Günahlar ve Sonuçları

Kaderin Getirdiği Olumsuz Sonuçlardan Öğüt almayan Kimse için Şer’i Cezalar Birer İbrettir

sponsor

► Üç dirhemlik hırsızlıktan dolayı el kesme cezası

► Bir masumun canına ve malına kastederek yolunu kesip haydutluk yapmaktan ötürü el ve ayak kesme cezası

Evli kimseye atılan çirkin iftira veya midesine giren bir damla içkiden ötürü celde vurma cezası

► Nikahsız yapılan cinsel birleşmeden / zinadan  ötürü en çirkin şekilde uygulanan recm cezası. Evlenme nimetine erişmemiş olan kimseler için bu ceza, yüz celde ve beldesinden bir yıllığına yabancı bir beldeye sürgün edilme şeklinde hafifletilmiştir.

► Akrabası ve mahremi olan bir hanıma musallat olup zina etmesi, farz namazı terk etmesi ya da küfür küfür kelimesini söylemesi durumunda boynun vurulması cezası

Livata / homoseksüel ilişkide failin de, mefulun de katledilmesi

Hayvanları cinsel yönden istismar eden kimsenin ve (onunla birlikte de) o hayvanın katledilmesi

► Cemaatle namaza kasten katılmayanların evlerini yakmaya Peygamber (s.a.v)’in azmetmesi. (Yakması değil yani cemaati terk etmenin büyük bir sorumluluğunu anlatmak istiyor. Yoksa gidin de cemaatle namaz kılmayan kişinin evini yakın demiyor ki; böyle olsa cemaati terk eden birisinin evini yakacak olursak, namazı terk eden birisinin durumu ne olur kıyaslamak lazım. Atıfta misilleme de bulunuyor)

Şer’i Cezaların Uygulanması ve Belirlenmesindeki Hikmetler

Başka suçlara uygulanan başka cezalar da vardır. O suçları işlemeye yönelten etkenlere ve bu suçlardan caydıran kuvvetin gücüne göre söz konusu cezaları Kanun Koyucu, hikmeti doğrultusunda belirlemiştir.

Caydırıcılık özelliği doğal olarak bulunan, insanların tabiatları itibarıyla, davetkar bir niteliğe sahip olmayan cürümler için (Kanun Koyucu) haram kılmak yanında tazir cezası ile yetinmiştir. Bu tür eylemlerde had cezası konulmamıştır. Hayvan tersi yemek, kan içmek, leş yemek gibi

Tabiatında cürüm işleme meyli varsa, bunlarda da ortaya çıkan mefsedet miktarınca ve işlenen cürme / suça meyli kadarınca ceza belirlenmiştir.

Bu sebepledir ki, insan doğasının zinaya meyli en güçlü eğilimlerden biri olduğundan en ağır cezası en çirkin biçimde öldürülmek şeklinde, en hafif cezası da işleyen kişinin sürgün edilmesi yanında en yüksek sayıda celde vurulması şeklinde belirlenmiştir.

Livata (homosexsüel) sözü edilen iki husus da bir arada olduğundan had cezası olarak her halukarda ölüm cezası belirlenmiştir.

Hırsızlık eğilimi güçlü bir eğilim olduğu ve ortaya çıkan mefsedet de aynı şekilde güçlü bir mefsedet olduğundan bu cürmü işleyene  -ceza olarak- el kesme cezası uygulaması belirlenmiştir.

İnsanın suçu / cürmü işlerken kullanmış olduğu organının telef edilmesinde Kanun Koyucunun hedeflediği hikmet üzerinde düşünmelisin. Nitekim bu kapsamda haydutluk yapıp yol kesen kimsenin yol kesme suçunu işlerken kullandığı eli ve ayağı ceza olarak kesilmektedir.

Namuslu Birisini Ahlaksızlık ile Suçlamak

Namuslu kimseye ahlaksızlık iftirasında bulunan kimsenin ise bu suçu işlerken kullandığı dili telef edilmemektedir. Çünkü dillerin telef edilmesi işlediği suçun yol açtığı mefsedetten daha fazladır. Böyle bir ceza o suça denk değildir. Bu nedenle celde vurmak suretiyle tüm bedenine acı verme cezası ile yetinilmektedir.

Zina eden kimsenin cezalandırılmasında, yalnızca o günahı işlerken kullandığı cinsel organı telef edilmeli değil miydi? diye bir soru sorulacak olursa cevaben; Şu sebeplerden dolayı hayır denir ki, bu sebepler şunlardır;

1-► Böyle bir ceza işlenen suçun ötesinde -fazla bir cezadır-. Çünkü böyle bir cezada o kişinin zürriyetinin de kesilmesi ve helake mazur bırakılması söz konusudur.

2-► Cinsel organ gözlerden uzak bir organdır. Bu organın kesilmesi şeklinde uygulanacak bir cezada haddin uygulanmasıyla hedeflenen caydırıcılık maksadı sağlanmış olmaz.

3-► El kesme cezası uygulandığında bu cezaya çarptırılan kimsenin kullanabileceği bir eli daha vardır, ama cinsel organla ilgili olarak böyle bir ihtimal söz konusu değildir.

4-► Zina yolu ile alınan zevk, bedenin her yanını kaplar. Cezasının da vücudun her yanını kaplayacak şekilde verilmesi en uygun olanıdır. Böyle bir cezalandırma, bedenin yalnızca bir bölümüne verilecek cezalandırmaya göre daha evladır.

Kanun Koyucunun belirlediği cezalar en mükemmel, akla en uygun ve maslahat açısından en doğru cezalardır.

Kısacası; İşlenen günahlara şer’i yada kaderi bir takım olumsuz sonuçlar terettüp etmektedir. Ya da bu olumsuz sonuçların her iki türünü de Allah Teala aynı kul üzerinde icra edebilmekte, tevbe eden ve iyilik yapan kimselerden bu kötü sonuçları ve cezaları kaldırabilmektedir.

Kaynak: İbnu’l Kayyım el-Cevziyye / ed-Dua ve’d Deva (Kalbin İlacı) / bkz: 235-237

sponsor
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı