Günahlar ve Sonuçları

İnsan Neden Günah İşler?

sponsor

“Sonuçlarının çirkin olduğunu bilmesine rağmen insan neden günah işler?” diye sorulursa buna birkaç yönden cevap veririz:

1-► Günah işleyen kişiye vaat edilen ceza göz önünde değildir. Oysa nefis, göz önünde olandan etkilenmek üzere yaratılmıştır. Bundan dolayı nefsin göz önünde olana nispetle vaat edilen bir şeyden etkilenmesi çok zayıftır.

2-► Günah işlemeye sebep olan arzu ve şehvetlerin verdiği zevkler tamamlanmış ve gerçekleşmiştir. Söz konusu zevkler o anda nefsin yularını eline alır ve bunlar birer adet ve alışkanlık haline gelir. Alışkanlık ise beşinci mizaçtır (tabiat). Sonraki bir korkudan dolayı şimdiki zevki bırakmak nefse çok ağır gelir. İşte bu yüzden yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Hayır! Doğrusu siz, çabucak geçeni (dünyalığı, şimdikini) seviyorsunuz da ahireti (sonrakini) bırakıyorsunuz.” (Kıyame, 20-21)

Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Cehennem arzularla ve cennet arzu edilmeyen şeylerle çevrelenmiştir.” Buhari’de ise “çevrelenmiştir” yerine “perdelenmiştir” kelimesi geçmektedir.

(…) Ebu Hureyre radıyallahu anhın naklettiğine göre Resullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Yüce Allah cenneti ve cehennemi yarattığı zaman Cebrail’i cennete gönderip ona buyurdu ki, oraya ve oradakiler için hazırladığım nimetlere bak. Cebrail cehenneme gidip oraya ve Allah’ın cennetlikler için hazırlamış olduğu nimetlere bakar ve geriye dönüp şöyle der: ‘ İzzetine yemin olsun ki bu nimetleri duyan herkes oraya gire.’ Bunun üzerine emir verilir ve cennet hoşa gitmeyen şeylerle çevrelenir. Allah oraya tekrar gidip bakmasını emreder. Cebrail geri dönüp bakınca cennetin hoşa gitmeyen şeylerle çevrelenmiş olduğunu görür ve geriye dönüp şöyle der: ‘İzzetine yemin ederim ki oraya hiç kimsenin giremeyecek olmasından korkarım.’ Yüce Allah der ki cehenneme git, oraya ve oradakiler için hazırlamış olduğum şeylere bak. Cebrail cehenneme gidip oraya ve oradakiler için hazırlanmış olan şeylere bakar, cehennemin bir kısmının diğer kısmına bindiğini görür. Allah’ın huzuruna dönüp şöyle der: ‘İzzetine yemin ederim ki oradaki şeyleri duyup da oraya girecek kimse yoktur.’ Bunun üzerine emir verilir ve cehennem hoşa giden şeylerle çevrelenir. Allah ona gidip oraya tekrar bakmasını emreder. Cebrail oraya gidip bakar ve hoşa giden şeylerle çevrelenmiş olduğunu görür. Allah’ın huzuruna dönerek şöyle der: İzzetine yemin olsun ki hiç kimsenin ondan kurtulamayıp cehenneme girmesinden korkarım”

Arzular şimdiki, ceza tehdidi ise sonraki halde kişiyi baskı altına aldığına göre, imanın aslı mevcut olsa bile bu ikisi kişinin rahat hareket edip günah işlemesinde iki zahiri sebeptir. Şüphesiz ki insan hastayken susuz kaldığında kar suyu içmiş olsa bunun kendisine zarar vereceğini söyleyen tıp kuralını inkar etmiş olmaz. Ancak o arzusunu yenik düşerek kar suyunu içmiştir. Susuzluğa sabretmenin vereceği acı baskın gelerek ileride onu bekleyen şeyi küçümsemesine sebep olmuştur.

3-► Günah işleyip de tövbe etmeye kararlı olmayan mümin yoktur. Çünkü bunun işlenen günahın verdiği zararı tamir edeceği mümine vaat edilmiştir. Ancak emeli uzun tutmak mizaçlara galip olduğundan kişi kişi tövbe günah işlemeye yönelir.

4-► Her mümin, günah işlemenin affı mümkün olmayacak şekilde cezayı gerektirdiğine inanmaz. Bundan dolayı günah işler ve yüce Allah’ın fazlına güvenerek affedilmeyi bekler.

Buraya kadar saydığımız dört sebep, imanın aslı mevcut olmakla birlikte kişiyi ısrarla günah işlemeye yöneltir. Fakat peygamberlerin doğru söylediklerinden kuşku duyarak günah işleyen kimse kafir olur.

“Bu sebepleri ortadan kaldırmak için yapılacak şey nedir?” diye sorulursa şöyle cevap veririz:

Bunları ortadan kaldırmak için şunları yapmalıdır: Aklın, nefsin gerisinde kalması olan birinci sebepte kişi gelecek olan her şeyin yakın olduğunu, ansızın ölüme yakalanmaktan emin olamayacağını ve hastalığı sırasında Hristiyan bir doktor kendisini canının her çektiği şeyi yememesi konusunda uyarmış olsa onu yemeyeceği gerçeğini nefsine kesin biçimde kabul ettirmeyi düşünmektir. Hristiyan bir doktorun sözüne uyduğu halde, günahların akıbetleri hakkında vahiyle desteklenmiş olarak konuşan peygamberlerin sözleri konusunda ne diyecek? Nasıl olur da cehennem azabı hastalığın vereceği azaptan daha hafif gelebilir? Bu düşünce sayesinde baskın gelen zevki tedavi edip nefsini sabırla yükümlü kılarak şöyle der: Çok kısa olan ömrün günlük zevklerini terk edemediğim halde nasıl olur da bunun ebedi olanına dayanabilirim? Sabrın acısına dayanamadığım halde cehennemin acısına nasıl dayanabilirim? Bulanık ve kirli olduğu halde dünyanın süslerinden uzak kalamadığım halde nasıl olur da ahiretin nimetlerinden uzak kalmaya dayanabilirim?

Hamden Kesiran Tayyiben Mübareken Fih

 

Anne Baba Hakkı & Vaaz

Kaynak: İbnü’l-Cevzi / Minhacü’l-Kasıdin Ve Müfidü’s-Sadıkin / C: 2 / bkz: 257-259

sponsor
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı