Kadın İlmihaliKürsüden Gönüllere Vaazlar

Kadına Şiddet – Vaaz

sponsor

“O’dur ki sizi bir tek candan yarattı ve bundan da, gönlü kendisine ısınsın diye eşini inşa etti (1)”. “Erkeklerin hanımları üzerinde bulunan hakları gibi, hanımların da kocaları üzerinde meşru çerçevede hakları vardır. Şu kadar ki erkeklerin onların üzerindeki hakları bir derece daha fazladır (2)”. “Onlara evvela öğüt verin, vazgeçmezlerse yatakta yalnız bırakın ve bunlarla da yola gelmezlerse onları hafifçe dövün. Şayet size itaat ederlerse, onlara yüklenmek için bir sebep aramayın. Unutmayın ki üstünüzde çok yüce ve büyük olan Allah vardır (3)”.

Yüce Allah imtihanın bir gereği olarak kadını erkeğin himayesine vermiş ve meşru şartlar çerçevesinde erkeği de kadın üzerine hakim ve koruyucu kılmıştır. Nitekim Yüce Allah “Kocalar eşleri üzerinde yönetici ve koruyucudurlar (3)” buyurmaktadır.

Ancak “Şunu unutmayın ki Allah’ın nazarında en değerli, en üstün olanınız, takvada (Allah’ı sayıp haramlardan sakınma da) en ileri olandır (4)”. Her ne kadar kadını erkeğin himayesine vermiş olsa da ve görev ve sorumlulukları itibari ile erkeği kadından bir tabaka üstün yaratmış olması itibari ile bu görev ve sorumlulukları Hakk’ın emrettiği şekilde mi kullanacak yoksa Nisa Süresi’34. ayet-i celile de geçtiği üzere hafifçe dövün ifadesini kendisine göre yorumlayıp ben senden daha üstünüm diyerekten tekme tokat mı dalacak ve kadınlara istinaden yapılan tebliğ olan ve aynı ayet-i celile de geçtiği üzere kocalar eşleri üzerinde yönetici ve koruyucudurlar ifadesini kulak ardı edip bilmem hangi yasanın hangi maddesi uyarınca kadın erkek eşittir mantığını güderek kocasına dik başlılık edip, kocasına asi ve isyankar mı olacak, baş mı kaldıracak.

Tabi ki doğrusunu ancak Allah bilir ama tüm bunların hepsi “Böylece sizi birbirinizle imtihan ediyoruz: bakalım buna sabredecek misiniz, sabredemeyecek misiniz? Rabbin zaten her şeyi görmektedir (5)” buyruğu her şeye açıklık getirmektedir. Her ne kadar Allah’ın yaptığını sorgulama gibi bir şansın olmadığı için “Allah, yaptığından sorumlu tutulamaz (6)” ve sakın ve sakın neden Allah böyle buyurdu ve neden kadını erkeğin himayesine verdi diyerekten “Allah’ın sizi, birbirinizden üstün kıldığı şeyleri (başkasında olup da sizde olmayanı) hasretle arzu etmeyin (7)”

Nisa Süresi 34. Ayet Ne Anlatmak İstiyor?

Nisa Süresi 34 ayet-i celile de geçtiği üzere dövme ifadesi üçüncü seçenektir ki:

1-► Önce size itaat etmesi ve meşru şartlar içerisinde sizi dinlemesi maksadı ile önce öğüt verin

2-► Şayet bundan ders almazlarsa eğer cima yolu ile yani cinsel ilişkiye girmeme yoluyla onları yataklarında yalnız bırakın. Nitekim Resulüllah (s.a.v): Eğer kadınlarınızın baş kaldırmayıp isyan etmesinden korkarsanız, onları yataklarında yalnız bırakın (Resulüllah (s.a.v) burada yataklarında yalnız bırakın derken cinsel ilişkiyi (münsaebeti) kastetmiştir.

3-► Üçüncü seçenek ise hafifçe dövün. Kaldı ki bu dövme işinin tam mahiyetini ancak Allah bileceği için bundan sakının. Evet bunu inkar etmeyin ayette sabittir.Biz Kuranın bir kısmına inanıp bir kısmına inanmamazlık yapmayız zaten bu küfürdür insanı dinden çıkartır Ayrtte hafifçe dövün diyor buna iman ederiz ancak bunda ne gibi hikmetler var gerçek anlam ve manası nedir onu bilemeyiz onu ancak Allah bilir. Zaten yukarıda belirtilen sözlü uyarıyı ayrı yatmayı dikkate almayan kişiye şiddet uygulayarak hiçbirşey elde edemezsin. Yukarıda belirtilen iki seçeneği uyguladıktan sonra baktın ki düzelmiyor o zaman yapacağın tek şey işi Allah’a havale edip sen yoluna ben yoluma demektir

“Hz Peygamber (s.a.v): Allah’ın kadın kullarını dövmeyin buyurdu. Bir ara Hz Ömer (r.a): Resulüllah (s.a.v)’e gelerek ‘kadınlar kocalarına kafa tutuyorlar’ deyince, Hz Peygamber (s.a.v) onlara vurulmasına izin verdi. Bunun üzerine çok sayıda kadın Hz Peygamber’in evine gelerek kocalarını şikayet ettiler. Böyle olunca Hz Peygamber (s.a.v): Muhammedin ailelerine kocalarından şikayet eden çok sayıda kadın ziyarete gelmiş. Öyle yapanlar sizin hayırlılarınız değildir buyurdu (8)”. İşte şuan ki sizin durumunuz budur.

Her ne kadar şiddete başvurulmaması gerekse de aynı şey kadın içinde geçerlidir ki: Kadınında kocasına karşı itaatkar olması ve baş kaldırıp isyan etmemesi gerekir. Ancak şimdiki insanların yaptığı en ufak bir tartışmada, sürtüşmede yada dokunmada çözümü Allah’ın kitabında ve Resulü’nün sünnetinde arayacağına karakol odalarında arıyorlar. Sonuç mu? Aile mahkemelerine gittiğin zaman koridorların kalabalığı sana insanların ne hale düştüğünü, ne hale geldiğini söyler.

Peygamber Efendimiz:Resulüllah’a sordular ki;

Kadının kocası üzerinde ne gibi bir hakkı vardır?

Peygamberimiz;

Yediği zaman karısını da yedirir, giydiği zaman karısını da giydirir. Yüzüne tokat vurmaz. Döverken yaralamayacak şekilde döver. Darıldığı zaman ise evin içinde olmak üzere yatağını ayırır” buyurmaktadır.

Ama kadını da erkeği de Hakk’tan uzaklaşıp biri doğu tarafına biri batı tarafına yöneldiği için kimin kime esir olduğu, kimin kime itaatkar olduğu, Allah Teala kadını erkeğin himayesine vermişken bunu ters çevirip erkeğin kadının himayesine girmesi vs vs. Bunların hepsi yaratılış fıtratına ters olması itibari ile imtihanın birer parçasıdır. Bu imtihandan başarıyla kim çıkarsa ne mutlu o insana. Hele şu zamandaki erkek ve kadın tiplemelerini görünce evlenmek mi faziletli yoksa bekar kalmak mı faziletli orası bilinmez ama “Bu ümmet için ahir zaman olarak nitelenen Kıyamet’in kopmasına yakın dönemde bekarlık mübah görülmüş, hatta özendirilmiştir. Konuyla ilgili bir hadiste Allah Resulü’nün (s.a.v) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir.

‘İkiyüzüncü yıldan sonra bekarlık mübah görülür. Hatta sizden birinin deve veya köpek eğitmesi, çocuk eğitmekten daha hayırlı olur’. Başka bir hadis-i şeriflerinde ise ‘İkiyüzüncü yıldan sonra insanların en hayırlısı sırtındaki yükü hafif, hanımı ve çocukları olmayan kimselerdir (9)”. “Yalnız yaşayan kimseler, mal biriktirme, para toplama, çoluk çocuğu gözetme, evde uyuma zarureti, hesaba çekilmede azalma, haber almaya çalışma ve Allah Resulü’nün (s.a.v) nehyettiği türden bilgilerin peşine düşme gibi hususlarda sınırlama söz konusudur. Bütün bunlar kötü bir hanımla yaşarken düşünülemeyecek hususlardır (10)”

Siz siz olun kendiniz Allah yoluna girdikten sonra sizi de Allah’ın rızasına ve rahmetine vesile olacak, bu uğurda size yardımcı ve destek olacak bir eş adayı arayın. Aksine Allah korusun her ikinizde cehennemde yakıt olursunuz. Doğrusunu tabi ki ancak Allah bilir.

Resulüllah (s.a.v): “Kadınlarınızın en hayırlısı, kocası ona baktığında mutluluk verir, emrettiğinde itaat eder ve kocası ondan ayrıldığında (yanından uzaklaştığında) kendisini ve malını korur”. Olabilir belki sevmediğiniz bir huyu yada sevmediğiniz bir yönü olabilir ki bu konuda da Resulüllah (s.a.v): Hiçbir mümin, hiçbir mümin kadının (eşinin) huyundan rahatsızlık duymasın, nefret etmesin. Çünkü onun bu beğenmediğin huyunun yanında başka beğendiğin bir huyu vardır buyurarak tefekküre yönlendirmekte ve uyarmaktadır. anlayan bir topluluk için.

Artık olan olmuş, biten bitmiştir. Geçmişte işlenen hata, kusur ve günahlardan pişmanlık duyup kırdığımız kalpleri ,gönülleri telafi etmemiz gerek. Gelecekte de aynı hataları ve günahları işlememek için elimizden gelen gayret ve çabayı kadın ve erkek olarak sarf etmek ve sarf edilmesi gerekmektedir. Üç günlük dünya hayatı için ebedi bir hayatı yoksa aymak veda umursamamak ahmaklığın ta kendisidir.

Kaynak: İsmail Ekinci

(1-A’raf Süresi 189) (2-Bakara Süresi 228) (3-Nisa Süresi 34) (4-Hucurat Süresi 13) (5-Furkan Süresi 20) (6-Enbiya Süresi 23) (7-Nisa Süresi 32) (8-İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim / C:3 / bkz: 128-129) (9-Ebu Talib El-Mekki / Kutü’l-Kulub / C:4 / bkz: 292) (10-Ebu Talib El-Mekki / Kutü’l-Kulub / C:4 / bkz: 291)

sponsor
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı