İslam'da Çocuk Terbiyesi

İlimsiz Din Topal, Dinsiz İlim de Kördür

sponsor

Allah, insanı yarattı ve onu doğuşunun ilk anında ne dünya hayatının işlerine hazırladı ne de onların talebinde bir şeye ilgilendirdi. Böylece o, dedelerinin kucaklarında ve döşeğinde mışıl mışıl uyuyordu. Ama çocukluk ondan ayrılıp neşv-ü nema edince, minicik okulundan (evinden) ta’lim ve kültürleşme yurtlarına çıktı. Bu suretle emellerinin hedefi ve kendisine ilerleyen sere serpe uzanmış aklı yavaş yavaş doğruldu ve gelişti.

Her ne zaman ki, alim ve kültürleşmeden bir pay kaptı, nefsi bunu artırmayı tama etti, kuvvetini en yüksek ideale erişmeye topladı, her dağılan ve varit olan şey’i devşirdi, çalışma azmini kuvvetlendirdi ve kendi temiz terbiyesinden ve güvenilir malumatlarından hasıl olan şeylere dayanarak dünyanın savaşına hazırlandı. Dolayısıyla da kendi nefisliğinde amelden yan çizmeyi ve hayat mücadelelerini kuvvetlendirdi.

İlk başlangıçta hayat anne ve babaya aittir. Onlar onu terbiye ederler (yetiştirirler), öğretirler ve onu kendi iyiliklerine tedbir almadan aciz olduğu her vakit işlerini görmeye çalışırlar. Sonra onu Hakim ve tedbirli iş gören Allah, tedricen kudret, akıl, temyiz ve hidayetle rızıklandırır.

Nihayet buluğa erer, hayrı şerden ayıracak güce sahiptir, sonra bir delikanlı, sonra bir ihtiyar ve daha sonra da elden ayaktan kesilmiş bir pir-i fani olur.

‘İnsanın üzerinden, henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı uzun bir süre geçmedi mi? Gerçek şu ki, biz insanı katışık bir nutfeden (erkek ve kadının dölünden) yarattık; onu imtihan edelim diye, kendisini işitir ve görür kıldık (İnsan 1-2)’

‘Kahrolası insan! Ne inkarcıdır! Allah onu neden yarattı?. Bir nutfeden (spermadan) yarattı da ona şekil verdi. Sonra ona yolu kolaylaştırdı. Sonra onun canını aldı ve kabre soktu Sonra dilediği bir vakitte onu yeniden diriltir/ (Abese 17-22))’

Yine Hak Teala; ‘Nefsinizi ve ehlinizi ateşe karşı koruyun. Yani onları terbiye edin, öğretin’ buyurmuştur. Onlara vazifelerinin edasını, nehyedilmişlerden sakınmayı öğretin, doğruluk yolunu açıklayın ve onları cehalet ve delalet yolundan sakındırın.

Onları terbiye ediniz, şüphesiz kim onunla oturursa, onu övmüş kim de doğrultursa onu edeplendirmiştir. Yine terbiye ediniz, Onları babalardan kalan edep, Allah’tan kalan ise salahtır. Şu halde edep mürüvvete bir yardım, akılda bir fazlalık, gurbette bir arkadaş ve mecliste bir bağdır’

Bir gün azdırmadı mı, zamanın belaları genci,
Azdırmaz artık o genci kendi fesatları!
Kimi terbiye edemezse anası babası
Terbiye eder onu, belaları, belaları!

Abdullah İbn Meryem oğluna der ki; Hüküm sürdüğünüz bir tahta da otursanız, kendi başınıza buyruk olsanız, ekmek elden su gölden de yaşasanız, size gereken yine edep talebidir.

Küçüğün terbiyesini sen eksik etme,
Yorgunluğunu eleminden ağlasa da, sızlasa da!
Bıraksana şu büyüğü kendi haline,
Büyür, büyük terbiye de derece derece

Hakim, bir ihtiyarı öğreten bir çocuk gördü ve ona: Çocuk dedi, ne yapıyorsun? Çocuk da şöyle dedi: Efendim, bu Habeşliyi yıkıyorum, bakarsın beyazlaşır!

Ağaç yaş iken eğilir

Bükemessin kurusunu, bırak.

Edep beşiktetilere fayda verir,

Fayda vermez modası geçmişlere?

Allah Teala çocuğu; zihin ve kuvvet bakımından küçüklüğünde, kalp ve ezber bakımından beşiğinde, kabiliyet ve büyüklük bakımından da doğumu anında rızıklandırır.

Hatta bu hususta şöyle buyurur; ‘Biz İbrahim’e rüşdünü evvelden vermişiz’ Galiba çocuğun anlayışının ilk nimeti, beşinden sonra olur.

Efendimiz Ömer b. Hattab (r.a) yolda oynayan çocukların yanından geçiyordu. Çocuklar onu görünce heybetinden yolun sağına soluna kaçıştılar. Yalnız İbn Zübeyr aldırmadı bile. Ömer (r.a) ona: Sana ne oluyor ki yerinden ayrılmıyorsun? dedi. Çocuk dedi ki: Yol dar değil ki onu sana açmak için çekileyim, bir suçum da yok ki senden kaçayım?

Kaynak: Abbas Kerare / Din Ve Şehadet / bkz: 195-197′

sponsor
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı