Namaz Gusül Kur'an Allah Tövbe Vesvese
DOLAR
8,1772
EURO
9,8359
ALTIN
468,77
BIST
1.350
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa
Gök Gürültülü
18°C
Bursa
18°C
Gök Gürültülü
Perşembe Parçalı Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Gök Gürültülü
20°C
Pazar Gök Gürültülü
17°C
SON DAKİKA
Farz ve Nafile İbadetlerin Önemi
Ben Sana Emretmişken Seni Secde Etmekten Alıkoyan Nedir?
Ezan-ı Muhammediye
Allah Var Diyorsun Ondan Sonra Yok Gibi Davranıyorsun
Hiç Ölmeyecekmiş Gibi Yaşıyorsunuz
Oğlum! Nasihat İstiyordun Al Sana Nasihat
Yetiş Ey Allah’ın Resulü Yıkılıyoruz
Allah Var Diyorsun Ama Yok Gibi Davranıyorsun
Ey İnsanlar…!
Verilen Sözü Yerine Getirmek
Kanaatkar Olmak yada İyilik Yaparım adına Dünya malı Toplamak. Sonuç mu?
Hz Ali’nin oğlu Hz Hasan’a Nasihatleri
Hz Ali’nin Güzel Bir Vaazı
Taharetsiz Namaz Kabul Olur mu?
Secdede Ayakların Yerden Kesilmesi Namaza Zarar Verir mi?
Vakti İyi Değerlendirmek
Çocuğun Anne Baba Üzerindeki Hakkı – Diyanet
Her Nefesin Kıymetini Bilmek
Sahi Ya Ne Oldu Bize?
Namaz Belirli Vakitlerde Müminlere Farz Kılınmıştır
Namaz Dinin Direğidir
Cinsel İlişki Hakkında Bilmeniz Gereken Hususlar
Cinsel İlişkiye Girmenin Amacı ve Gayesi
Namazda Allah’tan Habersiz Olmak
Kerahat Vaktinde Neden Namaz Kılınmaz?
Vakit Namazlarının Geciktirilmesi
Namazın Vacipleri Nelerdir?
Namazlardaki Rekat Sayıları Neden Farklı?
İşçi ve İşveren için Namaz Meselesi
Sahibini Kötülükten Alıkoymayan Namaz Hakkında; Bir Ayet Bir hadis İnceleme
Sorumluluk İsteyen Bir İbadet: Namaz
Kıldığın Namaz Sende Değişikliğe Sebep Olmuyorsa O Namaza Yeniden Başla
Seferi iken Kılınamayan Namazın Kazası Nasıl Yapılır?
Kaç Yaşına Kadar ve Namaz Kılmayan Çocuğun Günahı Kimedir?
Cemaatle Namaz Kılmak
Helal Haram Duyarlılığı Hakkında Vaaz & Diyanet
Kısaca Namazı Bozan Davranışlar & Diyanet
Hangi Vakitlerde Namaz Kılınmaz ve Sebepleri
Namaz Kılarken Her Rekatta Aynı Süreyi Okumak Caiz midir?
Namaz Kılarken Aklımıza Başka Şeyler Geliyorsa
Namaz Neye Benzer?
Namazı Vaktinde Kılmanın Önemi ve Gerekliliği
Uyuma ve Unutma Sebebiyle Kaçırılan Namazın Hükmü Nedir?
Namazı Dosdoğru Kılın Ayeti ve Tefsiri
Namazı Bozan Şeyler Nelerdir?
Namaz Kılan Birisini Güldürmek Günah Mıdır?
Namazın Sünnetleri Nelerdir?
İş Yerinde Namaz Kılamıyorum. Ne Yapmalıyım?
Namazda Tadil-i Erkanın Hükmü Nedir?
Namazı Huşu İçinde Kılmak
Fe Eyne Tezhebun (Bu Gidiş Nereye?)
Namaza Hazırlık Yapmak ve Şartları
Covid-19 Sayesinde İnsanın Kendisi ile Yüzleşmesi
Namaz Kılarken Nelere Dikkat Etmeliyiz?
Namazda Şeytandan Gelen Vesvese
Namaz Kılmanın ve Cemaatin Fazileti
Gözümün Nuru, Dinin Direği Namaz
Namaz Konusunda Gevşeklik ve Tembellik Göstermenin Bazı Sonuçları
Salih Bir Amel: Namaz
Hasta Olanlar Nasıl Namaz Kılınır?

Namazın Farzları Nelerdir?

20.12.2020
0
A+
A-

Bunlara namazın şartları da denir. Bunların her biri namazın başından sonuna kadar devam eder. Taharet, setr-i avret ve kıbleye yönelmek gibi bazı şartların namazın başından sonuna kadar devam ettirilmesi şart koşulmuştur. Niyet, iftitah tekbiri, vaktin girmesi, cuma günü hutbenin okunması gibi bazı şartların ise sadece gerçekleşmesi şart koşulmuştur.

Namazın dışındaki farzlar altı tanedir

1-► Hadesten Taharet: Hades genel olarak hükmi kirlilik, hadesten taharet de bu hükmi kirlilikten temizlenme demektir. Abdestsizlik durumu; yani namaz abdestinin olmayışı ve cünüplük hali, dini liberatürde ‘hades’ yani hükmi kirlilik olarak nitelendirilir.

Hadesten taharet, namaz abdesti olmayan bir kimsenin abdest alması, gusül yapması gereken bir kimsenin gusül etmesi yani boy abdesti alması demektir.

Bilinen namaz abdestinin olmaması küçük hades olarak, cünüplük, adet görme (hayız) ve lohusalık gibi gusül gerektiren durumlar ise büyük hades olarak adlandırılır. İmam Ebu Hanife, Habib b. Ebi Sabit’den şöyle nakledilmiştir:

“Cünüp biri, bir cemaate namaza kıldırırsa; kendisinin ve cemaatin o namazı tekrar kılması gerekir”. İmam Ebu Hanife bu rivayeti senedi ile birlikte müminlerin emirinden nakletmiştir.

2-► Necasetten Taharet: Allah Teala ‘Elbiseni Temizle (Muddessi’4)” buyurmuştur. Bu ayet, elbiseni su ile necasetten temizle anlamına gelir. Çünkü namaz ancak bu şekilde geçerli olur. Necasetten Taharet, vücut, elbise ve namaz kılınacak yerin -insan kanı ve idrarı, at, koyun gibi hayvanların idrarı ve dışkıları gibi- dinen pis sayılan şeylerden temizlenmesi demektir.

Süleyman b. Yesar’ın şöyle söylediği nakledilmiştir: “Hz Aişe’ye elbiseye bulaşan meniyi sordum. O da şu şekilde cevap verdi: Hz Peygamber (s.a.v)’in elbisesine bulaşan meniyi yıkardım. Sonra Hz Peygamber (s.a.v) namaza giderdi. Elbisede yıkamanın izi, yaş olarak belli olurdu”.

Ağır Necaset (Necaset-i Galiza): İnsan vücudundan çıkan, abdest veya gusül almayı gerektiren her şey, eti yenmeyen hayvanların idrarları, ağız salyaları ve tersleri. Bütün hayvanların akan kanları, eti yenen hayvanlardan tavuk, kaz, ördek ve hindi gibi kümes hayvanlarının tersleri, alkollü içkiler.

Hafif Necaset (Necaset-i Hafife): Atların ve etleri yenen koyun, geyik gibi ehli veya yabani hayvanların idrar ve tersleri, eti yenmeyen hayvanlardan çaylak, kartal, atmaca gibi havada tersleyen vahşi hayvanların tersleri..

3-► Setr-i Avret: Avret; insan vücudunda başkası tarafından görülmesi ayıp veya günah sayılan yerlerdir. Satr-i avret, avret sayılan yerleri örtmek demektir. Avret yerlerinin namaz da olduğu gibi, namaz dışında da örtülmesi ve başkalarına gösterilmemesi gerekir. Erkek için avret, örtülmesi gereken yerler, göbekten diz kapağının altına kadar ki bölgedir. Buna göre diz kapağı da avretten sayılır, gösterilmesi caiz değildir.

Kadın için avret; yüz, el ve ayak dışındaki bütün vücuttur. Onlar yüzlerini namaz da örtmedikleri gibi, ellerini ve ayaklarını da açık bulundurabilirler. Saçlarıyla beraber başları, kolları ve bacakları örtülü bulunur. Buraları örtmek farzdır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v): Allah bulüğa ermiş kadının namazını başörtüsüz kabul etmez ve kadın bulüğ çağına erince elleri ve yüzü dışında kalan yerlerini başkasına göstermesi helal olmaz buyurmuştur. Kadının ayaklarının avret sayılıp sayılamayacağı konusunda ihtilaf vardır. Sahih olan görüşe göre ayaklar da avrettir.

Ancak şöyle bir ifade geçmektedir: ‘En sahih görüşe göre ayaklar avret değildir‘. Ayakların 1/4’ünün namazın bir rüknünü yerine getirecek kadar açılması namazı bozar. Aynı şekilde başın, karın, sırtın, uyluğun ve kulağın 1/4’ünün namazın bir rüknünü yerine getirecek kadar açılması namazı bozar. Kadının bu bölgelerinin 1/4’ünden daha az bir kısmı namazın sonuna kadar açılsa bile namazı bozulmaz. Ancak namaz mekruh olur.

Müstehab olan; kadının ayaklarından itibaren örten bir elbise, başını, boynunu örten bir başörtüsü ve elbisesinin üzerine giydiği bir dış kıyafet ile namaz kılması, rüku ve secde halinde elbisesinin arka tarafını ve diğer avret yerlerini ortaya çıkarmasını önlemek için kollarını yanlarına doğru açmalıdır. Bütün fıkıh alimleri, kadınların namaz ve ihramda yüzlerini açmaları gerektiği konusunda ittifak etmişlerdir. Farz olan, derinin rengini örten bir elbise ile örtünmektir.

Ten rengini belli edecek kadar şeffaf bir elbise ile namaz kılmak caiz değildir. Çünkü böyle bir elbise, örtünmeyi sağlamamıştır. Ten rengini belli etmeyen, ancak vücudun hatlarını gösteren elbise ile namaz kılmak caizdir. Çünkü elbise ne kadar kalın dokunursa dokunsun, vücudun hatlarını göstermesinden kurtulmak mümkün değildir.

Derinin rengini gösterecek şekilde ince olan elbise ile avret yeri örtülmüş sayılmaz. Bunun için böyle bir elbise ile namaz kılmak sahih olmaz. Elbisenin darlığından dolayı avret yerinin belli olması, kötü bir hal ise de namazın sıhhatine engel olmaz. “Kadın güzel olur, onun yüzü ile ellerinin fitneye sebep olmasından endişe edilirse bu durumda yüzünü ve elini kapatması gerekir. Eğer kadın yaşlı olursa yüzünü ve ellerini açması caizdir.

4-► İstikbal-i Kıble: Namaz kılarken kıbleye yönelmek demektir. Kişi kıbleyi tayin edemez, yanında da kıbleyi sorup öğreneceği biri yoksa bu durumda ictihad eder ve ictihadı sonucu belirlediği yöne doğru namazını kılar. Eğer kıbleyi sorabileceği birini bulabilirse kişinin mutlaka ona sorması ve onun sözüne göre amel etmesi gerekir. Kişinin kıble tayini konusunda ictihadı, sorduğu kimsenin cevabından farklı olabilir. Bu durumda sorulan kimseye bakılır. Eğer o yöre halkından ve şahitliğine güvenilen biri ise bu durumda onun görüşüne itibar edilmesi gerekir. Namaz kılındıktan sonra kendisine kıble sorulan kimsenin yanlış cevap verdiği anlaşılırsa veya kıble yönünü belirlemek için ictihad eden kimsenin ictihadı değişirse, namazı tekrar kılması gerekmez. Çünkü namaz kılan kimse imkan ve gücü nispetinde amel etmiştir.

Namaz kılarken kıblenin yanlış olduğu anlaşılırsa

Namaz kılarken kıblenin yanlış olduğu anlaşılırsa bu durumda kıbleye doğru dönülür ve namaza kalındığı yerden devam edilir. Kişi; kıble tayini için yaptığı ictihadın sonucu ortaya çıkan yöne değil de başka yöne doğru namaz kılarsa namazı fasid olur. Ebu Hanife ve İmam Muhammed’e göre kıbleyi tuttursa bile hüküm aynıdır. Ebu Yusuf’a göre kıbleyi tutturduğu takdirde namazı geçerlidir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

5-► Vakit: Namaz, günün belli zamanlarında yerine getirilmesi gereken bir farzdır. Bu itibarla farz namazlar için vakit şarttır. Yine her bir farz namaza bağlı sünnet namazlar, vitir, teravih ve bayram namazları için de vakit şarttır. Bir farz namaz, vaktinin girmesinden evvel eda edilemeyeceği gibi, vaktinin çıkmasından sonra da eda edilemez. Bir farz namazın vakit içinde kılınmasına ‘eda’, vakti içindeki namazın herhangi bir eksiklikten dolayı tekrar kılınmasına ‘iade’, vaktinin çıkmasından sonra kılınmasına da ‘kaza’ denir.. Kaza sadece beş farz namaz ve bir de vitir için söz konusudur. Cuma ve bayram namazları ile sünnet namazlar kaza edilemez.

6-► Niyet: Bütün ibadetlerde olduğu gibi namazda da niyet şarttır. Niyet aslında bir azimden ve kesin bir iradeden ibarettir. Kalbin bir şeyi kasdetmesi ve bir işin ne için yapıldığını bilmesi demektir. Namazla ilgili niyet; Yüce Allah’ın rızası için namaz kılmayı istemek ve hangi namazın kılınacağını bilmektir. Yapılan işlerin önemleri ve sevapları niyetlere göredir. Niyet kalbe aittir. Kalben niyet olmaksızın dil ile yapılan niyet geçerli değildir. Namaza başlarken yapılacak olan niyetin illa dille söylenmesi yani niyet edilen şeyin telaffuz edilmesi şart değildir.

Farz namazlarla, bayram ve vitir namazlarında bunları yerine getirirken hangi vakitler olduğunu belirlemek gerekir.. “Bugün ki sabah namazını” veya “Bugün ki Cuma namazını”, “bugün ki Vitir veya Bayram namazını” diye niyet edilir. Nafile namaz kılmak isteyen kimsenin sadece namaza niyetlenmesi yeterlidir. Kaza namazı kılarken farz namazı belirlemek gerekir. Vakit namazını kılarken ise vaktin farzına niyet edilir. İmama uyan kimse, hem vaktin farzına hem de imama uymaya niyet eder. Şöyle ki; İmamın namazına başlamaya veya kıldırdığı namazı konusunda imama uymaya niyet eder.

Akademi Araştırma Heyeti / Bir Müslümanın Yol Haritası / bkz: 306-312
Esad Muhammed Said es-Sağirci / Delilleriyle Hanefi Fıkhı / bkz: 159-166

Namazın İçindeki Farzlar

1- İftitah Tekbiri: İftidah ‘başlamak, kapıyı açıp girmek’ anlamındadır. Namaza başlarken “Allahu Ekber” yerine, “Allahü’l Kebir” veya “Allahü Kebir” yahut yanlız “Allah” denilmesi de farz için yeterlidir. Bunlarda Yüce Allah’ın şanını yükselten mana vardır. Fakat şu ifadelerle namaza başlanamaz;” Allahümmağfir lli, Estağgirullah, Euzü Billah, Bismillah” Çünkü bunlar birer dua sözleridir, yalnız tazimi ifade etmezler

2- Namazlarda Kıyam (Ayakta durmak): Kıyam; farz ve vacip namazlarda bir rükundur ve bir esastır. Bundan dolayı kıyama gücü yeten bir kimsenin oturarak kılacağı farz veya vacip namaz caiz olmaz. Rükünler farz olduğundan onlara riayet etmek gerekir. Bir hasta gerçek olarak veya hükmen ayakta durmaktan aciz kalsa, namazını oturarak kılar. Bu şöyle olabilir;

Ya hastalık gibi bir özürden dolayı gerçekten ayakta duramıyor veya sıhhatli olduğu halde şiddetli ağrılar duyacağından veya bulunduğu halden daha kötü bir hale düşeceğinden korktuğu için ayakta durmuyor. Her iki halde de oturarak namaz kılabilir. Gücü yetiyorsa, rüku ve secdeleri yapar, çünkü zorluklar kolaylığı kazandırır. Zaruretler de kendi miktarlarınca bir ölçüye bağlanır.

Bir hasta, bir yere dayanmak suretiyle ayakta namaz kılmaya gücü yettiği sürece, oturarak farz namazlarını kılamaz.

Yine bir süre ayakta durmaya gücü yetiyorsa, o sürece ayakta durur ve sonra oturarak namazını bitirir. Öyle ki, yalnız iftitah tekbirini ayakta almaya gücü yeten kimse, bu tekbiri ayakta alır, sonra oturup namazını kılar, başka türlü yapamaz.

Ayakta namaz kıldığı takdirde Kur’an okumaktan aciz kalacak olan bir kimse, namazını oturup kıraatle kılar. Ayakta bir miktar okumaya gücü yeten kimse, gücü yettiği kadar ayakta okur, geri kalan kısmını oturarak kılar.

Rüku ve secde ile namaz kıldığı takdirde yarasından kan akacak kimse, namazını ayakta veya oturarak ima ile kılar. Ayakta namaz kıldığı takdirde, idrarını tutamayacak olan kimse de, namazını oturarak rüku ve secde ile kılar

Oturduğu halde de rüku ve secde etmeye gücü yetmeyen kimse, başı ile ima ederek rüku ve secdesini yapar. Secde için, rükudan ziyade başını eğer. Üzerine secde etmek için yastık gibi bir şey temin etmesi uygun değildir. Bununla beraber böyle bir şey üzerine başını koyarak secde etmesi de caizdir. Bu durumda secde yerinin sertliğini duyarsa rüku ve secde ile kılmış sayılır, duymazsa ima ile kılmış olur.

Oturarak namazını kılamayan kimse, arkası üzerine yatar ve ayaklarını kıble yönüne doğru uzatır. Sonra rüku ve secde için ima ederek namazını kılar. Başı ile ima edebilmesi için, omuzlarının altına uygun bir şey konur. Böyle secde yapsa, namazı yine caiz olur. Fakat gücü varsa, arkası üzerine yatması daha faziletlidir.

Oturarak namaz kılabilecek bir hasta, gücü varsa teşehhüdde oturulduğu gibi oturur ve böyle namazını tamamlar. Buna gücü yoksa, kolayına geldiği gibi oturur

3- Namazda Kıraat: Namaz kılanın kendisi işitebilecek derecede dili ile harfleri belirterek Kur’an-ı Kerim ayetlerinden bir miktar okuması, namazın bir rüknü olarak farzdır. Kendisi duymayacak kadar bir sesle okuyuş kırat değildir. Ancak imama uyan kimse bu kıraatten müstesnadır, bu kimse Kur’an okumaz

4-Namazlarda Rüku: Kıraatten sonra eğilerek rükuya varılır. Baş ile sırt düz bir doğrultuda bulunur. Eller dizlere kadar uzatılıp dizler kavranır. Ayakta namaz kılan kimsenin rükü için yalnız başını eğmesi kafi gelmez. Arkasınıda eğerek doğru bir çizgi gibi düz bir durum almış bulunur. Bu tam bir rükudur. Rükuya giden kimse böyle bir vaziyet almaz da kıyama daha yakın biz çizgide eğilirse, onun rüküsü sahih olmaz. Fakat rüku vaziyetine daha yakın eğilmiş ise rükusu sahih olur.

İmama rüku halinde yetişen kimse, ayakta tekbir alıp ondan sonra rükuya gider. Bu tekbiri rükuya yakın bir vaziyette alırsa namazı bozulur, imama uymuş olmaz

İmam henüz rükuda iken yetişip de ona uyarak rükuya varan kimse, o rekatı imamla kılmış sayılır. Fakat bir insan, imam rükuda iken tekbir alıpda imam rükudan kalktıktan sonra rükuya gitse, o rekata yetişmiş sayılmaz, bir rekatı kaçırmış olur. Kaçırdığı rekatı namaz sonunda imam selam verdikten sonra tek başına kılar.

İmama uyan kimse imamdan önce rükuya varıp daha imam rükuya gitmeden başını kaldırırsa, bu rüku yeterli olmaz.Bunu imamın rükusu ile iade etmezse namazı bozulmuş olur.

İmamdan önce rükü ve secdeden başını kaldıran kimse, imama aykırı davranışını gidermek için hemen rükü ve secdeye döner. İmama rükuda yetişen kimse, iki tekbire muhtaç değildir. Ayakta Allah’ü Ekber deyip hemen rükuya  gider. Bu bir tekbir ile hem iftitah hemde rüku tekbirini almış olur

5- Namazlarda Secde: Namaz kılan kimse, rükudan sonra secdeye varır. Rükudan doğrulduktan sonra yere kapanarak iki dizi üzerinde ellerini dayanarak alnını ve burnunu (yüzünü) iki eli arasında yere veya yere bitişik bir şey üzerine koyar. Yüce Allah’a tazimde bulunur.

Namazda secde için alın yere koyulduğu halde burun yere konmasa, secde yine caiz olur, fakat böyle bir secde özür bulunmayınca mekruhtur. Aksine olarak burun yere konur da alın konmazsa, özür olmadığı takdirde İmam-ı A’zam’a göre kerahatle caiz olur.  İki imam’a göre özürsüz böyle bir secde caiz olmaz (İmam Yusuf ve İmam Muhammed)

İki ayağın veya bir ayağın parmakları yere konmadıkça secde caiz değildir

Bir özür olmasa dahi, yere serilmiş olan herhangi bir şey üzerine secde edilebilir. Yerin pis olması zarar vermez, o yerin pis kokusu veya pisliğin rengi gibi bir eseri bulunmamak şartı ile. O kadar var ki, böyle bir şeyin yere serilmesi ya sıcaktan ya soğuktan korunmak veya elbiseyi toz topraktan korumak için olmalıdır. Yoksa yalnız alnı topraktan korumak için olursa kerahat işlenmiş olur

Farz olan rükü ve secde rükünlerinin yerine getirilmiş olması için, rüku ve secde denilebilecek kadar o vaziyetlerde durmak yeterlidir, muhakkak üçer kez tesbih okunacak miktar beklemek farz değildir. Fakat rükü ve secdede sünnet miktarı en az üçer kez tesbih okumaktır. Yalnız başına namaz kılan daha çok tesbih yapabilir. Fakat imam olan kimse, cemaatin rızası bulunmadıkça üçten fazla tesbihde bulunmamalıdır. çünkü cemaati usandırmak ve kaçırmak uygun değildir.

Rüküda Tesbih=”Sübhane Rabbiye’l Azim” dir

Secde de Tesbih=Sübhane Rabbiye’l A’la” der

Her iki rekatta iki secde yapılır. Bunlardan biri kasten terk edilirse namaz bozulur. Yanılarak terk edilirse, namzdan sonra hatıra gelse bile namaza aykırı bir iş yapılmamışsa hatırlandığı anda secdeye varılır ve ondan sonra son oturuş iade edilir ve sehiv secdesi yapılır

6- Namazlarda Son Oturuş: Namazların sonunda teşehhüd miktarı oturmak da namazın bir farzı ve rüknüdür..

Bir kimse sabah namazının iki rekatını kıldıktan sonra ikinci rekat sonunda oturmaksızın ayağa kalkıp üçüncü rekatın secdesini yapmış olsa, bu namaz farziyetini yitirir ve nafileye döner. Bu durumda bir rekat daha kılar ve sonunda oturarak selam verir.

Yine dört rekatlı bir farz namazın dördüncü rekatında ve akşam namazının üçüncü rekatında oturmayıpta bir rekat daha kılınarak secdeye varılsa, bu namaz nafileye dönmüş sayılır. Bu halde kılınan namaz sabah namazı ise, dört rekattan sonra hemen selam verilir.. İkindi gibi dört rekatlı namaz ise, beşinci rekata bir rekat daha ilave edilip ondan sonra sonra selam verilir. Sahih olan görüşe göre bu durumda sehiv secdesi gerekmez

Ta’dil-i Erkana Riayet (Rükünlerin Hakkını Vermek)= Namazlarda ta’dil-i erkana riayet etmek İmam Yusuf’a göre bir rükün olduğundan farzdır, bundan maksat, namazın kıyam, rüku ve secde gibi her rüknünü sünnetle yerine getirmek ve bu rükünleri yaparken her uzuv yatışıp hareket halinden beri bulunmalıdır.

Örnek; Rükudan kıyama kalkarken vücud dimdik bir hale gelmeli ve sükunet bulmalı, en az bir kere” Sünhanerabbiye’l Azim ” diyecek kadar ayakta durup ondan sonra secdeye varmalıdır. Her iki sede arasında da böylece bir tesbih miktarı durmalıdır.

Namazdan manevi haz duyanlar, namazda tadil-i erkana riayet ederler, acele etmekten sakınırlar. Acele etmeyi saygıya ve edebe aykırı görürler

(Not= Kitap harici bir yorumdur. Namaz kılarken ki sizlerde çok görüyorsunuzdur. Rükuya eğilip rükudan öyle hızlı kalkıp ve hiç beklemeden secdeye öyle hızlı gidiyor, secdeden öyle hızlı kalkıyor, diğer secdeye veya kıyam durumuna öyle hızlı geçiyor ki anlamıyorsun. Namazdan maksat sadece eğilip kalkmak veya 3-5-7 neyse bitirip namazdan çıkmak değil. Namazı bu maksatla ve bu düşünce ile eda eden arkadaşlar varsa eğer bu yanlışlarından vazgeçmeleri gerekir.Çünkü Rüku ve Secdenin hakkını vermezsen yani tadil-i erkana riayet etmezsen eğer namazın bozulma ihtimali yüksektir.. İmama uyan kardeşlerimiz de imamdan önce ne rükuya gidin nede secdeye. İmam rükuya secdeye gittikten çok kısa olmak kaydı ile imamdan sonra gidin,ve rüku ve secdeden imamdan sonra kalkın. Ancak dediğim gibi çok kısa bir süre. bulunsun arada)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.