilmek demek olabilir.

Kul burada ömrünün ne kadar kısa, nefeslerinin ne kadar sayılı ve sınırlı olduğunu düşünür. Oysa bu dünyadaki her nefesi, ebedi hayatta milyonlarcasına tekabül etmektedir. İnsanın bu hayatı oradakine nispetle hiç hükmündedir.

İnsanın bu dünya hayatı ile ahiret hayatı mukayese bile edilemez. İşte kul buradaki zamanını, ömrünü ya cennete veyahut cehenneme götürecek işler yolunda harcar.

Bu hayat, selim bir aklı ile düşünen bir kalbi olan kimse için rüyada geçen zaman gibidir. İnsana yakışan, onu ancak Allah’ın en çok sevdiği şeyler yolunda harcamaktır.

Hatta kişi, ömrünü Allah’ın en çok sevdiği değil de sadece sevdiği şeyler yolunda harcayacak olsa, yine kaybetmiş olur. Bir de kendisine bir yararı olmayan, Allah’ın gazabını gerektiren yerlere harcayanın kaybını varın siz düşünün ! Allah, Müsteandır. Kuvvet de ancak O’ndandır.

Buradaki günlerden kasıt, Allah’ın, peygamberlerine ümmetlerine hatırlatmalarını emretmiş olduğu günler de olabilir.

Nitekim Cenab-ı Allah şöyle buyurmuştur: And olsun biz Musa’yı da, kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar, onlara Allah’ın günlerini hatırlat, diye ayetlerimizle göndermiştik (İbrahim 3)

Doğrusu Allah’ın günleri iki tefsiri hem düşmanlarına uğrattığı musibet ve olayları hem de dostlarına lütfetmiş olduğu nimetleri kapsar. Allah’ın bu büyük nimet ve musibetlerinin günler olarak anılmış olması bunların o zaman zarfında cereyan etmiş olmalarından dolayıdır.

Sufli arzulardan kurtulmak: Bütün bunları elde etmek ise birtakım garazlardan, yani nefsani arzulara uymaktan, kötülüğe sevk eden nefsin isteklerine boyun eğmekten kurtulmakla mümkün olabilir. Çünkü nefsin arzularına uymak, aklın nurunu söndürür, kalp gözünü kör eder, Hakk’a tabi olmaya mani olur ve doğru yoldan saptırır.

Hem nefse tabi olup hem ahiret gözüyle görmek asla mümkün değildir. Kul nefsi arzularına tabi olduğu zaman düşünce ve görüşü bozulur. Nefsi ona güzeli çirkin, çirkini ise güzel olarak gösterir; hak ile batılı birbirine karıştırır.

Şimdi bu kimseye tezekkür, tefekkür ve öğüdün nereden faydası olacak?

Kaynak: İbn Kayyım El-Cevziyye / Medaricu’s Salikin / bkz: 406-408

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.