Namaz Gusül Kur'an Allah Tövbe Vesvese
DOLAR
8,5554
EURO
10,1142
ALTIN
495,23
BIST
1.349
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa
Parçalı Bulutlu
32°C
Bursa
32°C
Parçalı Bulutlu
Salı Parçalı Bulutlu
33°C
Çarşamba Sıcak
35°C
Perşembe Sıcak
35°C
Cuma Sıcak
35°C
SON DAKİKA
Allah Var Diyorsun Ondan Sonra Yok Gibi Davranıyorsun
Hiç Ölmeyecekmiş Gibi Yaşıyorsunuz
Yetiş Ey Allah’ın Resulü Yıkılıyoruz
Allah Var Diyorsun Ama Yok Gibi Davranıyorsun
Ey İnsanlar…!
Kanaatkar Olmak yada İyilik Yaparım adına Dünya malı Toplamak. Sonuç mu?
Hz Ali’nin Güzel Bir Vaazı
Vakti İyi Değerlendirmek
Her Nefesin Kıymetini Bilmek
Sahi Ya Ne Oldu Bize?
Helal Haram Duyarlılığı Hakkında Vaaz & Diyanet
Fe Eyne Tezhebun (Bu Gidiş Nereye?)
Namaz Konusunda Gevşeklik ve Tembellik Göstermenin Bazı Sonuçları
Salih Bir Amel: Namaz
Hasta Olanlar Nasıl Namaz Kılınır?
Namazda Secdelerden Birisini Unutan Birisi Ne Yapmalı?
Namazda Huşu
Neden Namaz?
Maddeler Halinde Namazı Bozmayan Şeyler Nelerdir?
Namazın Mekruhları Nelerdir?
Kulluk Borcu: Namaz
Namaz ve Nefis
İlmin Fazileti
Namazın Farzları
Namaz Belirli Vakitlerde Müminlere Farz Kılınmıştır (Nisa 103)
Namazın Adabına Uygun Davranışlar
Namaz Kılarken Başka Şeyleri Düşünmek
Çocuğa Doğru Yaklaşım
Namazda Yanlışlıkla Fatiha Süresinden Önce Bir Süre Okuyan Kişi Ne Yapmalı?
Namazın İnsana Kazandırdıkları (vaaz)
Namaza Engel Olan Pislikler
İstenmeyen İmam Namaz Kıldırabilir mi?
Namazın Anlamı ve Manası
Hiçlik Makamı Hikayesi & Nasrettin Hoca
Kul Hakkı ve Kamu Mallarını Korumak
Sabır ve Namaz
Diriliş (Ahmed Günbay Yıldız / O’na Secde Yakışıyor)
Hangisi Aptal…! Berber mi Çocuk mu?
Namaz Kılarken Önüme Birisi Oturursa Nasıl Hareket Etmeliyiz?
Ey Gafil Gel Uyan! Bu Sözlerim Sana
Kurtuluşa Erenler
Abdest & Gusül ve Teyemmüm
Allah’a Yönelmek ve O’nun Yoluna Girmek
Taktilo, Bilgisayar ve Yabancı Dil Bilen Köpek
En Değerli İnsan
İpek Elbise ile Namaz Kılmak Günah Mıdır?
Farz Namazın Son İki Rekatında Zamm-ı Süre Okunursa
Siz Hiç Hayallerinizden Sıfır Aldınız mı?
Namazda Vesvese
Kaza Namazı Nasıl Hesaplanır?
Namaz Hatırlatıldığı Zaman Neden Yaban Eşekleri Gibi Arkanızı Dönüp Kaçıyorsunuz?
İşyerinde İzin Almadan Namaz Kılabilir miyim?
Namazı Huşu ve Huzur İçinde Kılmak
Namaz Kılarken Gözleri Kapatmak Günah mı?
Mantık Bize Ne Öğretir?
Namazı Cem Etmek ve Şartları
Namazda Yapılan Hareketlerin Anlamları
Namazın Önemi
Baloncu ve Çocuğun Hikayesi
Namaz Kılmayan Birisi Nasıl Ölür?

İslam’a Girişin İlk Şartı

İslam ve Kur'an adlı kardeş web sitemize ulaşmak için Tıklayınız

23.11.2020
0
A+
A-

İslam’a girişin temel şartı olan bu şehadet cümlesi arapça bir cümle olup, tevhidi ve Hz. Muhammed (s.a.v)’in peygamberliğini ifade eder ve iki bölümden oluşur


Birinci bolümde Allah’tan başka ilah olmadığına, ikinci bölümde de Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Allah’ın kulu ve rasulü olduğuna tanıklık edilir. Bu tanıklık bir kimsenin her hangi bir zorlama ve baskı altında olmadan hür iradesiyle inancını dille açıklamasıdır. Anlamına gelince “Ben tanıklık ederim ki Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. Yine tanıklık ederim ki, Muhammed O’nun kulu ve Resulüdür.” Başka bir ifade ile: “Ben Allah’tan başka hiçbir İlah olmadığına, Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna inanır ve tanıklık ederim.” demektir.

İslam’ın şartlarından biri olan kelime-i şehadet’i kalple tasdik edip dil ile de ikrar etmek Müslüman olmak için, yeterlidir.

Kelime-i şehadet’i söylemek, yani Allah’tan başka hiç bir ilah olmadığını, Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’nın onun kulu ve resulü olduğunu kalbiyle tasdik etmek, Müslüman olmak için temel şarttır. Bu, imanın özüdür.

Bir kimse, Allah’tan başka ilah olmadığına inandığı, onun varlığını, birliğini, eşi-benzeri olmadığını tasdik ettiği halde, Hz. Muhammed (s.a.v.) ’in peygamberliğini kabul etmiyorsa Müslüman olamaz. Kelime-i şehadet bir bütündür; yarısına değil, tamamına inanmak gerekir.

Kelime-i Şehadet veya Kelime-i Tevhid, Kur’an-‎ı Kerim ve hadis-i ş‏erîfler de

“Kelimetün tayyibetün (en güzel kelime)”, “Kelimetü’t- takva (Takva sözü)”, “Kelime-i ihlas (İhlaslı‎ söz)”, “Kavl-i sabit (doğru söz)”, “Davetü’l-hak (Hakk’‎ın Daveti)”, “Mekalidü’s-semavati ve’l-ard (göklerin ve yerin anahtar‎)”, “Urvetü’l-vüska (sağlam kulp)”, “Semenühü’l-cenneh (cennetin ücreti)” gibi ifadelerle de methedilmi‏ştir.

Kelime-i Şehadet’i yüce Allah (c.c.), İbrahim Sûresi’nde kökü yerde, dallar‎ı gökte olan bir ağaca benzetir:

Görmedin mi? Allah nasıl bir misal verdi. Güzel bir söz, kökü (yerde) sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaç gibidir. (O ağaç) Rabbinin izniyle her zaman meyve verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara böyle misaller verir. Kötü sözün durumu da, yerden koparılmış, kökü olmayan kötü bir ağaca benzer (1)”

Şüphesiz ki, sözlerin en güzeli, Allah’ın varlığını ve birliğini anlatan ve her peygamberin tebliğ ve irşatta temel hareket noktası sayılan “La ilahe illallahtır.” Arş-i A’la üzerinde de yazılı bulunan bu mübarek ve kut­sal kelimeyi, manasını, amacını idrak içinde gönül toprağına ebediyet tohumu olarak atmak, ilim ve irfan suyuyla sulamak, kökü derinlerde, dalları göğe yükselmiş her an meyve veren bir ağaç gibi feyizli kılmak, Allah’a dosdoğru iman eden kimsenin tek amacı olmalıdır. Çünkü kalpte yeşeren “Kelime-i Tevhid” ağacı, imanı oluşturur. İbadetler, hayırlar, iyilikler, faziletler ve güzel ahlak bu ağacın aralıksız verdiği meyvalardır.

Ayrıca “güzel söz” çok yönlü bir tabirdir. Doğruluğu, zerafeti, güler yüzlülüğü, yakınlığı, kardeşliği, emniyeti ve huzuru telkin eder. O bakımdan temelinde “

La ilahe illallah bulunan güzel sözün birçok yararları söz konusudur ki şöyle sıralayabiliriz


Ruhlara serinlik, gönüllere yatışkanlık verir. İç sıkıntılarını giderir.

Kötü duygu ve düşünceleri yönlendirir, iyiye, güzele ve doğruya çevirir.

Kardeşlik, dostluk ve yakınlık bağlarını kuvvetlendirir. Toplumu birbirine daha iyi kaynaştırıp bütünleştirir.

Aileye mutluluk, çevreye güven ve huzur havası estirir. O bakımdan sıcak bir ilgi ve güvenli bir yaklaşıma neden olur.

Devlet bünyesinde kişilere şeref, itibar, sevgi ve saygı kazandırır. Vatandaşla devlet kadrosu arasında güven havası estirir (2)

Kötü, kaba ve sert söz ise, bunların tam tersine bir yol açar.

Görüldüğü gibi, Kur’an’ın eşsiz benzetmesiyle «iman», kökü çok derinlerde, dalları ise göğe yükselmiş, her an meyve veren bir ağaca benzetilmiştir. Bu bize neyi telkîn ediyor veya neleri öğretiyor? Tek kelimeyle, iman ile amelin birbiriyle ilgisini, aralarındaki bağın kopmazlığını haber veriyor. Zira gerçekten sağlam bir iman her yönüyle feyiz ve bereket kaynağıdır. Rahmet saçan ürünleri birbirini izler, O bakımdan imanı amelden ayırdığımız takdirde, kısmen olsun özelliğini kaybettirme tehlikesine kapı açmış oluruz. Bu, bir bakıma meyvasız ağaca benzer. Yararı çok az, feyiz ve bereketi noksandır.

Güzel sözün benzetildiği ağaç, dört sıfatla anılmıştır:

Kur’an-ı Kerim güzel bir sözü, güzel bir ağaca benzetirken o ağacı dört sıfatla anarak bize geniş, fakat üzerinde düşünmemizi ilham eden manalar vermiştir:

O ağaç güzeldir. Bu, onun ya şeklinin, ya görünümünün, ya da kokusunun veya meyvasının güzel olduğunu anlatır.

Kökü derinlerde sabittir. Bu, onun bir dış tesirden dolayı devrilmeyeceğini, yerinden kopmayacağını ifade eder. Dış tesirle kopup devrilmeye yüz tutacak kadar güçsüz ve köksüz olsaydı, sözü edilen güzellik vasfını kaybederdi.

Dallan göktedir. Dallarının genişleyip yükselmesi, kökünün ve gövdesinin gücünü simgeler. Aynı zamanda yeryüzünün bazı olumsuz tesirlerinden selamette kaldığını belirtir. O nispette de meyvaları tertemiz ve nefis olur.

Her an meyvasını verir. Bu kadar sağlam, yüksek ve verimli bir ağacın elbette ki istisnaî de olsa her zaman meyva vermesi beklenir. Allah’ın rızası, aklını kullanan her insanın böylesine feyizli bir ağaca sahip olmasını ister. Peygamber ve kitap böyle bir ağacın yetiştirilme yol ve yöntemini öğretir (3)

İşte kalplerin derinliğine kök salan, hücrelere kadar inen sağlam bir iman da böyledir.

Görüldüğü gibi müfessirler buradaki güzel sözden kastedilenin Kelime-i Şehadet veya Kelime-i Tevhid olduğunu söyler. Kelime-i Şehadet bir ağaçtır. Kökü, mü’min kulun sözünde ve kalbinde, dallar‎ ise göklerdedir. Her zaman meyve vermesinden maksat da, zikreden kulun gece-gündüz Allah’ı‎ zikretmesidir. Meyveleri ise kulun Kelime-i Şehadet’in gereğini yerine getirmesidir.

Bu yüzdendir mü’minlerin amellerinin semalara yükselmesi, orada değerlenmesi. Kelime-i habise (çirkin kelime) ise, ş‏irk, küfür ve imans‎ızl‎ık belirten sözdür. Allah’‎ inkar etmektir.

Bu da sahibini hem bu dünyada hem de ahirette felaketlere sürükler.

Kelime-i Şehadet veya Kelime-i Tevhid getiren hiçbir kimse yaş‏ayışı‎‏‎ Müslüman’ca olmasa bile Allah’a ‏şirk ko‏şmad‎‎ığı müddetçe; küçümsenemez, öldürülemez, kafirlikle itham edilemez, Kı‎lığına kı‎yafetine, yaş‏ay‎‏‎ışına bak‎ılıp da yargılanamaz. Hz. Peygamber (s.a.v.) mü‏şriklere karşı‏‎ Müslümanlardan müteş‏ekkil bir ordu göndermişti. Askerler müş‏riklerle karşı‏‎la‏‎şınca, aralar‎nda çok ‏şiddetli bir savaş‏ oldu. Mü‏şrikler mağlup oldular. Sonra Müslümanlardan bir asker, mü‏şriklerden birine m‎zrakla saldı‎rdı‎. Müş‏rik hemen “Eş‏hedü enla İlahe İllallah, ben Müslüman’‎m” dedi. Fakat Müslüman asker ona m‎zrağı‎nı‎ saplayıp ölümüne sebep oldu.

Daha sonra da Hz. Peygamber (s.a.v.)’in yan‎ına gelip “Helak oldum (büyük günah i‏şledim) ey Allah’‎n Resûlü!” dedi. Hz. Peygamber de: “Ne yapt‎ın?” deyince, asker de yapt‎‎ığın‎ı anlatt‎ı. Bu defa Peygamberimiz (s.a.v.): “Kalbini yar‎ıp da baktı‎n mı‎?” dedi. Adam: “Ey Allah’‎n Resûlü! Eğer kalbini yarsaydım içindekini bilebilir miydim?” diye sordu. Hz. Peygamber: “Sen adam‎n hem sözünü kabul etmiyorsun, hem de kalbindekini bilmiyorsun. Olur mu böyle ‏şey?” dedi. Sonra Peygamberimiz adam hakkı‎nda bir ‏şey söylemedi. Adam da az bir zaman ya‏şad‎ı ve nihayet öldü. Onu defnettiler. Ertesi günü adam‎ın cesedi toprak üstünde görüldü. İnsanlar, belki de bir dü‏şman kabrini de‏şip eziyet için ç‎karmış‎‏tı‎r dediler. Onu tekrar defnettiler. Gençlerden baz‎ıları‎na da mezar‎ ba‏‎şında nöbet tutmalar‎ını‎ söylediler. Buna rağmen ceset tekrar mezarından d‎‏ışarı‎ atı‎ld‎ı. Nöbetçi gençler uyumuş‏ olabilir düş‏üncesiyle bir kere daha defnedip, bu sefer de mezarı‎ sahabeler bekledi. Ertesi gün yine cesedi kabirden d‎‏ışarı‎ at‎ıldı‎. Durumu Resûlullah (s.a.v.)’e haber verdiler. Hz. Peygamber: “ Bu toprak ondan daha ‏şerir insanlar‎ı kabul eder. Fakat Allah Teala size ‘La İlahe İllallah’ kelimesinin hürmetini ve büyüklüğünü göstermek için ders vermek istedi, buyurdu (4)

Kelime-i Şehadetin İhlasla Söylenmesi


İhlasla söylenen kelime-i şehadetin ağırlığı konusunda Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz bir gün, ihlasla söylenmiş bir kelime-i şehadet’in, ahirette mü’minin terazisinin sağ kefesini nasıl yükselteceğini şöyle anlatmışlardır:

“Aziz ve Celîl olan Allah Teala kıyamet günü, ümmetimden bir adamı halkın içerisinden alır ve onun için doksan dokuz adet büyük defter açar. Her defter, gözün alabildiği kadar kocamandır. Allah Teala adama sorar:

– Bu defterlerde yazılı olanları inkar ediyor musun? Muhafız katiplerim (olmadık şeyler yazarak sana) zulmetmişler mi?

Kul:

– Hayır, ey Rabb’im, (hepsi doğrudur!) der.

Allah Teala sorar:

– (Bunları işlemenden dolayı açıklamak istediğin) bir özrün var mı?

Kul:

– (Beyan edecek bir özrüm) yok, ey Rabb’im, der.

Aziz ve Celil olan Allah Teala:

-Evet, senin bizim yanımızda (büyük ve makbul) bir de hasenen (iyiliğin) var. Biz bugün sana zulmetmeyeceğiz! buyurur. Hemen bir kart çıkarılır. Üzerinde, “Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Resûlüllah” (Manası: Ben şehadet ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur… ve yine ben şehadet ederim ki, Muhammed Allah’ın Resûlü’dür.) yazılı.

Sonra Allah Teala buyurur:

– Ağırlığını (yani ibadetlerini ve salih amellerini) hazırla!

Kul sorar:

– Ey Rabb’im! Bu defterlerin yanındaki şu kart da ne?

Allah Teala ona (tekrar):

– Sana zulmedilmeyecektir! buyurur.

Hemen defterler mîzanın bir kefesine konulur, kart da diğer kefesine… Tartılırlar. Neticede defterler hafif kalır, kart ağır basar. Esasen Allah’ın ismi yanında hiçbir şey ağır olamaz! (5)

Tevhid birleştirme, birleme, bir olduğunu kabul etme ve bu şekilde inanma demektir. Istılahi manası ise; Allah’tan başka ilah olmadığına iman etmek, O’ndan başka Rab ve Ma’bud tanımamaktır.

Başka bir deyişle; ihtiva ettiği manaya gönülden inanarak “La ilahe illallah Muhammedun Rasûlüllah” sözünü söylemektir. iste “Allah’tan başka ilah yoktur Muhammed Onun Rasûlüdür” anlamına gelen bu söze “Kelime-i Tevhid” denir.

Kelime-i Tevhid tüm semavi dinlerin ortak inanç esaslarının temelini teşkil eder.

Bu temele dayanmayan inanışların ve ibadetlerin tümü batıldır, Allah’ın yanında makbul değildir. Nitekim, Cenab-ı Allah’ın göndermiş olduğu elçilerinin tümüne vahyettiği ve insanlara tebliğ edilmesini istediği en önemli husus, “Tevhid” inancının esasini teşkil eden bu kutsal kelimedir. Hak Teala, Kur’an-ı Kerim’de, son elçisi Hz. Muhammed (s.a.s)’e hitaben:

“Senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki, ona şöyle vahyetmiş olmayalım: “Gerçek şu ki benden başka ilah yoktur. Onun için bana ibadet edin (6)  buyurmakla bu gerçeği dile getirmiştir.

Allah’tan başka ilah tanımamak ve yalnızca O’na ibadet etmek tüm semavi dinlerin ortak hedefidir. En güzel ifadesini “Kelime-i Tevhid”de bulan bu husus, ehemmiyetine binaen, hem Kur’an-i Kerim’de, hem de Rasûlüllah (s.a.s.)’in hadislerinde çokça zikredilmiştir. Kur’an’da:

“Allah, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır (7)

“Allah, kendisinden başka ilah olmayandır, en güzel isimler O’na mahsustur (8)

“O, sizin Rabbiniz olan Allah’tır. O’ndan başka ilah yoktur. Her şeyin yaratıcısı O’dur (9)

“Allah ile birlikte başka bir ilah çağırma. O’ndan başka ilah yoktur. O’nun zatından başka her şey helak olacaktır. Hüküm O’nundur ve siz O’na döndürüleceksiniz (10) buyurulmaktadır.

Rasûlüllah (s.a.v.)’in hadislerinde de “Kelime-i Tevhid”le ilgili şu ifadelere rastlıyoruz:

“Her kim, La ilahe illallah der ve Allah’tan başka tapılan şeyleri reddederse, onun malına ve canına dokunmak haram olur. Hesabı da Allah’a kalmıştır (11)

Süfyân bin Uyeyne (725-813) hazretleri buyurmuştur ki:

“Maddi hayatın devamı için dünyadaki su ne kadar mühimse, manevî hayat için de, ‘La ilahe illallah’ kelime-i tevhidi o kadar, hatta ondan daha fazla ehemmiyet arz eder. Bu kelimenin ulvi manasını kalbine, ruhuna sindirebilen kimse diridir. Bu yüksek manayı rûhuna nakşedemeyen kimse ölüdür. Zira Allah Teala’nın kullarına ihsan ettiği nimetlerin en büyüğü bu kelimedir.”

Beyhaki’nin (r.a.) Ebu’d Derda’dan (r.a.) rivayet ettiği bir hadîs-i şerifte şöyle buyrulmuştur:

“Yüz kere ‘La ilahe illallah’ diyen (ve buna her gün devam eden) bir kimseyi, Allah Teala kıyamet gününde, yüzü ayın on dördü gibi parlak ve güzel olarak haşr edecek (diriltecek)tir. Ve o gün, o şahsın amelinden daha güzel bir amel, yükseltilip kabul edilmeyecektir. Ancak onun gibi veya daha fazla (Kelime-i tevhîd zikrine) devam eden kullar müstesna (12)

Ebû Ya’la’nın (r.a.) Hz. Ebû Bekir’den (r.a.) rivayet ettiği bir hadîs-i şerifte, Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

“LA ilAhe illallah’ demeniz ve istiğfâr etmeniz lazımdır. O halde bu ikisini çokça söyleyiniz. Zira şeytan diyor ki: ‘Günah işlemek zevkini insanların kalbine atmak suretiyle onları helAk ederim. Onlar ise, La ilahe illallah (kelime-i tevhidi) ve istiğfar ile beni helak ederler. Bundan dolayı ben de, bu hali gördüğüm vakit, onların heveslerini uyandırıp nefsâni arzuları ile bana uyanları helak ederim. Halbuki onlar, hidayet yolunda olduklarını zannederler (13)

Hz. Ömer radıyallâhü anh anlatıyor:

Resûlüllah (s.a.v) buyurdular ki: “Kim çarşıya girince, ‘La ilahe illallâhü vahdehû la şerike leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü yuhyi ve yümîtü ve hüve hayyün la yemûtü bi-yedihi’l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr.’ Anlamı: (“Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur; O tektir, ortağı yoktur. Mülk ve hamd ona mahsustur (onundur). Hayatı da ölümü de o verir. Kendisi hayydır (diridir), ölümsüzdür. Her türlü hayır-iyilik onun elindedir. O her şeye kadirdir.”) temcid (yüceltme-ululama) kelimelerini okursa, Allah ona bir milyon sevap yazar, bir milyon günahını affeder ve mertebesini de bir milyon derece yüceltir (14)

Bütün hadis alimleri, müfessirler, müellifler, şarihler bunu okuyan mü’mine verilen bu mükafat ve müjde karşısında hayretlerini gizleyememişlerdir. O bakımdan bu duayı kendimiz ihmal etmediğimiz gibi, çoluk-çocuğumuza, yakınlarımıza, konu-komşumuza da mutlaka öğretmeliyiz. Bunun ehemmiyetini onlara da anlatmalıyız.

Tîbi rahımehullah’ın açıklamasına göre, çarşı-pazar gibi alış-veriş yerleri, hadîs-i şeriflerde, Allah’ı zikre karşı en çok gaflet edilen mahaller olarak anlatılmıştır. Bir başka ifade ile buralar, daha çok şeytanın hükmünün geçerli olduğu ve askerlerinin toplandığı yerlerdir. O bakımdan buralarda zikir, şeytanla savaş ve onun askerlerini hezîmete uğratmak demektir. Rasûlüllah (s.a.v.) Efendimiz bu hadis-i şeriflerinde, şeytana karşı bu savaşı veren kimsenin Allah indinde kavuşacağı ecri-mükafatı müjdelemektedir.

Kişi, ecrini,sevabını düşünerek, çarşıya girmeden bu tevhid-temcid-tehlil kelimelerini okursa, oranın yoğun gafletine karşı tedbirini almış, şuur ve idrakini zikre hazırlamış olur, gaflete düşmez.

Bu temcid kelimelerinin okunma şekli, mutlak olarak ifade edilmiştir; dileyen sesli okur, dileyen sessiz.

Ve yine Tîbi rahımehullah der ki; Kim çarşıda-pazarda Allah’ı zikrederse, o kişi, haklarında Cenab-ı Hakk Kur’an’da şöyle buyurur:

“Onları ne ticaret ve ne de alış-veriş, Allah’ı zikretmekten, namaz kılmaktan, zekat vermekten alıkoyar. Bunlar, gönüllerin ve gözlerin döneceği günden korkarlar (15)  buyurduğu zümreye-gruba dahil olur.”

Sonuç olarak; Cenabı Allah’ı‎n Kelime-i şehadet’le göçmeyi nasip ettiği insan imanlı‎ insandı‎r. Ve böyle bir insan, i‏şlediği günahlardan elbette tövbe etmiş‏ veya günahlar‎ı affa uğram‎‏ olur. “Nası‎l yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle diriltilirsiniz.” Velhas‎ıl cennet anahtarı‎ ve parolası olan Kelime-i Şehadet ile ahirete intikal edebilmek için onun muhtevas‎ında bir hayat yaş‏amal‎ıy‎ız. Kelime-i Şehadet’i hakkı‎yla getirip, anlamını‎ bilip, ona göre davrananlardan olmamı‎zı‎ nasip etsin yüce Allah!

Bafra Müftülüğü Bahattin TAMA

Kaynak

[1]. (İbrahim: 14/24-26) [2]. (Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 6/3150-3151) [3]. (Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 6/3151-3152) [4 ]. (İbn Mace, Fiten,1) [5]. (Tirmizî, İman, 17, 2641), – [6]. (Enbiyâ:21/25), – [7]. (Bakara: 2/255), – [8]. (Tâhâ:20/8), – [9]. (En’âm: 6/102), – [10].(Kasas: 28/88), – [11].(Müslim, iman, 37), – [12].(Muhtâru’l-Ehâdîsi’n-Nebeviyye, H. no. 1003/1.),[13].(Muhtâru’l-Ehâdîsi’n-Nebeviyye, H. no: 780), – [14].(Tirmizî, Sünen, Dea‘vât, h. no: 3424), – [15].(Nûr: 24/37).

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.