Güzel Ahlak, Edep ve Haya

İslam Ahlakına Göre Rüşvet Almak-Vermek ve Aracılık Etmek

sponsor

Muhterem Müslümanlar!

Yüce Dinimiz İslam; emir ve yasaklarıyla fert ve toplum yararını gözetmiş; insanların dünya ve ahiret mutluluklarına zarar verecek her türlü söz, fiil ve davranışları ise haram kılmıştır. Bu maksatla kamu mallarını zimmete geçirmek hırsızlık, gasp ve benzeri gayri meşru kazanç yollarını yasakladığı gibi fert ve toplum hayatı için son derece zararlı olan, rüşvet alıp-vermeyi de yasaklamıştır.

Bir yetkilinin konumunu kötüye kullanarak

Yapması gereken bir işi yapmaması veya yapmaması gereken bir işi yapması karşılığında kendisine veya başkalarına para, hediye veya herhangi başka bir ad altında haksız bir menfaat sağlaması olarak tanımlayabileceğimiz rüşvet; haksız kazanç yollarından biridir ve din, ahlak ve hukuk kurallarına tamamen aykırıdır.

Bu konuda yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile, günaha girerek yemek için onları yetkililere (rüşvet olarak) vermeyin (1)”

Peygamber Efendimiz (s.a.v) de, “Rüşveti alan da veren de cehennemdedir” buyurarak rüşvet almanın veya vermenin kişinin cehenneme girmesine sebep olacağını açık bir şekilde vurgulamıştır. Yine başka bir hadis-i şerifte de her zaman insanların affedilmesi için dua eden Sevgili Peygamberimizin rüşvetin toplumda meydana getirdiği büyük hasar sebebiyle,rüşvet alanı, rüşvet vereni ve bu ikisi arasında aracılık yapanı lanetlediği belirtilmektedir.

Muhterem Müminler!

Rüşvet, haksızın haklı, suçlunun suçsuz, yalancının doğru, bir işe layık olmayanın layıkmış gibi gösterilmesine veya bunun aksine; haklının haksız, suçsuzun suçlu, doğrunun yalancı, bir işe layık olanın layık değilmiş gibi gösterilmesine neden olur. Bu ise insanlar için büyük bir haksızlık ve zulümdür.

Rüşvet almak veya vermek,

Bu işi yapan insanların ruhi ve ahlaki bozukluklarının ve dini duygularının zayıf olduğunun bir göstergesidir. Çünkü rüşveti ancak menfaat düşkünlüğü, hırs ve doyumsuzluk gibi ahlak dışı ve dince yasaklanan özelliklere sahip olan kimseler alır veya verirler. Böylece rüşvet, en üstün varlık olarak yaratılan insanın alçalmasına ve kişiliğini kaybetmesine neden olur.

Değerli Müminler!

Rüşvet, toplumu temelinden sarsan ve onun içten yıkılmasına neden olan en tehlikeli sosyal hastalıklardan biridir. Rüşvetin yaygın olduğu toplumlarda hak ve adaletten söz edilemez. Diğer taraftan, rüşvetin yaygınlaşmasıyla toplumda haksız kazanç sağlama yolları açılmış olur. Bu gibi durumlar zamanla normal bir yol gibi görünmeye başlanır. Bu ise toplum için bir felakettir.

Rüşvet, karıştığı için amacından sapmasına ve bozulmasına, girdiği toplumun perişan olup dağılmasına sebep olur. Tarihe bakıldığında, pek çok milletin yok olmasının sebepleri arasında, rüşvet hastalığının olduğu görülür.

Rüşvetin girdiği toplumda adaletsizlik yaygınlaşır.

Emanetler ehline verilmez, önemli görevler layık olmayan kimselerin eline geçer. İnsanların birbirlerine güvenleri kalmaz. Hak haklıya değil, parası ve gücü olana verilir. Dolayısıyla güçsüzlere ve yoksullara zulmedilmiş olur. Bunun sonucunda ise toplum düzeni sarsılır

Muhterem Müminler!

Kısaca ifade etmek gerekirse rüşvet, toplumları felakete götüren, birlik ve kardeşlik duygularını kökünden sarsan, güven duygusunu zedeleyen çirkin davranışlardan biridir. Kendisinin Allah tarafından her yerde görüldüğüne ve bir gün mutlaka hesaba çekileceğine inanan insanların hayatlarında bu tür olumsuz davranışlara rastlanmaz.

Fert ve toplum olarak bu kadar zararları olan rüşvetin yaşadığımız toplumda yaygınlaşmaması için elimizden geleni yapalım. Dünya malının dünyada kalacağını, insanın alın teriyle kazandığının daha bereketli ve değerli olduğunu unutmayalım.

Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı / Minberden Öğütler / bkz: 235-237

(1- Bakara Süresi 188. ayet)

sponsor
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı