Namaz Gusül Kur'an Allah Tövbe Vesvese
DOLAR
8,7690
EURO
10,4227
ALTIN
498,83
BIST
1.391
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa
Gök Gürültülü
27°C
Bursa
27°C
Gök Gürültülü
Salı Parçalı Bulutlu
30°C
Çarşamba Gök Gürültülü
31°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
30°C
Cuma Parçalı Bulutlu
31°C
SON DAKİKA
Farz ve Nafile İbadetlerin Önemi
Ben Sana Emretmişken Seni Secde Etmekten Alıkoyan Nedir?
Ezan-ı Muhammediye
Allah Var Diyorsun Ondan Sonra Yok Gibi Davranıyorsun
Hiç Ölmeyecekmiş Gibi Yaşıyorsunuz
Oğlum! Nasihat İstiyordun Al Sana Nasihat
Yetiş Ey Allah’ın Resulü Yıkılıyoruz
Allah Var Diyorsun Ama Yok Gibi Davranıyorsun
Ey İnsanlar…!
Verilen Sözü Yerine Getirmek
Kanaatkar Olmak yada İyilik Yaparım adına Dünya malı Toplamak. Sonuç mu?
Hz Ali’nin oğlu Hz Hasan’a Nasihatleri
Hz Ali’nin Güzel Bir Vaazı
Taharetsiz Namaz Kabul Olur mu?
Secdede Ayakların Yerden Kesilmesi Namaza Zarar Verir mi?
Vakti İyi Değerlendirmek
Çocuğun Anne Baba Üzerindeki Hakkı – Diyanet
Her Nefesin Kıymetini Bilmek
Sahi Ya Ne Oldu Bize?
Namaz Belirli Vakitlerde Müminlere Farz Kılınmıştır
Namaz Dinin Direğidir
Cinsel İlişki Hakkında Bilmeniz Gereken Hususlar
Cinsel İlişkiye Girmenin Amacı ve Gayesi
Namazda Allah’tan Habersiz Olmak
Kerahat Vaktinde Neden Namaz Kılınmaz?
Vakit Namazlarının Geciktirilmesi
Namazın Vacipleri Nelerdir?
Namazlardaki Rekat Sayıları Neden Farklı?
İşçi ve İşveren için Namaz Meselesi
Sahibini Kötülükten Alıkoymayan Namaz Hakkında; Bir Ayet Bir hadis İnceleme
Sorumluluk İsteyen Bir İbadet: Namaz
Kıldığın Namaz Sende Değişikliğe Sebep Olmuyorsa O Namaza Yeniden Başla
Seferi iken Kılınamayan Namazın Kazası Nasıl Yapılır?
Kaç Yaşına Kadar ve Namaz Kılmayan Çocuğun Günahı Kimedir?
Cemaatle Namaz Kılmak
Helal Haram Duyarlılığı Hakkında Vaaz & Diyanet
Kısaca Namazı Bozan Davranışlar & Diyanet
Hangi Vakitlerde Namaz Kılınmaz ve Sebepleri
Namaz Kılarken Her Rekatta Aynı Süreyi Okumak Caiz midir?
Namaz Kılarken Aklımıza Başka Şeyler Geliyorsa
Namaz Neye Benzer?
Namazı Vaktinde Kılmanın Önemi ve Gerekliliği
Uyuma ve Unutma Sebebiyle Kaçırılan Namazın Hükmü Nedir?
Namazı Dosdoğru Kılın Ayeti ve Tefsiri
Namazı Bozan Şeyler Nelerdir?
Namaz Kılan Birisini Güldürmek Günah Mıdır?
Namazın Sünnetleri Nelerdir?
İş Yerinde Namaz Kılamıyorum. Ne Yapmalıyım?
Namazda Tadil-i Erkanın Hükmü Nedir?
Namazı Huşu İçinde Kılmak
Fe Eyne Tezhebun (Bu Gidiş Nereye?)
Namaza Hazırlık Yapmak ve Şartları
Namaz Kılarken Nelere Dikkat Etmeliyiz?
Namazda Şeytandan Gelen Vesvese
Namaz Kılmanın ve Cemaatin Fazileti
Gözümün Nuru, Dinin Direği Namaz
Namaz Konusunda Gevşeklik ve Tembellik Göstermenin Bazı Sonuçları
Salih Bir Amel: Namaz
Hasta Olanlar Nasıl Namaz Kılınır?
Namazda Secdelerden Birisini Unutan Birisi Ne Yapmalı?

İslam’a Sokulan Fitne ve Fesatlar, Kur’an-ı Kerim’in Yanlış Tevil Edilmesi

İslam ve Kur'an adlı kardeş web sitemize ulaşmak için Tıklayınız

26.05.2020
0
A+
A-

Raşid halifeler devrinden itibaren, fethedilen ülkelerin halkıyla bir arada yaşamaya mecbur kalan ve basit ihtiyaçların sınırları içinde kalmaktan kurtulmaya çalışan Müslümanların ihtiyaçlarında bazı değişiklikler olmuştu. Gerek İslamiyete yeni giren unsurlar, gerekse Müslüman olmayanları bir idare altında toplamak ve onları iyi idare etmek icap etmiştir.

İşte bütün bu hususlar için Kur’an-ı Kerim, ilk merci oluyor, yeni nizamlar ihdas etmek için fakihler ve müfessirler ona sarılıyorlardı. İslam Devletinin sınırları çok genişliğinden dinin mensei olan Hicazdan diğer ülkelere bazı imkansızlıklardan dolayı, dini haberler pek ulaşmıyor, çeşitli ve birbirine zıt unsurların kültür ve medeniyetlerinin tesiri ile şahsi görüşler rol oynamaya başlıyordu.

Bu görüş sahipleri aynı ırk, aynı kültür, aynı örf ve adetleri ihtiva eden bir cemiyet içinde yetişmediklerinden, görüşlerinin neticesi de değişik oluyordu. Artık bundan sonra,

İslam’ın birliğini bozan ayrılık ve tefrikaların, fikri ve siyasi hareketlerin başladığını görürüz.

[ads1]

Her şeyden evvel Müslüman bir idare altında yaşadıklarını unutmayan bu ayrılık hareketlerinin sahipleri, kendi görüşlerinin doğruluğunu ispat edebilmek için birbirleri ile mücadeleye başladılar. Elleri Kur’an’a kadar uzandı. Onda görüşlerini teyit edecek delilleri aramaya koyuldular. İşlerine gelenleri aldılar, işlerine yaramayan ayetleri, kendi fikirlerine uygun gelecek şekilde tevil ettiler.

İşte bu anlardan itibaren, Kur’an-ı Kerim’in kendisinde değilde, tefsirinde bazı tehlikeler görmeye başladı. Kur’an’da ki bazı kapalı ayetleri, İsrailiyat dediğimiz, Kitap Ehlinden alınan garip rivayetlerle açıklamaya koyuldular. Onları Kur’an Tefsirine sokmakta beis görmediler. Kur’an-ı Kerim, ittiba edilmesi lazım gelen bir kitap iken, onlar Kur’an-ı kendi fikirlerine tabi kıldılar. O, hakim olması gelirken, onu mahkum derecesine indirdiler. Kur’an’ın etrafında dolaşan bu gibi hareketler, kalın bir toz tabakası misali, onun irşad ve hidayet nurunu örtmeye çalıştı. Ne kötü bir tesadüf ki, İslam’ın birliğini sarsan bu gibi hareketler, İslam’ın tedvin devrine tesadüf etmektedir. Bu bakımdan, tedvin edilen ilk eserlere dahi bazı batıl fikirlerin girmiş olduğunu görüyoruz. Fikren zayıflayan ve siyaset yönünden dağılmaya başlayan İslam dünyasında Müslümanlar, tedvin edilen eserlerdeki bu gibi görüşleri düşünmeksizin ve onları tahlil etmeksizin kabullendiler.

Artık İslam, fikir dünyasında bir donma ve duraklama devrinin başladığını müşahade etmekteyiz. Kitaplar taklit ediliyor ve o kitaplar Müslümanlar arasında hakem rolü oynuyordu. Fayda ile zararı, hak ile batılı ayırt etmeksizin onlara sarılınıyor ve onlardan herhangi bir şeyin inkarı, Kur’an-ı inkar gibi addediliyordu. Sözün kısası koyu bir taklitçilik İslam alemini sarmış bulunuyordu.

[ads2]

İslam’ın birliğini sarsan bu gibi hareketler, zamanımıza kadar gelmiş, her zaman ve her yerde, fikir hayatını ifsat ederek, bazen sebeplere tevessül edilmeyen kuru bir tevekkül, bazen de dünyadan elini çekmek gibi bir zühde bürünmüştür. Diğer dinlere mensup olanlar, ilim ve teknik yönünden ilerleyip, zenginleşirken Müslümanlar fakirleşmişlerdir. Onlar kuvvetlenirken bizler zayıflamış, bir zamanlar bize muhtaç olanlara, bugün biz el açmak durumuna düşmüşüz. Bizler için ne kadar acı bir hakikat. Yarattığı her şeyi insanoğluna musahhar kılan yüce Allah’ın bu nimetlerinden en fazla istifade etmek, biz Müslümanların hakkı değil mi? Yoksa kendimizi bu nimetlerden müstağni mi addediyoruz? İşte bu durgunluk ve donukluk zamanımıza kadar gelmiş, bugünün Müslümanları da durgunluktan kurtulamamış ve kurtulma gayreti de göstermemektedirler.

İslam Dinini Yıkmaya Yönelik Faaliyetler

Günümüz Müslümanlarının zihinleri, akide ve amellerini ifsad edecek fikirlerle o kadar dolmuş ki, helal olan nedir, haram olan nedir, bunları dahi bilmeyecek duruma gelmiştir. Falancanın kitabında helal ve haram şu şekildedir. Falan ayeti şöyle manalandırılmıştır şeklindeki görüşlerimiz bugünün Müslümanını doğrudan doğruya Kur’an ile temas etme zevkinden mahrum bırakmaktadır. Bugünün Müslümanlarının Kur’an hakkındaki tasavvuru da başkadır. Rehberi olması gereken Kur’an’ın asıl hedefinin dünyanın ve ahiretin saadet yollarını göstermek olduğunu düşünmemekte ve onun prensipleri yaşayışında uygulayamamaktadır. Halbuki zamanın gerçek icablarına pek mükemmel uyma kabiliyetine sahip olan dinimiz, bugün vazifesini tamamlamış, modası geçmiş bir görüş olarak tanıtılmak istenmektedir. Halbuki dinin esaslarından uzaklaşıldığı takdirde, hurafelerin, bazı fikirlerin kök salacağı tabiidir. Bu sosyolojik kaideye göre, İslam dünyasında hurafeler kök salmış, vicdanı hasta bir zümre türemiştir. Bunlar gerek bilgisizliklerinden ve gerekse maksatlı hareketlerinden İslam dinini gerilik unsuru olarak tanıtmaya çalışmışlardır.

İslamiyetin başlangıcından beri, bazı kimseler ve gruplar hile ile İslam’ı yıkmak istemişler ve bu işte kendilerine göre en sağlam yol olarak da Kur’an-ı Kerim’i kendi heva ve heveslerine göre gelişi güzel tevil etmeyi hatta onu tahrif etmeyi uygun bulmuşlardır. Geçmiş asırlarda olduğu gibi, asrımızda da İslam’a ve Kur’an’a saldıranlar eksik değildir. Bugün Kur’an-ı Kerim bir çöl nizamı Hz Peygamber’i, bir çöl bedevisi olarak ilan etmeye çalışanların iddiaları, 1400 küsür sene evvel müşrik Araplar tarafından ileri sürülenlerden farklı değildir.

[ads3]

Dün olduğu gibi, bugün de gelecekte de İslam’ı, Kur’an-ı yok etmek ve onun yüce peygamberlerin değerini hiçe indirmek istemeyenler elbette olacaktır. Kendi eserlerini ve kendi yaptıkları nizamları, üstün görenler bulunacaktır. Şu bir hakikattir ki, İslam Dini, geçmişte olduğu gibi, günümüzde de kendisine yönelen yıkıcı faaliyetlerden uzak kalamamıştır.

İslam’ı yok etmeye yönelik faaliyetlerinin başarısızlıkla sonuçlanacağını, aksi tesir yapacağını, bu hareket içerisinde bulunanlar bilmiyor değillerdi. Bundan dolayıdır ki İslam’ı tesirsiz bırakmanın yolunu, İslami anlayışı değiştirmek, yani İslami yaşayışı zamana göre değişebilen bir uydu mertebesine indirmekte buldular. Bunun üzerine önce Kur’an üzerinde çalışmaya koyuldular. Kur’an-ı plastik bir madde gibi istedikleri şekillere sokmaya çalıştılar. İnsanlar arasına şüphe ve fitne sokacak şekilde tevillere giriştiler. Tevillerinin tutunabilmesi içinde, geçmişteki İslam alimleri yobaz, din sömürücüsü, geri kafalı, cahil … vs gibi kötü sıfatlarla vasfederek ve onları boy hedefi yaparak iftiralarda bulundular. Ayetleri açıklarken, bu konuda Hz Peygamberin ve selefin bir görüşü olup olmadığını araştırma zahmetine katlanmadılar.

Kaynak: Diyanet İlmi Dergisi / 2007 / Sayı: 2 / bkz: 14-17

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.