DOLAR
32,8221
EURO
35,1421
ALTIN
2.449,46
BIST
10.771,36
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
29°C
İstanbul
29°C
Açık
Pazar Parçalı Bulutlu
29°C
Pazartesi Az Bulutlu
30°C
Salı Az Bulutlu
29°C
Çarşamba Az Bulutlu
29°C

Konumunuza Göre Namaz Vakitleri

23/05/2024
2
A+
A-
Konumunuza Göre Namaz Vakitleri

Namazın farziyetinin gerçek nedeni, Allah Teala’nın ezeli hitabıdır. Hükümleri sadece O koyar. Allah Teala’nın bir şeyi farz kılması bize göre gaybdır, buna muttali olamayız. Bu yüzden Allah Teala, bize kolaylık olsun diye, görünen mecazi sebepler belirlemiştir. Namaz için bu sebepler ise vakitlerdir. Vaktin yenilenmesi ile farziyetin yenilenmesi de bunun delilidir.

Her vaktin sebebi, edanın gerçekleştiği bölümdür. Eğer eda o vaktin bir bölümünde gerçekleşmiyorsa bu durumda o vaktin son bölümü eksik de olsa sebep olarak belirir. İkindi namazı için güneşin sararmasının eksik vakit olması gibi.

Güneşin sarardığı bir sırada mecnun biri iyileşse veya bayılan biri ayılsa ikindi namazını kılması gerekir. Aynı şekilde bu vakitte hayız ve nifastan kurtulan kimselerin de ikindi namazını kılmaları gerekir. Bu vakitte yeni buluğ çağına eren kimsenin durumu ile yeniden Müslüman olan mürtedin de durumu aynıdır.

Vaktin çıkması ile birlikte sebebiyet vaktin tamamına nispet edilir ve bir farzın kemal sıfatı ile birlikte yerine getirilmesini zorunlu kılar.

Mesela; Eksik vakitte namaz kılmayanların tam vakitte kaza etmeleri gerekir.

Daha önce geçen hadislere göre en uygun olan, namazı vaktin başında kılmaktır. Namazı vaktinde kılmayan kimseler mazur görülmezler. Kuşkusuz bu kimseler büyük günah işlemişlerdir.

Sabah Namazının Vakti

Namaz vakitleri beştir.

İlki fecir vaktidir. Fecir sabah veya günün başlangıcı anlamına gelir. Güneşin, gecenin karanlığında oluşturduğu kızıllığı ve ufukta beliren beyazlığı ifade eder. Bu beyazlık ufka paralel biçimde uzanmaz, dikey olarak yarı daire şeklinde göğe doğru yükselir Adeta kurt kuyruğu gibi görünür, sonra tekrar kaybolur. Bundan dolayı bu fecre yalancı fecir (aldatan fecir/yalancı tan) adı verilir.

Fecir vakti, güneşin doğacağı zamana kadar devam eder. Nitekim bu konuda Cabir b. Abdillah’ın şöyle söylediği nakledilmiştir: Hz. Peygamber (s.a.v) sabahın ortaya çıkacağı belli olunca bize sabah namazını kıldırdı.

Enes’ten (r.anh) rivayet edildiğine göre; Bir adam Hz. Peygamber’e (s.a.v) gelip sabah namazının vaktini sormuş. Olayın bundan sonrasını Enes (r.anh) şöyle anlatmaktadır: Ertesi sabah fecir vakti başlayınca Hz. Peygamber kamet getirilmesini emretti ve bize namaz kıldırdı. Bir sonraki sabah ise ortalık biraz aydınlandı. Sonra Hz. Peygamber (s.a.v) emir verdi. Bunun üzerine kamet getirildi ve Allah Resulü (s.a.v) bize namaz kıldırdı, ardından da şöyle buyurdu: Namazın vaktini soran nerede? İşte bu ikisinin arası sabah namazı vaktidir.

Sabahın belirdiği fecir vaktinde ortalığın biraz aydınlanmasından sonra namaz kılmak daha faziletlidir.

Bu vakitte fecrin doğduğu kesin biçimde anlaşılır. Bazı alimler bunun ay ışığının bulunduğu gecelere mahsus olduğunu söylemişlerdir. Çünkü böylesi gecelerde sabahın ilk vakti belli olmaz. Bu yüzden insanlara, ihtiyaten ortalığın biraz aydınlanacağı vakte kadar beklemeleri veya namazda kıraati uzatmaları emredilir.

Nitekim bu konuda şöyle bir hadis nakledilmiştir: Fecir vakti gün ağarmaya başladığı zaman kılınan namazın sevabı daha çoktur.

Rafi’ b. Hadic Hz. Peygamber (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: Fecir vakti gün ağarayazdığı zaman namaz kılın.

Rafi’b. Hadic’den nakledildiğine göre Hz. Peygamber (s.a.v) Bilal-i Habeşiye şöyle demiştir. Havanın ağarması sayesinde insanlar attıkları okun düştüğü yeri görecekleri şekilde sabah namazı için aydınlık bir vakitte ezan oku. Bu rivayeti Taberani nakletmiştir ve bu rivayetin senedi hasendir.

Tahavi sahih bir senet ile İbrahim en-Nehai’nin şöyle söylediğini nakletmiştir: Hz. Peygamber (s.a.v)’in ashabı sabah namazını ortalık biraz aydınlanınca kılma konusunda birleştikleri gibi hiçbir şey üzerinde birleşmemişlerdir. Bu birleşme Hz. Osman döneminde gerçekleşmiştir

Şöyle ki; İnsanlar o vakit sabah namazını hava karanlık iken kılıyorlardı. Hz. Osman sabah namazını hava biraz aydınlanınca kılmaya başladı. Sahabe de bu konuda ona tabi olmuştur.

Fecir Doğduktan Sonra Namaz Kılmak

İbn Ömerr, Hz. Hafsa validemizin şöyle söylediğini nakletmiştir: Hz. Peygamber (s.a.v) fecir doğduğu zaman sadece kısa iki rekat namaz kılardı.

Buna göre; Sabah namazının sünneti dışında fecir doğduktan sonra tehiyyetu’l-mescid namazı da olsa, nafile namaz kılmak mekruhtur.

İmam Buhari, Hz. Aişe validemizin şöyle söylediğini nakletmiştir: Hz. Peygamber (s.a.v) sabah namazının iki rekat sünnetini kıldıktan sonra sağ tarafı üzerine uzanırdı.

Öğle Namazının Vakti: Zuhr / öğle zeval vaktidir. Bir görüşe göre ise zuhr / öğle, ilk kez aleni olarak kılınan namaz anlamına gelir.

Öğle namazının vakti, güneşin tepe noktasından batmaya doğru harekete geçmesi ile başlar, bir şeyin gölgesi zeval vaktindeki gölgesi hariç kendi boyunun iki katına çıkması ile sona erer. Sahih olan görüş budur.

İmam Ebu Yusuf ile İmam Muhammed ise şöyle demişlerdir: Öğle namazının vakti, bir şeyin gölgesi zeval vaktindeki gölgesi dışında kendi boyu kadar olacağı zaman sona erer. İmam Züfer ve diğer üç mezhep imamı, İmam Malik, İmam Şafii ve Ahmed b. Hanbel de bu görüştedir.

Tahavi şöyle demiştir: Biz bu görüşe göre amel ederiz. Bu, Cebrail’in (a.s) imametinin açıklandığı rivayet ile daha belirgin hale gelmiştir. Zira bu hadis bu konuda nastır. Günümüzde de insanlar buna göre amel etmektedir. Fetva da buna göre verilmektedir.

Ancak yakin ile beraet-i zimmetin hasıl olması için İmam-ı A’zam’ın görüşüne göre amel etmek daha ihtiyatlıdır. Çünkü namaz, vaktinden önce kılınmaz, Halbuki vakit çıktıktan sonra namaz kılınabilir.

İmam-ı A’zam’ın görüşüne göre amel edildiği zaman ise vakit herkesin ittifakına göre devam etmektedir. Öyleyse bu vakitte namazın kılınabileceğinde hiç kuşku yoktur.

Bu konuda ihtiyatlı davranmak, öğle namazını her şeyin gölgesinin zeval vaktindeki gölgesi dışında kendi boyu kadar uzayacağı zamana kadar ertelememek, ikindi namazını da her şeyin gölgesinin zeval vaktindeki gölgesinin dışında kendi boyunun iki katına ulaşacağı zaman kılmaya başlamaktır. Böyle yapan kimse bütün imamlara göre namazını eda etmiş olur.

Ebu Berze el-Eslemi’nin şöyle söylediği nakledilmiştir: Hz. Peygamber (s.a.v) güneş tepe noktasından batıya doğru harekete geçtiği zaman öğle namazını kılardı.

Enes’ten (r.a) şöyle nakledilmiştir: Hz Peygamber (s.a.v) güneş meyletmeye başladığı zaman çıktı ve insanlara öğle namazını kıldırdı.

Ebu Hureyre de Hz. Peygamber (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: Bu, Cebrail’dir (a s.) Size dininizi öğretmek için geldi. Fecir doğduğu zaman sabah namazını, güneş tam tepe noktasından batıya doğru harekete geçtiği zaman öğle, gölgenin iki katına ulaştığı zaman ikindi, güneş battığı zaman ve oruçlunun iftar vakti geldiğinde akşam namazını, gecenin şafak vakti geçtiği zaman yatsı namazını kıldı.

Sonra yarın yine ona geldi. Ortalık biraz aydınlandığı zaman ona sabah namazını, her şeyin gölgesi kendi boyu kadar uzayınca öğle namazını, her şeyin gölgesi iki katına ulaşınca ikindi namazını, güneş battığı ve oruçlunun iftar vakti geldiği zaman akşam namazını, sonra gecenin bir bölümü geçtikten sonra yatsı namazını kıldırdı ve sonra şöyle dedi: Namaz, dün ve bugün kıldığın vakitler arasında kılınır.

Soğuk ve serin günlerde öğle namazını vaktin başında kılmak müstehaptır.

Bu konuda Enes b. Malik’ten şöyle bir hadis nakledilmiştir: Hz. Peygamber (s.a.v) hava sıcak olduğu zaman öğle namazını havanın serinleyeceği vakte kadar tehir eder, hava soğuk olduğu zaman ise hemen kılardı.

Öğle namazını gölgelerin uzayacağı ve sıcaklığın şiddetinin düşeceği zamana kadar tehir etmek müstehaptır.

Nitekim bu konuda Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: Sıcaklık arttığı zaman namazı serin bir vakitte kılın. Çünkü sıcaklığın artması, cehennem ateşinin şiddetindendir.

İkindi Namazının Vakti

İkindi namazının vakti, bir şeyin gölgesinin kendi boyuna veya iki katına erişmesinden itibaren başlar ve gerçek ufuk değil de görünen hissi ufukta güneşin tamamen batması ile sona erer.

Güneşin, görünen hissi ufukta batmasının esas alınmasının sebebi ise, gerçek ufka muttali olmanın zor ve teklifin / dini sorumluluğun da imkan ölçüsünde olmasıdır.

Buna göre uçakta yolculuk yapan kimse güneşin yuvarlağını gördüğü sürece orucunu açamaz, ama uçağın geçtiği bölgede, karada bulunan kimse orucunu açar. Güneşin battığı belli olmazsa bu durumda doğu tarafında karanlık belirinceye kadar beklenir.

Cabir b. Abdillah’tan şöyle rivayet edilmiştir: Cebrail (a.s) namaz vakitlerini öğretmek üzere Hz. Peygamber’e (s.a.v) geldi. Cebrail (a.s) öne geçti. Hz. Peygamber (s.a.v) de onun ardına, ashab-ı kiram da Hz. Peygamber’in (s.a.v) ardına geçti.

Cebrail (a.s) güneş tepe noktasından batıya doğru harekete geçince öğle namazını kıldırdı. Cebrail (a.s) gölgenin, bir kimsenin boyu kadar olduğu zaman tekrar Hz. Peygamber’e (s.a.v) geldi ve daha önce davrandığı gibi davrandı. Öne geçti, Hz. Peygamber (s.a.v) de onun ardına, ashab-ı kiram da Hz. Peygamber’in (s.a.v) ardına geçti. Sonra Cebrail (a.s) ikindi namazını kıldırdı…

İkinci gün Cebrail (a.s.) gölgenin bir kimsenin boyu kadar olduğu zaman tekrar Hz. Peygamber’in (s.a.v) yanına geldi ve dün yaptıklarının aynısını yaptı. Ardından öğle namazını kıldırdı.

Sonra gölgenin bir kimsenin boyunun iki katına ulaştığı zaman tekrar Hz. Peygamber’in (s.a.v) yanına geldi ve dün yaptıklarının aynısını yaptı. Ardından ikindi namazını kıldırdı…

İmam Malik Muvatta adlı eserinde sahih bir senet ile şu rivayeti nakletmiştir: Hz. Peygamber (s.a.v)’in eşi Ümmü Seleme validemizin azatlı kölesi Abdullah b. Rafi’, Ebu Hureyre’ye namaz vakitlerini sormuş. Ebu Hureyre de şöyle cevap vermiştir:

Sana tek tek açıklayacağım: Gölgen boyun kadar olunca öğle, iki katına çıkınca ikindi, güneş batınca akşam, 2/3’üne kadar yatsı namazını, daha hava karanlık iken sabah namazını kıl.

İkindi Namazını Güneşin Sarardığı Vakte Kadar Geciktirme

Öğle namazından ayrıldıktan sonra Ala, Enes b. Malik’in Basra’daki evine gitti. Enes’in evi caminin bitişiğinde idi. Yanına vardığımız zaman Enes bize ikindi namazını kıldınız mı? diye sordu. Biz de “Hayır. Biraz önce öğle namazını kıldık” diye cevap verdik.

Bunun üzerine “Hemen ikindi namazını kılın” dedi. Biz de kalktık ve ikindi namazını kıldık. İkindi namazını tamamladığımız zaman Enes bize şöyle dedi:

Hz. Peygamber (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu işittim: Bu namaz, münafıkların namazıdır. Onlar güneş şeytanın iki boynuzunun arasına gelinceye kadar oturup ikindi namazını beklerler. Sonra kalkıp tavuğun yem yemesi gibi dört rekat namaz kılarlar. Bu namazda Allah’ı çok az anarlar

Ebu Davud, Ali b. Şeyban’ın şöyle söylediğini nakletmiştir: Medine’de Hz. Peygamber’in (s.a.v) yanına gittik. O, güneş parlak olduğu sürece ikindi namazını geciktirirdi.

Günümüzde ikindi namazı güneşin sarardığı anda kılınmaktadır. Bir zaruret olmadan kişinin ikindi namazını bu vakte kadar geciktirmesi günahtır. Eğer ortada geçerli bir sebep varsa o zaman günahtan söz edilemez.

Salim babası kanalıyla Hz. Peygamber (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: İkindi namazını geçiren herkes, adeta ailesini ve malını yitirmiş kimse gibidir.

İkindi Namazının Hemen Kılınması

İkindi namazının vakit girer girmez kılınması konusunda İmam Ebu Yusuf ile İmam Muhammed’in delili Enes’ten nakledilen şu hadistir: Hz. Peygamber (s.a.v) ikindi namazını kılardı. Sonra biri Kuba’ya giderdi. Oraya vardığı zaman insanlar namaz kılıyor olurdu.

Bir rivayette ise şöyle geçmektedir: Hz. Peygamber (s.a.v) güneş yüksekte iken ikindi namazını kılardı.

Bir başka rivayette ise şöyle geçmektedir: Hz. Peygamber (s.a.v) ikindi namazını güneş yüksekte ve etkisini hissettirdiği bir sırada kılardı. Sonra biri Medine’nin dış taraflarına giderdi. O sırada bile güneş yüksekte olurdu.

Bulutlu zamanlarda ikindi namazını vaktin başlarında kılmak müstehaptır. Böylece insanlar kerahat vaktine girmekten kurtulur.

Ahmed b. Hanbel, Büreyde el-Eslemi’den şöyle nakletmiştir: Bir gazvede Hz. Peygamber (s.a.v) ile beraberdik. O (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bulutlu günlerde erken namaz kılın. Çünkü ikindi namazını geçiren kimsenin amelleri boşa çıkar.

Sabah ve İkindi Namazlarından Sonra Nafile Namaz Kılmanın Hükmü

Nasr b. Abdirrahman’dan nakledildiğine göre dedesi, Muaz b. Afra Ka’be’yi tavaf etmiş. Muaz b. Afra namaz kılmayınca ona; Namaz kılmıyor musun? diye sormuş.

O da şu şekilde cevap vermiş: Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: Güneş batana kadar ikindi namazından sonra, güneş doğana kadar da sabah namazından sonra hiçbir namaz kılınmaz.

Akşam Namazının Vakti

Akşam namazı güneşin batması ile başlar, kırmızı şafaktan sonra ufukta beliren beyaz şafağın bitimi ile sona erer.

Ebuu Hanife’ye göre kırmızı şafak ile beyaz şafağın arası üç derecedir. Bu, Hz. Ebu Bekir, Hz. Aişe ve Muaz’a aittir. En ihtiyatlı olan görüş de budur.

Ebu Yusuf ve Muhammed’e göre ise akşam namazı kırmızı şafak ile sona erer. Bu görüş aynı zamanda Ebu Hanife’den de nakledilmiştir. Fetva da buna göre verilmektedir. Diğer üç imamın da görüşü bu doğrultudadır. Sahabeden de İbn Ömer bu görüşü savunmuştur.

Sahabe’nin şafak kelimesi ile kırmızı şafağı kastettiğini öğrenince Ebu Hanife’nin bu görüşünden vazgeçip akşam namazının kırmızı şafağın bitimi ile sona erdiğini söylediği nakledilmiştir.

Üç derece, on iki dakikaya tekabül eder. Çünkü her bir derece dört dakika demektir.

Büreyde’nin şöyle söylediği nakledilmiştir: Biri gelip Hz. Peygamber(s.a.v)’e namaz vakitlerini sordu. Allah Resulü (s.a.v) ona; “şu iki gün bizimle birlikte ol” diye cevap verdi.

Ardından Bilal’e emir verdi. Bilal de sabah namazı için kamet getirdi. Akabinde Hz. Peygamber (s.a.v) sabah namazını kıldırdı. Sonra güneş tam tepe noktasından batıya doğru harekete geçince tekrar Bilal’e kârmet getirmesini emretti. Ardından öğle namazını kıldırdı. Sonra güneşin hala parlak olduğu bir sırada Bilal’e yine kamet getirmesini emretti. Ardından ikindi namazını kıldırdı. Güneş ufukta kaybolur kaybolmaz Bilal’e yine kamet getirmesini emretti. Ardından akşam namazını kıldırdı. Sonra şafak sona erince yine Bilal’e kamet getirmesini emretti.

Ertesi gün Bilal’e kamet getirmesini emretti. Sabah namazını ortalık aydınlanınca, öğleyi serinlik çökünce, ikindiyi güneş parlak iken, bir önceki güne göre de biraz geç, akşamı da şafak sona ermeden kıldırdı. Sonra Bilal’e kamet getirmesini emretti Gecenin ilk 1/3 geçince yatsı namazını kıldırdı Ardından da şöyle buyurdu: Namaz vakitlerini soran nerede? Namazlarınızın vakti bu iki günde gördüğünüz vakitlerdir.

Sünnet olan, herhalükarda akşam namazını vakit girer girmez kılmaktır.

Akşam namazını bir zaruretin bulunması durumu hariç, yıldızların gökyüzünde grup olarak görüleceği vakte kadar geciktirmek mekruhtur.

Çünkü Hz Peygamber (s.a.v) akşam namazını vakit girer girmez kılmaya özen göstermiştir.

Ahmed b. Hanbel, Ebu Eyyub’dan (r.anh) Hz. Peygamber (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: Oruçlunun iftar edeceği zaman akşam namazını kılın. Yıldızlar doğmadan önce namazını eda edin.

Akşam Namazından Sonra Uyumanın Mekruh Oluşu

Ebu Berze’den nakledilen ve farz namazların nasıl kılınacağını gösteren şu rivayete binaen akşam namazından sonra uyumak mekruhtur:

Hz. Peygamber (s.a.v) sizin ateme dediğiniz yatsı namazını geç kılmayı severdi. Bu namazdan önce uyunmasından ve bu namazdan sonra konuşulmasından hoşlanmazdı.

Yatsı Namazı; Şafak sona erince yatsı namazı vakti girer ve fecir doğana kadar devam eder.

Cabir’den (r.anh) nakledilen ve Cebrail’in (a.s) Hz. Peygamber (s.a.v)’e imamlık yaptığını anlatan hadiste şöyle geçmektedir: Şafak sona erince Cebrail Hz. Peygamber (s.a.v)’e geldi ve ona; Kalk, yatsı namazını kıl dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v) kalktı ve yatsı namazını kıldı.

Taberani “el-Mu’cemu’l-evsat” adlı eserinde Cabir’den r(r.anh) şöyle nakletmiştir: Sonra gündüzün beyazlığı olan şafak geçince yatsı için ezan okundu. Sonra ona emretti ve o da kamet getirdi. Ardından namazı kıldırdı. Daha sonra sabah namazı için ezan okundu.

Nu’man b. Beşir’in şöyle söylediği nakledilmiştir: Yatsı namazının vaktini en iyi bilen benim. Hz. Peygamber (s.a.v) bu namazı ayın üçünde, ay batınca kıldırırdı.” Ayın batması gözden kaybolması, üçüncü gecede batması ise şafak vaktinin sona ermesi ile gerçekleşir.

Yatsı Namazının Müstehap Vakti

Cabir’den (r.anh) nakledilen ve Cebrail’in (a.s) Hz. Peygamber (s.a.v)’e imamlık yapmasını anlatan hadiste şöyle geçmektedir: Cebrail (a.s) gecenin ilk 1/3 bölümü geçtikten sonra Hz. Peygamber (s.a.v)’e geldi ve ona kalk, namaz kıl dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v) kalkıp yatsı namazını kıldı.

Abdullah b Amr ve Büreyde’den nakledilen rivayetlerde de yatsı namazının vakti bu şekilde belirtilmiştir. Ebu Said el-Hudri’den nakledilen rivayette ise şöyle geçmektedir: Gecenin yarısı geçene kadar (yatsı namazını kıldırmak üzere Hz. Peygamber (s.a.v) evinden) çıkıp yanımıza gelmedi.

Yine bu rivayete göre Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: Eğer zayıf kimselerin zayıflığı ile hasta kimselerin hastalıkları olmasaydı insanlara gecenin yarısına kadar yatsı namazını geciktirmelerini emrederdim.

Tirmizi de Ebu Hureyre’den şöyle nakletmiştir: Ümmetime zor gelmesinden endişe etmeseydim, onlara gecenin 1/3’i geçinceye veya gece yarısı oluncaya kadar yatsı namazını geciktirmelerini emrederdim.

Yatsı Namazının Son Vakti

Müminlerin annesi Hz. Aişe’nin şöyle söylediği nakledilmiştir: Bir gece Hz. Peygamber (s.a.v) yatsı namazını kılmayı geciktirdi. Nihayet gecenin tamamı geçti ve mescid ehli uyudu.

Sonra Hz. Peygamber (s.a.v) evinden çıkıp mescide geldi, ardından namaz kıldırdı ve şöyle buyurdu:

Bu, yatsı namazının vaktidir. Ümmetime ağır gelecek bir uygulamadan endişe etmeseydim (yatsı namazını bu vakitte kıldırırdım).

Vitir Namazının vakti, yatsı namazının vaktidir

Harice b. Huzafe’den şöyle nakledilmiştir: Hz. Peygamber (s.a.v) yanımıza geldi ve şöyle buyurdu: Allah Teala namazlarınıza ilave yaptı. Bu ilave namaz, kızıl tüylü develerden daha hayırlıdır. Allah Teala sizin için vitir namazının vaktini yatsı namazı ile fecir arasında belirlemiştir.

Peygamberimiz (s.a.v) vitir namazını yatsı namazından sonra mı yoksa gece namazından sonra mı kılardı?

Garanti olan, yatsı namazını uyumadan önce kılmaktır. Bu hususta İman Müslim’in Cabir’den naklettiğine göre Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

Gecenin son kısmında uyanmaktan endişe edenler vitir namazını gecenin ilk bölümünde kılsın. Gecenin son kısmında kalkmaya özen gösterenler ise vitir namazını gecenin son kısmında kılsın. Çünkü gecenin son kısmında kılınan namazlara şahit olunmaktadır.

Ebu Hureyre’den nakledilen rivayet ise şöyledir: Dostum (s.a.v) bana şu üç şeyi tavsiye etti:

Vitir namazından önce uyumak,

Her ay üç gün oruç tutmak,

İki rekat kuşluk namazı kılmak.

Vitir namazını kılmış kimse, uykusundan uyanır ve gece namazı kılarsa ardından tekrar vitir namazı kılmaz.

Talk b. Ali, Hz. Peygamber (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: Bir gecede iki vitir namazı kılınmaz.

Kaynak: Esad Muhammed Said es-Sağirci / Delilleriyle Hanefi Fıkhı / bkz: 146-155

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.