Namaz Gusül Kur'an Allah Tövbe Vesvese
DOLAR
8,3240
EURO
10,0979
ALTIN
490,36
BIST
1.440
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa
Az Bulutlu
24°C
Bursa
24°C
Az Bulutlu
Perşembe Az Bulutlu
28°C
Cuma Az Bulutlu
28°C
Cumartesi Az Bulutlu
29°C
Pazar Gök Gürültülü
24°C
SON DAKİKA
Farz ve Nafile İbadetlerin Önemi
Ben Sana Emretmişken Seni Secde Etmekten Alıkoyan Nedir?
Ezan-ı Muhammediye
Allah Var Diyorsun Ondan Sonra Yok Gibi Davranıyorsun
Hiç Ölmeyecekmiş Gibi Yaşıyorsunuz
Oğlum! Nasihat İstiyordun Al Sana Nasihat
Yetiş Ey Allah’ın Resulü Yıkılıyoruz
Allah Var Diyorsun Ama Yok Gibi Davranıyorsun
Ey İnsanlar…!
Verilen Sözü Yerine Getirmek
Kanaatkar Olmak yada İyilik Yaparım adına Dünya malı Toplamak. Sonuç mu?
Hz Ali’nin oğlu Hz Hasan’a Nasihatleri
Hz Ali’nin Güzel Bir Vaazı
Taharetsiz Namaz Kabul Olur mu?
Secdede Ayakların Yerden Kesilmesi Namaza Zarar Verir mi?
Vakti İyi Değerlendirmek
Çocuğun Anne Baba Üzerindeki Hakkı – Diyanet
Her Nefesin Kıymetini Bilmek
Sahi Ya Ne Oldu Bize?
Namaz Belirli Vakitlerde Müminlere Farz Kılınmıştır
Namaz Dinin Direğidir
Cinsel İlişki Hakkında Bilmeniz Gereken Hususlar
Cinsel İlişkiye Girmenin Amacı ve Gayesi
Namazda Allah’tan Habersiz Olmak
Kerahat Vaktinde Neden Namaz Kılınmaz?
Vakit Namazlarının Geciktirilmesi
Namazın Vacipleri Nelerdir?
Namazlardaki Rekat Sayıları Neden Farklı?
İşçi ve İşveren için Namaz Meselesi
Sahibini Kötülükten Alıkoymayan Namaz Hakkında; Bir Ayet Bir hadis İnceleme
Sorumluluk İsteyen Bir İbadet: Namaz
Kıldığın Namaz Sende Değişikliğe Sebep Olmuyorsa O Namaza Yeniden Başla
Seferi iken Kılınamayan Namazın Kazası Nasıl Yapılır?
Kaç Yaşına Kadar ve Namaz Kılmayan Çocuğun Günahı Kimedir?
Cemaatle Namaz Kılmak
Helal Haram Duyarlılığı Hakkında Vaaz & Diyanet
Kısaca Namazı Bozan Davranışlar & Diyanet
Hangi Vakitlerde Namaz Kılınmaz ve Sebepleri
Namaz Kılarken Her Rekatta Aynı Süreyi Okumak Caiz midir?
Namaz Kılarken Aklımıza Başka Şeyler Geliyorsa
Namaz Neye Benzer?
Namazı Vaktinde Kılmanın Önemi ve Gerekliliği
Uyuma ve Unutma Sebebiyle Kaçırılan Namazın Hükmü Nedir?
Namazı Dosdoğru Kılın Ayeti ve Tefsiri
Namazı Bozan Şeyler Nelerdir?
Namaz Kılan Birisini Güldürmek Günah Mıdır?
Namazın Sünnetleri Nelerdir?
İş Yerinde Namaz Kılamıyorum. Ne Yapmalıyım?
Namazda Tadil-i Erkanın Hükmü Nedir?
Namazı Huşu İçinde Kılmak
Fe Eyne Tezhebun (Bu Gidiş Nereye?)
Namaza Hazırlık Yapmak ve Şartları
Covid-19 Sayesinde İnsanın Kendisi ile Yüzleşmesi
Namaz Kılarken Nelere Dikkat Etmeliyiz?
Namazda Şeytandan Gelen Vesvese
Namaz Kılmanın ve Cemaatin Fazileti
Gözümün Nuru, Dinin Direği Namaz
Namaz Konusunda Gevşeklik ve Tembellik Göstermenin Bazı Sonuçları
Salih Bir Amel: Namaz
Hasta Olanlar Nasıl Namaz Kılınır?

Korona Bize Ne Anlatıyor ve Neler Öğretti?

06.01.2021
0
A+
A-
Korona (Covid-19) Virüsü

Unutulmaz dönemler-den geçiyoruz: Şairler şiirini yazacak, müzisyenler bestesini; yapımcılar filmini çekecekler, sosyologlar sosyal etkilerini, psikologlar psikolojik sonuçlarını yazacak. Tüm olan bitenler karşısında sarsılan, hastalanan, sevdiğini kaybeden, binbir endişeyle tasalanan insanoğlunun yaşadıklarını en iyi din anlamlandırabilecek

Cenab-ı Hakk “…Olur ki bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz (Bakara 216.)” buyuruyor.

Size şer gözüken hayır, hayır gözüken de şer olabilir buyuruyor. Ve amenna, Allah bilir, biz bilmeyiz. Ölene kadar bir öğrenme zincirinin içinde olacağımızı, ne kadar istesek de zirvenin yalnızca O’nun zatına ait olduğunu biliyoruz. Yaşadığımız her gün, en güzel böyle anlam bulurdu.

Yaşadığım her şeyi bir mektep kabul etmem böyle mümkün olurdu. Hiçbir şey mutlak kötü değildir müminin aynasında: “Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır (İnşirah 5-6.)”

Bu ayette zorluk keli-mesi, marife olarak yani belli bir anlamda gelirken; kolaylık” kelimesi nekra yani Arap gramerine göre en az iki kolaylık ifade eden formda gelmiştir. Yani her zorluktan sonra değil; bilakis zorlukla aynı anda en az iki kolaylık vardır. En az iki kolaylık vardır, belki çok daha fazlası.

En çok izlenen videoların, uzaktan öğretim atölyeleri ve ders videoları olacağını düşünürdük

Hoşumuza gitmeyen zorluklar, hoşumuza gidecek nelere gebe olabilirler? Görmediğim bir şeyi görmem için bakış açımı değiştirmem gerekir. Yalnızca yirmi yıl önce web teknolojilerinin bu kadar ilerleyeceğini söyleseler neler hayal ederdik mesela?

En çok izlenen videoların, uzaktan öğretim atölyeleri ve ders videoları olacağını düşünürdük. Ama öyle olmadı. Bakım vide-oları izlendi; şartları zorlayan sunum fikirleri beğenildi. Daha küçük şeylere daha büyük vakitler açmayı öğrendik aslında. Anlamsız şeylere giderek daha büyük anlamlar yükledik

Bu dünyanın ilüzyonlarına kapıldık, kendi hayatımızda memnuniyetsizlikleri büyüttük. Kolayca para harcayabilenler, bu mecrada en çok ilgi çekenlerdi. Bunu fark edince büyük seyirci kitlelerinin önünde daha da kolay para harcar oldular.

Biz ise onları izlerken daha küçük şeylere daha büyük değerler addediyorduk. Evlerimize çok uzaktaki her türlü hayatın açık bırakılan kapısından gördüğümüz, tamamen dünyevi yaşamlara şahit olduğumuz için o küçük şeylerle mutlu da olamıyorduk. Neyin önemli olduğunu gördük sonra birden.

İnancımıza aykırı olmasına rağmen ekran karşısında seyrettiğimiz şeylerin çıtasını her gün biraz daha aşağı düşürüyorduk. Gün geldi, günahta ısrar edenlerin hidayetleri için dua etmemiz gerekirken onlara güler halde bulduk kendimizi.

Derken nasıl da gördük dünyanın tümüyle kapalı bir sistem olduğunu. Dünyanın bir ucundaki görünmez bir kötülüğün sanki yan odamızdaymışçasına hızla bizi bulduğunu. Birbirimize tümüyle organik bağlarla bağlı olduğumuzu. Bir kötülüğün yalnız iken yapılmasının veya yalnız bir kişi tarafından yapılmasının, o kötülüğü var etmeye ve bulaştırmaya yettiğini…

Tıpkı bir virüs gibi: Gözle görünmeyen bir virüs. Ve gözle görülebilen hiçbir ahlaksızlık, hiçbir surette komik değildi. Yine hayvanları dünyanın bir ucundan getirip yüz metrekare yere yerleştirir miyiz, “çocuklarımız görsünler” diye? Yunusları okyanuslardan alıp havuzlara sıkıştırır mıyız? Sirklere götürür müyüz çocuklarımızı mesela? Kendi canımız istiyor diye, kendi çocuğumuz hayvanları kitaplardan, ekranlardan görmesin, canlısını görsün diye kıyacak mıyız başka hayatlara?

Eğlenebilecek miyiz başkalarının acılarına rağmen? Hedonizme kapılmıştık. Ölümün bir son olduğuna inanan insanların, bu dünyadaki her anı “bir haz” ile doldurmazlarsa zararda olacaklarına inanan bir akım, bir virüs gibi dünyanın bir ucundan gelip saldırmıştı Anadolu irfanımıza. Bu akım, “sadece ben” diyerek yaşlı bakım evlerini (huzur evi değil), yetimhaneleri dolduruyordu.

“Bir kez” ve “son kez” yaşanan bir hayat için kendine her şeyin en iyisini layık görüyordu. Ayet şöyle buyuruyordu: “Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım (Zariyat 56)”

Biz de bu dünyada, kendimiz için değil, her koşulda O’na kulluk etmek için vardık. Sağlıkta şükür, hastalıkta hamt, hatada tevbe istiğfar, “an”da dua. Her şey bizi O’nunla buluşturmak için bir vesile olmalıydı aslında. Bir kahve dumanıyla uçup gidecek hazlar için değil.

Bütün hazlar durdu şimdi. Bütün giysiler pijama oldu, bütün ayakkabılar dolapta, bütün çocuklar montu olmadığı için dışarı çıkamayan çocuklarla aynı camdan izliyor dışarıyı, tüm montlar grevde. Her işini yaptıran değil yapabilen ferahlıyor. Herkes aynı ortak paydada, kendi hayatıyla yüzleşiyor. Müziği hiç kapatmadan, filmleri hiç durdurmadan, kitaplara hiç ara vermeden, telefonları hiç susturmadan kaçacak mıyız kendimizden yine? Ya da şöyle sormalıyım:

Kaçabileceğimiz bir yer kaldı mı?“ Bize de bu yüzyıl düştü.” deyip tüm suçu devirebileceğimiz bir mefhum arıyoruz. Etiyopya’daki, Sudan’daki yokluktan başka bir şeye şahit olmamış milyonlarca Müslüman için de “Onlara da bu yüzyıl düştü.”, “Bu zengin yüzyılın akıl almaz fakirliği düştü.” mü diyorduk? Ya da geçmişteki onlarca koronasız yıllarımız için “Çok şükür, bize de bu yüzyıl düştü!” diyor muyduk?

“Hakim” olan Rabbimiz bizi, bu yüzyılda yarattıysa bizim için en uygun olan odur. Çünkü O, bizim bilmediklerimizi bilir. Ağaçlarda sürgün veren taze daldaki pembe çiçeğin de özgür gezen kedilerin de umrun-da olmayan, şehri kuşlara, hayvanlara teslim eden, havamızı, suyumuzu, toprağımızı temizleyen bir virüs. Bencillik düşmanı virüs. Kendinden kaçmak için hızlıca koşan insanoğlunu yavaşlatan virüs.Pek çoğumuz evdeyiz, pek çoğumuz sağlıklıyız, çorbamız kaynıyor, teknoloji sayesinde pek yalnız sayılmayız.

Online dersler-le nerelerden buluşuyor, sosyal medya ile yalnızlığımızı gideriyoruz. Hangi hikmete binaen izin verdiğini düşünmek için ne çok vaktimiz var. Mesaj kutumuza düşen mesajları alacak mıyız?

Kaynak: Merve Şahinkaya / Diyanet Dergisi Mayıs 2020 / bkz: 56-57

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.