İslam'i Bilgiler

İnsanın Maymundan Türemediğine Dair Akli ve Nakli Deliller Nelerdir?

sponsor

Soru: Bazı kitaplarda, Darwin adlı bir garplının nazariyesi olarak, insanın maymundan geliştiği, başkalaşa başkalaşa insan şeklini aldığı ifade edilmektedir. Tekamül nazariyesine göre böyle imiş. Siz ne dersiniz?

Cevap: Bu aslında tutarsız bir iddia idi. Fakat didiklene didiklene tamamen iflas etti. Bu hususta nakli delillere geçmeden önce bir kaç akli delil üzerinde düşünmenize fırsat hazırlamış olayım.

Bir maymun, 1-2 yaşına girdiği zaman anne veya babasının cinsi kabiliyetini aynen ortaya koymaktadır. Bir insan ise ne kadar sıcak bir iklimde doğmuş, vücut yapısı ne kadar gelişmiş ve iyi beslenmiş olsa bile annesinin veya babasının kabiliyetini gösterebilmesi için en azından 10-15 yılın geçmesi gerekmektedir.

İnsan maymundan gelişmiş olsa idi, aynı onun kabiliyetinde olmayacak mıydı?

İkinci husus; Hani insan tekamül ettiği için maymun gibi uzun kuyruk ile falan doğmuyor. Ya bu kadar hayvanat bahçesi, sirk ve diğer yerlerde, insan terbiyesi altında bulunan bu kadar maymundan  birinin insanlaştığı veya insan şeklinde bir yavru yaptığı neden görülmemektedir? Bu bir defa vaki olunca, birden fazla olması da mümkündür. Neden şimdiye kadar böyle bir hadisenin vukuu sabit olmamıştır? Nazariyeler, ameli safhada kendini göstermedikçe, kuru ve cılız bir laf olmaktan başka neyi ifade eder.

Bu hususta nakli delillere gelince;

Hicr Süresi 26. ayet-i kerimede şöyle buyurulmaktadır: Andolsun ki biz insanı kuru bir çamurdan, süretlenmiş bir balçıktan yarattık. Tarık Süresinin 5-7. ayet-i kerimeleri insanın yaratılmasındaki safhaya ve maddeye işaret etmekte ve şöyle buyurmaktadır: Şimdi insan hangi şeyden yaratıldı? (ibretle) baksın. O, atılıp dökülen bir sudan yaratılmıştır. Ki (erkeğin) arka kemiği ile (kadının) göğüs kemikleri arasından çıkıyor o.

Hacc Süresi 5. ayet, bu hususta muannid kafirlerden başkasının tereddütüne mahal bırakmayacak kadar açık ve seçik ifadelerle insanın mahiyeti ile yaratılışındaki çeşitli kademe ve safhaları olanca açıklığı ile ortaya koymaktadır. Şöyle ki: ‘Ey insanlar! Öldükten sonra dirileceğinizden kuşku duyuyorsanız şunu unutmayın ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra alakadan, sonra belli belirsiz et parçasından yarattık ki size (kudretimizi) açıkça gösterelim; ve biz dilediğimizin rahimlerde belirli bir vakte kadar kalmasını sağlarız, sonra sizi bebek olarak çıkarırız, ki daha sonra yetişkinlik çağınıza erişesiniz. İçinizden kimi erken vefat ettirilirken kimi de önceden bildiklerini bilmez hale gelinceye kadar ömrün en düşkün çağına eriştirilir. Öte yandan yeryüzünü kupkuru ve cansız görürsün; üzerine yağmur indirdiğimizde ise (bir de bakarsın) canlanıp kabarır ve her cinsten güzel bitkiler çıkarır.

Bu husustaki beyanlar oldukça çoktur. Bu iddiaya, Darwin’in kendisinden başka, insafı bulunan ve ilmi araştırması ile temayüz etmiş gayr-i müslimler bile inanmamaktadır. Bu, eblehçe iddiaya Afrika’nın maymunları bile müstehzi nazarıyla bakmaktadır. İlim denildiği zaman, deneyi yapılmış ve tecrübe ile doğruluğu sabit olmuş bir görüş akla gelir. Bu kuru ve cılız bir laftır. Kur’an’ın beyanı karşısında, mide ve bağırsak gurultusunu andıran bir ses mahiyetinden öteye geçmemektedir. Hakikat bu iken, halkın efkarını ve zihinlerini, İslami hakikatlerden başka tarafa kaydırmaya zorlamak için, mal bulmuş mağribi telaşı içinde böyle laflara sarılmak ve bunları ders kitapları arasına sokmak acı olduğu kadar düşündürücüdür.

İnsanoğlu, sınai çalışmaları ile büyük mertebeler aşarken, füzelerle Ay’ı keşfedip Merihlere doğru seyahatler hazırlarken ve semavi seyyareleri keşfedip fotoğraflarını çekerken, maymun hala bu zelil hayata neden razı olmakta; kendisini çevreleyen kafesi aşacak bir keşfi ortaya koymayıp esirvari bir hayata katlanmaktadır. Kur’an-ı Kerim, olanca haşmeti ile bunları açıklarken gözünü ve kulağını yumup ve tıkayıp da hocanın sözüne kulak vermeyip damdan gelen sese ehemmiyet veren kimseye Hoca’nın Benim sözümü dinlemiyorsun da damdakinin sözüne mi aldanıyorsun? fıkrasını tekrarlayarak bu lafları noktalamak isteriz. Evet, geçmiş kavimlerden bir kısmı, ilahi bir cezaya uğrayarak maymun suretine çevrilmiştir. Fakat maymun nesli, onlarla başlamamıştır. Daha evvel maymun vardı. Onlar maymuna çevrilmek suretiyle cezalandırıldı ve birkaç gün sonra da vefat edip gittiler.

Kaynak: Mehmed Emre / Fetvalar / C: 1 / bkz: 238-239

sponsor
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı