Namaz Gusül Kur'an Allah Tövbe Vesvese
DOLAR
8,0837
EURO
9,6757
ALTIN
453,52
BIST
1.399
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa
Sağanak Yağışlı
22°C
Bursa
22°C
Sağanak Yağışlı
Perşembe Sağanak Yağışlı
20°C
Cuma Sağanak Yağışlı
18°C
Cumartesi Sağanak Yağışlı
23°C
Pazar Çok Bulutlu
23°C
SON DAKİKA
Farz ve Nafile İbadetlerin Önemi
Ben Sana Emretmişken Seni Secde Etmekten Alıkoyan Nedir?
Ezan-ı Muhammediye
Allah Var Diyorsun Ondan Sonra Yok Gibi Davranıyorsun
Hiç Ölmeyecekmiş Gibi Yaşıyorsunuz
Oğlum! Nasihat İstiyordun Al Sana Nasihat
Yetiş Ey Allah’ın Resulü Yıkılıyoruz
Allah Var Diyorsun Ama Yok Gibi Davranıyorsun
Ey İnsanlar…!
Verilen Sözü Yerine Getirmek
Kanaatkar Olmak yada İyilik Yaparım adına Dünya malı Toplamak. Sonuç mu?
Hz Ali’nin oğlu Hz Hasan’a Nasihatleri
Hz Ali’nin Güzel Bir Vaazı
Taharetsiz Namaz Kabul Olur mu?
Secdede Ayakların Yerden Kesilmesi Namaza Zarar Verir mi?
Vakti İyi Değerlendirmek
Çocuğun Anne Baba Üzerindeki Hakkı – Diyanet
Her Nefesin Kıymetini Bilmek
Sahi Ya Ne Oldu Bize?
Namaz Belirli Vakitlerde Müminlere Farz Kılınmıştır
Namaz Dinin Direğidir
Cinsel İlişki Hakkında Bilmeniz Gereken Hususlar
Cinsel İlişkiye Girmenin Amacı ve Gayesi
Namazda Allah’tan Habersiz Olmak
Kerahat Vaktinde Neden Namaz Kılınmaz?
Vakit Namazlarının Geciktirilmesi
Namazın Vacipleri Nelerdir?
Namazlardaki Rekat Sayıları Neden Farklı?
İşçi ve İşveren için Namaz Meselesi
Sahibini Kötülükten Alıkoymayan Namaz Hakkında; Bir Ayet Bir hadis İnceleme
Sorumluluk İsteyen Bir İbadet: Namaz
Kıldığın Namaz Sende Değişikliğe Sebep Olmuyorsa O Namaza Yeniden Başla
Seferi iken Kılınamayan Namazın Kazası Nasıl Yapılır?
Kaç Yaşına Kadar ve Namaz Kılmayan Çocuğun Günahı Kimedir?
Cemaatle Namaz Kılmak
Helal Haram Duyarlılığı Hakkında Vaaz & Diyanet
Kısaca Namazı Bozan Davranışlar & Diyanet
Hangi Vakitlerde Namaz Kılınmaz ve Sebepleri
Namaz Kılarken Her Rekatta Aynı Süreyi Okumak Caiz midir?
Namaz Kılarken Aklımıza Başka Şeyler Geliyorsa
Namaz Neye Benzer?
Namazı Vaktinde Kılmanın Önemi ve Gerekliliği
Uyuma ve Unutma Sebebiyle Kaçırılan Namazın Hükmü Nedir?
Namazı Dosdoğru Kılın Ayeti ve Tefsiri
Namazı Bozan Şeyler Nelerdir?
Namaz Kılan Birisini Güldürmek Günah Mıdır?
Namazın Sünnetleri Nelerdir?
İş Yerinde Namaz Kılamıyorum. Ne Yapmalıyım?
Namazda Tadil-i Erkanın Hükmü Nedir?
Namazı Huşu İçinde Kılmak
Fe Eyne Tezhebun (Bu Gidiş Nereye?)
Namaza Hazırlık Yapmak ve Şartları
Covid-19 Sayesinde İnsanın Kendisi ile Yüzleşmesi
Namaz Kılarken Nelere Dikkat Etmeliyiz?
Namazda Şeytandan Gelen Vesvese
Namaz Kılmanın ve Cemaatin Fazileti
Gözümün Nuru, Dinin Direği Namaz
Namaz Konusunda Gevşeklik ve Tembellik Göstermenin Bazı Sonuçları
Salih Bir Amel: Namaz
Hasta Olanlar Nasıl Namaz Kılınır?

Kur’an’ın Sosyal Bütünleşme Argümanlarına Genel Bir Bakış

09.12.2020
0
A+
A-

Tevhit: İslam dinin tebliğinden itibaren hızlı bir yayılma göstermesi, bir sıkıntıyı da beraberinde getirmekte idi. O da; İslam’a giren milletlerin çok çeşitli kültürel sistemlerden geliyor olmalarıydı. İşte sorun bu çok çeşitli kültür birikimlerini bir sistem içinde tutma, yeni dinin akideleriyle uyuşmayan kültürlerinin bir kısmını değiştirip yerine yenisini ikame etme ve sosyal bütünleşmeyi bozucu bütün farklılıkları bir potada eritip ortak ülkü, ideal etrafında toplama işidir.


İşte İslam, Kur’an’da ve Rasulullah (s.a.v)’in sünnetinde toplumsal ilişkilerin, insan ruhunun derinliklerine ve insanın kainata bakışına uzanan köklerini sağlam bir tabana oturtmayı sağlayacak genel kurallar koymuştur. Söz konusu sorunu aşmada çözümün en büyük yanını tevhit akidesi oluşturmuştur. Bunu Mekke dönemi İslam peygamberinin yaşamından ve Mekki ayetlerden anlamak çok kolaydır.

Aynı zamanda ayrıntıları da içeren bu kurallardan, bizi ilgilendiren nokta, insanın tek yaratıcı karşısında ve eşit olarak, başka hiçbir güç tanımadan tek tanrı inancı paylaşan insanlar arasında sosyal bütünleşmeyi sağlamada dinin daha stratejik bir rol oynadığı rahatlıkla söylenebilir.

Öte taraftan insanın dünyadaki yeri ve tabiatta oynaması gereken role ilişkin serdedilen düşüncelerde, toplumların ‘tevhit’i zedeleyecek gevşeklik gösterdikleri durumlarda Kur’an’ın bize sunduğu ilişkiler ağını da dikkate almak, İslam toplumunun dirliği açısından hayati öneme haiz olduğu söylenebilir.

Hemen hatırlatılması gerekir ki Kur’an, tevhit akidesinin tüm peygamberlerin tebliğlerin esasını teşkil ettiğini de zikreder. Ve hatta öyle ki bu akideye bütün inananları ve ehli kitabı da dahil ederek çağrıda bulunur.(1) Bu da Kur’an’ın bu meseleye karşı ciddiyetini, bütünleşmenin ve birleşmenin hangi temel esas üzere olacağını bizlere göstermesi açısından önemlidir.

Tek Bir Ata ve Tek Bir Nefis Hatırlatması: Kur’an an, insanları tevhit inancı etrafında birleşmeye çağırırken, bu davetini belli bir millete, sosyal çevreye veya gruba yapmamakta, hitabını bütün insanlığa yönelterek ona evrensel bir özellik vermektedir.(2) Bu husus Kur’an’ı Kerim’in mana etrafında mükemmel sosyal bütünleşmeyi gerçekleştirmede en önemli özelliklerden biridir. Kur’an, bu daveti evrensel olarak takdim eder ve sık sık ‘Ey insanlar’ gibi hitap tarzlarına yer verir. Kur’an bize aynı atadan olduğumuzu ve bir tek nefisten yaratıldığımızı hatırlatarak aynı köke mensubiyet duygusunu bütünleşme aracı olarak zikreder.

Din Kardeşliği: Kur’an-ı Kerim “Müminler sadece kardeştirler” buyurarak bunu açıkça beyan ediyor ve böylece inananları sevgi ve kardeşlik bağı altında tek vücut olmaya çağırıyor.(3) Müminlerin oluşturduğu kardeşlik birliği içerisinde her çeşit sosyal farklılıklar kaynaşarak artar. Nihayet İslam ideal ümmeti olan “orta ümmet” toplumsal hayatta gerçekleşecektir.

İnsanlar arasındaki bağlılığı ne kadar bir dizi ilmi sebeple anlatsak da İslam’a göre hepsini kuşatan ve diğerlerine üstün olan bir eser görürüz ki, bu, Allah’ın kalplerimize verdiği bütünleşme ve uzlaşma hissidir.

“(Allah) onların kalplerini birleştirdi, eğer yeryüzünde olan her şeyi sarf etsen yine de onların kalplerini uzlaştıramazdın ve fakat Allah onları uzlaştırdı! (4)

“Hepiniz Allah’ın ipine sarılın, ayrılmayın. Allah’ın size olan nimetini anın ki düşmandınız, kalplerinizin arasını uzlaştırdı da onun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Bir ateş uçurumunun kenarında idiniz, sizi oradan kurtardı. Allah doğru yola erişesiniz diye böylece ayetlerini açıklar”.(5)

Toplumu meydana getiren bağlar, gönüller arasındaki uzlaşma, Kur’an’a göre Allah’tandır. Ve gerçek bağ budur.

Allah vergisi olan bu bağın yerini diğer bağlar tutamaz. Diğer bir tabirle “Allah insanlar arasındaki münasebetlerin, kalplerin derinliklerine inerek, kuruyan kaynakları yumuşatan ve onları yekdiğeriyle sıcak sevgiyle bütünleşme esası üzerine oturmasını ister.

Kur’an vahyi ilk andan itibaren insanlar arasında ırk, renk, memleket ve dil farklarını, üstünlük aracı olmaktan çıkarır ve hitabını bütün insanlara yaparak, gönülleri Allah’a yöneltir. Esasen bu durum Kur’an’ın alemlerin Rabbi vurgusunda da kendini gösterir. İslam insanların aralarında dostluk kurarak, barış halinde bulunmaları düsturunu getirmiş olmakla insana verdiği değeri ortaya koyar. İslam, ferdi hak ve hürriyetleri güven altına alan bir birlik ve bütünlük dinidir. O, aynı zamanda kollektif refahı sağlar, bunu yaparken de iktisadi bakımdan da ahlaki yönden de kendisine insanı esas olarak alır.

İyi Şeylerde Yardımlaşma, Kötü Şeylerden Sakındırma: İslam dininin en dinamik emirlerinden birini teşkil eden bu esas bütün bir sosyal sistemi içine almaktadır. Öte yandan Kur’an, İslam’ın genel kurallarına uymayan ve toplumun nizamını bozucu sosyal bütünleşmeyi de kabul etmez.(6)

Kur’an, “İyilikte ve fenalıktan sakınmada yardımlaşın; günah işlemek ve aşırı gitmekte yardımlaşmayın” (7) derken sosyal fonksiyonların sıklaşmasında idealist bir tutumu telkin etmektedir.

Toplumun bütünleşme ve birleşme yönünden ıslahı ile bozulması bazen aldatıcı şekilde birbirine karıştırılabilir.(8)

Bu denli negatif görüntü ve durumlarda İslam gerçek bütünleşmeye ve gerçek bağlara özellikle toplumsal istikamete itina göstermiştir.

İyiliği (maruf) emretme ve kötülükten (münker) alıkoyma tutumuna değinmekden kastedilen mana tam oturmayacaktır. Kısaca maruf, dinin emrettiği; münker, dinin yasakladığı şey demektir. Başka bir deyimle Kur’an ve sünnete uygun düşen şeye maruf; Allah’ın razı olmadığı, inkar edilmiş, haram ve günah olan şeye münker denilir.

Münker, marufun zıddı olarak, her sahih aklın çirkinliğine hükmettiği şey, selim kalp sahiplerinden oluşan kamu vicdanında yer etmemiş, kitap ve sünnetin de çirkin gördüğü şey demektir.

Daha geniş bir yaklaşımla maruf ve münker, İslam’ın ve İslam üzere olan selim kalplerin belirlediği şeydir. Yani toplumu hayra ve şerre götüren şeylerdir. Allah, insanlık tarihi boyunca birbiri ardınca peygamberler göndererek, neyin güzel, neyin çirkin olduğunu ve nasıl davranmaları gerektiğini insanlara bildirmiş, O’nun bu şekilde emir buyurup, teşri kıldığı davranış şekilleri artık birer toplumsal kaide, “maruf” ve/ veya maruf birer urf olmuştur.

Kur’an, bu sosyal olguyu toplumun temeli kabul ederek sık sık dile getirir. “Sizden hayra çağıran, marufu emreden, münkerden vazgeçirmeye çalışan bir ümmet bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.”(9) Bu ayetle iyiliğin emredilmesi ve her türlü kötülüğün men edilmesi işi bütün inananlara bir sorumluluk yüklemiştir.

Başka bir ayette: “Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz. Marufu emreder, kötülükten vazgeçirmeye çalışır ve Allah’a iman edersiniz.”(10)

Başka ayetlerde, müşriklerin yanında,(11) mü’minlerin karşısında kötülüğü emreden, marufu yasaklayan, böylelikle Allah’ın emir ve yasaklarına karşı çıkarak, emredilenin tam tersini yapan münafıkların (12) durumu da negeatif yönde bir etkileşime örnek olarak Kur’an’da geçmektedir. Öte yandan Hz. Lokman’ın oğluna öğüdü, toplumların bu hususu ihmal ettiğinde nasıl helak edildiği (13) örneklerini de Kur’an, pozitif yönde iletişimlere iyi örnekler olarak inananların önüne koymuştur.

Bir toplumda iyiliği emreden, kötülükten menedenler olmazsa giderek kötü olan işler birer kural yani bir yaşama biçimi olurlar. Bu halin sosyal çözülmelere ve çöküntülere sebep olacağı açıktır.

Kur’an inananlardan öyle dinamik bir topluluk ister ki, şayet bu dinamik unsur inananlar tarafından ihmal edilirse yani dinamikliğin yerini statik bir toplum yapısı alırsa maddi ve manevi alanda müslüman toplumun üstünlük hakkını kaybedeceği ve buna her dönem ve toplum içinde dikkat edilmesi gerektiği Kur’an’da özellikle vurgulanmıştır. Kur’an inananlara ne kadar düzen ve disiplini, sulh ve sükunu, iyi ve güzeli, doğru ve hak olanı telkin ederse etsin renkler ve tezatlar yaşanacaktır. “Rabbin dileseydi” hikmetine açık olan hayatın, tek boyutlu olması murat edilmemiştir.” Ancak;

Kur’an, sosyoloji açısından eşsiz bir önem taşıyan, öyle bir prensip,öyle bir sosyal garanti talebi tebliğ etmiştir ki, toplumun geleceği buna bağlı kılınmıştır.

Hiç şüphesiz ki bu “içinizde daima iyiliği emir ve kötülüğü men eden bir cemaat”,(14) dünya çapında da bir ümmet bulunsun,diyerek, sosyal bütünleşme için yeterli miktarı yahut asgari sınırı belirtmiştir.

Mü’minler arasında canlı ve sürekli bir toplumsal birliktelik ve beraberliğin olması, ancak toplumun sosyal bütünleşmesi adına sigorta görevi yapan İslam dininin bu dinamiğiyle mümkündür.

İnfak ve Dengeli Tutum: Sosyal bütünleşmeyi en ciddi şekilde menfi etkileme ya da önündeki en büyük engel adına iki fenomen dikkat çekici bir şekilde vurgulamıştır. Bunlar lüks ve aşırı zenginlik hevesi: Zira aşırı zenginlik ve lüks, insanlar arasındaki adaletin ve dengenin bittiği yerde başlar. Kur’an, lüks, debdebe ve şatafatı nankörlük ve olumsuz davranışların kaynağı sayıyorsa, dengesiz bir sosyal konumun neticesi olan lükse alternatif olarak da adil ve dengeli bir toplum düzeni arzulamaktadır.

Yine bu gibilerinin(ileri gelen azgınlar) akıbeti ve dünyayı bozmalarından ahirette hesaba çekilecekleri de Kur’an’da anlatılır.(15) Aşırı zenginliğin körüklediği dünyaya tamamen bağlanma ve arkasından lüks tüketim, toplumdaki sosyal dengeyi bozar ve o toplumun mutlu ve kendi içinde bütünleşmeyi sağlaması mümkün olmaz. Zira bu durumda Kur’an’ın değer ölçüsü yitirmiştir. Kur’an’ın değer ölçüsünün yitirilmesi diyebileceğimiz örnekler olma sadadinde şu konular da akla gelmektedir. Zengin olup bunu iyi kullanmayanlar,(16) açları doyurmayanlar, Medine zenginlerinin Tebuk’e gitmeleri ve sorumluluktan kaçmaları,(17) altın ve gümüş biriktiren zihniyetin zemmedilmesi ve ehl-i kitap din adamlarının dünya karşısındaki tutumları(18) sıralanabilir.

Esasen bu menfi durumların çözümünü de Kur’an vermektedir. Bu ise infaktan başka bir şey değildir. Bu arada Kur’an’da, yoksul, muhtaç ve gariplerin çokça anılması fakirlik olgusunun ebediyen çözümlenemeyecek bir mesele gibi görüldüğü anlamına gelmez. Kur’an’da bir çok yerde de, infakın öylesine bir bağış ve sadaka olmayıp, aksine muhtaç ve yoksulların asıl hakkı olduğu belirtilmektedir.

Sosyologlarca kabul edilen görüşe göre; gelir dengesi bozuk, fakirle zengin arasındaki farkın büyüdüğü toplumların ideal manada bir toplumsal bütünleşme sağlamaları mümkün değildir.

Bu durum istisnai zamanlar bir bütünleşme siluetinden başka şey değildir.

Akrabalık ve Komşuluk Bağını Koruma: Kur’an uzak ve yakın komşuya iyi davranmayı ısrarla tavsiye etmiş ve Peygamberin uygulamaları da buna örneklik teşkil etmiştir. Bu sayede Kur’an en yakından başlayarak aile, akraba, yetimler, muhtaçlar, (19) mahalle ve köy ve benzerleri bütünleşmenin adresi olarak göstermiştir. Zaten Peygamberin uyguladığı kardeşlik de geçici değil, daimi bir sistemdir. Onun zamanla mukayyet olduğunu gösterecek herhangi bir delil ve işaret bulunmadığı için de her devirde elverişli ve faydalıdır.

Manevi ve Sosyal Rahatsızlıklar: Kur’an’ın zikrettiği sosyal dayanışma ve bütünleşmeyi engelleyen manevi rahatsızlıklara da dikkatleri çekmemiz yerinde olacaktır:

Adam öldürmek ve kan davası gütmek, haset etmek(20) israf ve cimrilik,(21) yalan söylemek ve iftira etmek, gıybet ve su-i zan, fuhuş ve zina, hırsızlık ve gasp, karaborsacılık yapmak, içki ve kumar, rüşvet, faiz.(22) Bütün bu yasaklar tabii ki daha mutlu ve müraffeh bir toplum düzeni için Kur’an’ın bize sunduğu reçetedir. İlahi rahmet, zenginlerin ve fakirlerin samimi bir yakınlaşma anlayışı içinde, nimetlenmelerini gerektirirken bunun zıddına hareket eden ve karşılarında fakir bulunmadıkça mutlu bir hayat süreceklerini zanneden toplumlar hiçbir zaman sosyal sıkıntı ve çalkantılardan kurtulamazlar. Bunun yanında evrensel manada toplumları çökerten hususlara bakıldığı zaman yukarıda sayılan manevi ve sosyal rahatsızlıkların en önde oldukları görülmektedir.

Sosyal Bütünleşmeyi Sağlayan Ahlaki Kategoriler

Kur’an’da sosyal bütünleşmeye götüren ve bütünleşmeyi engelleyen durumları kısaca anlatmaya çalıştık. Son olarak Kur’an’ın bütünleşmeyi sağlayan ahlaki kategorilerini kısaca hatırlatmakta fayda vardır. Bunlar; iyilik doğruluk, adalet, iyilerle dost olmak, iyilikte yardımlaşıp kötülüğe karşı koymak, infak, arabuluculuk, adalet, kardeşlik, bağışlama, (23) sadaka, görevi ehline verme, ödünç verme, sabır, (24) itaat, (25) çalışkanlıktır.(26)

Kaynak: Diyanet İlmi Dergisi / 2007 / Sayı: 2 / bkz: 180-186

1) 32: Al-i İmran suresi: 64, 2) 33: Nisa suresi:1 , 3) 35: Hucurat suresi: 10 , 4) 37: Enfal suresi: 63 , 5) 38: Al-i İmran suresi: 103 , 6) 42: Bakara suresi: 85 , 7) 43: Maide suresi: 2 , 8) 44: Bakara suresi: 11-12 , 9) 49: Al-i İmran suresi: 104 , 10) 50: Al-i İmran suresi: 110 , 11) 51: Maide suresi: 78-79 , 12) 52: Tevbe suresi: 67 , 13) 53: Lokman suresi: 17 , 14) 55: Al-i İmran suresi: 104-110 , 15) 59: Sebe suresi: 33-37 , 16) 60: Leyl suresi: 8-11 , 17) 62: Tevbe suresi: 93 , 18) 64: Tevbe suresi: 34 , 19) 68: Nisa suresi: 36 , 20) 71: Bakara suresi: 30 , 21) 72: İsra suresi: 29 , 22) 80: Bakara suresi: 275 , 23) 90: Bakara suresi: 263 , 24) 94: Bakara suresi: 153 , 25) 95: Al-i İmran suresi: 32/132 , 26) 96: Necm suresi: 39

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.