Kitaplara İman Etmek

Kur’an-ı Kerim’in Meydan Okuyan Ayetleri

sponsor

Bu başlıkla kastedilen, Kur’an’ın kendi gerçeklerini kanıtlamak için insanlara bir benzerini ortaya koyamayacaklarına dair, meydan okuyan ayetleridir.

Çeşitli üsluplarla inen bu ayetlerde, Kur’an’ın hepsi henüz inmediği halde, insanlardan bazen Kur’an’ın bir benzerini, bazen on surenin, bazen de bir surenin, bazen de bir surenin benzerini getirmeleri istenir.

İ’caz ayetlerinin ilki, İsra suresinde olup Mekke’de inmiştir. Müşriklerin, Peygamberimizi kendileri gibi beşer olarak görüp onu inkar etmeleri üzerine nazil olmuştur. İnen ayetlerle Peygamberimizin beşer olduğu vurgulanmış ve Kur’an mucizesiyle kafirlere açıkça meydan okunmuştur.

“De ki: Andolsun, bu Ku’an’ın bir benzerini ortaya koymak üzere insanlar ve cinler bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, onun benzerini asla ortaya getiremezler… De ki: Rabbimi tenzih ederim. Ben sadece beşer bir elçiyim (1)”

İsra suresinde Kur’an ismi zikredilerek süre tahdidi yapılmaksızın genel manada meydan okunurken, Yunus suresinde sadece bir surenin benzerini getirin diye Kur’an meydan okumaktadır.

“Yoksa, onu (Muhammed) uydurdu mu diyorlar? De ki: Eğer sizler doğru iseniz, Allah’tan başka,gücünüzün yettiklerini çağırın da onun benzeri bir sure getirin (2)”

Meşhur olan görüşe göre Yunus suresi 40, 94 ve 95.ayetleri müstesna olmak üzere Mekke’de, İsra suresinden hemen sonra inmiştir.

Kur’an’ın i’cazı karşısında şaşkınlıklarını gizleyemeyen müşrikler, Hz. Muhammed’i karalamak için, onun Kur’an’ı uydurduğu iddiasında bulunmuşlardır. Bunun üzerine Hud suresinin aşağıdaki ayetleri nazil olmuştur:

“Yoksa, onu (Kur’an’ı) kendisi uydurdu mu diyorlar? De ki: Eğer doğru iseniz, Allah’tan başka çağırabildiklerinizi (yardıma) çağırın da, siz de onun gibi uydurulmuş on sure getirin. Eğer onlar size cevap veremiyorlarsa, bilin ki, o ancak Allah’ın ilmiyle indirilmiştir ve ondan başka ilah yoktur. Artık Müslüman olur musunuz? (3)”

Bu meydan okumanın, Arapçayı en güzel şekliyle kullananlara yöneltilmesi dikkat çekicidir. Ancak onlar, Kur’an gibisini getirmekten aciz kalmışlardır. Tur sursindeki şu ayeti kerimeler de onların içinde bulundukları inkarcı tutumu ortaya koyup onlara meydan okumuştur:

“Yoksa onlar: (O) bir şairdir; onun zamanın felaketlerine uğramasını bekliyoruz mu diyorlar? De ki: Bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim. Onlara akılları mı bunu emreder, yoksa onlar azgın bir topluluk mudur? Yakut “onu kendisi uydurdu mu!” diyorlar? Hayır onlar iman etmezler. Eğer doğru iseler onun benzeri bir söz getirsinler (4)”

Medine döneminin hemen başlarında Kur’an’a şüpheyle bakanlar için şu ayetler nazil olmuş ve meydan okuyan ayetler konusuna son nokta konmuştur:

“Eğer kulumuza indirdiklerimizden herhangi bir şüpheye düşüyorsanız, haydi onun benzeri bir sure getirin, eğer iddianızda doğru iseniz, Allah’tan gayrı şahitlerinizi (yardımcılarınızı) da çağırın. Bunu yapamazsanız -ki elbette yapamayacaksınız- yakıtı, insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden sakının. Çünkü o ateş kafirler için hazırlanmıştır.”28

İşte Kur’an, mucizeliğini bu şekilde kabul ettirmiştir. es-Suyutı’nin tespitine göre sadece Mekke döneminde seksenden fazla sure inmesine rağmen, Araplar o sürelerden bir tanesine bile benzer bir sure getirememişlerdir. Kur’an’a karşı koymaktan aciz kalmışlardır.

(1- İsra 88-93) (2- Yunus suresi 38) (3- Hud suresi 13-14) (4- Tur suresi 30-34) (5- Bakara 23-24)

Kaynak: Diyanet İlmi Dergisi / 2007 / Sayı: 2 / bkz: 60-61

sponsor
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı