DOLAR
32,5004
EURO
34,6901
ALTIN
2.496,45
BIST
9.693,46
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Az Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
22°C
Salı Az Bulutlu
24°C
Çarşamba Az Bulutlu
22°C
Perşembe Açık
21°C

İ’tikaf Nedir, Nasıl ve Kaç Gün Yapılır?

01.04.2024
12
A+
A-
İ’tikaf Nedir, Nasıl ve Kaç Gün Yapılır?

İ’tikaf, sözlükte bir yerde kalmak ve bir yere kapanmak anlamına gelir.

Bu kelime ile aynı kökten türemiş bir kelime şu ayette geçmektedir

“İnkar edenler, Allah’ın yolundan ve yerli, taşralı bütün insanlara eşit (kıble veya mabed) kıldığımız Mescid-i Haram’dan (insanları) alıkoymaya kalkanlar (şunu bilmeliler ki) kim orada (böyle) zulüm ile haktan sapmak isterse, ona acı azaptan tattırırız (Hacc Süresi 25)”

İ’tikaf, dini terminolojide ise “Oruçlu bir halde belirli bir mekandaki ki bu camidir – i’tikaf niyeti ile kalmaktır.

İ’tikaf üçe ayrılır:

  • Vacip İ’tikaf: Adakta bulunulan i’tikaftır.
  • Sünnet İ’tikaf: Ramazan ayının son on günü girilen i’tikaftır.
  • Müstehab İ’tikaf: Ramazan ayının son on günü dışında, kişinin dilediği bir zamanda girdiği i’tikaftır..

Ramazan ayının son on günü girilen i’tikaf, sünnet-i müekkededir. Çünkü Peygamber Efendimiz daima Ramazan ayının son on günü i’tikafa girmiştir.

Hz. Aişe’den nakledildiğine göre Hz. Peygamber (s.a.v) vefat edene kadar Ramazan ayının son on günü i’tikafa girmiştir. Onun vefatından sonra da eşleri bu zamanda i’tikafa girmişlerdir.

Samimiyetle girilen i’tikaf, amellerin en faziletlilerindendir.

Ata b. Ebi Rebsh şöyle demiştir. “İ’tikafa giren kimse, bir ihtiyacının olduğu güçlü bir zatın kapısınin önünde oturup ihtiyacımı karşılayıncaya kadar buradan ayrılmayacağım. diyen kimseye benzer. Bunun gibi i’tikafa giren kimse de Allah’ın evinde oturur ve Beni bağışlayıncaya kadar buradan ayılmayacağım der

Zühri de şöyle demiştir: “İnsanlara hayret ediyorum. İ’tikafı nasıl terk ediyorlar, hiç anlamıyorum. Hz. Peygamber (s.a.v) bir şeyi bazen yapar, bazen yapmazdı. Ama i’tikafı vefat edinceye kadar hiç terk etmemişti.”

İ’tikafa girecek kimse, Ramazan’ın 21. gecesi kalmak istediği camiye gider Ramazan bayramının hilali doğuncaya kadar burada kalır.

Bir günden az i’tikaf adamak caiz değildir. Zorunlu olarak bir günden az i’tikaf olmaz. Çünkü Hz. Aişe şöyle demiştir: “Oruçsuz i’tikaf kesinlikle olmaz. Bu rivayeti Süfyan b. Hüseyn’den sadece Süveyd nakletmiştir.

Rivayet edildiğine göre Hz. Ömer, Allah Resulü’ne (s.a.v); “Ben bir gün i’tikafa girmeyi adadım” demiş. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v) ona şöyle demiştir: “İ’tikafa gir ve oruç tut “

Hz. Aişe’den nakledilen i’tikaf hadisinde şöyle geçmektedir: “Hz. Peygamber (s.a.v) i’tikafa girene oruç tutmasını emrederdi.

Süfyan b. Huseyn hakkında Zehebi şöyle demiştir: “O, sadük ve meşhür bir ravidir.” Süveyd hakkında da İbn Hibban şöy le demiştir. “O, kendisi için hayır dilediğim kullardandır. Çünkü o, sika ravilere yakındır.”

İ’tikafta oruç tutmayı emreden hadisin pek çok senetle nakledilmesi, bu hadisin güçlenmesine ve delil olarak kullanılmasına vesile olmuştur.

İmamı, müezzini ve cemaati olan her camide i’tikafa girilir. Büyük camide i’tikafa girmek daha uygundur.

İ’tikaf hakkında Allah Teala şöyle buyurmuştur: Mescitlerde ibadete çekilmiş olduğunuz zamanlarda kadınlarla birleşmeyin (Bakara Süresi 187)

Kadınlar ise evlerinde mescid olarak kullandıklan bir yerde i’tikafa girerler. Evde mescid olarak kullanılan yerden maksat ise, namaz kılmak için hazırlanan yerdir. Camide i’tikafa giren erkekler için ne şart koşulmuşsa, evinde i’tikafa giren kadınlar için de o şart koşulur. Bu şartları Allah’ın izni ile birazdan açıklayacağız.

Kadınların evlerinde namaz kılmaları daha faziletlidir. Aynı şekilde evlerinde i’tikafa girmeleri de daha uygundur. Eğer bir kadın camide i’tikafa girerse, i’tikafın şartlarını yerine getirdiği için bu, olur. Ancak faziletli olan davranışı terk ettiği için bu, tenzihen mekruhtur. Çünkü kadınların evlerinde i’tikafa girecekleri konusunda rivayetler mevcuttur.

Bir yerde i’tikafa giren kimse, ancak şu nedenlerden dolayı bulunduğu yer- den çıkabilir:

  • Tuvalet ihtiyacını giderme, cünüplükten dolayı gusül abdesti almak gibi tabii bir ihtiyaç.
  • Caminin yıkılması veya kendisi ya da malı hakkında bir korkuya kapılması gibi zorunlu bir neden.
  • Zorba birinin zorla kendisini çıkarması gibi harici bir sebep Böylesi bir durumda i’tikafta olan kimse hemen başka bir cami bulur ve ‘i’tikafına orada devam eder.
  • Bulunduğu camide cuma namazı kılınmaması dolayısıyla başka bir camiye cuma namazı için gitmek gibi şer’i bir neden, cuma namazını kılar kılmaz i’tikafa girdiği camiye geri döner

İ’tikafa giren kimse, geçerli bir mazereti olmadan bulunduğu yerden bi müddet çıksa, i’tikafı bozulur. Ebu Yusuf ve Muhammed’e göre günün büyük bölümü geçmediği sürece bozulmaz. Onlar bu konuda günün büyük bölümünü esas almışlardır.

İ’tikafa giren kimse yeme-içme, alış-veriş, evlenme ve rici talaktan dönme gibi işlerini camide yapar. Çünkü o, bütün bunları yapmaya muhtaçtır ve cami de yapma imkanına sahiptir.

Hz. Peygamber’in (s.a.v) Mescid-i Nebeviden başka i’tikafa gireceği bir yeri yoktu. O, i’tikafta iken burada yer, içer, konuşur ve alış-veriş yapardı. Ancak ticaret malzemesinin camiye getirilmesi mekruhtur. Çünkü camileri bu tür şeylerle meşgul etmek mekruhtur.

Aynı şekilde i’tikafta olmayanlar için de ticaret mallarını camiye getirmek mekruh sayılmışhir. İ’tikafta olan, sadece hayır konuşur. Aynı şekilde camide bulunan herkesin hayır konuşması gerekir. Ancak i’tikafta bulunanın buna daha fazla özen göstermesi gerekir.

Kişinin kendisini ilgilendirmeyen konularda dilini tutması, imanın güzel yönlerindendir. Susmayı ibadet olarak düşünen kimsenin susması mekruhtur. Çünkü bizim dinimize göre konuşmamak bir ibadet değildir.

İ’tikafa giren kimsenin cinsel ilişkiye girmesi ve cinsel ilişki ile ilgili filleri işlemesi haramdır.

Çünkü Allah Teala şöyle buyurmuştur. “Mescitlerde ibadete çekilmiş olduğunuz zamanlarda kadınlarla birleşmeyin (Bakara Süresi 187)”

Cinsel ilişki, i’tikafın haramlarındandır. Bu yüzden cinsel ilişki gibi öpmek, dokunmak, sarılmak vb davranışlar hacda olduğu gibi i’tikafta da haram kabul edilmiştir. Oruç ise sadece cinsel ilişki haramdır Diğer fiilleri işlemek haram değildir.

İ’tikafa giren kimse, bilerek veya unutarak cinsel ilişkiye girerse i’tikafı bozulur. Aynı şekilde öpme, dokunma vb. filler sonucu boşalan kimsenin de i’tikafı bozulur. Öpme, dokunma vb. fiiller ile boşalma gerçekleşmezse i’tikaf bozulmaz Ancak bunları yapmak haramdır.

İçinde bulunulan hal kişiye daima i i’tikafı hatırlatır. Bu yüzden unutarak girilen cinsel ilişki, boşalma gerçekleşmese bile i’tikafı bozar. Hacda da durum böyledir. Ancak oruçta unutarak cinsel ilişkiye girmek oruca zarar vermez

Kim kendisine birkaç gün i’tikafa girmeyi vacip hale getirirse, bugünlerin geceleriyle birlikte peş peşe i’tikafa girmesi gerekir. Çünkü birkaç günün zikredilmesi, onların gecelerini de kapsar.

Nitekim Hz. Zekeriya’nın kıssasında, günlerin geceleri de kapsadığı anlaşılmaktadır. Çünkü Kur’an’ın bir yerinde onun üç gün, bir başka yerinde üç gece konuşmayacağı ifade edilmiştir. Halbuki iki yerde anlatılan olay birdir

İ’tikaf günlerinin peş peşe olması gerekir. Çünkü i’tikaf, hem geceyi hem de gündüzü kapsayan bir ibadettir. Bunda da aslolan, “yeminler” ve “icare” bahsin de olduğu gibi peş peşe olmasıdır. Oruçta ise peş peşe olma şartı yoktur.

Mesela; Bir kimse birkaç gün oruç tutacağını adasa, bunları peş peşe tutması gerekmez Çünkü oruçta aslolan, oruçların ayrı zamanlarda tutulmasıdır. Zira gece, orucun tutulacağı zaman değildir. Bu yüzden hakkında bir nas bulunmadığı sürece orucun peş peşe tutulması gerekmez

Kişi gündüz i’tikafa girmeye niyet etse, niyeti geçerlidir. Çünkü o, kullandığı sözcüğün hakikat anlamını kasdetmiştit Zira gündüz, günün aydın olduğu zamandır. Ebu Hanife’ye göre onun i’tikafa başlaması gerekir. Ebu Yusuf ile Muhammed bu konuda farklı düşünmüşlerdir. Onlara göre kişi i’tikafa ancak oruç ile başlar. Ebu Hanife’ye göre i’tikaf bir günden daha az bir sürede yapılmaz. Ebu Yusuf ile Muhammed’e göre ise i’tikaf, bir günden daha az bir sürede de yapılabilir.

Kaynak: Esad Muhammed Said es-Sağirci / Delilleriyle Hanefi Fıkhı (el-Fıkhu’l Hanefiyyu ve Edilletuhu) / bkz: 371-374

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.