Kürsüden Gönüllere Vaazlar

Kul Hakkı ve Kamu Mallarını Korumak

sponsor

Değerli Müminler!

İnsan, yaratılışı gereği toplu yaşamak durumundadır. Toplum halinde yaşamanın insana sağladığı bir takım haklar ve sorumluluklar vardır. Bu haklar ve sorumluluklar yerine getirildiği oranda toplumda huzur ve mutluluk sağlanır.

Bunun için yüce Dinimiz İslam, ırk, cins ve inanç ayrımı yapmaksızın bütün insanların haklarını kutsal ve dokunulmaz kabul etmiş, bu hakların ihlaline karşı maddi ve manevi bir çok müeyyide getirmiştir.

Hak denilince, korunması, gözetilmesi gereken değerler, kul ve kamu hakları akla gelmektedir.

Nitekim yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim de, “Aranızda mallarınızı haksızlıkla yemeyin… (1)” buyrularak, hırsızlık, gasp, ölçü ve tartıda hile, emanete hıyanet gibi gayr-i meşru yollarla birilerinin mallarını yemek; iftira, alay, arkadan çekiştirme, gıybet gibi çirkin tutum ve davranışlarla başkalarının manevi şahsiyetlerine zarar vermek yasaklanmıştır.

Değerli Müminler!

İhlal edilen her kamu hakkında yetimin, yoksulun, genç-yaşlı, hemen hemen herkesin hakkı vardır. Allah’a inanan, sevgili Peygamberimizi örnek alan bir mümin, kamu veya başkalarına ait mallara zarar veremez. Onu gasp edemez. Hakkı olmayan bir şeye el uzatamaz. Çünkü onun imanı, haksız bir kazanca asla müsaade etmez. Zira mümin, elinden ve dilinden, herkesin güvende olduğu kimsedir. O, kendisine yapıldığında hoş görmeyeceği bir davranışı diğer insanlara da reva görmez. Geçimini haram yoldan değil helalinden kazanma yolunu seçer. Aç, susuz ve açıkta kalsa da tüyü bitmemiş hakkını yemekten, devlet malına el uzatmaktan kaçınır. Çünkü o, gizli ve aşikar her şeyi bilen yüce Allah’ın huzurunda bir gün hesaba çekileceğini unutmaz.

Sevgili müminler!

Peygamberimiz Kul hakkı yiyenlerle ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:

“Kişi namaz, oruç, zekat gibi ibadetlerini yerine getirmiş olarak Allah’ın huzuruna gelir. Bununla beraber öyle günahlarla gelir ki kimine sövmüş, kiminin kanını akıtmış, kiminin malını yemiş, kimine de iftira etmiş. Bu durum karşısında onun ibadetlerinden elde ettiği sevaplar kendisinden alınarak hak sahiplerine dağıtılır. Eğer ibadetleri ve iyilikleri ihlal ettiği kul haklarını ödemeye yetmezse, hak sahiplerinin günahlarından alınıp kendisinin günahlarına eklenir. Böylece sevapları bitmiş, günahları artmış, neticede iflas etmiş olarak cehenneme gönderilir”

Öyleyse hiç bir ayrıcalığın söz konusu olmadığı, haklı haksızın ortaya çıkarılacağı o hesap gününde, yüce Allah’ın huzurunda mahcup olmamak için, kul ve kamu hakları konusunda hassas olalım. Rızkımızı, helal yollardan kazanmaya devam edelim. Kul haklarının affının ancak hak sahibinden helallik almaya bağlı olduğunu da unutmayalım.

Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı / Minberden Öğütler / bkz: 163-164

(1-Bakara Süresi 188. Ayet)

sponsor
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı