Kitaplara İman Etmek

Kur’an

sponsor

Kur’an Mucizesi

Mucize, benzeri yapılamayan ve kendisiyle meydan okunan olağan üstü bir hadisedir. Dolayısıyla Kur’an mucizesi de, Kur’an’ın benzerini ortaya koymaları için beşeriyete meydan okuması karşısında insanların çaresiz kalmalarıdır.

Bir hadisenin mucize sayılabilmesi için temel şartlardan biri “meydan okumanın” mevcudiyetidir. O halde siret kitaplarında mucize olarak addedilip Peygamberimize izafe edilen olağandışı hadiseler, Yüce Allah’ın Peygamberimize ikram ve ihsanı olarak görülebilirler. Bu gibi hadiseler, insanlara meydan okuyan Kur’an mucizesinden farklı olarak değerlendirilmelidir.

Kur’an-ı Kerim, birçok ayeti kerime ile benzerini meydana getirmeleri için Araplara meydan okumuş ve onların acziyetlerine binaen mucizeliğini kabul ettirmiştir.

Biz de nucizeliği, her ayette değil de Kur’an veya süre bütünlüğünde aramanın doğru olacağı kanaatini taşıyoruz. Ayetlerin belagat, içerik ve üslup açısından eşit olmaması, ayrıca bazı ayetlerde beşer sözünün hikaye edilmesi de, Kur’an mucizeliğinin süre bütünlüğü içinde aranması gerektiği kanaatini desteklemektedir.

Kur’an’ın i’caz yönleri ile ilgili birçok görüş ileri sürülmüştür. Bunlar arasında “Allah’ın Kur’an’a karşı koyma gücünü veya Kur’an’a karşı koyma isteğini insanlardan alması” olarak bilinen “Sarfa” görüşünün yanlış olduğu aşikardır. Çünkü Kur’an, nazil olduktan sonra Araplarda hafıza kaybı olduğunu kimse söylememiştir. Ayrıca o günden bu güne Kur’an’a karşı koyma girişimleri de bu isteğin insanlardan alınmadığını gösterir. Fakat “Allah’ın insanoğlunu fıtraten bu yetenekten sarfettiğini” söylemek mümkündür. Yani Yüce Allah, insanı, Kur’an gibisini meydana getirecek kapasite de yaratmamıştır. Onlara meydan okumak suretiyle, bu yüce kitabın ancak kendisine ait olabileceğini vurgulamıştır.

Kur’an mucizesi konusunda görüş ileri süren ilim adamlarının çoğu, herkesi derinden etkileyen kur’an i’cazının, Kur’an’ın dil ve nazmında olduğu kanaatine varmışlardır. Bazıları i’cazın, onun anlam ve içeriğinde olduğunu savunmuşlardır. Aslına bakılırsa, Kur’an mucizesinde bütün bu yönlerin bulunduğunu söylemek mümkündür.

Kur’an’ın i’caz yönleri olarak ileri sürülen görüşler arasında ilmi çerçevede sunulan görüşler yanında, duygasallıktan öteye geçmeyen bir takım yaklaşımların da olduğu görülmektedir. Bazı kimselerin Kur’an’daki tabiatla ilgili ayetlerden hareketle, ilgili veya ilgisiz bütün ilimlerin aslının Kur’an’da olduğu düşüncesini ısrarla sürdürdüklerini müşahede ediyoruz. Bu kimseler gerektiğinde Kur’an’ı, fizik, kimya, biyoloji, tarih veya astronomi kitabı olarak görürler. Bazen de onun bu ve benzeri ilimlerin ana kaynağı olduğunu söylemekle yetinirler. İyi düşünüldüğünde bu çabaların, İslam’ı sağlıklı anlamanın yolunu tıkadığı görülecektir.

Kaynak: Diyanet İlmi Dergisi / 2007 / Sayı: 2 / bkz: 73-74

sponsor
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı