Nefis Muhasebesi

Kibir Sebepleri ve Tehrik Eden Unsurlar

sponsor

Daha önce kibrin insanın içindeki bir huy, kişinin uzuvlarında ortaya çıkan fiillerin ve davranış şekillerinin bu huyun birer semeresi olduğunu ve bunlara kibirlenme denilmesi gerektiğini, “kibir” isminin ise içteki huyun özel adı olduğunu söylemiştik. İşte bu içteki huyun tek bir sebebi vardır o da kendini beğenmektir. Çünkü kendini, yaptıklarını, bilgisini veya bunların vasıtalarından birini beğenen kişi kendini büyük görerek kibirlenir.

Zahirdeki kibirlenmenin ise üç sebebi vardır: Birincisi kibirlenen kişiyle, ikincisi kibrin nesnesi olan kişiyle, Üçüncüsü ise ötekilerle ilgili olan sebeplerdir.

1- Kibirlenen kişideki sebep kendini beğenmektir.

2- Kibrin nesnesi olan kişideki sebep kin ve hasettir.

3- Ötekilerle ilgili olan sebep ise riyadır.

Bu açıdan bakıldığında sebeplerin sayısı dört olmaktadır: Kendini beğenmek, kin, haset ve riya.

Kendini beğenmeye gelice, daha önce zikrettiğimiz gibi bu sebep kişide batını kibre sebep olur ve bu da fiillerdeki, sözlerdki ve hallerdeki zahiri kibri ortaya çıkarır.

Kine gelince, bazen kin kendini beğenmekten dolayı kişiyi kibre sevkeder. Tıpkı kendisi gibi veya daha alt konumda olduğunu düşündüğü ancak daha önceden öfkelenmiş olduğu kişiye karşı kibirlenen kimse örneğinde olduğu gibi.. Söz konusu öfke ona kin duymasına yol açmış ve kalbinde ondan nefret etme duygusu kök salmıştır. Bundan dolayı tevazu gösterilmeyi hak ettiğini düşünse bile nefsi onun karşısında mütevazı olmayı kabul etmez. Nice adi kimse vardır ki duymuş olduğu kin ve nefretten dolayı önde gelen zatlardan biri karşısında mütevazı olması konusunda nefsi ona itaat etmez. Bu da karşı taraftan gelen hak sözü reddetmeye, nasihati kabule tenezzül etmemeye, hak etmediğini bilse bile ondan önde olmaya çalışmaya, haksızlık etmiş olsa bile ondan helallik dilememeye, ona karşı suç işlemiş olsa bile özür dilememeye ve bilmediği şeyleri ona sormamaya sebep olur.

Hasede gelince, karşı taraftan bir zarar veya öfkeye ve kine sebebiyet verecek bir davranış söz konusu olmasa bile haset de haset edilen kimseden nefret etmeye sebep olur. Aynı şekilde haset, nasihati ve ilim öğrenmeyi kabul etmeye engel olacak biçimde hakkı inkara yola açar. İlim öğrenme özlemi içindeki nice cahil, ona karşı duyduğu haset ve zulmetme hisleri sebebiyle bir hemşehrisi veya akrabasından istifade etmeye tenezzül etmediği için cehalet çukurunda kalmıştır.

İlminin üstünlüğünden dolayı tevazuyu hak ettiğini bilmesine rağmen ondan yüz çevirip karşısında kibirlenir.Çünkü haset, içinden kendisinin ondan üstün olmadığını düşünse bile onun karşısında kibir davranışları sergilemesine yol açar.

Riyaya gelince, o da kibirlilerin huylarını sergilemeye yol açar. Hatta kişi, kendisinden daha üstün olduğunu bildiği ve aralarında tanışıklık, hasetleşme ve kin bulunmayan birisiyle tartışmaya girer ancak insanların onun kendisinden daha üstün olduğunu söylemesinden korkarak onun söylediği doğruları kabul etmekten kaçınır ve bilgisinden istifade etmek için gururunu kırıp tevazu göstermez. Burada onun kibirlenmesine yol açan şey sadece riyadır. Etrafta insanlar olmadan o kişiyle yalnız kalabilmiş olsaydı karşısında kibirlenmeyecekti. Fakat kendini beğenme, haset veya kin saikiyel kibirlenen kişi, aralarında üçüncü bir şahıs olmasa bile diğeriyle yalnız başına kaldıklarında bile ona karşı kibirlenir. Yine, kişi bazen yalan olduğunu bildiği halde sahtekarlık yaparak asil bir soydan geldiğini iddia edip o soydan olmayan kimse karşısında kibirlenir, toplantılarda ona karşı böbürlenir, yolda önüne geçer, asalet ve saygı konusunda onunla eşit olmayı kabullenemez. Oysa içinden, söz konusu adamın bunu hak etmediğini bilmektedir. Kendisinin asil soyu konusunda yalancı olduğunu bildiği için içinde karşısındaki adama karşı bir kibir yoktur. Ancak kibirli davranmasına sebep olan şey riyadır.

Kaynak: İbnü’l-Cevzi / Minhacü’l-Kasıdin Ve Müfidü’s-Sadıkin / C: 2 / bkz: 134-135

sponsor
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı