Namaz Gusül Kur'an Allah Tövbe Vesvese
DOLAR
8,6580
EURO
10,1795
ALTIN
488,66
BIST
1.419
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa
Parçalı Bulutlu
29°C
Bursa
29°C
Parçalı Bulutlu
Pazartesi Parçalı Bulutlu
35°C
Salı Gök Gürültülü
28°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
28°C
Perşembe Sağanak Yağışlı
19°C
SON DAKİKA

Kur’an-ı Kerim’in Mucizeliği Meselesi

11.07.2020
0
A+
A-

Mucize, benzeri yapılamayan ve kendisiyle meydan okunan olağanüstü bir hadisedir. Kur’an mucizesi de, Kur’an’ın benzerini ortaya koymaları konusunda beşeriyete meydan okuması karşısında insanların çaresiz kalmalarıdır.

Kur’an, birçok ayette Kur’an’ın bir benzerini veya bir surenin benzerini meydana getirmeleri konusunda Araplara meydan okumuştur. Kur’an’ın Allah kelamı olduğunu kabullenmek istemeyen ve karşı koymayı yeltenenler, dil hususunda uzman oldukları halde, Kur’an’ın bu çağrısı karşısında çaresiz kalmışlar, onun bir benzerini meydana getirememişlerdir. Bu, Kur’an’ın, sıradan bir kitap olmadığını ve Allah’ın bir mucizesi olduğunu ortaya koymaktadır.

Mucizeliği, müstakil her ayette değil de Kur’an veya sure bütünlüğü içerisinde aramanın daha doğru olduğu kanaatindeyiz.

[ads1]

Kur’an’ın i’caz yönleri ile ilgili pek çok görüş ortaya atılmıştır. Bazı ilim adamları Kur’an i’cazının, Kur’an’ın dil ve nazmında olduğu kanaatine varmışlar, bazıları ise i’cazın, Kur’an’ın anlam ve içeriğinde olduğunu savunmuşlardır. Aslına bakılırsa Kur’an mucizesinde bütün bu yönlerin bulunduğunu söylemek mümkündür.

İman Kurtubi, mucizenin tanımını yaptıktan sonra; “mucizenin beş şartı vardır, bunlardan biri gerçekleşmezse mucize olmaz” der ve bu şartları şöyle sıralar:

1-► Onu yapmaya sadece Allah (cc)’ın gücünün yetiyor olması,

2-► Harikulade (olağan dışı) olması,

3-► Peygamber olduğunu söyleyenin, onu nübüvvetine delil olarak getirmesi,

4-► Meydan okuyanın, isteğine uygun olarak ortaya çıkması,

5-► O mucizenin benzerini, karşı koymak maksadıyla, başka bir kimsenin getirilmesi.

es-Sabüni de mucizenin gerçekleşebilmesi için şu üç şartın olması gerektiğini söyler:

[ads2]

a-) Meydan okuma,

b-) Meydan okumaya karşı çıkmak için lazım olan aracın bulunması,

c-) Karşı çıkmaya bir engelin bulunmaması.

Çalışmamız esnasında çokça kullanılan “İ’cazu’l- Kur’an” terimi, mana olarak şöyle açıklanabilir: “Kur’an’ın, benzerini ortaya koymaları için beşeriyete meydan okuması karşısında, insanların bundan çaresiz kalmalarıdır” Ancak burada asıl insanların acziyetini ispat etmek değildir. Bilakis, hedef bu kitabın hak olduğunun ve gönderilen peygamberin doğru söylediğinin ispatıdır. Nitekim Paygamberlere gönderilen tüm mucizelerden de maksat budur. Yoksa sadece aciz bırakmış olmak için insanları müşkil duruma düşürmek değildir.

O halde mucizeler, Yüce Allah’ın peygamberlere, insanların inanması için göndermiş olduğu bir takım delillerdir. Allah(cc), mucize ile şunu murat etmektedir: “Resulümün benden getirdiğinin doğrulayın. Size tebliğ etsin diye onu ben gönderdim. Onun doğru söylediğinin delili; onun vasıtasıyla sizden hiçbirinin gücünün yetmediği harikulade hadiselerin gerçekleşmesidir. İşte i’cazın manası budur.”

Şunu belirtmeliyiz ki, Kur’an’ın benzerini getirmeleri için insanlara meydan okuması, her yönüyle Kur’an’a denk bir kitap istemesi değildir. Maksat; üslubu ve ifade tarzı nasıl olursa olsun, belagat ve beyanca hakikati, etkili bir tarzda ifade etmek bakımından Kur’an’ın seviyesinde bir kelam getirmeleridir. Zaten edipler ve şairler arasındaki mukasyese de bu şekilde olmuş ve olmaktadır.

[ads3]

Genel anlamda mucizeyi iki kısma ayırmak mümkündür.

a- Hissi mucize: Bu gibi mucizeler, duyu organlarımızla hissedilir olup, bunlarla beşeri güçlere meydan okunur. Peygamberimizden önceki mucizelerin çoğu bu kalbildendir. Yani duyu organları ile hissedilir, gözle görülür somut hadiselerdir. Dolayısıyla bu mucizeler keyfiyetleri açısından ihtilafa konu olmamış sayılırlar.

b- Aklı mucize: Bu mucize akla hitap eder. Böyle olunca her insan idrak ettiği kadarıyla onu algılar. Bunun doğal sonucu olarak insanlar aklı mucizede daha fazla ihtilafa düşerler. Çünkü insanların anlayış kapasiteleri farklılık arz etmektedir.

Kur’an mucizesi aklı olup, geçmiş peygamberlerin göstermiş olduğu mucizeler gibi gözle görülür olmadığından farklı yönlerden algılanmıştır. Kur’an, insanların o günkü artlarda bilip kullandıkları bir takım kelimeler ibarelerden müteşekkildir. Durum böyle olunca, gözle görülen mucizelerin yapmış olduğu etkiyi hemen yapması, ondan beklenemezdi. Ancak, Arapalar’ın daha önce kullanmış oldukları harf ve kelimeleri, Kur’an alıp da ondan ayetler türetip onu; hükümler, karşı konmaz mucizelere dönüşmüştür.

Kaynak: Diyanet İlmi Dergisi / 2007 / Sayı: 2 / bkz: 55-59

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: