İslam'i Bilgiler

İslam Ve Tarifi

sponsor

İslam: Allah’ın emirlerine boyun eğip, Onun birliğine ve ibadetinde tek olup hiç bir ortağı olmadığına teslimiyet göstermek, bir olan Allah’a ibadeti, Onun yüce kitabında ve Resulünün sünnetinde bildirdiği her şeye iman ile birlikte yerine getirmek, bir olan Allah’ın rızasını elde etmek için o ikisinde bildirildiği şekliyle amel etmek, imanı bozacak ve sahibini İslam dininden çıkaracak her şeyden uzak durmaktır.

İslam’ın genel manası şöyledir

İslam: Allah’ın emirlerine boyun eğip kayıtsız şartsız itaat etmek, zahiren ve batinen bunlara teslim olmaktır.

Allah Teala şöyle buyuruyor:

“(Ey Muhammed!) De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah Gafur’dur, Rahim’dir.” (Ey Muhammed!) De ki: Allah’a ve resulüne itaat edin!’ Eğer (şirk ve küfürde kalıp itaatten) yüz çevirirlerse, muhakkak ki Allah kafirleri sevmez (onları cezalandırır) (Al-i İmran 31–32)

Allah Teala, kitabında razı olduğu İslam’ı bize şöyle açıklıyor:

“Dine girme konusunda zorlama yoktur. Hak ile batıl (apaçık delillerle) belli olmuştur. Artık kim tağutu (kendisine ibadet edilmesine rıza gösterenleri) reddedip (gerçek manada) Allah’a iman ederse, kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa tutunmuş olur. Muhakkak ki Allah, Semi’ ve Alim (her şeyi bilen)dir” (Bakara 256)

Ayette geçen: Kopmak bilmeyen sağlam kulptan kasıt; İslamdır. Bu ise; Allah’ın emrettiği ve kendisinden razı olduğu İslam’dır.

Bu ayet bize şunu açıklamaktadır:

İnsanın “İslam” manasına gelen “sapasağlam kulp”a sarılabilmesi sadece iman ile gerçekleşmez. Hiç şüphe yok ki onun imanı; öncelikle her çeşidi ve rengiyle tağutu inkar edip reddetmeyi de içine almalıdır. Şayet böyle yapmaz ve tağutu inkar etmeksizin Allah’a iman ederse, şüphesiz onun bu imanı kendisine fayda vermez ve Allah Teala böyle bir imanı ondan kabul etmez.

Öyleyse bu ayeti kerimeye göre; tağutu inkar etmeksizin, İslam ve imanın Allah’ın kabul ettiği şekilde olması mümkün değildir.

Allah Teala doğru ve geçerli olan İslam için şu iki şartı koşmuştur:

► Birincisi: Tağutu inkar etmek

İkincisi: Allah’a iman etmek.

Şayet bu şartlardan birisi eksik olursa, kabul gören doğru İslam ve imandan söz edilemez.

Öyleyse şimdi bu iki şartı açıklayalım:

Tağutu İnkar Etmek

Birinci Şart: Tağutu inkar etmek.

Şunda hiçbir şüphe yoktur ki, tağutu tüm şekil ve renkleriyle bilmeyen kimse, onu inkar ve tekfir edemez, böyle yaptığını iddia etse bile…

Zira onun bu iddiası bir şeyi inkar ettiğini söyleyip de inkar ettiği şey hakkında bir bilgisi olmayan kimsenin iddiasıdır. Oysa bu ayeti kerimede istenen inkar, bu şekildeki bir inkar değildir.

Allah Teala şöyle buyuruyor:

“Sana ve senden öncekilere indirilenlere inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Reddetmeleri emrolunmuşken tağuta muhakeme olmak isterler. Oysa şeytan onları derin bir sapıklığa saptırmak ister” (Nisa 60)

Allah Teala bu ayeti kerime de Kur’an’a ve Resulüllah (s.a.v) ’den önceki nebilere indirilenlere iman ettiklerini iddia eden, bununla birlikte tağuta muhakeme olmayı da isteyen bir topluluktan bahsediyor.

Allah Teala bu kimselerin iman iddialarını reddetmiştir. Çünkü tağuta muhakemeyle birlikte kabul gören ve doğru olan bir iman gerçekleşemez. Üstelik aynı kalpte doğru iman ile tağuta muhakeme olmayı istemek bir arada bulunamaz. Şayet onlar, iddia ettikleri gibi gerçek manada iman etmiş olsalardı tağuta muhakeme olmayı istemezlerdi. Çünkü Allah Teala ayette onlara:

“Onu reddetmekle emrolunmuşlardı” buyurmuştur.

“Oysa şeytan onları derin bir sapıklığa saptırmak ister.” buyurarak şeytan aleyhil lanenin onları, tağuta muhakeme olma istekleriyle birlikte Allah Tealanın Resulüne indirdiğine iman iddialarının geçerli olacağına, bu din üzerinde kalacaklarına ve iman iddialarının Allah Teala katında kabul göreceğine inandırarak kendilerini derin bir sapıklığa düşürmek ve kandırmak istediğini haber vermiştir.

Allah-u Teala başka bir ayette şöyle buyuruyor:

“Tağuta ibadet etmekten kaçınıp (yalnız) Allah’a (ibadete) yönelenlere (dünyada ve ahirette) müjde vardır.” (Zümer 17)

Allah Teala bu ayette cennetle müjdelediği kulları bize tanıtıyor ve onların sıfatlarının tağuta kulluk etmekten kaçınıp ibadetleri her çeşidiyle halis olarak Allah Tealaya yapan, böylece Allah Tealanın rızası ve cennetiyle müjdelenen kimseler olduğunu bildiriyor.

Yine bu ayette Allah Teala bize; Allah Tealanın rızasını ve cennetle müjdelenmeyi hak edenlerin, hayatlarında her çeşidi, şekli ve resmiyle tağuta ibadetten kaçınan ve ibadetlerini tek olan,ortağı olmayan Allah Tealaya ihlaslı bir şekilde yapan kimselerin olduğunu bildiriyor.

Aynı şekilde; Allah Teala bu ayette bize, tağuta kulluktan kaçınmanın, Allah Tealanın rızasını elde etmeyi ve cennete girmeyi sağlayan sahih imanın şartlarından olduğunu açık bir şekilde bildiriyor.

Allah Teala bir başka ayette bütün Resullerin, insanlara getirmiş oldukları çağrının şu iki esas üzere olduğunu bildirmiştir: Her şekli, rengi ve çeşidiyle tağutlara ibadetten kaçınmak ve tek olan Allah’a ibadet. Bütün Resullerin davetinin temelini bu iki esas şekillendirmiştir.

Allah-u Teala şöyle buyuruyor:

“Andolsun ki her ümmete: “Allah’a ibadet edin ve tağuttan kaçının” diye (söylemeleri için) bir rasul gönderdik…” (Nahl 36)

Bu ayette bize açıklandığı üzere hiç istisnasız Resullerin hepsi apaçık şekilde şunu bildirmişlerdir:

“Kul, ibadetlerini Allah’ın Resullerinin hepsinin dilleriyle kanunlaştırdıkları şekilde yapmadığı, ibadeti ihlaslı bir şekilde sadece O’na has kılmadığı, bütün şekil ve çeşitleriyle, büyük ve küçük tağutlara ibadetten kaçınmadığı müddetçe Allah Teala kulun ibadetini kabul etmez.”

Tevhidin şartlarından temel şart olan tağutu inkarın gerekliliğini açıklayan bu açık ayetlerin açıklanmasından sonra; her şekil, renk ve çeşidiyle bu tağutun inkar edilmesiyle ancak iman ve ibadetin geçerli olacağı tağutun ne olduğunu bildirmemiz üzerimize gerekli oldu.

Kaynak

sponsor
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı