Kitaplara İman Etmek

Kur’an-ı Kerim Sadece Okumak İçin mi Gönderilmiştir?

sponsor

Amel ve İbadet Olmadan Kur’an Okumak Tek Başına Yeterli midir?

Yüce Allah Kitabı’nı gönderirken geçmişte yaşanmış olaylardan bahsederek ibret almanızı yaşanan olaylar karşısında takınılması gereken tavrı ve gelecekte de insanların yoluna ışık tutacak bir uslüpta ve şekilde göndermiştir. Yani kısacası Kur’an-ı Kerim yaşanmış-yaşanan ve yaşanacak olaylar bütününü kapsamaktadır.

Kur’an-ı Kerim’i öğrenmesi de, öğretmesi de, okuması da hem okuyan için hemde öğreten için sevaptır. Nitekim bir hadis-i şeriflerinde Allah Resulü (s.a.v) ‘Sizin en hayırlınız Kur’an-ı öğreneniniz ve öğreteninizdir’ buyurmaktadır. Ancak sadece Kur’an-ı Kerim okumak ve öğrenmek yeterli midir sorusuna gelince?

Çoğu insan görüyorsunuz ki namaz kılıyor, oruç tutuyor, zekat veriyor, hacca gidiyor ve kelime-i tevhid getirmesine rağmen -Allah kabul etsin- her türlü kötülüğü yada günahı işlemekten geri durmuyor. Namaz kılıyor sevap kazanıyor ama diğer yandan gıybet ettiği için kazandığı sevabı kaybedip bu seferde günaha giriyor. Hacca gidiyor ama Hacc’dan dönüşte insanların hakkına tecavüz etmekten, kul hakkını yemekten geri kalmıyor? Bu durumda sorulması gereken soru şudur?

Tüm bu ibadetleri yapmasına rağmen neden yasaklanan bu günahları işliyor.

Kur’an-ı Kerim okuyor ama okuduğu Kur’an neden okuyanın hayatına tesir etmiyor? Kur’an-ı Kerim gerçekten sadece okumak için mi indirildi yoksa amel etmek için mi indirildi?

Tüm bu soruların cevabını yine Resulüllah (s.a.v)’in şu hadis-i şeriflerinde görmekteyiz;

Bir gün Resulüllah (s.a.v) yanında bulunanlara:

İlim toplantısında bulunmak bin rekat namaz kılmaktan, bin hastayı ziyaret etmekten ve bin cenazeyle yürümekten daha değerlidir deyince yanında bulunanlar Ey Allah’ın elçisi Kur’an okumaktan da hayırlı mıdır diye sorunca Rahmet Peygamberi Resulüllah (s.a.v) akıllara ibret verecek ve düşünürseniz eğer ders çıkarabileceğiniz şu cevabı verdi:

Kur’an ilimle fayda verir. İlim olmadan Kur’an fayda vermez cevabını verdi.

İşte şuanda tüm yaşananların ve yukarıda bahsettiğimiz kötü davranışların sebebi ilmin eksikliği ve noksan oluşundan dolayıdır. Yoksa sırf Kur’an okumakla kurtuluyorum demek yada kurtulurum ümidi beslemek şeytanın aldatmacasından başka bir şey değildir.

Onunla amel etmediğiniz sürece günde on defada hatmetseniz bunun bir faydası olur mu orası Allah’ın ilmi dahilinde olan bir bilgidir ama gelen rivayetlerde böyle yapan birisinin akıbetinden korkulacağı şeklindedir.

Çünkü Resulüllah (s.a.v)’den rivayet edilen bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:

“Okuduğu Kur’an nefes borusunu geçmediği halde, Kur’an okuduk. Bizden çok okuyan, bizden daha çok bilen var mı? diyen bir kavim gelecek. Resulüllah (s.a.v) ashabına dönerek: Ey ümmetim! Onlar sizin içinizden çıkacak. Onlar cehennemin yakıtı olacaklardır” buyurmuştur. Buda gösteriyor ki 

Kur’an’la amel etmediğin sürece ne kadar okursan oku bunun faydasını görmen zor olacaktır.

Oysa Kur’an insanları cehaletin karanlıklarından, çıkmaz sokakların köşelerinden alıp, aydınlığa çıkarmak, kurtuluşa ulaşmalarını sağlamak maksadıyla indirilmiş bir rehber bir hayat kitabıdır. Böyle olmasına rağmen ve yukarıda da amel edilmek üzere indirilmiş olduğunu açıklamış olmamıza rağmen;”

Alimlerden biri der ki:

Bazı kimseler Kur’an-ı okur ve hiç farkında olmadan kendi kendilerine lanet ederler. Şöyle ki: Zalim bir kimse ‘İyi biliniz ki Allah’ın laneti zalimlerin üzerinedir’ ayetini okumakla, yalancı da ‘Allah’ın laneti yalancıların üzerinedir’ ayetini okumakla kendilerine lanet okumuş olurlar (1)”

Nitekim bu konuda da aynı şekilde “İbn Mesud diyor ki: Kur’an-ı Kerim, hükümlerine uyulmak için inmiş iken, onlar yalnız okumayı amel olarak kabul ettmişlerdir. Bazı kimseler Fatiha’dan başlayarak hiç yanılmamak şartı ile Kur’an-ı sonuna kadar okudukları halde hükmüne uymazlar (2)”

Sadece okumak değilde okurken de aynı şekilde ayetlerin manasını düşünmeniz, idrak etmeniz, tefekkür etmeniz gerekiyor. Ancak bununda ilim olmadan başarılması mümkün değildir. Çünkü Kur’an-ı Kerim’i sırf kendi görüşüne göre; hiçbir bilgiye ve kaynağa dayanmaksızın tefsir etmen sevaptan çok günaha girmene vesile olacaktır. Nitekim bu konuda İbn Abbas (r.a); Kur’an-ı kendine göre yorumlayan cehennemdeki yerine hazırlansın buyurmaktadır.

Bölümü kapatırken İmam Gazali’nin İhya’sında yer alan şu kesiti sizlerle paylaşmak istiyorum;

“Tevrat da şöyle bir ifadenin geçtiği belirtilmiştir:

Ey kulum, benden utanmuıyor musun? Yolda giderken dostlarından bir mektup alsan, hemen kenara çekilir, inceden inceye okur ve ne demek istediğini anlamaya çalışırsın. Bir kelimesini atlamadan ondan vazgeçmezsin.

Halbuki ben sana bir kitap gönderdim. Orada enine boyuna düşünüp, gereği gibi hareket edesin diye tekrar ettim bir çok emirlerim var. Sen onlara aldırmaz, yüz çevirirsin. Yoksa senin yanında arkadaşın kadar da mı değerim yok?

Ey kulum, bazı dostların ile sohbet ettiğin zaman onları can kulağı ile dinler, onlara yönelir ve iyice yanlarına sokulursun. Hatta birisi gürültü yapsa, ona kızarsın. Ben sana yönelip seninle konuştuğum halde, sen bana gönlünü vermiyorsun. Yoksa senin yanında ben, o arkadaşlarından daha mı değersizim (3)”

İşte Kur’an-ı Kerimi bu sonda aksettiğim yazıya göre okuyup, düşünün yada düşünelim.

Allah’ın selamı hak edenlerin üzerine olsun…

Kaynak: İsmail Ekinci

(1-İmam Gazali / el-İhya / C:1 / bkz: 760) (2-İmam Gazali / el-İhya / C:1 / bkz: 760) (3-İmam Gazali / el-İhya / C:1 / bkz: 760)

sponsor
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı