Arkadaşlık / Dostluk

Kur’an ve Sünnette Dinimiz İslam’a göre Din Kardeşliği

sponsor

Müslümanların kardeşler olduğunu ilan ederek aralarının ıslahını emreden ayet-i kerime ile ilgili şu hususlara dikkat çekmek isteriz:

“Müslümanlar arasında selamı sabahı kesmeyi, küsmeyi, konuşmamayı gerektiren küçük veya büyük olaylar olabilir. Bunu bir anlamda normal karşılamak gerekir. Ancak normal olmayan, Müslümanların bu tür olaylar sebebiyle birbirleriyle alakayı uzun süre kesmeleridir.

Madem ki Müslümanlar din kardeşidir, o halde uzun süre birbirlerinden kopuk kalamazlar, kalmamalıdırlar. Gerek fert olarak gerekse toplum olarak Müslümanlar arasındaki küskünlüklerin, kırgınlıkların ve düşmanlıkların ortadan kaldırılması, aralarının bulunması öteki Müslümanların görevidir. Kardeşlik bunu gerektirir.

Kardeşler toplumunda, kardeşliğin devamından kardeşlerin tamamı sorumludur Bununla birlikte müminlere “Günah işlemek ve düşmanlık yapmakta yardımlaşmayın!” (Maide süresi, 5/2)” ikazında bulunulmuştur. Buradan anlaşılacağı üzere insanoğlunun kardeşine yardım etme duygusu ve eğilimi fıtridir, onun mayasında böyle bir duygu vardır. Ancak yardımlaşma da bir sınıra tabidir. İşte bu ayet-i kerime o sınırı belirlemektedir. Hemen bir önceki cümlesinde, “iyilik ve takvada birbirinize yardım ediniz!” buyrulurken, ardından Günah işleme ve düşmanlık yapmakta yardımlaşmayın!”buyrulmak suretiyle, kardeşler arasındaki yardımlaşma ilkesinin, günah ve düşmanlık konularında geçerli olmadığı bildirilmektedir ki, bu ikaz da”elinden ve dilinden insanların emin olduğu Müslüman” portresinin muhafazası fevkalade mühimdir.

Neticede bu ayet-i kerime, Sevgili Peygamberimiz (s.a.v)’in bir hadisini akla getirmektedir:

Efendimiz (s.a.v); “zalim de olsa mazlum da olsa kardeşine yardim et!” buyurmuşlardır.

Bunun üzerine sahâbiler sormuşlar: “Mazluma yardimi anladık, Ey Allah’ın Rasulu! Zalime nasıl yardım ederiz?” Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v) Onuda zulmünden vazgeçirirsiniz” buyurmuşlardır.

Buradan anlaşılmaktadır ki, günah işlemek ve düşmanlık yapmakta yardımlaşmamak, bu gibi konularda kardeşleri desteksiz bırakmak aslında iyilikte yardımlaşma demektir. Bu da Müslümanların her olayda müminler Müslümanca yardımlaşmakla yükümlü oldukları anlamına gelmektedir”

Gerçek şu ki, bütün müminler sırf kardeştirler. Zira hepsi ebedi hayatta kurtuluşa sebep olan iman esasında birleşirler; din kardeşleridirler. Onun için din kardeşlerinin arasını düzeltmek durumundadurlar.

Gerek iki fert, gerek iki mümin cemaati bozuştuklarında hemen aralarını bulup barıştırmakla mükelleftirler.Din de kardeşliğin icabı budur.

Bunu bize tembih ederken Yüce Rabbimiz buyuruyor ki;

“Allah’tan korkun’.Çünkü müminlerin aralarını ıslah ederek kardeşliği tesis etmek cümlesindendir. Bu demektir ki; Fertler ve mümin cemiyeter olarak bozuşmaktan korunun. Muminlerin kendi aralarında sulh-u salah bulunmazsa, uhuvvetleri kuvvetli olmazsa, kafirlere topyekün mücahede edemezler

Allah’ın azabından korunamazlar. Onun için müminler olarak Allah’tan korkun da kardeşlerinizle bozuşmayın şayet bozuşursanız da barışmaktan ve bariştirmaktan kaçınmayınız.

Her işinizde takva yolunu tutunuz’ Şu halde müminler arasında insanlık icabı bir münazaa zuhur eder veya bir mücadele olursa onu güzellikle nasihat ederek izale etmeye çalışınız. Çünkü din kardeşliği bunun böyle olmasını icap ettirir Ayet-i kerimedeki “Allah’tan korkunuz” ifadesinin manası şudur:

İfasıyla ve terkiyle mükellef bulunduğunuz şeyler hususunda kalpleriniz Allah korkusundan hali bulunmasın. Daima takva üzere hareket ediniz ki, ilahi rahmete nail olasınız. Din kardeşlerinize şefkat ve merhametle muamele etmeniz sayesinde sizler de atifet-i sübhaniyeye liyakat kesb etmiş olasınız

Ruhu’l-Beyan’da belirtildiği üzere ayet-i kerimedeki Allah’tan korkunuz” cümlesinin manası şudur; huzurunda, gıyabında, hayatında ve mematında ihvanınızla olan ahdinize vefa etmede ve onların hukukunu muhafaza etmede Allah’tan korkunuz ki, merhamet olunasınız.

Bil ki; din kardeşliği nesep kardeşliğinden önce gelir

Nitekim İslam kardeşliği bağı olmadıkça nesep kardeşliğinin kıymet-i harbiyesi olmaz. Görmez misin ki, bir mümin vefat ettiğinde onun varisleri müminlerdir; kafir olan kardeşi ona varis olamaz. Keza bir kafir vefat ettiğinde mümin olan nesep kardeşi ona mirasçı olamaz

Din kardeşliği hukuku şunları gerektirir

Nefsin için arzu ettiğini kardeşin için de istemek. Onun sevinciyle sevinmek. Kederiyle kederlenmek. Zalim de olsa, mazlum da olsa kardeşini yardımsız bırakmamak. Zalime yardım etmek ise onun zulmüne mani olmaktır.

Nitekim hadîs-i şerifte; “Müslüman Müslümanın kardeşidir; ona zulmetmez, yardımsız bırakmaz” buyrulmaktadır. Başka bir hadis-i şerifte ise; “Kim mümin kardeşinin ihtiyacını görürse, Allah’da onun ihtiyacını görür. Kıyamet günü sıkıntılarından bir sıkıntıyı giderir. Kim mümin kardeşinin bir ayıbını örterse Allah da onun kıyamet günü ayıplarından bir ayıbını örter” müjdesi verilmiştir.

Görüldüğü üzere konumuzu teşkil eden ayetler arzu ve heyecanların etkisi ile müminler topluluğunu düşmanlıklardan, dağılmaktan koruyan hukuki ve uygulamaya dönük umumi bir kaideyi vaaz etmiş olmaktadır. Öyle ki bu kaide fasıkların haberini tahkik etmeyi emreden ve bir şeyin aslını araştırmadan heyecan ve taassuba kapılarak ileri atılmamayı buyuran ayetten sonra gelmektedir

Açıklamakta olduğumuz ayet-i kerime ister belirli bir olay üzerin inmiş olsun isterse bu olayın benzeri durumları ortadan kaldırmak için hukuki esasları getirmek üzere inmiş olsun, İslam toplumunu dağılıp parçalanmaktan korumak için sağlam bir kaideyi vaaz etmiş olmaktadır. Bunun neticesinde adaletin tesisi ile huzurun yerleştirilmesine zemin teşkil etmektedir. Hepsinden önemlisi de gönülleri takva duygusuna arz etmeye ve bu vesileyle Allah’ın rahmetini ümit etmeye zemin teşkil etmektedir.

Şu halde, kardeşliğin gereği olarak Müslüman toplumda asıl olan kural sevginin, barışın, yardımlaşmanın ve birliğin olmasıdır. Anlaşmazlık ve çatışmanın ise ortaya çıkar çıkmaz asıl kurala döndürülmesi gereken istisnai bir durum olmasıdır. Ve yine Müslüman toplumda asıl olan, yukarıdaki temel kuralın topluma yerleştirilmesi uğruna öteki müminlerin haddi aşan kardeşlerini aynı safa döndürmek için kardeşlerini aynı safa döndürmek için kardeşleri olan haddi aşanlara karşı güç kullanmalarının meşru olmasıdır.

Yine bu kaidenin gereği olarak, bu ara bulma savaşında yaralananlar hemencecik öldürülmezler Hiçbir esir öldürülmez, savaşı bırakıp silahını atarak geri kaçanlar kovalanmazlar. Haddi aşanların malları ganimet olarak alınmaz. Çünkü onlarla savaşmaktan gaye, onları öldürmek değildir. Aksine kendilerini Müslümanlar’ın safına çekmek ve İslam kardeşliği sancağının altına getirmektir.”

Rabbim, cümlemize İslam kardeşliğinin ihyası ve yaşatılmasına katkı vermeyi nasip eylesin. Dünyanın neresinde olursa olsun din kardeşlerimizin dertlerine ortak olma şuurunu cümlemize ihsan eylesin. Amin

Kaynak: Cafer Durmuş / Ey İman Edenler / bkz: 39-43

Aşağıdaki konular ilginizi çekebilir. Bakmak ister misiniz?

sponsor
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı